Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/9100 E. , 2024/5508 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/9100 Karar No : 2024/5508 DAVACI : ... Odası (... Şubesi) VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- .../... 2- ... İdaresi Başkanlığı/... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN ÖZETİ:... Fabrikaları A.Ş’ye ait ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ..., ..., ve ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin 04.10.2022 tarih ve 6178 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan ve 05.10.2022 tarih …
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/9100 E. , 2024/5508 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/9100 Karar No : 2024/5508 DAVACI : ... Odası (... Şubesi) VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- .../... 2- ... İdaresi Başkanlığı/... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN ÖZETİ:... Fabrikaları A.Ş’ye ait ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ..., ..., ve ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin 04.10.2022 tarih ve 6178 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan ve 05.10.2022 tarih ve 31974 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI :... Fabrikaları A.Ş.'ye ait olan ve özelleştirme kapsam ve programına alınan uyuşmazlık konusu taşınmazlara dava konusu imar planı değişiklikleri ile gelişme konut, resmi kurum, park ve yol alanı kullanım kararları getirildiği, ... Fabrikasında tarımda modernleşmenin sembolü olarak Fransız bir firma tarafından on iki adet betonarme silonun inşa edildiği, bu siloların hem endüstriyel mirasın hem de modern mimarinin bir parçası olması nedeniyle korunması gerektiği, bu alanın neden konut alanına dönüştürüldüğünün anlaşılamadığı, ilgili mevzuat hükümlerine göre parsel bazında nüfus yoğunluğunu ve bina yüksekliğini artıran imar planı değişikliği yapılamayacağı, dava konusu imar planı değişikliklerinin ise parçacıl şekilde yapıldığı ve inşaat alanı yoğunluğunu artırdığı, 1/5000 ölçekli nazım imar planına ait plan notlarında uygulamaya yönelik hükümler yer almasının bu planın ölçeğinin gerektirdiği özen ve kapsamda hazırlanmadığının göstergesi olduğu, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 26. maddesine göre yoğunluk artıran ve kentsel ulaşım sistemini etkileyen imar planı değişikliklerinde kentsel altyapı etki değerlendirmesi raporunun hazırlanması gerektiği, bu raporun dava konusu imar planlarının askı tarihleri süresince davalı kurumun internet sitesinde kamuoyu ile paylaşılmadığı, dava konusu imar planı değişiklikleri ile alana getirilen ek nüfusa yönelik yeterli sosyal ve teknik donatı alanı ayrılmadığı, kaldırılan sosyal ve teknik altyapı alanına eşdeğer alan ayrılmadığı, böylelikle bölgenin sosyal donatı dengesinin bozulduğu, dava konusu imar planı değişikliklerinin hiçbir bilimsel ve çevresel etüt çalışması yapılmadan şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı şekilde gerçekleştirildiği ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istenilmektedir. DAVALI İDARELERİN SAVUNMASININ ÖZETİ : Davanın süresinde açılmadığı, planlama alanının 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planında ''meskun konut alanları'' kullanımında kaldığı, uyuşmazlık konusu taşınmazların Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 12.08.2009 tarih ve 2008/50 sayılı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alındığı, bu karara karşı herhangi bir dava açılmadığı, kamu elinde bulunan ve atıl vaziyette olan kaynakların etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesi ilkesi kapsamında, kamu yararının arttırılması amacıyla, ekonomik anlamda devlete ait olan arazilere değer katılmasının hedeflendiği ve bu amaçla plan değişikliklerinin yapıldığı, söz konusu değişiklikler hazırlanırken parsellere ayrıcalıklı bir yaklaşımla hareket edilmediği, çevre ve imar bütünlüğünün göz önünde bulundurulduğu, parsellerin ulaşılabilirliği yüksek bir noktada bulunması nedeniyle gelişme konut alanı olarak planlandığı, planlama alanının yaklaşık %33,52'sinin asgari standartlara uygun olarak sosyal ve teknik altyapı alanı olarak ayrıldığı, dava konusu imar planlarına ait araştırma ve açıklama raporlarının mevzuata uygun olarak hazırlandığı, belediyece yapılan imar planında parsellerde düzenleme ortaklık payı (DOP) kesintisi mevzuatta belirtilen oranın üzerinde olduğundan parsellere ilişkin imar planı değişikliği yapılmasının zaruri olduğu, imar planı değişikliği ile alana getirilen ek nüfusun 155 kişi olarak hesaplandığı, ek nüfusun ihtiyacı olan park alanına planda yer verildiği, eğitim, sağlık, sosyal ve kültürel tesislere ve ibadet alanlarında yönelik ihtiyaçların ise yapı adasının merkezinden Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde belirtilen yürüme mesafelerini geçmeyecek şekilde mevcut imar planında ayrılan alanlar içerisinde karşılanabileceğinin tespit edildiği, bu bilgilerin plan açıklama raporunda detaylı şekilde açıklandığı, Cumhurbaşkanlığı'nın plan onay yetkisi sadece özelleştirme kapsam ve programında bulunan taşınmazların parsel sınırını kapsaması nedeniyle kaldırılan sosyal ve teknik altyapı alanına eşdeğer yeni bir alan ayrılmasının hukuken mümkün olmadığı, dava konusu imar planı değişiklikleri ekinde analiz, inceleme, araştırma ve değerlendirme çalışmaları ile mevcut durum tespitinin yer aldığı araştırma raporu ve plan değişikliği kararları ile gösterimlerinin ve kentsel teknik altyapı değerlendirmesinin yer aldığı açıklama raporu olmak üzere iki adet raporun yer aldığı, dava konusu imar planı değişikliklerinin planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun olarak hazırlandığı ileri sürülerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlık konusu taşınmazlarda öngörülen tüm kullanımlar yönünden dava dosyası, plan açıklama raporları ve bilirkişi raporundaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu imar planları ile getirilen kullanım kararları sonucu gelecekte bu alanda yaşaması öngörülen kalıcı nüfusun ihtiyacı olan donatı alanlarının neler olduğu, plan bütünü içerisinde dava konusu imar planları ile öngörülen nüfusa yeterli donatı standartlarının bulunup bulunmadığı, aynı şekilde parseller içerisinde getirilen sosyal ve teknik donatı alanlarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olarak ayrılıp ayrılmadığı ve ulaşım altyapısının yeterli olup olmadığı hususlarında mevzuatta öngörülen şekilde bir çalışma ya da analizin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davalı idarelerce, taşınmazın yaklaşık %33,52'lik kısmının park alanı, resmi kurum alanı ve yol (sosyal donatı alanı) olarak ayrıldığı belirtilmekte ise de, sosyal donatı ihtiyacının sadece park, resmi kurum alanı ve yol kullanımlarından ibaret olmadığı; uyuşmazlıkta, önceki 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ''resmi idari tesis alanı, belediye hizmet alanı ve yol'' olarak öngörülmüş bir alanın kaldırılarak, büyük bir kısmının ''konut alanı'' olarak belirlendiği de göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu planlar yapılırken, sosyal ve teknik donatılar yönünden bütüncül bir yaklaşım izlenerek, alanda öngörülen nüfüs ve ihtiyaç olan altyapı alanlarına yönelik ayrıntılı bir araştırma ve incelemenin ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur. Bu doğrultuda, dava konusu imar planları ile alanda getirilen nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik donatı alanı miktarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, alanda bu ihtiyacın karşılanması mümkün ise sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması, mümkün değil ise nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin araştırma ve analizlerin yapılması sonucunda dava konusu imar planlarının hazırlanması gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin onaylanan söz konusu imar planlarının, bu haliyle çevre imar bütünlüğünü bozmadığından söz edilebilmesine olanak bulunmadığından, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI...'İN DÜŞÜNCESİ : Dava, 04.10.2022 tarih ve 6178 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan ve 05.10.2022 tarih ve 31974 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin, ...Fabrikaları A.Ş’ye ait ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir. 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, "Nazım İmar Planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plandır. Uygulama İmar Planı; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plandır." hükmü yer almış, 6. maddesinde, mekânsal planların, kapsadıkları alan ve amaçları açısından mekânsal strateji planlarına uygun olarak; “çevre düzeni planları” ve “imar planları” kademelerinden oluşacağı, imar planlarının ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanacağı, her planın bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanacağı, hükme bağlanmıştır. 3194 sayılı İmar Kanununun 9. ve Ek 3. maddelerinde, özelleştirme programına alınmış arsa ve arazilerin plan değişikliklerinin hazırlanmasında Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığının, onaylanmasında Cumhurbaşkanlığının yetkili ve görevli olduğu, bu plan değişikliklerinin, ilgili kuruluşlardan görüş alınması suretiyle çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılacağı hükme bağlanmıştır. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26. maddesinde, "İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır." kuralına yer verilmiştir. Mevcut imar planları varken bu planların kapsamında bulunan bazı parseller için kullanım kararlarında değişiklik yapmanın plan değişikliği niteliğinde olduğu mevzuatta açıklanmıştır. Yine mevzuat gereği özelleştirme programına alınan taşınmazlarla ilgili olarak, özelleştirme idaresinin, sadece bu taşınmazları kapsayacak şekilde, sınırlı alanda ve özelleştirmenin amacı doğrultusunda plan yapma yetkisi bulunmakla beraber bu planların, çevre ile kopuk mevzi imar planı şeklinde değil, mevcut olan planın bütünü ve doku dikkate alınarak, İmar Kanunu ve bu Kanun'a göre çıkarılan yönetmeliklere uygun hazırlanması, bu kapsamda planlama teknikleri ve ilkeleri uyarınca, sınırlı alanda getirilen kullanım kararının ve plan değişikliği onay sınırının yürürlükte olan plan paftasında gösterilmesi, plan açıklama raporunda da yapılan değişikliğin plan bütününde doğuracağı sonuçlarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim yürürlükteki İmar Kanununda mevzi imar planı kavramına yer verilmemiş, ayrıca Kanun'un 9. ve Ek 3. maddesinde, bu plan değişikliklerinin, ilgili kuruluşlardan görüş alınması suretiyle çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılacağı hükme bağlanmıştır. Bu suretle planlamadan beklenen amaca uygun olarak arazilerin genel kullanış biçimlerinin, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerinin, yerleşme ve sektörler arasındaki ilişkilerin, sosyal ve teknik donatı alanlarının, ulaşım sisteminin, bağlantılarının ve yapılan değişikliklerin bir bütünlük içinde görülmesi ve planlanması mümkündür. Başka bir deyişle yapılan imar planı değişikliğinin, onaylı imar planları ile bütünleştirilmesi ve sosyal ve teknik alt yapı ve mevcut doku ile ilişkilendirilmesi gerekmektedir. Uyuşmazlığa konu olan ve 12.08.2008 tarih ve 50 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararıyla özelleştirme programına alınan mülkiyeti ...Fabrikaları A.Ş.ye ait ... ada, ..., ... ve ... parsellerin bulunduğu alanı da kapsayan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarının, ... Belediye Meclisinin ... tarihli ve ... sayılı kararıyla onaylandığı, davalı idarelerce hazırlanıp onaylanan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarının ise bu taşınmazlar ile tescil dışı alanı da kapsayacak şekilde 6.850 m2 lik alanı içerdiği ve taşınmazların anılan planlarda, gelişme konut alanı, resmi kurum alanı, park ve yol olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Dosyada bulunan bilirkişi raporunda, ...tarihli, ... sayılı ... Büyükşehir Belediye Meclisi Kararı ile onaylanarak yürürlüğe giren 1/25000 ölçekli 2023 ... Nazım İmar Planının, ... ilçesini kapsamadığı ve dava konusu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli plan değişikliklerinin yapıldığı bölge için üst ölçekli planın bulunmadığı, anılan plan değişikliklerinin son derece sınırlı bir alanda, 3 tane parseli kapsayacak biçimde ve sadece üç kullanım kararıyla geliştirildiği, Plan Araştırma Rapordaki şekilde verilen planın ise 2017 yılında onaylanıp 2020 yılında Mahkeme kararıyla iptal edilmiş olan 1/100.000 ölçekli 2038 ... Çevre Düzeni Planı olduğu, ancak bunun 1/25000 ölçekli nazım imar planı olarak sunulduğu, davaya konu işlemde etüt, analiz ve araştırma aşamasının gerekli özenle ve güvenilir bilgi altyapısıyla yürütülmediği, yetersiz kaldığı ve hatalı olduğu, önemli bir eksiklik ve yetersizlik olan bu hususun, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğine de aykırılık oluşturduğu, planlanan alandaki tescil dışı olan ve ağaçlandırılarak çocuk parkı olarak kullanılan alanın, plana bir girdi oluşturması ve plan kararını yönlendirmesi, bu kapsamda da mevcut doğal yapının korunarak sürdürülmesinin doğru bir şehircilik ve planlama yaklaşımı olduğu, ancak aynı duyarlı yaklaşımın taşınmazın güney ucundaki mevcut yeşil doku ve ağaçlar için benimsenmediği, plan değişikliğinde resmi kurum alanı olarak belirlenen yerde de önemli bir ağaç dokusunun ve yeşil alanın bulunduğu, dava konusu alanın yapılı çevreye dönüştürülmeden doğal yapı olarak korunmasının sosyal donatı alanlarına ilişkin eksiklikler açısından bir gereklilik ve mevcut durumu dikkate alan doğru bir planlama yaklaşımı olacağı, ancak bunun yapılmadığı, öte yandan dava konusu parseller ve yürürlükteki 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlar dikkate alınarak donatıların ve teknik altyapının yeterli olup olmadığına ilişkin gerekli analizlerin yapılmadığı, bu araştırma yapılmadan plan değişikliğinin yapılmasının önemli bir eksiklik olduğu, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde yer alan planlama ve araştırma süreci tariflerine de aykırılık taşıdığı, sosyal donatı alanlarının plan değişikliğiyle gelecek ilave nüfus nedeniyle yetersiz kalacağı, plan değişikliği ile getirilen ilave nüfus nedeniyle oluşması beklenen trafik yükünün etkileri için herhangi bir değerlendirmenin Plan Araştırma Raporunda veya Plan Açıklama Raporunda bulunmadığı, ilave bir trafik yükünün kaçınılmaz olduğu, davaya konu planlama işleminin araştırma ve analizlerdeki yetersizliğinin ve eksikliklerinin ulaşım ve trafik etkileri açısından da geçerli olduğu, dava konusu alanda öngörülen ilave nüfusun gereksinimi olan sosyal ve teknik altyapı alanlarının yeterli düzeyde ayrılması durumunda burada konut alanı kullanımının ve park alanının yer seçiminin uygun olduğu, plan değişikliği kapsamında öngörülen resmi kurum alanının ise doğru bir yer seçimi olmadığı, burada var olan yeşil doku, doğal yapı ve ağaçların korunması ve sürdürülmesinin sağlanması gerektiği, tespit ve değerlendirmesi yapılmıştır. Bu durumda bölgedeki imar planları ile ilişkilendirilmeden, yeterli etüt, araştırma ve analiz yapılmadan hazırlanıp onaylanan, Plan Araştırma Raporu hatalı olan plan değişikliklerinde, hukuka, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygunluk bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, planların, dava konusu kısımlarının iptali gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Mülkiyeti ... Fabrikaları A.Ş’ye ait uyuşmazlık konusu taşınmazlar; 02.12.2013 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planında; resmi idari tesis alanı, belediye hizmet alanı ve yol olarak planlanmıştır. Uyuşmazlık konusu taşınmazlar, 12.08.2008 tarih ve 2008/50 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır. Daha sonra, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 04.10.2022 tarih ve 6178 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan ve 05.10.2022 tarih ve 31974 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile uyuşmazlık konusu taşınmazların önceki kullanım kararları ''orta yoğunlukta gelişme konut alanı (121-250 ki/ha), park ve yeşil alan, kamu hizmet alanı ve yol'', 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile ''gelişme konut alanı (ayrık nizam 4 kat, TAKS:0.35, KAKS:1.40), resmi kurum alanı (E:0,70, Yençok:3 Kat), park ve yol'' olarak değiştirilmiş, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin ise ... Belediye Başkanlığı tarafından 19.10.2022-17.11.2022 tarihleri arasında askıya çıkartılması üzerine, davacı tarafından 19.12.2022 tarihinde bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır. 3194 sayılı Kanun'un 6. maddesinde, mekânsal planların, kapsadıkları alan ve amaçları açısından mekânsal strateji planlarına uygun olarak; “çevre düzeni planları” ve “imar planları” kademelerinden oluşacağı, imar planlarının ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanacağı, her planın bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanacağı hüküm altına alınmıştır. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 4. maddesinin "Tanımlar" başlıklı 1. fıkrasının c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı, (...) ifade eder." tanımına, yine aynı Yönetmelik'in 26. maddesinde, "İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yaran amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır." hükmüne yer verilmiştir. 3194 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 2. fıkrasında, "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne, Ek 3. maddesinde, "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (…)(1) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (…) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir" hükmüne yer verilmiştir. 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunu'nun 1. maddesinde: "Bu Kanunun amacı; A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan; a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının, b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının, c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların, d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının, e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının, f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir." kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul Yönünden: Süre aşımı itirazına ilişkin olarak; Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında; Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu hükme bağlanmış, 125. maddesinin üçüncü fıkrasında da; 40. maddedeki düzenlemenin devamı niteliğinde, "İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar." hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; ikinci fıkrasında, bu sürenin, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı; dördüncü fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı hususu kurala bağlanmıştır. Aynı Kanunu'nun 20/A maddesinde ise Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarına karşı açılacak davaların ivedi yargılama usulüne tabi olduğu, bu usulde dava açma süresinin 30 gün olduğu öngörülmüştür. İdari işlemlerin nitelikleri gereği yasalarda, genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmamaktadır. Öte yandan, davacıların, kendilerine bir bildirim yapılmadığı sürece 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde öngörülen ve özel bir yargılama niteliği taşıyan ivedi yargılama usulünü ve bu usule tâbi işlerde geçerli olan dava açma süresini bilmeleri mümkün değildir. Dolayısıyla ivedi yargılama usulüne tâbi olan bir işlemi öğrendiklerinde kaç gün içinde hangi merciye başvurulacağını ya da doğrudan dava açılıp açılamayacağını bilmeleri beklenemez. Bu doğrultuda, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen, bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren, özel dava açma süresinin değil, 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir. Uyuşmazlık bu çerçevede ele alındığında, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği işlemleri 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde öngörülen ivedi yargılama usulü kapsamına girmekte olup, her ne kadar söz konusu maddede, 30 günlük özel dava açma süresi öngörülmüş ise de; Anayasa'nın 40. maddesi gereğince, kanunlarda özel başvuru yolu ve dava açma süresi öngörüldüğü hallerde bunun ilgililere açıkça ve ayrıca bildirilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Uyuşmazlıkta; dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin ise ... Belediye Başkanlığı tarafından 19.10.2022-17.11.2022 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, davacı tarafından askıya çıkan planlara yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığı ve dava konusu imar planı değişiklikleri askıda ilan edilirken, söz konusu planların ivedi yargılama usulüne tabi olduğuna veya özel dava açma süresi bulunduğuna yönelik askı tutanaklarında herhangi bir açıklamaya yer verilmediği görüldüğünden, davacı tarafından son askı tarihini izleyen 60 günlük süre içinde 19.12.2022 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Ehliyet itirazına ilişkin olarak; idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olan menfaat ihlali, kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilmektedir. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08.03.1979 tarihli, E:1971/1, K:1979/1 sayılı kararında, Türk Mühendis ve Mimar Odalarının, tüzel kişiliği haiz birlikler gibi hak ve yetkilerinin bulunduğu gerekçesiyle davacı ve davalı olarak taraf ve dava ehliyetleri bulunduğuna karar verilmiş, 521 sayılı Danıştay Kanununun 69. ve 70. maddelerinde yer alan "ilgililer" ibaresinin gerçek ve tüzel kişilerden daha kapsamlı olduğu vurgulanmıştır. İmar planlarına karşı açılan davalarda ifa ettikleri meslek ve sanat açısından şehirleşme ve dolayısıyla imar faaliyetleriyle çok yakından ilgileri bulunan mimarların ve şehir plancılarının oluşturduğu oda ve şubelerin de birlikler gibi doğrudan dava açabileceği kabul edilmektedir. Bu bakımdan, TMMOB Şehir Plancıları Odası ... şubesinin; imar planlarının mevzuata, planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu iddiasına dayalı olarak kendi kuruluş amacı doğrultusunda dava açma ehliyetine sahip olduğu açıktır. Açıklanan nedenle davalı tarafça, sadece Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliğinin tüzel kişiliği olduğundan birlik üyesi odaların tüzel kişilikleri bulunmadığı gerekçesiyle davacının dava açma ehliyeti olmadığı yönündeki iddiası yerinde görülmemiştir. Esas yönünden; Dava konusu taşınmazlar açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyonların değerlendirilmesi suretiyle, uyuşmazlık konusu edilen nazım ve uygulama imar planı ile getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre-imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, üst ölçekli imar planları ile imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine uygun olup olmadığının, taşınmazlara verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, uyuşmazlık konusu alanda belirlenen fonksiyonlar açısından alanın kendi içerisinde ve çevresi ile birlikte ulaşım kademelenmesi yönünden incelenerek, belirlenen yol kullanımlarının planlama esasları ve şehircilik ilkeleri yönünden uygunluğunun, imar planlarının imar mevzuatı uyarınca zorunlu olup olmadığının tespiti amacıyla üye ... tarafından re'sen seçilen bilirkişiler Prof. Dr...., Prof. Dr.... ve Doç.Dr. ...'in katılımıyla yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 09.01.2024 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Bu itibarla dosyada yer alan bilgi ve belgeler, bilirkişi raporuna davalı idareler tarafından yapılan itirazlar ve davacının beyanları birlikte değerlendirilerek dava konusu nazım ve uygulama imar planı aşağıda başlıklar halinde incelenmiştir. Dava konusu nazım ve uygulama imar planı değişikliklerinin; - Üst ölçekli planlara uyum, imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesi bakımından incelenmesinde, Bilirkişi raporunda; ''Dava konusu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli plan değişikliklerinin yapıldığı bölge için üst ölçekli plan olarak ... yerleşiminin bulunduğu 2017 yılında ... Büyükşehir Belediyesi tarafından onaylanmış olan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Aralık 2020’de Mahkeme kararıyla iptal edilmiştir, ayrıca ... kentinin yürürlükteki üst ölçekli planı olan...tarih ve ... sayılı ... Büyükşehir Belediye Meclisi Kararı ile onaylanarak yürürlüğe giren 1/25000 ölçekli 2023 ... Nazım İmar Planı ise ... ilçesini kapsamamaktadır. Bu nedenele dava konusu alana ilişkin üst ölçekli bir plan kararının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durum planların üst ölçekli bir kapsamlı nazım plan veya çevre düzeni planına uyumu konusunu değerlendirme dışı bırakmaktadır. 1/5000 ve 1/1000 ölçekli davaya konu planlar ise zaten son derece sınırlı bir alanda, 3 parseli kapsayacak biçimde ve sadece üç kullanım kararıyla geliştirildiği için, birbirlerine uyum veya kademeli birliktelik açısından aykırılık söz konusu değildir. ... kentinin 1/25000 ölçekli “2023 ... ... Nazım İmar Planı” sınırları içerisinde ... ilçesi ve dava konusu taşınmaz bulunmamaktadır. Rapordaki şekilde verilen plan ise 2017 yılında onaylanıp 2020 yılında Mahkeme kararıyla iptal edilmiş olan 1/100.000 ölçekli 2038 ... Çevre Düzeni Planıdır. Bu planın tümü ve ... yerleşimine ilişkin kısmı Şekil 6 ve 7’de verilmektedir. Özellikle Şekil 7’de görüleceği üzere Plan Açıklama Raporunda 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planı olarak sunulan plan aslında 1/100.000 ölçekli iptal edilmiş çevre düzeni planının ... kısmıdır. Davaya konu işlemde etüt, analiz ve araştırma aşamasının gerekli özenle ve güvenilir bilgi altyapısıyla yürütülmediği, yetersiz kaldığı ve hatalı olduğu görülmektedir. Plan Araştırma Raporunda saptanan hata, davaya konu işlem açısından önemli bir eksiklik ve yetersizlik olup, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğine de aykırılık taşımaktadır.'' tespitlerine yer verilmiştir.Davalı idareler tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek; uyuşmazlık konusu parsellere yönelik imar planları yapılmadan önce ilgili kurumlar ile resmi yazışmalar yapılarak alana yönelik bilgi ve belgelerin temin edildiği, yerinde incelemeler yapıldığı, ilgili belediye başkanlığı ile görüşülerek alanın ihtiyaçlarının saptandığı, söz konusu planlama süreci içerisinde bölgeye yönelik stratejik gelişim eğilimi, mevcut imarlı alanlar, mevcut planla getirilmiş yakın çevre imar kullanım kararları, yapılmış imar uygulamaları, komşu parseller, çevredeki yapılaşmalar, mülkiyet durumu, zemin etüdü ve parsellere getirilen önceki kullanım kararları dikkate alınarak gerekli analizlerin yapıldığı, tüm bu hususların dava konusu imar planlarına ait plan araştırma ve açıklama raporunda ayrıntılı olarak belirtildiği ileri sürülmüştür. Dairemizce yapılan değerlendirme; Planlamanın en temel unsurlarından birisi olan, birbirini yönlendiren ve denetleyen farklı ölçeklerdeki planlar arasındaki "kademeli birliktelik" ilkesi uyarınca, alt ölçekli planlar, bir üst ölçekte belirlenen temel ilke, strateji ve plan kararlarına uygun olmak zorunda olup, bunun sonucu olarak, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile belirlenen kullanım kararlarının, üst kademede bulunan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile uyumlu olup olmadığı yönünden incelenmesi gerektiği açıktır. Başka bir deyimle hiyerarşik planlama ilişkisine göre, bir plan bir üst ölçekli plan tarafından yönlendirilmeli ve ona uyumu noktasında denetlenmelidir. Plan hiyerarşisi ilkesine göre, uygulama imar planları nazım imar planlarına, nazım imar planları varsa üst ölçekli çevre düzeni planlarına uygun olmalıdır. Planlama alanında dava konusu imar planlarının üst ölçeğinde yürürlükte olan bir plan bulunmadığından dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planının yalnızca üst ölçekli dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile uyumlu olup olmadığı yönünden yapılan incelemede, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri ile taşınmazlar için getirilen kullanım kararlarının birbiri ile uyumlu olduğu, dava konusu imar planları arasında kademeli birlikteliğin sağlandığı sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan, bilirkişi raporunda her ne kadar plan araştırma raporunda saptanan hata nedeniyle planlama alanı ile ilgili araştırmanın yetersiz ve güvenilir olmadığı sonucuna ulaşılmış ise de; anılan raporda; araştırma alanının; konumuna, genel özelliklerine, ulaşım ağındaki yerine, jeolojik durumuna, herhangi bir doğal sit veya özel çevre koruma bölgesinde kalıp kalmadığına, altyapı durumuna ilişkin açıklamalara, parseller üzerindeki yapıların analizine, bu yapılara ve planlama alanına ait fotoğraflara, yerleşime uygunluk haritasına, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli halihazır haritalara, parselin mülkiyet ve kadastral durumuna, taşınmazlara ait tapu kayıtları ile kadastro haritalarına yer verildiği görüldüğünden, söz konusu raporda dava konusu imar planlarının üst ölçekli planı hakkında yapılan hata planları kusurlandırır nitelikte bulunmamıştır.- Çevre ve imar bütünlüğü etkileri bakımından incelenmesinde, Bilirkişi raporunda; '' Planlanan alandaki mevcut durumun ve doğal yapının gözardı edilmeyerek, plana bir girdi oluşturması ve plan kararını yönlendirmesi bu kapsamda da mevcut doğal yapının korunarak sürdürülmesi doğru bir şehircilik ve planlama yaklaşımıdır. Bunun yanı sıra aynı duyarlı yaklaşım taşınmazın güney ucundaki mevcut yeşil doku ve ağaçlar için benimsenmemiştir. Plan değişikliğinde Resmi Kurum Alanı olarak belirlenen yerde de önemli bir ağaç dokusu ve yeşil alan bulunmaktadır. Dava konusu alanın yapılı çevreye dönüştürülmeden doğal yapı olarak korunması sosyal donatı alanlarına ilişkin eksiklikler açısından bir gereklilik olacağı gibi, mevcut durumu dikkate alan doğru bir planlama yaklaşımı olacaktır; ancak bu yapılmamıştır.'' tespitlerine yer verilmiştir.Davalı idareler tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek; dava konusu imar planı değişiklikleri yapılmadan önce ilgili kurumlar ile yapılan görüşmeler sırasında ... Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünce parsellerin konut alanı olarak planlanmasının doğru bir karar olacağı ancak parsellerin güney kısmında muhtarlık binası yapımına ihtiyaç duyulduğu belirtilerek bu kısmın resmi kurum alanı olarak planlanmasının talep edildiği, söz konusu talep doğrultusunda muhtarlık binası yapılabilmesi için bu kısmın resmi kurum alanı olarak planlandığı, planlama alanı içerisinde kalan mevcut ağaç dokusunun mimari ve peyzaj projesi aşamalarında ilgili belediyesince dikkate alınacağı, dava konusu imar planı değişikliğinde 575,22 m2 yüz ölçümüne sahip resmi kurum alanı için getirilen E:0.70 ve Yençok:3 kat yapılaşma koşulları uyarınca alanda 402,65 m2 toplam inşaat alanı ve 134 m2 taban alanı olan bir yapı yapılabileceği, plan üzerinde gösterilen yapı yaklaşma mesafeleri de göz önünde bulundurulduğunda bu yapının yapılacağı alanın söz konusu ağaç dokusunun dışında kaldığı, inşaat yapılmasına izin verilen alanda herhangi bir ağaç dokusunun bulunmadığı ileri sürülmüştür. Dairemizce yapılan değerlendirme; Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğine ait plan hükümlerinin 5 sayılı maddesinde orta yoğunlukta gelişme konut alanlarında brüt yoğunluğun 121-250 ki/ha olduğu, bu alanlarda yapılaşma koşullarının alt ölçekli imar planlarında belirleneceği, 6 sayılı maddesinde de kamu hizmet alanlarında yapılaşma koşullarının alt ölçekli imar planlarında belirleneceği hükümlerine yer verildiği, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine ait plan hükümlerinin 3 sayılı maddesinde; gelişme konut alanında; ayrık nizam 4 kat, TAKS:0.35, KAKS:1.40, 4 sayılı maddesinde; resmi kurum alanında; E:0.70, Yençok:3 kat yapılaşma koşullarının tanımlandığı ve aynı maddede plan üzerindeki çekme mesafelerine uyulacağının belirtildiği görülmüştür. Uyuşmazlık konusu taşınmazların yakın çevresinde yer alan gelişme konut alanlarında; ayrık nizam 3 veya 4 kat, plan genelinde yer alan resmi-idari tesis alanı ile belediye hizmet alanlarında ise; E:0.70, Hmax:15.50 m yapılaşma koşulları tanımlandığı, dava konusu imar planı değişiklikleri ile uyuşmazlık konusu parsellere kullanım kararlarına göre çevresi ile benzer fonksiyon ve yapılaşma koşulları getirildiği, ayrıca dava konusu imar planlarında ''resmi kurum alanı'' olarak ayrılan kısmın önceki imar planlarında da ''resmi idari tesis alanı ve belediye hizmet alanı'' olarak planlı olduğu, bu kısma ilişkin kullanım kararında esasen bir değişiklik yapılmadığı anlaşıldığından, anılan hususların çevre ve imar bütünlüğünü bozmadığı sonucuna ulaşılmıştır. - Sosyal donatı ve teknik altyapı alanlarının standardına ve dengesine etkileri bakımından incelenmesinde, Bilirkişi raporunda; '' Artık gereksinim olmadığı için kaldırılan veya başka konuma taşınan resmi kurum alanının fonksiyonu değiştirilirken eşdeğer alan ayrılması koşulu söz konusu olmayacağı için Şeker Fabrikasına ait resmi kurum alanı kullanımı değiştirilirken planda eşdeğer alan ayrılması zorunluluğu bulunmamaktadır. Dava konusu planlarda, dava konusu parseller ve yürürlükteki 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlar göz önünde bulundurularak donatıların ve teknik altyapının yeterli olup olmadığına ilişkin gerekli analizler yapılmamıştır. Bu araştırma yapılmadan plan değişikliğinin yapılması önemli bir eksikliktir Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde yer alan planlama ve araştırma süreci tariflerine de aykırılık taşımaktadır. Sosyal donatı alanları plan değişikliğiyle gelecek ilave nüfus nedeniyle yetersiz kalmaktadır. Özelleştirme İdaresinin plan yetkisi sadece dava konusu taşınmazlar ile sınırlı olsa da, plan kararlarının çevredeki mevcut dokuyla ve onaylı planlarla ilişkilendirerek değerlendirilmesi gereklidir.'' tespitlerine yer verilmiştir. Davalı idareler tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek; dava konusu imar planı değişiklikleri ile parsellerin 1.569,46 m2'sinin park alanı, 575,22 m2'sinin resmi kurum alanı ve 151,18 m2'sinin yol alanı olarak planlandığı, böylelikle planlama alanının yaklaşık %33,52'sinin asgari standartlara uygun olarak sosyal ve teknik altyapı alanı olarak ayrıldığı, kamu elinde bulunan ve atıl vaziyette olan kaynakların etkin ve verimli şekilde değerlendirilmesi ilkesi uyarınca, yine kamu yararının arttırılması amacıyla, ekonomik anlamda devlete ait olan arazilere değer katılması hedeflenerek planlama ve plan değişikliği yetkisinin kullanıldığı, Cumhurbaşkanlığı'nın plan onay yetkisi sadece özelleştirme kapsam ve programında bulunan taşınmazların parsel sınırı ile tanımlı olduğundan, gerek eşdeğer alan gerekse de Ek-2 tabloda belirtilen tüm kullanımların planlama alanı içerisinde planlanmasının mümkün olmadığı, plan değişikliğine göre alana getirilen ek nüfusun 155 kişi olduğu, planlama alanının 500 metre yarıçaplı çevresinde mevcut onaylı planlara göre anaokul alanı, ilkokul alanı, lise alanı, ibadet alanı ve idari hizmet alanı bulunduğu, ayrıca dava konusu imar planlarında da ek nüfus için yeterli olacak park alanı ayrıldığı, park alanının önceki imar planlarında ''resmi-idari tesis alanı, belediye hizmet alanı'' olarak planlı olduğu, yapılan planlamada mevcut park dokusu korunarak park alanının genişletildiği ve bu alanın gelecek nüfusa da hizmet etmesinin amaçlandığı, dava konu imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararları ile yapılaşma şartlarının çevresi ile uyumlu olduğu ileri sürülmüştür. Dairemizce yapılan değerlendirme; Özelleştirme programına alınan taşınmazların bulunduğu alanda her tür ve ölçekte imar planı yapma yetkisinin 3194 sayılı Kanunun 9. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Özelleştirme İdaresine ait olduğu ve bu yetkinin yalnızca uyuşmazlık konusu parseller ile sınırlı olduğu dikkate alındığında, dava konusu imar planı değişikliklerinin bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Planlama alanının (Toplam: 6.850,00 m2) bir kısmının sosyal ve teknik altyapı alanı olarak ayrıldığı görüldüğünden, (1.569,46 m2 park alanı, 575,22 m2 resmi kurum alanı ve 151,18 m2 yol), dava konusu imar planı değişiklikleri ile alana getirilen 155 kişilik ilave kalıcı nüfusun çevredeki sosyal donatı dengesini bozmadığı, donatı alanları açısından ilave bir artış gerektirmediği ve ihmal edilebilir boyutta olduğu sonucuna ulaşılmıştır. - Ulaşım sistemine etkileri bakımından incelenmesinde; Bilirkişi raporunda; '' Plan değişikliği ile getirilen ilave nüfus nedeniyle oluşması beklenen trafik yükünün etkileri için herhangi bir değerlendirmenin Plan Araştırma Raporunda veya Plan Açıklama Raporunda bulunmadığı görülmektedir. Dava konusu alanda plan değişikliği işlemi sonucunda ilave bir trafik yükü yaratılması kaçınılmazdır. Davaya konu planlama işleminin araştırma ve analizlerdeki yetersizliği ve eksiklikleri ulaşım ve trafik etkileri açısından da geçerlidir. Bu durum da planlama esasları ve şehircilik ilkeleri yönünden aykırılık taşımaktadır.'' tespitlerine yer verilmiştir. Davalı idareler tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek; uyuşmazlık konusu parsellere 15 metre enkesitli taşıt yollarından erişim sağlandığı, parseller üzerindeki yapıların kullanım amaçları da göz önüne alındığında mevcut ve ilave trafik yükünü kaldırabilecek düzenlemeler yapıldığında ulaşım sistemine aykırı bir durum oluşmayacağı, ayrıca gelişme konut alanı ile alana eklenecek taşıt yoğunluğunun mevcut ulaşım ağını ve trafik akışını olumsuz etkilemesinin önününe geçilmesi amacıyla plan notlarında bu alanda doğacak otopark ihtiyacının ada içerisinde karşılanacağının düzenlendiği ileri sürülmüştür. Dairemizce yapılan değerlendirme; Uyuşmazlık konusu taşınmazların ... ilçe merkezinde yer aldığı, yakın çevresinde yapılaşmanın tamamlandığı, imar planlarında öngörülen imar yollarının fiilen kullanıldığı, taşınmazın iki yönden bu yollardan cephe aldığı, dava konusu imar planlarında da parsellerin fiilen kullanılan yola denk gelen küçük bir kısmının yine '''yol alanı'' olarak planlandığı, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait plan hükümlerinin 7 sayılı maddesinde; kullanım alanlarında otopark ihtiyacının Otopark Yönetmeliğine uygun olacak şekilde yapı adaları içerisinde karşılanacağının düzenlendiği görüldüğünden, taşınmazların konumu, etrafındaki kullanım kararları ve yollar, bu yolların bağlantıları, güzergahları ve genişlikleri ile alana getirilen ek nüfus birlikte değerlendirildiğinde, mevcut yolların ilave nüfusun getireceği ek trafik yükünü karşılayabilecek mahiyette olduğu sonucuna ulaşılmıştır. - Fonksiyonlarının yer seçiminin uygunluğu bakımından incelenmesinde; Bilirkişi raporunda; '' Dava konusu alanda öngörülen ilave nüfusun gereksinimi olan sosyal ve teknik altyapı alanlarının yeterli düzeyde ayrılması durumunda burada Konut Alanı kullanımı ve Park Alanı için yer seçimi uygundur. Plan değişikliği kapsamında öngörülen Resmi Kurum Alanının ise doğru bir yer seçimi olmadığı görülmektedir. Burada varolan yeşil doku, doğal yapı ve ağaçların korunması ve sürdürülmesi sağlanmalıdır.'' tespitlerine yer verilmiştir. Davalı idare tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek; önceki beyanlarında da açıkladıkları üzere dava konusu imar planı değişiklikleri yapılmadan önce ilgili kurumlar ile yapılan görüşmeler sırasında ... Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünce parsellerin konut alanı olarak planlanmasının doğru bir karar olacağı ancak parsellerin güney kısmında muhtarlık binası yapımına ihtiyaç duyulduğu belirtilerek bu kısmın resmi kurum alanı olarak planlanmasının talep edildiği, söz konusu talep doğrultusunda muhtarlık binası yapılabilmesi için bu kısmın resmi kurum alanı olarak planlandığı, plan üzerinde gösterilen yapı yaklaşma mesafeleri de göz önünde bulundurulduğunda bu yapının yapılacağı alanın söz konusu ağaç dokusunun dışında kaldığı, inşaat yapılmasına izin verilen alanda herhangi bir ağaç dokusunun bulunmadığı ileri sürülmüştür. Dairemizce yapılan değerlendirme; Uyuşmazlık konusu taşınmazların öncesinde ... Fabrikaları mülkiyetinde olduğu, halihazırda ... sayılı parsel üzerinde 2 adet iki katlı lojman-idari bina ve 1 adet tek katlı ambar binası, ... ve ... sayılı parseller üzerinde ise 1 adet tek katlı ambar binasının bulunduğu, alanın ilk defa planlamaya ve yapılaşmaya konu edilmediği, önceki imar planlarında getirilen kullanım kararları ile zaten yapılaşmaya açılmış ve fiilen yapılaşmış olduğu, hatta ''lojman binaları'' nedeniyle öncesinde de konut kullanımını içinde barındırdığı, ayrıca yukarıda da ifade edildiği üzere dava konusu imar planlarında ''resmi kurum alanı'' olarak ayrılan kısmın önceki planlarda da ''resmi idari tesis alanı ve belediye hizmet alanı'' olarak planlı olduğu, dolayısıyla bu alana ilişkin kullanım kararında esasen bir değişiklik yapılmadığı, yine dava konusu imar planlarında planlama alanında fiilen kullanılan çocuk parkının ve mevcut ağaç dokusunun büyük kısmının bulunduğu alanın ''park ve yeşil alan'' olarak planlandığı anlaşıldığından, parseller için belirlenen kullanım kararlarının hem çevredeki yapılaşma, hem taşınmazlar üzerindeki fiili kullanım durumu ile uyumlu ve yer seçimlerinin uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yukarıda yer verilen açıklama ve değerlendirmeler çerçevesinde; dava konusu nazım ve uygulama imar planı değişikliklerinin, planlama ilkelerine, şehircilik esaslarına, imar mevzuatına, hukuka ve kamu yararına uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Danıştay Başkanlığı tarafından yatırılan avanstan karşılanan keşif ve bilirkişi incelemesi gideri olan ...-TL'nin davacıdan alınarak Danıştay Başkanlığı'nın ilgili hesabına yatırılmasını teminen kararın bir örneğinin Danıştay Başkanlığı Genel Sekreterliği'ne (İdari İşler Müdürlüğü) tebliğine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 15/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY (X) : Uyuşmazlık konusu taşınmazlarda öngörülen tüm kullanımlar yönünden dava dosyası, plan açıklama raporları ve bilirkişi raporundaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu imar planları ile getirilen kullanım kararları sonucu gelecekte bu alanda yaşaması öngörülen kalıcı nüfusun ihtiyacı olan donatı alanlarının neler olduğu, plan bütünü içerisinde dava konusu imar planları ile öngörülen nüfusa yeterli donatı standartlarının bulunup bulunmadığı, aynı şekilde parseller içerisinde getirilen sosyal ve teknik donatı alanlarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olarak ayrılıp ayrılmadığı ve ulaşım altyapısının yeterli olup olmadığı hususlarında mevzuatta öngörülen şekilde bir çalışma ya da analizin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davalı idarelerce, taşınmazın yaklaşık %33,52'lik kısmının park alanı, resmi kurum alanı ve yol (sosyal donatı alanı) olarak ayrıldığı belirtilmekte ise de, sosyal donatı ihtiyacının sadece park, resmi kurum alanı ve yol kullanımlarından ibaret olmadığı; uyuşmazlıkta, önceki 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ''resmi idari tesis alanı, belediye hizmet alanı ve yol'' olarak öngörülmüş bir alanın kaldırılarak, büyük bir kısmının ''konut alanı'' olarak belirlendiği de göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu planlar yapılırken, sosyal ve teknik donatılar yönünden bütüncül bir yaklaşım izlenerek, alanda öngörülen nüfüs ve ihtiyaç olan altyapı alanlarına yönelik ayrıntılı bir araştırma ve incelemenin ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur. Bu doğrultuda, dava konusu imar planları ile alanda getirilen nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik donatı alanı miktarının Mekansal Planlar Yönetmeliği'nin eki EK-2 ile Farklı Nüfus Gruplarında Asgari Sosyal ve Teknik Altyapı Alanlarına İlişkin Standartlar ve Asgari Alan Büyüklükleri Tablosunda öngörülen standartlara uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, alanda bu ihtiyacın karşılanması mümkün ise sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması, mümkün değil ise nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin araştırma ve analizlerin yapılması sonucunda dava konusu imar planlarının hazırlanması gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin onaylanan söz konusu imar planlarının, bu haliyle çevre imar bütünlüğünü bozmadığından söz edilebilmesine olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Yukarıda yer verilen açıklama ve değerlendirmeler çerçevesinde; dava konusu nazım ve uygulama imar planı değişikliklerinin iptaline karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.