3. Hukuk Dairesi 2012/8846 E. , 2012/12769 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Dava dilekçesinde 36.000 TL sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne; 36.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya
**3. Hukuk Dairesi 2012/8846 E. , 2012/12769 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Dava dilekçesinde 36.000 TL sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne; 36.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; taşınmazın ortaklığının giderilmesine karar verildiğini, taşınmaz üzerindeki muhtesatların davacıya ait olduğunun davalı tarafça da kabul edildiğini, taşınmazın muhtesatlar ile birlikte ihale sonucu 285.300 TL bedel ile davacılara satıldığını, davalının muhtesat bedeli ayrılmadan taşınmazın tamamı üzerinden pay aldığı için haksız zenginleştiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 36.000 TL yasal faizi ile davalıdan alınmasını talep etmiştir.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Davaya konu olan taşınmazın üzerindeki muhtesatlarda davalının hakkının bulunmadığı konusu çekişmesizdir. ... 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/2137 E.-2008/2277 K.sayılı taşınmazdaki ortaklığın satış yolu ile giderilmesine ilişkin kararı kesinleşmiş, anılan bu dava dosyasında yer alan 24.04.2008 tarihli ziraat ve inşaat mühendislerinin düzenlediği bilirkişi raporunda arsanın değerinin; 59.15 TL olduğunun, muhtesatların değerinin; 35 TL olduğunun, satış bedelinin %62,82’sinin arsaya, %37,17’sinin muhtesata isabet edeceğinin, davalının toplam satış bedelinin %27,5’inin sahibi olduğunun belirtildiği görülmüştür. ... 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/34 satış sayılı dosyasında yer alan 26.11.2010 tarihli kadastro teknisyeni, ziraat mühendisi ve inşaat mühendisinin düzenlediği bilirkişi raporunda ise arsanın değerinin 126.75 TL olduğunun, muhtesatların değerinin 40.86 TL olduğunun, satış bedelinin %75,62’inin arsaya, %24,38’inin muhtesata isabet edeceğinin, davalının toplam satış bedelinin %33,11’inin sahibi olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Taşınmazın açık artırma şartnamesi ve tutanağında da takdir olunan değerinin satış dosyasında yer alan 26.11.2010 tarihli bilirkişi raporunda hesaplanmış olan 167.614 TL olarak belirtildiği görülmüştür. Taşınmaz, satış memurluğu tarafından yapılan ihalede davacılar tarafından satın alınmıştır. (285.300 TL bedel ile). 14.04.2011 tarihli hisse tefrik bilirkişi raporunda da taşınmazın ihale bedeli olan 285.300 TL’nin (davalının tapu kaydındaki payı oranında (370/845) hesap yapılarak) 119.965 TL bölümün davalıya ait olduğu belirtilmiştir.Mahkeme kararında dayanak alınan 09.12.2011 tarihli bilirkişi raporunda ise ortaklığın giderilmesi dosyasında yer alan 24.04.2008 tarihli bilirkişi raporundan yararlanıldığı; bu rapordaki arsanın muhtesata oranı dikkate alınarak satış bedelinin dağıtılmış olduğu; oysa; daha yeni tarihli olduğu ve taşınmaza biçilen 167.614 TL değerin açık artırma şartnamesinde de takdir olunan değer olarak benimsendiği halde satış dosyasında yer alan 26.11.2010 tarihli bilirkişi raporunun hiç tartışılmadığı, her iki raporda taşınmazın (muhtesat ve arsa olarak) değerinin, arsanın muhtesata oranının, davalının satış bedelinden alabileceği oranın birbirinden farklı farklı hesaplanmış olduğu, bilirkişiler tarafından neden sonraki değil de önceki rapordan yararlanıldığının gerekçelendirilmediği, raporlar arasında çok açık olan oransal farkın netleştirilmediği anlaşılmıştır.Mahkemece; satış bedeli üzerinden (muhtesatlarda hakkı bulunmayan) davalının payının anılan esaslar gözetilerek yeniden hesaplatılması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.