4. Hukuk Dairesi 2010/1589 E. , 2011/761 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 09/05/2008 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/09/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından…
**4. Hukuk Dairesi 2010/1589 E. , 2011/761 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 09/05/2008 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/09/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalının diğer temyiz itirazına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkin olup davacı; çalıştığı serviste, arkadaşlarının yanında, kendisine hakaret edip azarlayan davalı başhekimin manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir. Davalı ise, görevini aşan eylemlerde bulunan davacıya idareden habersiz uygulamalar yapamayacağının söylendiğini, hakaret etmediğini ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece; davalının davacıya “Kabadayılık etme, sen kabadayı mısın, siz işinizi yapın, yapmak istemiyorsanız çekin gidin, terbiyesizlik etme” biçiminde sözler söylediğinin tanıklarca doğrulandığı gerekçesiyle davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasına karar verilmiştir. Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Dosyadaki belge ve kanıtlardan; davalının başhekimi olduğu Çorum Devlet Hastanesi'nin davacının da görevli olduğu patoloji bölümüne yeni atanan doktora oda sağlanması konusunda bazı sıkıntılar olduğu, olaydan önce davacının yeni gelen doktora kendi odası dışında bir oda hazırlanması için istekte bulunduğu, bu istemi reddedilmesi üzerine olay günü servise gelen davacının davalı başhekimden izin alınmadan kendi görev ve yetki kapsamında olmadığı halde arşivi boşalttırıp boyama yaptırarak yer hazırlığına giriştiği, bunu gören davalının kendisinden habersiz ve izinsiz olarak yapılan bu işlemler nedeniyle davacının kışkırtması (tahriki) nedeniyle dava konusu edilen sözleri söylediği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından söylenen sözler davacının kişilik haklarına saldırı oluşturacak nitelikte ise de olayların yukarıda anlatılan gelişim biçimi, davacının eylemleri ve davranışları ile birlikte değerlendirildiğinde, davacı yararına takdir edilen 5.000,00 TL manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/7. maddesi gereğince, davacı yararına 1.000,00 TL manevi tazminat takdir olunmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle hüküm fıkrasının manevi tazminat takdirine ilişkin ilk paragrafında yer alan “...5.000,00...” biçimindeki sayı dizisi silinerek yerine “...1.000,00...” sayı dizisinin yazılmasına; harç alınmasına ilişkin 1 nolu bendinde yer alan “...270,00...” ve “...135,00 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,” biçimindeki sayı ve sözcük dizileri ayrı ayrı silinerek yerlerine sırası ile “...54,00...” ve “...81,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve isteği durumunda davacıya geri verilmesine,” sayı ve sözcük dizisinin yazılmasına; davacı tarafından yapılan yargılama giderlerine ilişkin 2 nolu bendinde yer alan “...280,30...”, “...140,15...” ve “...140,15...” biçimindeki sayı dizileri ayrı ayrı silinerek yerlerine sırası ile “...199,30...”, “...19,93...” ve “...179,37...” sayı dizilerinin yazılmasına; taraflar yararına avukatlık ücreti takdirine ilişkin 3 ve 4 nolu bentlerinde yer alan “...600,00...” biçimindeki sayı dizileri ayrı ayrı silinerek yerlerine sırası ile “...575,00...” sayı dizilerinin yazılmasına; davalı tarafından yapılan yargılama giderlerine ilişkin 5 nolu bendinde yer alan “...24,75...” ve “...24,75...” biçimindeki sayı dizileri ayrı ayrı silinerek yerlerine sırası ile “...44,55...” ve “...4,95...” sayı dizilerinin yazılmasına; öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddiyle kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 27/01/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.