4. Hukuk Dairesi 2023/8150 E. , 2024/2628 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/46 E., 2023/268 K. DAVACILAR : 1-... 2-... 3-... 4-... 5-... 6-... 7-... vekilleri Avukat ... DAVALILAR : 1-... vekili Avukat ... 2-... vekili Avukat ... 3-... vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 20.09.2010 HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece Hukuk Genel Kurulu bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davan
**4. Hukuk Dairesi 2023/8150 E. , 2024/2628 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/46 E., 2023/268 K. DAVACILAR : 1-... 2-... 3-... 4-... 5-... 6-... 7-... vekilleri Avukat ... DAVALILAR : 1-... vekili Avukat ... 2-... vekili Avukat ... 3-... vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 20.09.2010 HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece Hukuk Genel Kurulu bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılardan ...'nın eşi ve diğer davacıların babası olan ...'nın rahatsızlığı nedeniyle 08.09.2003 tarihinde... Hastanesine kaldırıldığını, yapılan tetkikler sonucunda koledokta genişlemesi ve taş olduğu düşüncesi ile 10.09.2003 tarihinde ameliyat olduğunu, bir süre hastanede kaldıktan sonra 27.09.2003 tarihinde taburcu edildiğini, şikâyetlerinin devam etmesi üzerine ... Uygulama ve Araştırma Hastanesine sevk edildiğini, 14.11.2003 tarihine kadar bu hastanede yattıktan sonra ...Tıp Fakültesi Hastanesine yatırıldığını, tedavisi devam ederken ameliyatlı bölgede apse oluşması nedeniyle 18.11.2003 tarihinde vefat ettiğini, olayla ilgili olarak davalılar hakkında Konya 5. Asliye Ceza Mahkemesinde taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan kamu davası açıldığını, Adli Tıp Kurumundan alınan 21.10.2005 tarihli raporda ve Yüksek Sağlık Şurasının kararında davalılardan ...'nın kusurlu olduğunun belirlendiğini ileri sürerek her bir müvekkili için ayrı ayrı 25.000TL olmak üzere toplam 175.000TL manevi tazminatın 18.11.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddinin gerektiğini, olayda ... Uygulama ve Araştırma Hastanesinin tam kusurlu olduğunu, davacıların murisinin yaşı ve önceden geçirdiği ameliyatlar da gözetildiğinde istenen tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ... Uygulama ve Araştırma Hastanesinde çalıştığını, hastaneye yapılan başvurudan itibaren hasta ...'ya yapılması gereken tüm tıbbi müdahalelerin yapıldığını, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... (Akkaya) vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davanın beş yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, hasta ...'nın ERCP yapılmak üzere hastaneye müracaat ettiğini, yirmi gün önce açık kolesistektomi ameliyatı olduğunu, genel durumunun bozulması ve sarılığın ortaya çıkması sonucu hastaneye getirildiğinin hasta yakınları tarafından bilindiğini, hastanın önceden mide ameliyatı olması nedeniyle ERCP yapılamadığını, ceza mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda da müvekkilinin kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin, 06.11.2014 tarih ve 2010/520 Esas, 2014/677 Karar sayılı ilamıyla, "... Davalı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile davacı eş ... için 15.000,00 TL diğer davacıların her biri için 9.000,00 TL manevi tazminatın 18.11.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... ve... yönünden davanın reddine, ..." karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 19.04.2016 tarih ve 2015/11276 Esas, 2016/5336 Karar sayılı ilamıyla; "... Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi, ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (T.C. Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy. K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler, emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan sorumluluk hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da; bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır. Davaya konu edilen olayda;... Hastanesinde ve ... Uygulama ve Araştırma Hastanesinde doktor olarak çalışan ve kamu görevlisi olan davalıların, teşhis, tedavi ve müdahalede kusurlu davranmak suretiyle görevleri sırasında ve görevlerinden dolayı davacıları zarara uğrattığı ileri sürülmektedir. Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 13/1. maddesi gereğince; kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen koşullara uygun olarak, idare aleyhine açılabileceğine göre; davalılar ..., ... ve ...'ye husumet tevcih edilmesi doğru değildir. Mahkemece açıklanan yasal düzenlemeler gözetilerek, davalılar ..., ... ve ... hakkında davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile işin esasına girilerek karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir...." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Verilen Direnme Kararı Mahkemenin 03.11.2016 tarih ve 2016/460 Esas, 2016/589 karar sayılı kararıyla, "...bozmadan önce alınan 17.04.2014 tarihli raporda geniş özeti yukarıda da yazılı olduğu üzere davalı hekimlerin teşhis ve tedavi sürecinde hizmet kusurundan ayrılan kişisel kusurları söz konusudur. Çünkü dava dilekçesinde tüzel kişi sağlık kuruluşlarının hizmet kusurundan ayrılabilen kişisel kusurları dava dilekçesinin 1,3 ve 4 nolu bentlerinde açıklanmıştır. Yanlış teşhis ve kötü tedavi (malpraktis) iddiasıyla eldeki dava hekim davalılar aleyhine açılmıştır. Bu durumda bozmadan önce alınan raporlarda belirtildiği üzere davalı ... ile davalı ...'in kusurları bulunmadığı açıktır. Bu itibarla adı geçen davalılar yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Diğer davalı ...'nın ise; endikasyonsuz ameliyat yapmak suretiyle ölüme neden olan süreci başlattığı dosyadaki raporlarla anlaşıldığı..." gerekçesiyle ilk kararda direnilmesine karar verilmiştir. C.Daire Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 18.09.2017 tarih ve sayılı kararıyla; "... Dairemizin 19/04/2016 gün, 2015/11276 esas ve 2016/5336 karar sayılı bozma ilamında düzeltilecek bir husus bulunmadığı ve ilk derece mahkemesi direnme kararının yerinde olmadığı..." gerekçesiyle dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir. D.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.01.2022 tarihli ve 2017/4-2927 Esas, 2022/56 Karar sayılı ilamıyla; "... Sonuç olarak, Anayasa’nın 129/5 ve 657 sayılı Kanun’un 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.01.2013 tarihli ve 2012/4-729 E., 2013/163 K.; 10.07.2013 tarihli ve 2013/4-4 E., 2013/1035 K.; 26.02.2014 tarihli ve 2013/4-579 E., 2014/155 K.; 19.11.2014 tarihli ve 2013/4-1120 E., 2014/922 K.; 27.03.2015 tarihli ve 2013/4-1533 E., 2015/1099 K. ve 14.02.2018 tarihli ve 2017/4-1366 E., 2018/210 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. Tüm bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacıların davalı doktorların hatalı tedavilerinden dolayı murislerinin öldüğünü ileri sürerek ve davalı doktorları hasım göstererek eldeki tazminat davasını açtığı anlaşılmaktadır. Davacıların bu iddiaları, içerik bakımından davalı kamu görevlilerinin görevleri sırasında ve yetkilerini kullanırken işledikleri bir kusura dayanmaktadır. Bu durumda, davalı ...’nın görevi dışında kalan kişisel kusuruna dayanılmadığına, eylemin görev sırasında ve görevle ilgili olmasına ve hizmet kusuru niteliğinde bulunmasına göre, eldeki davada husumet kamu görevlisine değil, idareye düşmektedir. Öyle ise dava idare aleyhine açılıp, husumetin de idareye yöneltilmesi gerekir. Hâl böyle olunca; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır Bu nedenle, direnme kararı bozulmalıdır. ..." gerekçesiyle, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına, karar düzeltme yolu açık olarak karar verilmiştir. E. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına karşı davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.10.2022 tarihli ve 2022/4-838 Esas, 2022/1333 Karar sayılı ilamıyla; Hukuk Genel Kurulunun bozma kararında yer alan açıklamalara göre, 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir. F. Mahkemece Hukuk Genel Kurulu Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bozma kararı gerekçesine dayanılarak "...Davanın husumet nedeniyle reddine..." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davalıların kişisel kusuruna dayanılarak açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacıların murisinin yanlış tedavi sonucu vefat ettiği iddiasıyla uğranılan manevi zararların tedavi sürecinde görev yapan davalı doktorlardan tazmini talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 427, 428, 429 ile 439 uncu maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (mülga) 41 inci maddesi. 3. Değerlendirme Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle dosyanın geçirdiği safahat da gözetildiğinde verilen kararın kesin bozmaya uygun olmasına ve davalı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile diğer davalılar ... ve ... yönünden davanın reddine dair verilen ilk karar ve direnme kararının sadece davalı ... tarafından temyiz edilmiş olması nedeniyle davalılar ... ve ... yönünden davanın reddine dair kurulan hüküm kesinleşmiş olmasına rağmen davanın tüm davalılar yönünden husumetten reddine karar verilmiş olması doğru değilse de dosyada gelinen aşama ve verilen bu kararın sonucu itibariyle doğru olmasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, Dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.