8. Hukuk Dairesi 2015/7995 E. , 2017/12613 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili, davalı ....Genel Müdürlüğü vekili, davalı ... Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili, dava dilekçesinde mevki ve sınırlarını açıkladığı taşınmazın 40 yılı aşkın süre
**8. Hukuk Dairesi 2015/7995 E. , 2017/12613 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili, davalı ....Genel Müdürlüğü vekili, davalı ... Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili, dava dilekçesinde mevki ve sınırlarını açıkladığı taşınmazın 40 yılı aşkın süredir vekil edeninin zilyetliğinde bulunduğunu, dava konusu yerde ....Genel Müdürlüğü tarafından sulama kanalları yapıldığını ve kanal yapılan yerde vekil edenine ait toplam 155 adet 10 yaşında zeytin ağacı ile 25 adet 4 yaşında mandalin ağaçlarının söküldüğünü açıklayarak, ....Genel Müdürlüğü tarafından sökülen ağaçların mülkiyetinin vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalılar Hazine ve ....Genel Müdürlüğü vekilleri, dava konusu taşınmazın.... niteliğinde olduğu, özel mülkiyete konu olamayacağı nedeniyle taşınmaz üzerindeki muhdesatlar yönünden tespit kararı verilemeyeceğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuşlar, dahili davalı ... Müdürlüğü savunmada bulunmamıştır. Mahkemece, davanın kabulü ile sınırları doğusu ...parsel, batısı ark ve Mehmet Usta müşterekleri (1535 parsel), kuzeyi ......parsel olan taşınmaz üzerinde ....tarafından kanal yapılmadan önce bulunan 155 adet 10 yaşındaki zeytin ağacı ile 25 adet 4 yaşındaki mandalina ağaçlarının davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar Hazine, ....Genel Müdürlüğü ve.... Genel Müdürlüğü vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Dava, muhdesat tespiti isteğine ilişkindir. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur(4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer(TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.) Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. 26.05.2004 gün ve 5177 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 19. maddesine eklenen ek fıkra hükmüne göre, başkası adına tapulu veya tapusuz bir taşınmazın kamulaştırılması halinde, taşınmazda malik olmayan ancak üzerindeki muhdesatı meydana getiren kişilere muhdesatın kamulaştırma bedelinin kendisine verilmesini sağlama amacıyla tespit davası açma hakkı tanınmış ise de, kamuya ait mera, yaylak, kışlak, genel harman yeri,...., aktif dere yatağı niteliğindeki taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacakları, bu taşınmazların zilyetlikle edinilemeyecekleri, bu nedenle bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde meydana getirilen muhdesatlara da hukuki değer verilemeyeceği gözönüne alınmalıdır. Somut olaya gelince; dosya kapsamı ve dosya arasında mevcut Erzin Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/160 Esas, 2008/223 Karar sayılı dava dosyasından; davacı tarafın sınır ve mevkiilerini açıkladığı üzerinde tespiti istenen muhdesatların bulunduğu dava konusu taşınmaz hakkında yine Erzin Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/160 Esas sayılı dosyası ile tescil isteminde bulunduğu, yapılan yargılama, Yargıtay bozma ilamları doğrultusunda alınan.... bilirkişi ve harita ve kadastro teknisyeni tarafından düzenlenen bilirkişi raporlarında 10,11,12, 13 ve 14 numaralı taşınmaz parçalarının.... sayılan yerlerden olduğunun belirtildiği, dava konusu yerin.... sayılan yerlerden olduğu ve özel mülkiyete konu edilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verildiği ve Yargıtay denetiminden geçerek 25.1.2010 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Eldeki davada dosyaya sunulan 22.3.2013 tarihli fen bilirkişi raporu ve eki krokisinde; davaya konu tespiti istenen muhdesatların 11 ve 13 numaralı kısımlarda bulunduğunun belirtildiği, dava konusu taşınmaza ilişkin az yukarıda zikredilen tescil istemine ilişkin açılan dava dosyasında alınan 13.06.2008 tarihli harita ve kadastro teknisyeni tarafından tanzim edilen bilirkişi raporu ile eldeki dava dosyasına sunulan fen bilirkişi raporlarında davaya konu taşınmaz parçaları üzerinde yapılan numaralandırmaların birbiri ile örtüştüğü anlaşılmıştır. Saptanan olgular karşısında; dava konusu tespiti istenen muhdesatların üzerinde bulunduğu 11 ve 13 numaraları taşınmaz parçalarının.... vasfında olduğunun kabulü gerektiği, az yukarıda açıklandığı üzere,.... sayılan taşınmazlar üzerinde meydana getirilen muhdesatlara hukuken değer verilemeyeceği ve.... işgalinin suç sayıldığı gözetildiğinde.... üzerindeki muhdesatlara yasallık sağlayacak şekilde tespit kararının verilemeyeceği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca; davacı tarafından.... sayılan yerlerden olduğu anlaşılan taşınmaz bölümleri üzerinde dikilen muhdesatlarla ilgili açılan davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalılar Hazine, ....Genel Müdürlüğü ve.... Genel Müdürlüğü vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.