Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/13320 E. , 2024/18369 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/13320 Karar No : 2024/18369 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ...Kurulu / ANKARA VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkiml
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/13320 E. , 2024/18369 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/13320 Karar No : 2024/18369 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ...Kurulu / ANKARA VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yine aynı Kurulun ... tarih ve ...sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararların gerekçesinde belirtilen FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ya da iltisaklı olduğu değerlendirilebilecek kriterlerden hiçbirinin şahsında gerçekleşmediği, FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir bağlantısının olmadığı, aksine bu örgüte karşı olumsuz duygular beslediğine dair bilgisi bulunan halen meslekte olan birçok hakim ve savcının bulunduğu, bu kişilerin bilgilerine başvurulabileceği, günlüğünde bulunan yazıların bu örgütle hiçbir bağlantısının olmadığını açıkça gösterdiği, hangi deliller nedeniyle meslekten çıkarıldığını dava konusu kararlar tarihinde bilmediğini, idarenin böyle bir tasarrufta bulunurken sebeplerini açıklaması gerektiği, dava konusu kararların disiplin soruşturması yapılmaksızın ve savunma alınmaksızın tesis edildiği ve kalıcı sonuçlar doğurması sebebiyle de hukuka aykırı olduğu, bu durumun Anayasa ile korunan haklara aykırılık teşkil ettiği, olağanüstü halin gerektirdiği konularda yapılacak düzenlemelerin ancak ilan edildiği bölgelerde ve bu dönemin devamı süresince uygulanabileceği, olağanüstü hal ilanında ve bu kararlara dayanak yapılan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlükteki disiplin usul kurallarının uygulanmayacağına ilişkin bir düzenleme içermediği, aksinin kabulünün adil yargılanma hakkına ve silahların eşitliği ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Öte yandan, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) Anayasa'ya aykırı olduğu iddia edilerek, anılan düzenlemenin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması talep edilmiştir. DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 08/03/2022 tarih ve E:2017/5846, K:2022/796 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/02/2024 tarih ve E:2022/2178, K:2024/360 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI DANIŞTAY SAVCISI...'NIN DÜŞÜNCESİ: Dava konusu uyuşmazlığa ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ile bozulması üzerine işin gereği düşünüldü. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunludur. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu kararların iptali yolunda verilen 08/03/2022 tarih ve E:2017/5846, K:2022/796 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/02/2024 tarih ve E:2022/2178, K:2024/360 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Dairemizin 08/03/2022 tarih ve E:2017/5846, K:2022/796 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/02/2024 tarih ve E:2022/2178, K:2024/360 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere; Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, davacı tarafından bu bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi aynı Kurulun ...tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan kararların iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlendiğinin sabit olmaması gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın (istinaf kanun yoluna başvurulmadığından) 18/11/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Dairemizin 08/03/2022 tarih ve E:2017/5846, K:2022/796 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/02/2024 tarih ve E:2022/2178, K:2024/360 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir: 1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları. 2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri. 3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası. 4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği Dairemizin 08/03/2022 tarih ve E:2017/5846, K:2022/796 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/02/2024 tarih ve E:2022/2178, K:2024/360 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere; 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır. 2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/02/2024 tarih ve E:2022/2178, K:2024/360 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere; Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir. Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir. Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür. Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ...Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlendiğinin sabit olmaması gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 08/03/2022 tarih ve E:2017/5846, K:2022/796 sayılı kararda; Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren M.F.C.'nin beyanı yönünden, tanık beyanının, başka delillerle desteklenmediğinden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren B.İ.'nin beyanı yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olmadığı yönündeki iddiasını doğrular nitelikte olan tanık beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren S.A.'nın beyanı yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakına yönelik somut herhangi bir bilgiye sahip olmadığı anlaşılan tanık beyanının, başka delillerle de desteklenmediğinden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacının kendi beyanı yönünden, davacının beyanının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacı hakkında düzenlenen ... tarih ve ...Soruşturma Numaralı (Daire kararında "13/02/2018 tarih ve Sayılı" yazılmıştır) iddianame içeriğinde yer alan, davacının evinde yapılan aramada ele geçirilen ajandada yer alan beyanlar yönünden, davacının evinde yapılan aramada ele geçirilen ajandada yer alan yazıların, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca iş bu dosyada yapılan 23/11/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir. Dairemizin 08/03/2022 tarih ve E:2017/5846, K:2022/796 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/02/2024 tarih ve E:2022/2178, K:2024/360 sayılı kararıyla; "...Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince; Cumhuriyet Savcısı olarak davacı ile aynı yerde görev yapan ve ifadesine başvurulan M.F.C.'nin, HSK Müfettişliğince düzenlenen 28/04/2017 tarihli tanık ifade tutanağında, "Ben halen Karadeniz Ereğli Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapmaktayım. Öncesinde 2011-2016 yılları arasında Sapanca Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptım. HSYK Genel Kurulunca Fetö irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan ...'ı 2014-2016 yılları arasında Sapanca Adliyesinde birlikte görev yapmamız nedeniyle tanırım. Kendisiyle yaklaşık 2 yıl birlikte görev yaptık. Ayrıca 2011 yılında Bitlis Adliyesinden, Sapanca Adliyesine tayin olduğumda, ...'da Bitlis Adliyesine tayin olmuştu. Bitlis Adliyesinden ayrılırken, kendisiyle ilk kez orada görüşmüştük. ...'dan 2010-2014 yılları arasında HSYK üyeliği görevinde bulunmuş, daha sonra Fetö irtibatı nedeniyle HSYK tarafından meslekten ihraç edilen H.S. Siirt Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı iken, babasının Adliye Lojmanlarında bekçi olduğunu, bu nedenle H.S. ile tanışıklıklarını, kardeşlerinden birinin infaz koruma memuru, diğerinin zabıt katibi olmasında H.S.'in katkısı olduğunu kendisinden bizzat duydum. 2014 yılı HSYK seçim süreci başladığında, ben ...'dan YBP adaylarına destek olmasını istediğimde, kendisi YBP adaylarını destekleyeceğini beyan etmişti. Ancak YBP lehine Sapanca ilçesinde o tarihte HSYK Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı olan A.G. ve CTE Daire Başkanının katıldığı bir akşam yemeği organize edilmişti. Bu yemeğe ...'ı çağırdığımda, programı olduğunu söyleyerek mazeret ileri sürdü ve bu yemeğe katılmadı. Ben bu yemekte bulunduğum esnada ... beni aradı ve bağımsız görünümlü paralel yapı adaylarından olup,- daha sonra Fetö irtibatı nedeniyle HSYK tarafından meslekten ihraç edilen İ.B.'in bir gün sonra Sapanca Adliyesine geleceğini söyledi. Ben kendisine "Adliyeye gelmesin, benim odama da gelirse kovarım" dedim ve seni niye arıyor diye de sordum. Bunun üzerine İ.B.'in neden kendisini aradığını bilmediğini söyledi. Ertesi gün İ.B.'i Sapanca Adliyesinde görmedim. ...'ın kendisini karşılayıp karşılamadığı, ağırlayıp ağırlamadığını bilmiyorum. Bu tarihten 10-15 gün sonra YBP HSYK üye adayları M.Y. ve A.Ç. Sapanca Adliyesine geldiler ve adliyede lokalde bir toplantı yaptık. Orada ...'ın kendilerine yönelik olumsuz bir tavrı olmadı. Aynı gün akşam M.Y. ve A.Ç.'nin de katılımıyla Sakarya ilinde YBP lehine bir akşam yemeği organize edilmişti. Ben ...'ı bu yemeğe davet ettim ve katılması yönünde ısrarcı oldum ancak kendisi bana, çok sosyal biri olmadığını, bu tür organizasyonlara katılmaktan hoşlanmadığını söyledi. YBP lehine bir organizasyon olduğu için katılmayacağı yönünde bir söylemde bulunmadı. Ayrıca o dönem Sapanca Adliyesinde Cumhuriyet Savcısı olup sonrasında Fetö irtibatı nedeniyle HSYK tarafından meslekten ihraç edilen İ.D., Adalet Org isimli internet sitesinde 18/09/2014 tarih ve saat 10:13 itibariyle yayınladığı "M.K. BAŞSAVCIM İLE HAKKARİ'DE BİR ANI..başlıklı bir yazı paylaşmıştı. Bu yazıya, paylaşımdan hemen sonrasında saat 10:19 itibariyle ... gül göndermişti. Bu yazı içeriğinde kendisinden övücü ifadelerle bahsedilen M.K., 2014 yılı HSYK seçimlerinde bağımsız görünümlü paralel yapı adayıydı. Bu yazının halen Adalet Org sitesinde mevcut olduğunu dün baktığımda da gördüm. 2014 yılı HSYK seçim günü ... oyunu kullanmaya İ.D. ile birlikte Sakarya Adliyesine gelmişti. Bunu da bizzat gördüm. Bu konuda söyleyeceklerim bundan ibarettir..."; Aynı tanığın, davacının yargılandığı ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan, Mahkemenin talimatıyla alınan ifadesinde; "...ben 2014 yılı HSK seçimlerinde kendisine yargıda birlik platformu adaylarına oy vermesi konusunda istekte bulundum, kendisi YBD adaylarını destekleyeceğini beyan etmişti, buna rağmen YBD'nin Sakarya ve Sapanca'da gerçekleştirdiği hiçbir organizasyona katılmadı, Adalet Bakanlığı'ndan gelen üst düzey görevliler adliyemizi ziyaret ettiklerinde şahıslarla görüştü, herhangi bir olumsuz harekette bulunmadı ancak aynı gün akşam düzenlenen YBD yemeğine katılmadı..." "...Sapanca Savcısı İ.D. "M.K. BAŞSAVCIM İLE BİR ANI..." bir yazı paylaşmıştı, bu yazı da paralel yapıya mensup olduğu aşikar olan M.K.'nın çok başarılı ve yardımsever bir kişiliğe sahip olduğunu, bu şahsın çok vefalı olduğunu, Hakkari de birlikte çalışıp kendisine çok iyilikler yaptığını ifade etmiş ve adeta paralel yapıya mensup bir şahsın aleni propagandasını yapmıştı. Bu yazı yayınlandıktan 6 dk sonra ... bu yazının altına gül koymuştu. Bunu ben şuan hatırlayamadığım bir arkadaşımdan öğrenip adalet.org sitesinde gördüm ve hatta HSK müfettişine konu ile ilgili tanık olarak ifade vereceğim zaman da adalet.org sitesine girip kontrol ettiğimde halen bu yazının var olduğunu görmüştüm..."; Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan B.İ.'nin, HSK Müfettişliğince düzenlenen 03/04/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; "...Fetö irtibatı nedeniyle HSYK tarafından meslekten ihraç edilen ...’ı 2002-2006 yılları arasında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde aynı sınıfta okumamız nedeniyle tanırım. Kendisi ile arada Selimiye’ye gider okey oynardık. O da at yarışı oynardı. Üniversiteden aynı gün mezun olduk. Beraber geçici mezuniyet belgemizi aldık. Kadıköye giderken hakim savcılık sınavlarına hazırlanmak için sahaflardan kitap aldık. O Siirt’e, ben de Bingöl’e gittik. Üniversite döneminde ...’ın bir dönem şu an Tarsus Hakimi olan F.T.’in ailesi ile beraber kaldığı evinde kaldığını, akabinde yine F.T.’in ailesine ait fırında işçilerle beraber bir dönem kaldığını öğrenmiştim. Yine bir dönemde serbest çalışan, açık kimlik bilgilerini bilmediğim Y. isimli Siirtli bir hemşerisinin yanında kaldığını biliyorum. Kaldığı yere hiç gitmedim. Ancak üniversitede gariban bir yapısı vardı. Benimle, F.T. ile ve şu an İstanbul’da avukatlık stajı yaptığını bildiğim A.C. ile takılırdı. Başka kişilerle takıldığını görmedim. Hayatında hep sınırlı sayıda arkadaşı olmuştur. Yapısı ona müsaittir. Biz hakim savcılık sınavını 2007 yılında kazandıktan sonra Adalet Akademisinde iki dönem aynı odada kaldık. ... orada namazını kılar, bol bol kitap okurdu. Okuduğu kitaplar tarih, bilim, felsefe gibi ağır ve eski kitaplardı. O dönemde Fetö ile bağlantısı olabilecek hiçbir davranışına şahit olmadım. Akabinde beraber kura çektik. O Gökçeadaya atandı. Ben Sinop Erfelek’e atandım. 3 yıla yakın orada çalıştım. 2011 yılında yaz kararnamesi ile ...’la Bitlis Adliyesine atandık. Bu haberi bana kararname çıktıktan sonra ... verdi. Çok şaşırmıştık. 3 yıl Bitlis Adliyesinde beraber çalıştık. Yaklaşık 2 yıl aynı odayı paylaştık. Orda da vakit namazlarını adliyede kılar, Cuma namazlarına giderdi. Yakın bir dostluğumuz oldu. Aynı binada farklı dairelerde oturduk. O süreç içerisinde de Fetö ile bağlantısı olabileceğini düşündüren herhangi bir davranışına şahit olmadım. Aksine 17 Aralık süreci sonrasında o dönemin tabiriyle cemaatin zararlı bir yapı olduğunu, Türkçe Olimpiyatlarının bir oyun olduğunu söylerdi. Genel olarak Kadiriler, Nakşibendiler ve diğer cemaatler üzerine yorum yapar, bol bol kitap okurdu. 2014 yazında ben Menemen Adliyesine, ... Sapanca Adliyesine tayin oldu. 2014 yılı HSYK seçimi öncesinde ...’ı birkaç kez aradım ve YBP adaylarına destek olmasını söyledim. Hatta ...’ın YBP’yi destekleyeceğinden emindim. Sadece hatırlatma ve kimsenin etkisinde kalmaması için ara ara kendisini aradım. ... bana YBP’ye destek olacağını söylemişti. Bir keresinde tekrar konuştuğumuzda Sapanca’da çalışan Cumhuriyet Savcısı İ. diye birinin M.K.'yı çok övdüğünü, bu kişinin meslektaşlarına çok iyi davrandığını söylemişti. Ben de bunun bir oyun olduğunu, Van Cumhuriyet Başsavcısı iken M.K. ile bir keresinde Bitlis Adliyesi ziyaretinde karşılaştığımızda yüzümüze bakmadığını söyledim. Bu şahsa kesinlikle itibar etmemesi gerektiğini söyledim. O da bana tamam dedi. O süreçte yakinen tanıdığım Sapanca Cumhuriyet Savcısı M.F.C. ile görüştük. M.F.C. bana ...’ın, Cumhuriyet Savcısı İ.’e yakın olduğunu söylemişti. Ben M.F.C.’e ...’ın Fetöcü olmadığını, ters bir kişiliğe sahip olduğunu, ona sahip çıkması gerektiğini söyledim. M.F.C. ile daha sonra görüştüğümüzde ...’ın YBP’nin faaliyetlerine icabet etmediğini söyledi. Kendi içine kapalı bir kişilik olduğu için ... açısından bunun normal olduğunu düşündüm çünkü ... kalabalıklara girmeyi seven bir insan değildi. Böyle birkaç kez ...’ı aradım. Kendisi her seferinde bana YBP’yi destekleyeceğini söyledi. HSYK seçimlerinin yapıldığı 12 Ekim günü akşam ... beni aradı ve “B. sana hiç yalan söylemedim. Ben sadece 4 oy kullandım. Gerisini boş bıraktım” dedi. Ben de kendisine kızdım. Diğer oyları neden vermediğini söyledim. O da her bir arkadaşın hatırına 1 tane oy verdim dedi. ...’a kızdığımdan kullandığı oyları kime verdiğini sormadım. Ondan sonra 15 Temmuz sonrasına kadar bir iki kez hal hatır sormak için görüştük. Çok sık görüşmelerimiz olmazdı zaten. Sonra açığa alınıp ihraç olduğunu öğrendim. ...’ın babasının Siirt Adliye Lojmanlarında bekçilik yaptığını, Fetö irtibatı nedeniyle HSYK tarafından meslekten ihraç edilen H.S.’in Siirt Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı yaptığını, oradan ...’ın babası ile tanışıklıkları olduğunu, ...’ın kendi beyanına göre mesleğe girişinde H.S.'in yardımcı olduğunu biliyorum. Tam olarak görgü ve bilgiye dayalı bir bilgim olmamakla birlikte, H.S. ve Sapanca Adliyesinde birlikte çalıştığı Cumhuriyet Savcısı İ. isimli şahsın etkisiyle HSYK seçim sürecinde ...’ı bağımsız görünümlü paralel yapı adaylarına yakın durmuş olabileceğini düşünüyorum..."; Aynı tanığın, davacının yargılandığı... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan, Mahkemece alınan ifadesinde; "Esasen ben sanıkla ilgili olarak buraya kadar anlattığım bilgiler de dahil olmak üzere hatırladığım her şeyi 03/04/2017 tarihinde teftiş kuruluna anlatmıştım. Bu ifadelerim de doğrudur, aynen tekrar ederim. Tanıştığımız günden bu yana ben sanığın söz ve fiil olarak fetullah cemaati üyesi olduğu itibarı uyandıracak hiçbir davranışına tanık olmadım. Olsaydı mutlaka sezerdim ve dostluğumu da sürdürmezdim"; Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan S.A.'un, HSK Müfettişliğince düzenlenen 22/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; "...HSYK Genel Kurulunca FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilen ...’ı hatırladığım kadarıyla 2016 yılı Nisan ayı sonu, Mayıs ayı başları gibi Sapanca Adliyesine müfettiş M.Y. ile birlikte denetim için gittiğimizde kendisinin de orada Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı için gördüm. Müfettiş M.Y. ile birlikte Sapanca denetimini yapmıştık. Denetim esnasında Sapanca Adliyesinde M.Y. ile aynı odada bulunduk. Sapanca Adliyesine denetime gittiğimiz ilk gün, Sapanca Adliyesinin kıdemli Cumhuriyet Savcısı olan M.F.C. ile diğer hakim ve savcılar aynı anda odamıza hoş geldin ziyaretinde bulundular. Daha sonraki günlerde, M.F.C. kıdemli Cumhuriyet Savcısı olduğu için bizim odamıza müteaddit kez, bir isteğimiz, ihtiyacımız olup olmadığını sormak için geldi. Bu gelişlerinden birinde, Müfettiş M.Y. ve ben çalıştığımız esnada, M.Y. ve benimle konuştuğu sırada, ...’ın o tarihte paralel yapı olarak anılan FETÖ ile ilgisi olduğu yönünde cümleler kurdu. M.F.C.’ün anlatımının da etkisiyle Müfettiş M.Y. ve bende ...’ın paralel yapı ile ilgisi olduğu yönünde intiba uyanmıştı. Ayrıca basından ...’ın 15 Temmuz 2016 tarihinden sonra evinde yapılan aramada, hatırladığım kadarıyla, hükümet ile cemaat arasındaki savaşı cemaatin kazanacağı şeklinde cümlenin de olduğu not kağıdının bulunduğunu okumuştum. Hatta bu hususu basından okuduğum sırada Müfettiş M.Y.da yanımda idi."; Aynı tanığın, davacının yargılandığı... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan, Mahkemece alınan ifadesinde; "Kıdemli Sapanca Savcısı olan M.F.C. isteğimizin ve ihtiyacımızın olup olmadığını sordu. Bu gelişlerinden bir tanesinde konu bu olmadığı ve icap etmediği halde ve bizlerin yetki ve görevi cümlesinde bulunmadığı halde genel olarak (... ın paralel yapı ile ilgisi olabilir) dedi Ben ve meslektaşım hangi gerekçeyle bu ihtimalden söz ettiğini sormadık. Bunu görev ve yetkimiz cümlesinde olmadığını ısrarla belirtiyorum. ...M.F.C. ün beyanından biz de ...' ın örgütle bağlantılı ya da ilişiği olabileceğine ilişkin herhangi bir intiba edinmedik ve ... ın davranış şeklinde herhangi bir değişiklik olmadı. Hatırladığım kadarıyla böyle bir şeyle karşılaşmadık.."; Davacı hakkında Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/08/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında; "...Orta Okulu Siirt merkezde bulunan Şehit Hayrettin Şişman İlköğretim Okulu, Lise Siirt Lisesinden 2001 yılında mezun oldum, 2001-2002 yıllarında Siirtte bulunan Vefa Dershanesine gittim. 2002 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandım. 2006 yılında da mezun oldum. 2001-2002 yıllarında Siirtte bulunan Vefa Dershanesine gittim. Çocuğum 2.5 yaşındadır. Her hangi bir okula gitmemektedir. Eşim sınıf öğretmenidir. Siirt Eğitim Fakültesinden 2005 yılında mezun oldu. Dershaneye hiç gitmediler. Yurtlarda kalmadılar. Eşim ile ben sınıf arkadaşıyız, sınıftan kendimiz tanışıyoruz. Aynı zamanda uzaktan akrabayız. Ablası benim amcamın oğlu ile evlidir. Aileler de birbirini tanıyor. O şekilde tanıştık. 2001 yılında Siirt'te başka bir dershane bulunmadığı için ayrıca iyi eğitimi olduğu için Vefa Dershanesine gittim. Bu dershanenin ismi sonradan Fen Dershanesine dönüştü. Başka bir yurda gitmedim. Üniversite hayatım boyunca hiç evlerine gitmedim... . HSYK seçimlerinde seçim sonuçlarının belirlenmesi ve ön sayımı sırasında, sandık mahallinde oy verme dışında bulunmadım. Oyumu Sakarya merkezde kullandım. Şu hususu belirtmek isterim 2014 yılında Sapanca'ya geldiğimizde kıdemli savcı M.F.C. Yargıda birlik platformunun aktif üyesi olarak çalışmakta idi. Bize yönelik hiç bir nezaket davranışında bulunmadı. Ayrıca Gökçeada'da 2008¬2010 yılları arasında görev yaptığım esnada şuan HSYK Müfettişi olan M.Ç. ile birlikte görev yaptık. Yine Bitlis'te şuan Rize Pazar Başsavcısı B.İ. ile aynı odada 3 yıl görev yaptık. Orada görev yaptığımız sırada orada görev yapan Başsavcı M.E. ve onun yakınında bulunan ve bir önceki açığa alınanlar arasında bulunan S.Ü., VD. tarafından dışlandık. Ben açığa alınma sebebini Sapanca Savcısı M.F.C.'ün organizasyonlarına katılmamız, onunla birlikte hareket etmememize bağlıyorum. Fakat bizim M.F.C. ile hareket etmememiz kişiseldi. Ayrıca HSYK seçimlerinde 11 oy kullanmadım. 4 veya 5 oy kullandım. Bunların üçü M.K., İ.Ç. ve O.G. 4. ismi ise tam hatırlamamak ile birlikte Ö.T. olabileceğini sanıyorum. Ben oy pusulalarının mümkünse çıkartılmasını ve oy pusulamın bulunmasını istiyorum. Müşahitlik yapmadım. Kamera çekimi yapmadım. Seçim çalışması sırasında herhangi bir adaya eşlik etmedim. Herhangi bir şahsı arayıp da oy talep etmedim..." şeklinde beyanlarda bulunulmuştur. Tanık beyanlarından ve davacıya ait hizmet cetvelinin incelenmesinden, tanıklardan M.F.C. ve B.İ. ile davacının farklı tarihlerde aynı yerlerde görev yaptıkları, davacı hakkındaki beyanlarının da birbirini destekler mahiyette ve örgüt için çok önemli olan 2014 HSK seçimlerine ilişkin olduğu görülmüştür. Tanık ifadelerinin değerlendirilmesinden, davacının seçim döneminde YBP organizasyonlarına katılmadığı; kendisiyle aynı adliyede görev yapan ve FETÖ ile iltisakı ve irtibatı bulunduğundan bahisle hakkında meslekten çıkarma kararı verilen bir yargı mensubunun yaptığı, örgütün sözde bağımsız adayını övücü nitelikteki sosyal medya paylaşımına beğeni simgesi gönderdiği; seçim tarihinde oy kullanmaya aynı yargı mensubuyla gittiği; seçim döneminde kendisini, örgüt ve bağımsız görünümlü adayları ile ilgili olarak uyaran, aynı zamanda arkadaşı ve meslektaşı olan tanığa seçimlerde YBP'yi destekleyeceğini belirtmesine rağmen, seçimlerden sonra tanığı arayarak sadece dört oy kullandığını, diğerlerini boş bıraktığını söylediği; kendi beyanlarının değerlendirilmesinden ise örgütle bağlantılı olabilecek dershaneye gittiğini ve HSK seçimlerinde ise örgütün sözde bağımsız adaylarından üç tanesine oy verdiğini belirttiği anlaşılmaktadır. Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkında yukarıda belirtilen tanık ifadeleri ile 2014 HSK seçimlerine ilişkin kendi beyanının ve aktarılan hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır... ... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur. Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/02/2024 tarih ve E:2022/2178, K:2024/360 sayılı bozma kararında; tanık beyanlarından ve davacıya ait hizmet cetvelinin incelenmesinden, tanıklardan M.F.C. ve B.İ. ile davacının farklı tarihlerde aynı yerlerde görev yaptıkları, davacı hakkındaki beyanlarının da birbirini destekler mahiyette ve örgüt için çok önemli olan 2014 HSK seçimlerine ilişkin olduğu, tanık ifadelerinin değerlendirilmesinden, davacının seçim döneminde YBP organizasyonlarına katılmadığı; kendisiyle aynı adliyede görev yapan ve FETÖ ile iltisakı ve irtibatı bulunduğundan bahisle hakkında meslekten çıkarma kararı verilen bir yargı mensubunun yaptığı, örgütün sözde bağımsız adayını övücü nitelikteki sosyal medya paylaşımına beğeni simgesi gönderdiği; seçim tarihinde oy kullanmaya aynı yargı mensubuyla gittiği; seçim döneminde kendisini, örgüt ve bağımsız görünümlü adayları ile ilgili olarak uyaran, aynı zamanda arkadaşı ve meslektaşı olan tanığa seçimlerde YBP'yi destekleyeceğini belirtmesine rağmen, seçimlerden sonra tanığı arayarak sadece dört oy kullandığını, diğerlerini boş bıraktığını söylediği; kendi beyanlarının değerlendirilmesinden ise örgütle bağlantılı olabilecek dershaneye gittiğini ve HSK seçimlerinde ise örgütün sözde bağımsız adaylarından üç tanesine oy verdiğini belirttiği, davacı hakkında yukarıda belirtilen tanık ifadeleri ile 2014 HSK seçimlerine ilişkin kendi beyanının ve aktarılan hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir. D) KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına, 1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararı ile yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam...-TL yargılama giderinin yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ...-TL'nin davacıdan tahsili için ilgili Tahsil Dairesine müzekkere yazılmasına, davalı idare tarafından yapılan ...-TL posta giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 18/11/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.