Başvuru, polis memurları hakkında yaralama suçu isnadıyla yürütülen yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle anayasal hakların ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, polis memurları hakkında yaralama suçu isnadıyla yürütülen yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle anayasal hakların ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru, 10/10/2014 tarihinde Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölümün Üçüncü Komisyonu tarafından 30/4/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 23/12/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 22/1/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 1/2/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 2/2/2016 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru form ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun 17/7/2008 tarihinde polis memurları tarafından darbedilmesi sebebiyle şikâyetçi olması üzerine Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından aynı tarihte soruşturma başlatılmıştır. Yürütülen soruşturma kapsamında başvurucuya sağlık raporu aldırılmış, görev belgeleri temin edilerek ve teşhis işlemi yaptırılarak şüpheli polis memurlarının kimlikleri tespit edilmiş, şüpheli ifadeleri ve tanık beyanları alınmıştır. Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığının 25/5/2010 tarihli ve E.2010/9814 sayılı iddianamesi ile üç polis memuru hakkında işkence, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, hakaret suçlarından; bir polis memuru hakkında ise görevi kötüye kullanma ve hakaret suçlarından cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 29/12/2011 tarihli ve E.2010/161, K.2011/318 sayılı kararıyla üç polisin yaralama ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından hapis cezasına ve cezanın ertelenmesine ve hakaret suçundan beraatine; bir polis memurunun ise görevi kötüye kullanma ve hakaret suçlarından beraatine hükmedilmiştir. Anılan karar Yargıtay Ceza Dairesi'nin 6/3/2014 tarihli ve E. 2013/7707, K.2014/5504 sayılı kararıyla "üç polis tarafından işlenen suçun işkence olduğu gözetilmediği ve diğer polisin eyleminin kamu görevlisinin suçu bildirmeme suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan karar verildiği" gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma sonrasında yargılamaya devam edilen İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan 25/9/2014 tarihli celsede başvurucu, yargılamanın çok uzun sürdüğünü belirterek davaya katılmaktan vazgeçtiğini beyan etmiştir. Mahkeme 25/9/2014 tarihli ve E.2014/262, K.2014/253 sayılı kararıyla üç polis memuru hakkında işkence suçunu işledikleri gerekçesiyle 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükmetmiştir. Bir polis memuru hakkında ise kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçunu işlediğinden bahisle 5 ay hapis cezası öngörmüş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hüküm, sanık vekilinin itirazının reddi üzerine kesinleşirken mahkûmiyet hükümleri yönünden sanıkların temyiz istemi üzerine dosyanın temyiz mercii önünde derdest olduğu anlaşılmaktadır. Başvurucu 10/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. " 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta gecikme gösteren kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."