DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/370 E. , 2024/276 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/370 Karar No : 2024/276 TEMYİZ EDEN (DAVACI): … KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- … 2- … Bakanlığı VEKİLİ: Huk. Müş. … İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 28/09/2020 tarih ve E:2016/18890 sayılı temyiz süre ret kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Emniyet Genel Müdürlüğü … Dairesi Başkanlığın…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/370 E. , 2024/276 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/370 Karar No : 2024/276 TEMYİZ EDEN (DAVACI): … KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- … 2- … Bakanlığı VEKİLİ: Huk. Müş. … İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 28/09/2020 tarih ve E:2016/18890 sayılı temyiz süre ret kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Emniyet Genel Müdürlüğü … Dairesi Başkanlığında emniyet amiri olarak görev yapmaktayken 3201 sayılı Kanunun Geçici 28. maddesi uyarınca başka bir kuruma ataması yapılan davacı tarafından; atama işleminin gerekçesi olan, İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı "kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek ve ettirmek" fiilini işlediği ileri sürülerek Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de suçun işleniş tarihi itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi uyarınca zamanaşımı süresi dolduğundan bahisle dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin karar ile bu kararın dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 28/09/2020 tarih ve E:2016/18890 sayılı kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. ve 48., 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11., 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 42/1. ve 2577 sayılı Kanunun 31. maddesiyle gönderme yapılan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 81. ve 82. maddelerine yer verilerek, Temyizen bozulması istenilen Dairelerinin 27/03/2018 tarih ve E:2016/18890, K:2018/12637 sayılı kararının, davacının vekillerinden Av.Ö.T.(D.)'ye 01/08/2018 tarihinde tebliğ edildiği, bu karara karşı 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde belirtilen 30 (otuz) günlük süre içerisinde temyiz talebinde bulunulmaması nedeniyle anılan kararın kesinleştiği, bu durumun 30/06/2020 ve 16/07/2020 tarihli yazılarla davacıya bildirildiği; vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerektiği, vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılmasının yeterli olduğu, davacının Av. Ö.T.(D.)''yi vekillikten azlettiğine ilişkin olarak herhangi bir bilgi, belgenin de dosyada mevcut olmadığı belirtilerek, Temyize konu Daire kararının davacı vekiline tebliğ edildiği 01/08/2018 tarihinden çok sonra, 27/07/2020 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile temyiz isteminde bulunulduğundan, süresinde yapılmayan temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından verilen 27/03/2018 tarih ve E:2016/18890, K:2018/12637 sayılı kararı 20/07/2020 tarihinde öğrenmesi üzerine 27/07/2020 tarihinde temyiz isteminde bulunduğu; Temyiz dilekçesinde davanın takibi için Av. Y.K.Z. ile anlaştığı, Av. Y.K.Z.'nin vefatını gazetelerden öğrenmesi üzerine dava dosyasına sunduğu dilekçe ile bundan sonraki yazışmaların şahsıyla yapılmasını istediğini bildirdiği, ancak Daire kararının yetkisiz Av. Ö.T. (D.)'ye tebliğ edildiği, adı geçen avukatı bu dava için görevlendirmediği, bu durumun dosyadan da anlaşıldığı, bu avukatın dosya içerisinde ismi ve imzasının yer aldığı bir dilekçesinin olmadığı, Anılan temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kararın da kendisine değil, Av.Ö.T. (D.)'ye tebliğ edildiği, temyiz süre ret kararını 11/05/2023 tarihinde öğrendiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idareler tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanunun 20. maddesiyle değiştirilen "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin, sayma suretiyle belirtilen davalar hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği belirtilmiş; "Temyiz Dilekçesi" başlıklı 48. maddesinin 6. fıkrasında ise, temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması veya kesin bir karar hakkında olması halinde, kararı veren merciin temyiz isteminin reddine karar vereceği kurala bağlanmıştır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Vekile ve Kanuni Mümesile Tebligat" başlıklı 11. maddesinde, vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı, vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılmasının yeterli olduğu hükme bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle gönderme yapılan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 81. maddesinde ise, vekilin azli veya istifasının, mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade edebilmesi için, bu konudaki beyanın dilekçeyle bildirilmesi veya tutanağa geçirilmesi ve gerektiğinde ilgilisine yapılacak tebligat giderinin de peşin olarak ödenmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesi ile Anayasal güvenceye bağlanan hak arama hürriyeti, temel hak kategorisinde yer almasının yanında, diğer temel hak ve hürriyetlerin korunması ve kullanılmasında üstlendiği görev nedeniyle de hukukun temel ilkelerinden birini teşkil etmektedir. Bu yönüyle, hak arama hürriyeti, niteliği itibarıyla bünyesinde birden fazla ilkeyi barındıran bir hukuki müessese görünümü arz etmektedir. Bu ilkelerden biri de adil yargılanma hakkının da en önemli unsurlarından birini teşkil eden mahkemeye erişim hakkıdır. Hak arama hürriyetinin tam olarak hayata geçirilebilmesi için mahkemeye erişim hakkının tanınması yeterli olmamakta, ayrıca tarafların bu hakkın etkin kullanımını sağlayan vasıtalarla donatılması zorunluluk arz etmekte, bu vasıtaların başında ise bilgilendirilme hakkı gelmektedir. Davanın tarafları, ancak yargılamanın aşamalarından bilgi sahibi olmaları halinde etkin bir şekilde mahkemeye erişme ve haklarını savunma olanağına sahip olabilecektir. Bahse konu anayasal ilke, çoğu usul yasasında olduğu gibi, 2577 sayılı Kanun'da da gözetilmiş ve idari yargılamada tarafların davanın aşamalarından bilgilendirilmesini öngören hükümler ihdas edilmiştir. Tarafların, dosyaya sunulan dilekçeler ve savcı düşüncesi hakkında bilgilendirilmelerini öngören ve yukarıda aktarılan düzenlemeler bu türden hükümlerdir. Dolayısıyla, davaya taraf olanların davanın aşamalarıyla ilgili olarak bilgilendirilmesini ve bu suretle iddia ve savunma haklarını etkin bir şekilde kullanabilmesini temin eden bahse konu düzenlemelerin ihlali, yargılamanın usule uygun olarak gerçekleşmemesine neden olmakta ve yargılama neticesinde tesis edilen kararın bozulmasını gerektirmektedir. Temyize konu edilen kararla ilgili dosyanın ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; Ankara 47. Noterliğinde düzenlenen 21/04/2014 tarihli vekaletnameyle, davacının, Av. Y.K.Z'yi ve onun yanında çalışan Av. Ö. D. (T)'yi birlikte veya ayrı ayrı vekaleti ifaya mezun ve yetkili olmak üzere vekil olarak tayin ettiği, Tutuklu olan davacının, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı kanalıyla gönderdiği 05/06/2018 tarihli dilekçesinin, … tarihinde ve … kayıt numarasıyla Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kaydına girdiği, "Avukat Azil Dilekçesi" başlıklı söz konusu dilekçesinde, davacının, avukatı Y.K.Z.'nin vefat ettiğini öğrendiğini belirterek avukatın dosyadan düşürülmesini ve yapılacak tebligatların şahsına yapılmasını talep ettiği, Danıştay Beşinci Dairesince verilen 27/03/2018 tarih ve E:2016/18890, K:2018/12637 sayılı kararla davanın reddine karar verildiği, "UYAP sisteminde kayıtlı vekillerden Y.K.Z.'nin ölüm kaydı bulunduğundan" Daire kararının 01/08/2018 tarihinde Av. Ö.T (D)'ye Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tebliğ edildiği, bu tarihten itibaren 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde belirtilen 30 (otuz) günlük süre içerisinde temyiz talebinde bulunulmadığı, Tutuklu olan davacı tarafından 23/06/2020 tarihli dilekçe ile dosyasının akıbeti hakkında bilgi verilmesinin talep edilmesi üzerine, anılan Daire Başkanlığının 30/06/2020 tarihli üst yazısı ile; dosyanın karara bağlandığı ve gerekçeli kararın Av. Ö.T. (D.)'ye 01/08/2018 tarihinde tebliğ edildiğinin bildirildiği, Ceza İnfaz Kurumu müdürlüğünce söz konusu üst yazının davacıya 01/07/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından verilen 02/07/2020 tarihli dilekçeyle, gerekçeli karardan 30/06/2020 tarihli yazıyla haberdar olduğu dikkate alınarak, kararın bir suretinin tarafına gönderilmesi ve kararın kesinleşip kesinleşmediğinin bildirilmesinin istenildiği, Danıştay Beşinci Dairesi Başkanlığı'nın 16/07/2020 tarihli üst yazısı ile; gerekçeli kararın Av. Ö.T.(D.)'ye 01/08/2018 tarihinde tebliğ edildiği ve temyiz edilmemek suretiyle kesinleştiğinin bildirildiği ve bu yazının davacıya 20/07/2020 tarihinde tebliğ edildiği, Bu defa davacı tarafından verilen 27/07/2020 tarihli dilekçe ile temyiz talebinde bulunulduğu, anılan talebin davanın reddine dair kararın davacı vekiline tebliğ edildiği 01/08/2018 tarihinden çok sonra 27/07/2020 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile temyiz isteminde bulunulduğu anlaşıldığından, süresinde yapılmayan temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine karar verildiği, bu kararın da 22/01/2021 tarihinde Av. Ö.T.(D)'ye tebliğ edildiği ve temyiz edilmediği, Davacının, Ereğli (Konya) Cumhuriyet Başsavcılığı kanalıyla gönderdiği 08/03/2023 tarihli dilekçesiyle başka bir dosya aracılığıyla 28/09/2020 tarihinde temyiz başvurusu hakkında karar verildiğini öğrendiğini belirterek, anılan kararın tarafına tebliğ edilerek hak arama hürriyeti bağlamında itiraz sürecinin başlatılması yönünde talepte bulunduğu, Bunun üzerine Danıştay Beşinci Dairesi Başkanlığının 14/04/2023 tarihli yazısıyla anılan kararın bilgi amaçlı olarak davacıya gönderildiği ve Ceza İnfaz Kurumu tarafından bu yazının 11/05/2023 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, Davacının Ereğli (Konya) Cumhuriyet Başsavcılığı kanalıyla gönderdiği 15/05/2023 tarihli dilekçesiyle temyiz süre ret kararını temyiz ettiği anlaşılmıştır. Dairenin temyiz süre ret kararında, davacının Av. Ö.T.(D)'yi vekillikten azlettiğine ilişkin olarak herhangi bir bilgi ve belgenin dosyada mevcut olmadığı belirtilmekte ise de, davacının 05/06/2018 tarihli "Avukat Azil Dilekçesi" başlıklı dilekçesiyle avukatının vefat ettiğini öğrendiğini belirterek avukatın dosyadan düşürülmesini ve yapılacak tebligatların şahsına yapılmasını talep ettiği, ancak Dairece davacının iradesi araştırılmaksızın tebligatların Av. Ö.T. (D)'ye yapılmasına devam edildiği görülmüştür. Bu durumda, esas hakkındaki kararın 20/07/2020, temyiz süre ret kararının ise 11/05/2023 tarihinde usulüne uygun olarak davacıya tebliğ edildiği anlaşıldığından, temyiz isteminin süresinde olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, Dairesince verilen temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 28/09/2020 tarih ve E:2016/18890 sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Tekemmülü sağlanmak üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 15/02/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka aykırı bulunmadığı, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.