(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/3785 E. , 2009/4569 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.10.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/3785 E. , 2009/4569 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.10.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: \_K A R A R\_ Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Davalı Hazine davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalı Hazinenin mülkiyetindeki 294 sayılı parselde bilirkişinin 22.01.2008 tarihli krokisinde (A) ile gösterilen 2167.17 m2 lik kısımdan davacının 296 sayılı parseli yararına geçit tesis edilmiştir. Hükmü davalı Hazine temyiz etmiştir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir. Eldeki davada davacı kooperatifin mutlak geçit ihtiyacı içersinde olduğu açıktır. Geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Diğer taraftan, uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir. Somut uyuşmazlıkta; kurulan geçit ile davalı Hazinenin 294 sayılı parseli bölünmüş, parselin kullanım şekli ve bütünlüğü bozulmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere bu tür davalarda davacının sübjektif arzusuna göre geçit tesis edilemez. O yüzden mahkemece davacının geçit ihtiyacı davalının parselini bölmeyecek başka alternatifler aranarak giderilmelidir. Bunun için yerinde yeniden keşif yapılmalı, bilirkişiye 294 sayılı parseli bölmeyecek biçimde geçit güzergahları tespit ettirilmelidir. Değinilen yönün gözetilmemesi doğru olmamıştır. Bütün bunların dışında, taşınmazın bulunduğu yer yerleşim alanıdır. Her ne kadar 294 parsel tapu kaydında niteliği “bor tarla” olarak gösterilmiş ise de, geçit için biçilecek değerin taşınmazın arsa niteliğinde olduğu kabul edilerek hesaplanması gerekir. Bu hususun da dikkatten kaçırılması doğru değildir. Karar açıklanan bütün bu nedenlerle bozulmalıdır. Kabule göre de, bilirkişi raporunda ve hükümde geçit güzergahının 2167.17 m2 olduğu belirtildiği halde geçit bedelinin eksik depo ettirilmesi doğru değildir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 09.04.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.