21. Hukuk Dairesi 2006/5437 E. , 2007/3138 K. "" MAHKEMESİ : Sakarya İş Mahkemesi TARİHİ : 04/04/2006 Davacı, malullük sigortasından faydalanması gerektiğinin tesbitiyle, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtla…
**21. Hukuk Dairesi 2006/5437 E. , 2007/3138 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Sakarya İş Mahkemesi TARİHİ : 04/04/2006 Davacı, malullük sigortasından faydalanması gerektiğinin tesbitiyle, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. Davacı, Kurum işleminin iptali ile Bağ-Kur’dan maluliyet aylığı almaya hak kazandığının tesbitini istemiştir. Davacının, maluliyet aylığı talep ettiği tarihte malul sayıldığı konusunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, davacının sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte malul sayılmayı gerektirecek derecede hastalığı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Bu yönüyle davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 Sayılı Yasa’nın 28/2. maddesinde, sigortalılığın başladığı tarihte malul sayılacak derecede hastalık ve arızası bulunduğu önceden veya sonradan yeterli belgelerle tespit edilen sigortalının, bu hastalık veya arızası nedeniyle malullük sigortası yardımlarından yararlanamayacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan madde hükmü gereğince, sigortalının malullük sigortası yardımlarından yararlanamaması, ilk sigortalılığının başladığı tarihte, malul sayılmayı gerektirecek derecede hastalık veya arızası bulunması durumunda söz konusudur. Somut olayda, davacının 1479 Sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının başladığı 23.01.1997 tarihinden sonra 20.09.1997 tarihinde kronik böbrek yetmezliği hastalığının mevcut olduğu dosya içerisindeki belgelerden anlaşılmaktadır.Bu durumda, Kuruma tescil tarihinden önce de böbrek yetmezliğinin bulunması kuvvetle muhtemeldir. Ancak, 1479 Sayılı Yasa’nın 28/2. maddesinin uygulanabilmesi için, malul sayılan sigortalıdaki hastalık yada arızanın kişinin sigortalılık niteliğini kazanmasından önceye ait bulunması yeterli değildir. Anılan hastalık veya arızanın malul sayılmayı gerektirecek nitelikte bulunması da gereklidir. Bu bakımdan, hükme dayanak yapılan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kurulu’nun 26.12.2003 tarihli raporu gerekçeli ve açıklayıcı nitelikte değildir.Öteyandan, dosya içerisindeki belgelerden mevcudiyeti anlaşılan SSK Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile de çelişkilidir. Davalı tarafın bu rapora itirazı da dikkate alınarak, sözü edilen SSK Yüksek Sağlık Kurulu raporu getirtilerek, 28.06.1976 gün ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da belirtildiği üzere, 1479 Sayılı Yasa’nın 56. maddesi delaletiyle 506 Sayılı Yasa’nın 109. maddesindeki prosedür doğrultusunda, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’ndan görüş alınmalıdır.