Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ---- ile ibraz ettiğini, davacının ------ ibraz ettiği çekin sahte olduğunu, çekteki imzanın davacıya ait olmadığını, davalı ---- çeki incelemeden ödeme yaptığını, mağduriyetin giderilmesi için ----- sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin itiraz üzerine durduğunu belirtmiş, -------sayılı takip dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalılar aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesin
davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Türkiye'de kan ve kan ürünlerinin toplanması ve dağıtılması konusunda tek el hakkına sahip olduğunu davalının borçlarını ödemediğini 2013 ve 2014 yıllarında toplam 143.575,10 TL bedelli kan ve kan ürünleri teslimi yapıldığını bundan doğan faturalar gereği müvekkilinin alacaklı olduğunu yapılan icra takiplerine itiraz ettiğini bir kısım itirazın iptali davalarının açıldığını müvekkili lehine sonuçlandığını bu süreçten sonra tüm çabalara rağmen borçlarını ödemediklerini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 143.575,10 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, dava dilekçesinde 2013 ve 2014 yıllarına ait faturalardan bahsedildiğini faturanın tebliğ edilip edilmediği ve usulüne uygun olup olmadığının soyut iddialardan ibaret olduğunu müvekkilinin bir kısım icra takiplerine itiraz ettiğini itirazın iptali davası açıldığını ve davacı lehine sonuçlandığını beyan ettiklerini iş bu dava ile ilgili olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; davacının ticari kayıtlarına işlenmiş olan 14 adet fatura alacağına dayalı olarak satılan kan ürünlerine bağlı 143.575,10 TL alacak iddia edildiğini tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği davalının ticari defterlerini ibraz etmediğini davacı kayıtlarına işlenmiş toplam 14 adet fatura içeriği kan ve kan ürünlerinin davalıya tesliminin yapıldığı ve 176.198,00 TL alacaklı olduğu davaya konu 28/02/2013 tarihli 33.289,60 TL bedelli faturanın İAA 18. ATM'de dava konusu edildiği davanın kısmen neticelendiği yine 30/04/2013 tarihli 33.980,60 TL bedelli faturanın yine İAA 5 ATM'de dava konusu edildiği ve esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair kara verildiğini toplam 67.270,20 TL olan iş bu faturalara ilişkin daha evvel açılan davanın karar verilip kesinleşmediği bu miktarın mahsup edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 76.304,90 TL alacağın dava tarihinden işleyecek yasal faizli ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine 67.270,20 TL alacağın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiş karar süresinde davacı tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacak talebinin 67.270,20 TL'lik kısmı açısından davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu bilirkişi tarafından dosyaya 29/05/2017 tarihinde sunulan faturaların incelenmediğini iş bu faturaların alacak kalemine dahil edilmesi halinde 211.213,10 TL alacak olduğunu 33.289,60 TL'lik fatura ve 33.980,60 TL'lik faturaların başka bir dava konusu olup müvekkili lehine karar verildiğini bunlar hakkında tekrar yargılama yapılamayacağından bu iki faturanın alacaktan düşürülmesi sonucu 143.933,90 TL alacaklı olduğunu ve talepleri ile de uyumlu olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İstinaf talebine karşı davalının beyanda bulunmadığı anlaşılmıştır.Dava, davacı ... tekelinde bulunan kan ve kan ürünlerinin satışından kaynaklı alacağın tahsili talebine ilişkindir. 4721 sayılı TMK madde 56'da -'' Dernekler, gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarıdır. Hukuka veya ahlaka aykırı amaçlarla dernek kurulamaz.'' hükmüne yer verilmiştir.Davacı dernek olup yukarıda adı geçen yasa maddesi gereğince derneklerin kazanç paylaşma amacı dışında hareket etmeleri nedeni ile tacir sıfatı bulunmamaktadır. Bu durumda ihtilaf her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklanmadığı gibi TTK m.4 gereğince mutlak ticari dava niteliğinde de değildir. Hal böyle olunca; ihtilafa bakmakla görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devam edilerek esas hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya uygun olmamıştır. Görev kamu düzenini ilgiledirdiğinden yargılamanın her aşaması resen göz önünde bulundurulması gerektiğinden davacının istinaf talebinde bu sebeplerle haklıdır. Bu itibarla; davacının istinaf başvurusunun kabulüne, HMK m.353/1-a-3 uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın görevli İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi için kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine oybirliğiyle varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.