10. Hukuk Dairesi 2013/2420 E. , 2013/10517 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Ge…
**10. Hukuk Dairesi 2013/2420 E. , 2013/10517 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, "sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez." Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Davacı, davalılar nezdinde 01.03.1979-01.09.1993 tarihleri arasında devamlı çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.Bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, davacının 1.1.1981 ile 31.8.1993 tarihleri arasında sürekli çalıştığı kabul edilmiş ise de bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Bozma ilamında işaret edildiği üzere, Mahkemece, tespitine karar verilen davacının çalışmalarının mevsimlik çalışma olup olmadığı üzerinde yeterince durulmamıştır.Bozma sonrası dinlenen tanıkların tüm dönemi kapsayacak veya birbirini tamamlayacak şekilde bordro çalışanı olmadıkları; dinlenen ...'ın çalışmalarının kısmi olarak bildirildiği, diğer tanığın ise muhasebeci olup davacının çalışmasına ilişkin bilgi ve görgüsünün bulunmadığı, tanık ...'ın ise 1981 yılında 120 günlük çalışması haricinde çalışmasının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davaya konu somut olayda işyerindeki çalışmaların sürekli mi yoksa mevsimlik mi gerçekleştiği üretime yönelik olarak çalışmaya ara verilen dönemde çalışmaları Kuruma bildirilenlerin ne tür işlerde çalıştığı araştırılmalı, davacıya ait işveren nezdindeki belgeler getirtilip, imzasının davacıya ait olduğu saptanananlar yönünden aksine eşdeğer belge bulunmaması halinde imzalı belgelere itibar edilmeli, imzasının davacıya ait olmadığı anlaşılanlar ve hiçbir belgenin bulunmadığı anlaşılanlar yönünden SSK'ya verilen dönem bordrolarındaki diğer çalışanlar ile komşu işyerlerinin kayıtlara geçmiş sahip ve çalışanları tespit edilip, dinlenerek, davalı tanıkları ile davacı tanık beyanları arasındaki davacının çalışmasının mevsimlik olup olmadığına ve çalıştığı süreye ilişkin çelişkiler giderilmelidir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması isabetsizdir. Öte yandan, mahkemenin kabulüne göre ise; davalı ... yanında geçen ve Kuruma bildirilmeyen süre 3240 gün olduğu halde 3420 günlük sürenin bildirilmediğine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.