Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/3854 E. , 2024/3519 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/3854 Karar No : 2024/3519 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. ... Hukuk Müşaviri Av. ... DAVANIN_KONUSU : Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile anılan işlemin dayanağı olan 10/01/2020 tarih ve 31004 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genetik Hastalıklar Değerlendirme Me
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/3854 E. , 2024/3519 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/3854 Karar No : 2024/3519 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. ... Hukuk Müşaviri Av. ... DAVANIN_KONUSU : Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile anılan işlemin dayanağı olan 10/01/2020 tarih ve 31004 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliği'nin geçici 1. maddesinin 2. fıkrasının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, 2021 yılına kadar tıbbi genetik ana bilim dalı başkanı ve genetik laboratuvar kurucularından olduğu, tıbbi genetik alanında genetik test yapma, yapılan testlerin sonuçlarını analiz etme ve bu testleri onaylama görev ve yetkilerinin bulunduğu, 10/01/2020 tarih ve 31004 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliği ile genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinde merkez sorumlusu olma hakkının yalnızca hekimlere tanındığı, yürürlükten kaldırılan Yönetmelik çerçevesinde genetik test onaylama yetkisi bulunmakta iken, hekim olmaması nedeniyle artık bu yetkisinin ortadan kaldırıldığı, bu durumun haklı beklenti, kazanılmış hakların korunması ile kamu menfaatine aykırı olduğu, dava konusu işlemlerin iptali gerektiği ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI :Davalı idare tarafından, yürürlükten kaldırılan Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliği'ne göre genetik tanı merkezi sorumlusunun klinik genetik, tıbbi genetik, tıbbi biyoloji ve genetik dallarında uzman veya bilim doktoru unvanını almış bir tabip olması gerektiği, bu konularda uzmanlık veya bilim doktoru unvanı olmayan ancak bu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yurtiçi ve yurtdışında bu konularda çalışmaların yapıldığı bir merkezde beş yıl veya daha fazla bir süre çalışan ve yaptıkları çalışmaları ve yayınlarını belgeleyen ve belgeleri Komisyonca onaylanmış kişilerin de genetik tanı merkezi sorumlusu olarak görevlendirilebileceğinin düzenlendiği, bahse konu Yönetmeliğin 1998 yılında yayımlandığı dönem dikkate alındığında ülkemizde tıbbi genetik alanında yetişmiş uzman ve doktora yapmış tabip/kişi sayısının yetersiz olması nedeniyle sağlık insan gücü ihtiyacını karşılamak ve uygulanabilirliği artırmak amacıyla anılan Yönetmeliğin ilgili maddesinde belirtilen kişilerin merkez sorumlusu olabileceğinin belirtildiği, ancak tıbbi genetik alanında yetişmiş uzman ve doktora yapmış tabip sayısının yeterli düzeye çıkarıldığı, anılan Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren sadece tıbbi genetik uzmanlığı olan hekimlere merkez sorumlusu olma hakkı verildiği, kazanılmış haktan bahsedilebilmesi için hakkın, yürürlükteki kurallara göre tüm sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması gerektiği, biyolog olan davacının da bu Yönetmelik kapsamında merkez sorumlusu olarak görev yapmadığı gözönüne alındığında bütün sonuçları ile fiilen elde edilmiş bir kazanılmış haktan söz edilemeyeceği, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava; Sağlık Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile anılan işlemin dayanağı olan 10/01/2020 tarih ve 31004 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliğinin geçici 1. maddesinin 2. fıkrasının iptali iptali istemiyle açılmıştır. Anayasanın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Hukuk devleti ilkesinin vazgeçilmez unsurlarından birisi olan hukuk güvenliği ilkesi; hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Yürürlükte olan mevzuat kurallarına güvenerek hayatını yönlendiren, hukuki iş ve işlemlere girişen bireyin bu kanunların uygulanmasına devam edileceği yolunda oluşan beklentisinin mümkün olduğunca korunması hukuki güvenlik ilkesinin gereğidir. Meşru beklenti; makul bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadına dayanan yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklentidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de (AİHM); özünde ‘varlık’ olarak kabul görebilecek bir şahsi menfaatin, ulusal mahkemelerin yerleşmiş içtihadı gibi yalnızca ulusal hukukta yeterli bir temeli olması halinde mümkün olabileceği görüşündedir. 10/06/1998 tarihli, 23368 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan (mülga) Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliğinin 14. maddesi; klinik genetik, tıbbi genetik, tıbbi biyoloji ve genetik dallarında uzman veya bilim doktoru ünvanını almış tabipler ile bu konularda uzmanlık veya bilim doktoru unvanı olmayan ancak bu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yurtiçi ve yurtdışında bu konularda çalışmaların yapıldığı bir merkezde beş yıl veya daha fazla bir süre çalışan ve yaptıkları çalışmaları ve yayınlarını belgeleyen ve belgeleri Komisyonca onaylanmış kişilere genetik tanı merkezi sorumlusu olarak görevlendirilme hakkını tanınmıştı. Resmi Gazetenin 10/01/2020 tarihli, 31004 sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliğinin 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; tıbbi genetik uzmanı veya geçici 1. maddenin 2. fıkrasında tanımlanan bir kişinin merkez sorumlusu olarak görevlendirileceği düzenlenmiş; Geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında ise; “18/07/2009 tarihinden sonra doktora yapmış olan hekimler hiçbir şekilde uzman yetkisi kullanamazlar.18/07/2009 tarihinden önce doktora yapmış ve bir genetik hastalıklar tanı merkezinde en az 2 yıl aktif olarak çalışarak genetik tetkikler yapmış ve raporlamış olduğunu belgeleyen hekimlerin hakları saklıdır.” kuralına yer verilmişti. Davacı tarafından, 2021 yılına kadar tıbbi genetik ana bilim dalı başkanı ve genetik laboratuvar kurucularından olduğu, tıbbi genetik alanında genetik test yapma, yapılan testlerin sonuçlarını analiz etme ve bu testleri onaylama görev ve yetkilerinin bulunduğu, 10/01/2020 tarih ve 31004 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliği ile genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinde merkez sorumlusu olma hakkının yalnızca hekimlere tanındığı, yürürlükten kaldırılan Yönetmelik çerçevesinde genetik test onaylama yetkisi bulunmakta iken, hekim olmaması nedeniyle artık bu yetkisinin ortadan kaldırıldığı, bu durumun haklı beklenti, kazanılmış hakların korunması ile kamu menfaatine aykırı olduğu, dava konusu işlemlerin iptali gerektiği ileri sürülmektedir. Dosyada yer alan bilgiler, davacının iddiaları ile davalının savunması birlikte değerlendirildiğinde, aldığı eğitim ve kariyer tercihlerine göre, davacının önceki Yönetmelik uyarınca genetik tanı merkezlerinde merkez sorumlusu olabilme şartlarını uhdesinde taşıdığı, bu yönüyle davacının söz konusu pozisyonda çalışma yönünde haklı bir beklentisinin oluştuğu, buna rağmen dava konusu düzenlemeler ile bu beklentinin korunmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre,haklı beklentilerinin korunması yolunda herhangi bir geçiş hükmüne yer verilmediği, Yönetmeliğin geçici 1. maddesinin 2. fıkrasının eksik düzenlenmesi nedeniyle hukuka aykırı bulunmaktadır. Dava konusu birel işlemin de iptali gerekeceği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu geçici 1. maddenin 2. fıkranın eksik düzenleme nedeniyle ve bu maddeye göre tesis edilen birel işlemin de iptali gerektiği düşülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : 10/01/2020 tarih ve 31004 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliği ile 10/06/1998 tarih ve 23368 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmış, Yönetmelik kapsamında merkez sorumlusu olma yetkisi nitelikleri belirlenen hekimlere tanınmış ve "Mevcut merkezlerin uyumu" başlığı altında geçici 1. madde ile geçiş hükümlerine yer verilmiştir. Biyolog kökenli öğretim üyesi olan davacı tarafından, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı Başkanı olarak görev yapmakta iken, 10/01/2020 tarih ve 31004 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliği'nin yürürlüğe girmesinin ardından genetik testler için raporlama ve onay yetkisini kullanamadığı belirtilerek, almış olduğu eğitimler, akademik unvanı ve görev yaptığı başkanlık görevinin dikkate alınmak suretiyle hizmet sunumunda aksamaya sebebiyet vermemek adına genetik test onay yetkisinin tanımlanması talebiyle 02/02/2021 tarihli dilekçe ile başvuru yapılmıştır. Yapılan başvurunun, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemiyle, yapılan inceleme neticesinde, ... tarih ve ... nolu diploma ile Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi “Biyoloji” programından mezun olduğu, mer'i mevzuat uyarınca merkezlerde merkez sorumlusu olamayacağı gerekçesiyle reddi üzerine, söz konusu işlemin ve dayanağı 10/01/2020 tarih ve 31004 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliği'nin geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasının iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: İlgili Mevzuat: 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; 9. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği; Ek 11. maddesinde de, sağlık hizmeti sunumu ile ilgili tüm iş ve işlemlerin Sağlık Bakanlığınca denetleneceği hükümlerine yer verilmiştir. 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerinin yürütülmesi görevi Sağlık Bakanlığına verilmiş olup, 355. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (b) bendinde, organ ve doku nakli, kan ve kan ürünleri, diyaliz, üremeye yardımcı tedavi, evde sağlık, yanık, yoğun bakım gibi özellikli planlama gerektiren sağlık hizmetlerini planlamak ve bu hizmetleri sunan kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (f) bendinde, planlama ve standartlar oluşturulması için gerekli komisyonları kurmak; (k) bendinde, sağlık insan gücü planlaması yapmak, sayı ve nitelik olarak ihtiyaca uygun insan gücü yetiştirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak; (l) bendinde ise, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir. Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak genetik hastalıkların tanısının belirlenmesi ve genetik danışmanlık verilmesi amacıyla, genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinin ruhsatlandırılması, açılması, çalışması ve denetlenmesi ile ilgili usul ve esasları düzenlemek amacıyla Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliği hazırlanmış ve 10/01/2020 tarih ve 31004 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Hukuki Değerlendirme: Yukarıda yer verilen ve dava konusu Yönetmeliğin dayanakları arasında sayılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, Sağlık Bakanlığının, ülke genelindeki sağlık hizmetinin dengeli, planlı, verimli, kaliteli ve koordineli sunulmasında asli yetkili otorite olduğu; Anayasayla Devlete sağlık hizmeti alanında verilen görevlerin anılan Bakanlık aracılığıyla yerine getirildiği; dava konusu Yönetmelik bakımından ise, Sağlık Bakanlığının genetik hastalıkların tanısının belirlenmesi ve genetik danışmanlık verilmesi amacıyla, Devlet ve vakıf üniversiteleri, kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişilerine ve gerçek kişilere ait genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinin ruhsatlandırılması, açılması, çalışması ve denetlenmesi ile ilgili usul ve esasları belirlemeye yönelik düzenleme yapmaya yetkili olduğu tartışmasız olup, anılan yetkiye dayanılarak dava konusu Yönetmelik yayımlanmıştır. Türkiye'de tıp mesleğini icra edeceklere ilişkin temel düzenleme olan 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 1. maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde tababet icra ve her hangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için tıp fakültesinden diploma sahibi olmak şarttır.” hükmü; 8. maddesinde ise “Türkiye'de icrayı tababet için bu kanunda gösterilen vasıfları haiz olanlar umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haizdirler. Ancak her hangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhıye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtısas vesikasını haiz olmalıdır.” hükmü yer almaktadır. Anılan Kanun'un yukarıda yer verilen hükümlerine göre, tababet icra etmek ve herhangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek Tıp Fakültesi mezunu olan tabiplere hasredilmiştir. Öte yandan, 6225 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile 1219 sayılı Kanun'a eklenen Ek 13. maddede, sağlık meslek mensupları sayma suretiyle belirlenmiş; lisans, yüksek lisans, doktora, uzmanlık gibi alacakları eğitimler, sertifika sahibi olmaları gibi haller ile hekimlerle birlikte yapabilecekleri işler belirlenmiştir. Ayrıca maddede; tabipler ve diş tabipleri dışındaki sağlık meslek mensuplarının hastalıklarla ilgili doğrudan teşhiste bulunarak tedavi planlayamayacağı ve reçete yazamayacağı, sağlık meslek mensuplarının iş ve görev ayrıntıları ile sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarının sağlık hizmetlerinde çalışma şartları, iş ve görev tanımları; sertifikalı eğitime ilişkin usûl ve esaslar ile tabiplerce veya tabiplerin yönlendirmesiyle ilgili sağlık meslek mensubu tarafından uygulanmak şartıyla insan sağlığına yönelik geleneksel/tamamlayıcı tedavi yöntemlerinin alanları, tanımları, şartları ve uygulamasıyla ilgili usul ve esasların da Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenmesi öngörülmüştür. Aktarılan maddeye dayanılarak Sağlık Meslek Mensupları İle Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelik, 22/05/2014 tarih ve 29007 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış olup sağlık meslek mensupları ve sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarını kapsamaktadır. Yönetmeliğe göre; “sağlık meslek mensupları”, tabip, diş tabibi, eczacı, hemşire, ebe ve optisyen ile 1219 sayılı Kanun'un ek 13. maddesinde tanımlanan diğer meslek mensuplarını; “sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensupları” ise, sağlık meslek mensubu olmadığı halde, sağlık hizmet sunumu çerçevesinde özgün görevi olan ve bu alanda çalışan diğer meslek mensuplarını ifade etmektedir. Sağlık meslek mensuplarının unvanlara göre iş ve görev tanımları Yönetmeliğe ekli Ek-1 sayılı tabloda, sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarının unvanlara göre iş ve görev tanımları da Ek-2 sayılı çizelgede gösterilmiştir. Biyologlar, anılan Yönetmeliğin Ek-2 sayılı tablosunda yer almakta olup, iş ve görev tanımları, "a) Sağlık kurum ve kuruluşlarında hematoloji, endokrinoloji, immünoloji, mikrobiyoloji, biyokimya, bakteriyoloji, parazitoloji, genetik, moleküler biyoloji, anatomi, patoloji, histoloji, sitoloji, embriyoloji, morfoloji, toksikoloji, metabolizma, biyoistatistik, tıbbi biyoloji, kan ve kan ürünleri, biyolojik ürünler, infertilite laboratuvarları gibi alanlarda görev alır. b) Canlı organizmalar hakkında bilgiyi artırmak, yeni bilgiler ortaya koymak, yeni ürünler, işlemler ve teknikler geliştirmek amacıyla yapılan bilimsel araştırmalar ve araştırma-geliştirme çalışmalarında görev alır. c) Biyoteknolojik araştırma-geliştirme çalışmalarında görev alır. ç) Bilimsel araştırmalarda; problemin tanımlanması, amacın belirlenmesi, hipotezin geliştirilmesi, deney ve testlerin tasarlanması ve yürütülmesi ile elde edilen verilerin analiz edilerek sonuçlarının yorumlanması, bu doğrultuda tıbbi alanda uygulanmasına yönelik öneriler geliştirilmesi ve raporlanmasında görev alır." olarak belirlenmiştir. Bu çerçevede davalı idareye verilen yetkiye dayanılarak çıkarılan dava konusu Yönetmeliğe bakıldığında, Yönetmeliğin amacının, genetik hastalıkların tanısının belirlenmesi ve genetik danışmanlık verilmesi maksadıyla, genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinin ruhsatlandırılması, açılması, çalışması ve denetlenmesi ile ilgili usul ve esasları düzenlemek olduğu; anılan Yönetmelik'te planlama kapsamında açılacak olan genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinde çalışacak personelin nitelikleri ile görev ve sorumluluklarının ayrıntılı olarak belirlendiği, buna göre, merkezde, merkezin faaliyeti ve denetimi ile ilgili her türlü işlem ile idari işlerden bizzat sorumlu olan mesul müdür dışında, mesul müdür tarafından görevlendirilen merkez sorumlusunun görev aldığı, merkez sorumlusu olarak ise, anılan Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılan 10/06/1998 tarih ve 23368 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliği'nde düzenlenen halinin aksine tıbbi genetik uzmanı veya geçici 1. maddenin ikinci fıkrasında tanımlanan bir kişinin görevlendirileceği anlaşılmaktadır. Nitekim mülga Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliği'nin 14. maddesine göre, klinik genetik, tıbbi genetik, tıbbi biyoloji ve genetik dallarında uzman veya bilim doktoru ünvanını almış bir tabibin genetik tanı merkezi sorumlusu olabilmesinin yanı sıra bu konularda uzmanlık veya bilim doktoru ünvanı olmayan, ancak bu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yurtiçi ve yurtdışında bu konularda çalışmaların yapıldığı bir merkezde beş yıl veya daha fazla bir süre çalışan ve yaptıkları çalışmaları ve yayınlarını belgeleyen ve belgeleri Komisyonca onaylanmış kişilerin de genetik tanı merkezi sorumlusu olarak görevlendirilebileceği düzenlenmişken; Yönetmeliğin 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, -davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan haliyle- "Mesul müdür tarafından, tıbbi genetik uzmanı veya geçici 1 nci maddenin ikinci fıkrasında tanımlanan bir kişi merkez sorumlusu olarak görevlendirilir. Merkez, özel hastane bünyesinde açılacak ise, merkez sorumlusu olma yetkisini haiz her hekim için tıbbi genetik kadrosu bulunması zorunludur. Merkez sorumlusu merkezde tam zamanlı olarak görev yapar. Bir merkezde bu nitelikleri haiz birden fazla personel olması halinde, Müdürlüğe bildirmek ve izin almak kaydıyla izin, hastalık durumu gibi hallerde merkez sorumlusunun yerine vekâlet edebilir. Merkez açma yetkisini haiz kişiler adına sadece bir merkez sorumlusu belgesi düzenlenir. Mesai saatleri dışında başka Merkezde ancak ikinci hekim olarak, Müdürlüğe bildirilmek kaydıyla çalışabilir ayrıca kadro aranmaz." kuralına yer verilmiştir. (Dava açıldıktan sonra 08/01/2021 tarih ve 31358 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklik ile merkez sorumluları arasına çocuk genetik uzmanları da dahil edilmiştir.) Söz konusu hükümde atıf yapılan ve dava konusu edilen "Mevcut merkezlerin uyumu" başlıklı geçici 1. maddenin ikinci fıkrasında ise, "18/7/2009 tarihinden sonra doktora yapmış olan hekimler hiçbir şekilde uzman yetkisi kullanamazlar. 18/7/2009 tarihinden önce doktora yapmış ve bir genetik hastalıklar tanı merkezinde en az 2 yıl aktif olarak çalışarak genetik tetkikler yapmış ve raporlamış olduğunu belgeleyen hekimlerin Genetik Tanı Merkezi Sorumlusu olma hakları saklıdır." kuralı (11/1/2020 tarih ve 31005 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan düzeltme ile 10/1/2020 tarih ve 31004 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezleri Yönetmeliğinin geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasında sehven eksik yayımlanan “hekimlerin hakları” ibaresi “hekimlerin Genetik Tanı Merkezi Sorumlusu olma hakları” şeklinde değiştirilerek düzeltilmiştir.) yer almıştır. Adı geçen merkez sorumlusunun görevlerinin de Yönetmeliğin 16. maddesinin ikinci fıkrasında "merkez personelinin tüm faaliyetlerini izlemek, eğitim almalarını sağlamak; tıpta uzmanlık eğitimi veren kurum ve kuruluşlarda eğitimle ilgili faaliyetleri eğitim sorumlusunun koordinasyonunda yürütmek; cihazların bakım ve kalibrasyonları ile test kalibrasyonlarını uygun periyotlarda yapmak ya da yaptırmak, değerlendirmek ve gerekli düzeltici/önleyici faaliyetleri yapmak ya da yaptırmak; merkezin güvenliği de dâhil olmak üzere, merkezin yönetimi ve tüm faaliyetlerinin mevzuata ve kalite yönetim sistemine göre yürütülmesini sağlamak ve bu iş ve işlemlerin yürütülmesi için iş bölümü yapmak; denetimlerde istenilen bilgi ve belgeleri sunmak." şeklinde sıralandığı görülmüştür. Bununla birlikte merkezlerde merkez sorumlusu dışında çalışma belgesi ile çalışan hekimlerden bahsedilmiş, merkez sorumlusu veya çalışma belgesi alan hekimlerin ortak görevleri ise 16. maddenin üçüncü fıkrasında "merkezin ihtiyaçlarını tespit etmek, kalite standartlarına uygun çalışılmasını sağlamak; hastalar ile ilgili uygulamalar ve testlerin zamanında yapılmasını ve sonuçların kayıt altına alınmasını, hizmet talebinde bulunan kişi, kurum veya kuruluşa zamanında rapor edilmesini sağlamak; gerektiğinde diğer tıpta uzmanlık alanları ile işbirliği yaparak genetik danışmanlık, test süreci, sonuçlar, sonuçların yorumlanması ve ileri tetkik gerekliliği konusunda hizmet vermek" şeklinde belirlenmiştir. Yine Yönetmeliğin 15. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan "Merkez sorumlusu dışındaki merkez sorumlusu olma özelliğine sahip diğer hekimler adına Müdürlük tarafından Ek-11’de yer alan Çalışma Belgesi düzenlenir." kuralına yer verilmiş ve merkezlerde yapılan tetkiklerin yasal sorumluluğu, merkez sorumlusu ile tetkiki onaylamaya yetkili olan hekimlerin uhdesinde bırakılmıştır. Buna göre, genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinde, merkez sorumlusu olan ya da merkez sorumlusu olma özelliğine sahip hekimlerin görev ve sorumlulukları kapsamında testlerin yapılması ve sonuçların kayıt altına alınarak rapor edilmesi, genetik danışmanlık, test süreci, sonuçlar, sonuçların yorumlanması ve ileri tetkik gerekliliği konusunda hizmet verme gibi iş ve işlemler tababet icrasına ilişkin olduğundan, bunları ifa edecek kişilere hekim olma zorunluluğu getirilmesi ve tıbbi tanı ile tedavi planının uygulanmasında ve izlenmesinde hekimlerin tercih edilmesi pek tabiidir. Bu durumda, tababet icra etme ve hasta tedavi edebilme hakkının hekimler için esas olduğu, gelişen teknoloji ile birlikte genetik alanındaki bilimsel ve tıbbi gelişmeler doğrultusunda tıbbi genetik alanında uzmanlık yetkisini haiz hekimlerin yetiştirildiği ve bu kapsamda yetişmiş uzman sayısının yeterli düzeye ulaştığı göz önünde bulundurulduğunda, sağlık hizmetinin kalitesini ve personel standartlarını yükseltmek amacıyla öngörüldüğü anlaşılan dava konusu geçici maddede sağlık meslek mensubu olmayan, sağlık hizmet sunumu çerçevesinde özgün görevi olan ve bu alanda çalışan diğer meslek mensuplarından olan biyologlara yer verilmemesinde hukuka aykırı bir yön ve eksiklik bulunmamaktadır. Davacı tarafından ileri sürülen iddialar bakımından, yukarıda yer verilen gerekçeyle hukuka uygun bulunan düzenlemeye dayalı olarak tesis edilen ve davacının genetik hastalıklar değerlendirme merkezinde genetik test onay yetkisinin tanımlanması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminde de bu yönüyle hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/09/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.