Ceza Genel Kurulu 2024/467 E. , 2025/111 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2022/121036 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 6. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1644-1226 I. HUKUKÎ SÜREÇ Suça sürüklenen çocuğun, nitelikli yağma suçundan 149/1-a-c-h, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 6 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.05.2021 tarihli ve 470-226 sayılı hükmün, suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından istinaf edilmes
**Ceza Genel Kurulu 2024/467 E. , 2025/111 K.** **"İçtihat Metni"** İtirazname No : 2022/121036 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 6. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1644-1226 I. HUKUKÎ SÜREÇ Suça sürüklenen çocuğun, nitelikli yağma suçundan 149/1-a-c-h, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 6 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.05.2021 tarihli ve 470-226 sayılı hükmün, suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesince 08.06.2022 tarih ve 1644-1226 sayı ile eleştirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu kararın da suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 03.06.2024 tarih ve 13804-7044 sayı ile; "...Suça sürüklenen çocukların eyleminin, katılana yönelik silahtan sayılan bıçakla, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde kasten yaralama suçunu oluşturduğu gözetilmeden delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde, suça sürüklenen çocuklar hakkında nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 27.06.2024 tarih ve 121036 sayı ile; "...İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin 08.06.2022 gün ve 2021/1644 Esas, 2022/1226 Karar sayılı kararında; ‘5271 sayılı CMK’nın 280/1-a ve 286/1 maddeleri gereğince, Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın geliş tarihinden, istinaf başvurusunda bulunan yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren 15 (onbeş) gün içinde Yargıtay'ın ilgili Ceza Dairesine sunulmak üzere dairemize verilecek dilekçe veya zabıt katibine yapılacak beyan ve bu beyanın tutanağa geçirilmesi veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ya da zabıt katibine beyanda bulunup tutanak tutturup hakime onaylatmak ve tutuklu/hükümlü olanlar yönünden bulunduğu cezaevi katibine veya kurum müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta dilekçe vermek suretiyle Yargıtay'da Temyiz yasa yolu açık olmak üzere’ karar verildi ibaresinin yazıldığı, temyiz sebeplerini 7 gün içerisinde bildirmez ise temyiz isteminin reddolunacağı ibaresinin yazılmadığı ve suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin 16.07.2022 tarihli temyiz dilekçesinde de bir sebep göstermediği hususları sabittir. Bu nedenle suça sürüklenen çocuk ... müdafiine öncelikle; ‘Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2. maddeleri gereğince karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, merci, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğunun’ belirtilmesi ve aynı Kanun’un 294/1. maddesinde yer alan; ‘Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.’ hükmü ile ‘Temyiz gerekçesi’ başlığını taşıyan 295/1. maddesindeki; ‘Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir.' şeklindeki düzenlemeler karşısında; suça sürüklenen çocuk müdafinin yokluğunda verilen ve 09.07.2022 tarihinde tebliğ olunan hükümde CMK 295/1. maddesi gereğince temyiz nedenlerini bildirmez ise temyiz isteminin reddedileceği hususunun bildirilmediği anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuk ... müdafiine yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda usulüne uygun şekilde 'CMK 295. maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçenin tebliğden itibaren (7) gün içerisinde verilmesi hâlinde temyiz talebinin incelenebileceği, aksi halde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedileceği' hususlarını içeren meşruhatlı tebligat ile gerekçeli kararın tebliğ edilmesi, mahkemesince bu eksikliğin giderilmesi, tebligat belgesi ve verilmesi hâlinde gerekçeli temyiz dilekçesi ile birlikte dosyanın incelenmek üzere iadesinin temini hususunda tebligat yapılması için dosyanın mahalline iadesinin sağlanması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 16.09.2024 tarih ve 3620-8983 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU İtirazın kapsamına göre inceleme suça sürüklenen çocuk ... hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; 1- Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz dilekçesinin bir temyiz nedeni içerip içermediğinin, 2- Temyiz nedeni içermediğinin kabulü hâlinde, suça sürüklenen çocuk müdafiine gerekçeli kararın tebliğinin usulüne uygun şekilde yapılıp yapılmadığının, Belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca 05.12.2019 tarihli ve 40764-620 sayılı iddianame ile suça sürüklenen çocuğun nitelikli yağma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, suça sürüklenen çocuğun nitelikli yağma suçundan TCK’nın 149/1-a-c-h, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 6 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, Hükmün, suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 08.06.2022 tarih ve 1644-1226 sayı ile eleştirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kurulan hükme karşı kanun yolları, şekli, süreleri ve sonuçlarına ilişkin olarak ise hüküm fıkrasının sonunda; "…5271 sayılı CMK’nın 280/1-a ve 286/1 maddeleri gereğince, Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın geliş tarihinden, istinaf başvurusunda bulunan yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren 15 (onbeş) gün içinde Yargıtay'ın ilgili Ceza Dairesine sunulmak üzere dairemize verilecek dilekçe veya zabıt katibine yapılacak beyan ve bu beyanın tutanağa geçirilmesi veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ya da zabıt katibine beyanda bulunup tutanak tutturup hakime onaylatmak ve tutuklu/hükümlü olanlar yönünden bulunduğu cezaevi katibine veya kurum müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta dilekçe vermek suretiyle Yargıtay'da temyiz yasa yolu açık olmak üzere," şeklinde ihtarda bulunulduğu, Suça sürüklenen çocuk müdafiine gerekçeli kararın 09.07.2022 tarihinde tebliğ edildiği ancak yapılan tebligatta CMK'nın 295/1. maddesi uyarınca temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden itibaren (7) günlük ek süre içerisinde temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçe sunabileceğinin, bu süre içerisinde kanuni düzenlemeye uygun şekilde temyiz sebebi bildirmemesi hâlinde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedileceğinin ihtar edilmediği, Söz konusu kararın suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyiz edildiği, 16.07.2022 tarihli temyiz dilekçesinde; "İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin kararı müvekkil aleyhine usul ve yasaya aykırı olarak mahkûmiyet hükmü verilmiş olup; hüküm yasal süresi içerisinde tarafımızca istinaf edilmiştir. Akabinde usul ve yasaya aykırı olarak istinaf basvurusunun esastan reddine karar vermiş olması sebebiyle kararı temyiz ediyoruz. Yukarıda açıklanan tüm sebepler ve Yüksek Mahkemenizce resen gözetilecek nedenlerle kararın müvekkil lehine bozulması için kararı temyiz etme zorunluluğu doğmuştur." şeklindeki açıklamaların yer aldığı, Özel Dairece "Suça sürüklenen çocuk ... müdafiince sunulan temyiz dilekçesinde, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek suça sürüklenen çocuk lehine bozulması talebinde bulunulduğu gözetildiğinde, temyiz nedenine yer verildiği kabul edilmekle," gerekçesiyle söz konusu dilekçede temyiz nedeninin bulunduğu kabul edilerek yapılan inceleme sonucu bozma kararı verildiği, Anlaşılmaktadır. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Değerlendirmeler CMK'nın "Temyiz nedeni" başlığını taşıyan 288. maddesi; "(1) Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. (2) Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.", "Temyiz başvurusunun içeriği" başlığını taşıyan 294. maddesi karar tarihi itibarıyla; "(1) Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. (2) Temyiz sebebi, ancak hükmün hukuki yönüne yönelik olabilir.", "Temyiz gerekçesi" başlığını taşıyan 295. maddesi karar tarihi itibarıyla; "(1) Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir. Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça belirtir. (2) Temyiz, sanık tarafından yapılmış ise, ek dilekçe kendisi veya müdafii tarafından imza edilerek verilir. (3) Müdafii yoksa sanık, tutanağa bağlanmak üzere zabıt kâtibine yapacağı bir beyanla gerekçesini açıklayabilir; tutanak hâkime onaylatılır. Sanığın yasal temsilcisi ve eşi hakkında 262 nci madde, tutuklu sanık hakkında ise 263 üncü madde hükümleri saklıdır." "Temyiz isteminin reddi" başlıklı 298. maddesi; "(1) Yargıtay, süresi içinde temyiz başvurusunda bulunulmadığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna hakkı olmadığını ya da temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini saptarsa, temyiz istemini reddeder.", "Temyizde incelenecek hususlar" başlığını taşıyan 301. maddesi ise; "(1) Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.", "Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" başlığını taşıyan 231. maddesinin ikinci fıkrası; "Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.", "Kararların gerekçeli olması" başlıklı 34. maddesi; "(1) Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230 uncu madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir. (2) Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.", "Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar" başlıklı 232. maddenin 6. fıkrası; "Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.", "Eski hâle getirme" başlıklı 40. maddesi; "(1) Kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi, eski hale getirme isteminde bulunabilir. (2) Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de, kişi kusursuz sayılır.", Anayasa'mızın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrası; "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.", Hükümlerine yer vermektedir. Bölge adliye mahkemelerinin Türk yargı sistemine dâhil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir durum ve anlayış ortaya çıkmıştır. İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı başvurulabilen, hatta başvuru olmasa da bir kısmı için resen öngörülen bir kanun yolu (CMK'nın 272/1. maddesi) olarak istinafta, hem maddi vakıa denetimi hem de hukuki denetim yapılabilmekte, sebep gösterilmese de ilk derece mahkemesi hükmü, bir bütün olarak incelenmekte, varsa hukuka aykırılıklar resen belirlenerek, kural olarak yeniden yapılacak yargılama ile ıslah edilmekte iken, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerini konu edinen temyiz yolu, bir hukuki denetim mekanizması olarak öngörülmüş, temyiz merciinin yetkisi de, kural olarak bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kararların, maddi ceza hukuku ve muhakeme hukuku normlarının kullanılması bakımından hukuka aykırılık taşıyıp taşımadıklarının incelenmesi ile sınırlanmış (CMK'nın 288/1 ve 294/2. maddeleri), hukuka aykırılık, aynı kanun maddesinin ikinci fıkrasında; "Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması" olarak tanımlanmıştır. Usulüne uygun olarak açılmış bir temyiz davasının varlığı; kararın/hükmün temyiz edilebilir olması (CMK madde 286), temyiz edenin buna hakkının bulunması (CMK madde 260-262), başvurunun süresi içinde yapılması (CMK madde 291) ve temyiz edenin, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermesi (CMK madde 294) şartlarına bağlanmış, bu şartların herhangi birinin bulunmadığı/yerine getirilmediği hâllerde temyiz isteminin reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır (CMK madde 298). Bu cümleden olarak; "Hükmü temyiz ediyorum.", "Resen dikkate alınacak nedenlerle temyiz ediyorum", "Hükmün bozulmasını istiyorum", "Hüküm usul ve kanuna aykırıdır." şeklindeki ifadelerden ibaret başvuruların, usulüne uygun bir sebep/gerekçe oluşturmadığı açıktır. Temyiz sebebi ise, ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir (CMK'nın 294/2. maddesi). Yargıtay, resen temyiz ve tüm hukuka aykırılıkları resen tespiti yöntemlerinden vazgeçilen yeni sistemde, CMK'nın 289. maddesindeki hâller dışında yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar (CMK'nın 301. maddesi) Kural olarak Yargıtay ilk mahkemenin yerine geçerek olaya (maddi vakıaya) ilişkin sorunları çözemez (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 14.12.1992 tarihli ve 1-5 sayılı kararı). Ayrıca karar tarihi itibarıyla süresi içinde vermiş olduğu dilekçeyle sebep göstermeksizin hükmü temyiz eden tarafın, temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya kararın kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde sunacağı dilekçeyle sebep bildirmesi gerekmektedir. Bu sürenin hak düşürücü veya düzenleyici nitelikte olduğu uygulamada ve doktrinde tartışmalıdır. Hukuki bir konuda kesin çizgilerle ayrışmış bir tartışma varsa ve yargı organları aynı konuda farklı sonuçlara varıyorlarsa taraflar açısından yasanın öngörülebilirliği ilkesinde sorun olduğu sonucuna ulaşılabilecektir. Nitekim CMUK’un yürürlükte olduğu dönemde Yargıtay tarafından sebep içermeyen temyiz taleplerinin incelenmesine ilişkin yerleşik uygulama, sistemde değişiklik yapan ve istinaf mahkemelerini faaliyete geçiren CMK’nın uygulandığı ilk dönemlerde yanılgı hâli olarak makul görülebilecektir. Kaldı ki, CMK’nın 291. maddesinin 1. fıkrasında 7 gün olan temyiz süresi, 7035 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle yapılan değişiklik sonucu 15 gün olarak yeniden düzenlenmiş, CMK'nın 295. maddesinin 1. fıkrasında yer alan temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçenin verilmesine dair 7 günlük sürede ise herhangi bir değişikliğe gidilmemiştir. Bu husus da, avukatlar da dâhil başvurucuların temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçeyi verebilecekleri süre konusunda yanılmalarını mümkün kılmaktadır. Hukuk devleti olmanın sorumluluğu bağlamında verilen kararlar ile kurulan hükümlere karşı yasa yolları, şekli, süreleri ve sonuçlarının ilgililere açıkça bildirilmemesi veya eksik bildirilmesi hâlinde, yasal sürelerin tebligat tarihinden itibaren değil ancak öğrenme tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, öğrenme tarihi kesin olarak belirlenebilen hâller dışında taraf beyanının esas alınması gerekliliğinden hareketle, usulüne uygun sebep içeren dilekçe var ise bu kapsamda temyiz incelemesi yapılması, aksi hâlde ilgiliye yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yapılacak meşruhatlı tebligatla 7 günlük süre içinde yasal düzenlemeye uygun sebep bildirmemesi hâlinde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedileceği ihtar edilmeli, sonucuna göre esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılıp yapılmayacağına karar verilmelidir. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Özel Dairece, suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından sunulan 16.07.2022 tarihli dilekçede kararın usul ve yasaya aykırı olduğunun belirtilmesi nedeniyle bir temyiz nedeninin bulunduğu kabul edilerek temyiz incelemesi yapılıp bozma kararı verdildiği, incelemeye konu kararda veya suça sürüklenen çocuk müdafiine yapılan tebligatta, CMK'nın 295/1. maddesi uyarınca temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden itibaren (7) günlük ek süre içerisinde temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçe sunabileceğinin, bu süre içerisinde yasal düzenlemeye uygun şekilde temyiz sebebi bildirmemesi hâlinde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedileceğinin ihtar edilmediği anlaşılan dosyada; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunun belirtilmesinin maddi hukuka veya usul hukukuna ilişkin bir temyiz nedeni olmadığı, bu sebeple öncelikle suça sürüklenen çocuk ve müdafiine yapılacak meşruhatlı tebligatla, tebliğden itibaren (7) günlük süre içerisinde kanuni düzenlemeye uygun şekilde temyiz sebebi bildirmeleri gerektiği, aksi hâlde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedilebileceği ihtarı ile gerekçeli kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi, bunun sonucuna göre Özel Dairece esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılıp yapılmayacağına karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Dairenin bozma kararının kaldırılmasına, suça sürüklenen çocuğa ve müdafiine yapılacak meşruhatlı tebligatla CMK'nın 295/1. maddesi uyarınca tebliğden itibaren (7) günlük ek süre içerisinde kanuni düzenlemeye uygun şekilde temyiz sebebi bildirmeleri gerektiği, aksi hâlde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedilebileceği ihtarı ile usulüne uygun olarak gerekçeli kararın tebliğ edilmesi ve bunun sonucuna göre Özel Dairece esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılıp yapılmayacağına karar verilmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 03.06.2024 tarihli ve 13804-7044 sayılı bozma kararının suça sürüklenen çocuk ...'a ilişkin kısmının KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, suça sürüklenen çocuk ve müdafiine yapılacak meşruhatlı tebligatla CMK'nın 295/1. maddesi uyarınca tebliğden itibaren (7) günlük ek süre içerisinde yasal düzenlemeye uygun şekilde temyiz sebebi bildirilmeleri gerektiği, aksi hâlde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedilebileceği ihtarı ile usulüne uygun olarak gerekçeli kararın tebliğ edilmesi ve bunun sonucuna göre Özel Dairece esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılıp yapılmayacağına karar verilmesi için Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.