8. Hukuk Dairesi 2021/11423 E. , 2023/1617 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2012/12 Esas, 2017/16 Karar HÜKÜM/KARAR : Asıl ve birleşen davanın redddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davanın r
**8. Hukuk Dairesi 2021/11423 E. , 2023/1617 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2012/12 Esas, 2017/16 Karar HÜKÜM/KARAR : Asıl ve birleşen davanın redddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... vekili ve davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; .. ilçesi ... Köyü .. Koyu mevkiinde kain 101 ada 60 parsel sayılı 8.585 m2 yüzölçümünde zeytinlik vasfı ile davalı adına tespit gören taşınmazın köy tüzel kişiliği tarafından sadece 4.000 m2 lik kısmının davalı şirkete satılmış olmasına rağmen kadastro tespiti sırasında taşınmazın satışa konu 4.000 m2 miktarındaki kısmının dışında kalan bölümünün de davalı adına tespit gördüğünü, davalının, dava konusu taşınmazda sadece 4.000 m2 lik kısmının maliki olduğunu, geri kalan 4.585 m2 lik kısmın köy tüzel kişiliğinin adına kayıtlı olması gerektiği halde davalı adına hatalı tespit yapıldığını ileri sürerek, kadastro çalışmaları sırasında davalı adına kaydı yapılan ... ilçesi ... Köyü 101 ada 60 parsel sayılı taşınmazın kaydının iptali ile taşınmazın 4.585 m2 lik kısmının davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; kadastro çalışmaları neticesinde ... ilçesi .... Köyü ... Mahallesi ... mevkii 101 ada 59 ve 60 parsel sayılı taşınmazlar ile 120 ada 371, 372, 373, 374, 375, 377 ve 378 parsel sayılı taşınmazların davalı ... adına tespit gördüğünü, tüm parsellerin bir hududunun deniz olduğunu, davalı şirketin senetsizden edindiği taşınmaz miktarının 100 dönümden çok daha fazla olduğunu, miktar fazlalıklarının Hazine adına tapuya kayıt ve tescilinin gerektiğini ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile söz konusu miktar fazlalığının Hazine adına tespit ve tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın bir bütün olarak ... Köyü Tüzel Kişiliği adına kayıtlı iken köy ihtiyar kurulunca alınan 11.09.1963 tarihli ve 50 nolu dernek kararının kaymakamlık tarafından onanması sonucunda belirtilen hudutlarıyla birlikte satılarak zilyetliğin devredildiğini, yaklaşık 40 yıla yakın bir süredir de vekil edeni olan davalının tasarrufunda bulunduğunu ve taşınmaz üzerinde bulunan zeytinleri toplayarak araziyi sürdüğünü, taşınmazın sınırlarının belirli hudutlarla sabit olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında aralarında hukuki ve fiili bağlantı bulunan 2000/15 Esas sayılı dava dosyası ile 2002/29 Esas sayılı dava dosyasınn birleştirilmesine karar verildikten sonra, diğer parsellere ilişkin davalar eldeki dava dosyasından tefrik edilmiş ve bu dava dosyası üzerinden yalnızca 101 ada 60 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davalar sürdürülmüş olup, İlk Derece Mahkemesinin 05.05.2017 tarihli ve 2012/12 Esas, 2017/16 Karar sayılı önceki kararıyla, davanın reddine, dava konusu .... ilçesi ... Köyü ... mevkiinde kain 101 ada 60 parsel sayılı taşınmazın 8.585 m2 yüzölçümünde zeytinlik vasfıyla tespit gibi davalı ... Endüstrisi A.Ş. adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin 14.09.2005 tarihli ve 2004/11 Esas, 2005/4 Karar sayılı önceki kararına karşı, davacı ... vekili ve davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 13.04.2006 tarihli ve 2006/1135 Esas, 2006/1143 Karar sayılı ilamıyla; ''..taşınmazın kuzey ,doğu ve batı sınırında komşu 371 parsel sayılı taşınmazın hazine adına çamlık ve çalılık niteliği ile tespit edildiği dikkate alındığında uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi için yerel mahkemenin orman yönünden yöntemine uygun şekilde araştırma ve soruşturma yapmasının zorunlu olduğu, kadastro tespitine dayanak yapılan davalı tarafın tutunduğu Mart 1934 tarihli ve 6 sayılı sicilden gelen 11.9.1968 tarihli ve 30 sayılı tapu kaydının uygulamasının yetersiz olduğu, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve ekinin haritada keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediği açıklanarak, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesinin isabetsizliğine'' değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın tamamının kapama zeytinlik olduğu ve dava konusu 101 ada 60 parselin etrafını çevreleyen komşu 101 ada 371 nolu parsel içerisinde makilik alanın mevcut olduğu, ziraat bilirkişisinin ilk düzenlediği raporda da dava konusu parselin özellikle sınırlarında yoğun olmak üzere zeytin ağaçlarının olduğunu belirttiği ve orman bilirkişisi tarafından düzenlenen ek rapor ve krokide bahse konu çelişkinin giderilerek bu hususun aydınlatıldığının anlaşıldığı, dosyada mevcut diğer tüm deliller ile birlikte davalı şirket adına dava konusu taşınmaza ait tapu kaydı bulunduğu ve tapu kaydının güçlü delil niteliğinde olduğu düşünüldüğünde, aksini kanıtlayacak bir delilin dosyada mevcut olmadığı gerekçesiyle, davacı ... ve Gömeç Belediye Başkanlığının açtıkları davanın subüt bulmaması sebebiyle reddine, dava konusu ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkiinde bulunan 172 ada 2 parsel (eski 101 ada 60 parsel) sayılı taşınmazın 8.585,01 m2 yüzölçümü ve zeytinlik vasfı ile tespit gibi davalı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı, davacı ... vekili ve davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmaza uygulanan 11.09.1968 tarihli ve sıra: 30, cilt: 160, sahife: 51 nolu kayıt 39 adet zeytinlik olup yüzölçümünün belirsiz olduğunu, taşınmazın bir kısmının kıyı kenar çizgisi ve denizin etkinlik alanı içerisinde kalıyor olmasına, miktar fazlalığına ilişkin ise davalı tarafın zilyetlikle mülk edinme şartlarının oluşmamasına rağmen verilen kararın hatalı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. 2. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; yörede bir zeytin ağacı için 1000 m2 de 9 ila 11 ağaç ortalama bulunurken taşınmazda 39 ağaç bulunduğunu ve 39 ağaç için yaklaşık 4000 m2 alana ihtiyaç olduğunu, geri kalan miktar fazlalığının ise hatalı tespit sonucu davalı adına tespit gördüğü sabit iken bu hususları dikkate almadan karar verildiğini, ziraat bilirkişisinin raporunun denetime elverişli olmayan bir rapor olmasına rağmen bu rapora itibar edilerek hüküm kurulduğunu, dosyadaki çelişkilerin ve Yargıtayın eksik gördüğü hususların giderilmediğini, taşınmazın vasfının zeytinlik olarak tespitinin hatalı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun 14, 17 ve 20 nci maddeleri, 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiş ise de, bu karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gerekleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmemiştir. Hükmüne uyulan bozma ilamında açıkça, davalı tarafın tutunduğu Mart 1934 tarihli ve 6 sayılı sicilden gelen 11.9.1968 tarihli ve 30 sayılı tapu kaydının uygulamasının sağlıklı bir şekilde yapılması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen yöntemine uygun şekilde tapu kaydı uygulaması yapılmamıştır. Dava konusu taşınmazın öncesinde, 39 ağaçlık zeytinlik vasfıyla tapuda kayıtlı olduğu ve tapu kaydının bu yere ait olduğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak, söz konusu tapu kaydında miktar yazılı olmayıp, taşınmazın 3 sınırı çamlık 1 sınırı deniz olduğuna göre, tapu kaydının değişebilir / genişletilebilir sınırlar ihtiva ettiğinin, bu nedenle miktarıyla geçerli olduğunun ve kapsamının miktarı itibariyle belirlenmesi gerektiğinin gözetilmesi zorunludur. İlk Derece Mahkemesince, davacı köy tüzel kişiliğinin zilyetliğinin bulunmadığı, taşınmazın tamamının kapama zeytinlik olduğu, taşınmazın makilikle ilgisinin bulunmayıp öncelikle sınırlarda yoğun olmak üzere zeytin ağaçlarının olduğunun belirtildiği, davalı şirket adına tapu kaydı olup tapu kaydının güçlü delil olduğu yönünde gerekçe kurulmuş ise de, bu gerekçe ve varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, hükmüne uyulan önceki bozma ilamında da belirtildiği şekilde, davacı köy tüzel kişiliğine ait iken satış yoluyla davalı şirkete geçtiği anlaşılan tapu kaydının zeminde ''39 ağaç zeytinlik'' yazılı olduğu gözetilerek nereye isabet ettiğinin tanık ve bilirkişilerin anlatımlarından faydalanmak suretiyle belirlenmesi, zeminde belirlenecek bu kısım üzerinde davalı şirket yararına kazanma koşulları oluştuğu gözetilerek bu bölümle ilgili davalı şirket adına tescil kararı verilmesi; taşınmazın kalan kısmı yönünden ise, zeytinlerin sayısı, zemindeki durumu ve yaşları itibariyle taşınmazın zemininde bir kullanım olmayıp makilik olduğu gözetilerek, imar ihya edilip edilmediği, imar - ihya var ise hangi tarihte tamamlandığı, yine fotoğraflara da yansıtılan taşınmazın kısmen hiç kullanılmayan ve kayalık kısımlarının üzerinde ağaç da bulunmaması sebebiyle, bu kısımlar üzerinde imar ihya koşullarının olmaması dikkate alınıp, gerekirse taşınmazdaki hakim unsurun bu bölümün tümü yönünden kazanılabilecek nitelikte bulunup bulunulmadığının belirlenmesi, imar ihyası tamamlanmış veya tamamlanmamış bölümlerinin zemindeki gösterime göre bilirkişiye krokide işaretlettirilerek ayrılması ve oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekirken, tapu kaydının kapsamı dışındaki bölümün tümü yönünden, alınan beyanlar, raporlar ve sunulan fotolara aykırı şekilde, kazanma koşullarının oluştuğunun kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bu nedenle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı ... vekili ve davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Peşin harcın istek halinde temyiz eden Gömeç Belediye Başkanlığına iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,20.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.