8. Hukuk Dairesi 2023/2848 E. , 2025/1025 K. MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2016/3 E., 2022/2 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine Taraflar arasındaki davadan dolayı bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı asıl ve birleşen dosya davacısı ile asıl ve birleşen dosya davalılarından ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksik…
**8. Hukuk Dairesi 2023/2848 E. , 2025/1025 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2016/3 E., 2022/2 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine Taraflar arasındaki davadan dolayı bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı asıl ve birleşen dosya davacısı ile asıl ve birleşen dosya davalılarından ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu Soylu köyü çalışma alanında kain 1085 ve 1286 parsel sayılı 15.250,00 ve 97.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, ilk olarak, 1617 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanunu'la (1617 sayılı Kanun) 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun (766 sayılı Kanun) 33 üncü maddesindeki 20 dönüm miktar sınırlaması nedeniyle miktar fazlası olarak davacı Hazine adına tespit edilmiş, davalı tarafın itirazı üzerine komisyonca; dava konusu taşınmazlara ilişkin davalıların murisine ait vergi kaydının bulunduğu ve bu kaydın dava konusu taşınmazları kapsadığı gerekçesiyle ilk tespitin iptali ile taşınmazların davalı taraf adına tesciline karar verilmiştir. Davacı asıl davada davacı vekili özetle; kadastro komisyonunun kararı olan 1286 nolu parsele ilişkin Mardin Kadastro Müdürlüğü Tapulama Komisyonunun 12.08.1985 tarihli ve 229 sayılı kararının kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada (1985/97 Esas, 1989/54 Karar sayılı dosyasında) davacı vekili özetle; Soylu köyü Bellik mevkiinde kain 1085 nolu parsele ilişkin Kadastro Müdürlüğü Tapulama Komisyonunun 12.08.1985 tarihli ve 64 sayılı kararının kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Savur Kadastro Mahkemesinin 12.05.2014 tarihli ve 1985/262 Esas, 2014/120 Karar sayılı kararıyla komisyon kararında belirtilen ve davalı tarafın dayanağı olan 1937 tarihli ve 19 numaralı vergi kaydının dava konusu taşınmazlarla birlikte komşu bir kısım taşınmazları da bütünüyle kapsadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, verilen hüküm davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan)16. Hukuk Dairesinin 22.12.2015 tarihli ve 2014/12854 Esas, 2015/16070 Karar sayılı kararıyla ‘’..11.000 m² yüzölçümüne sahip vergi kaydının bir sınırı yol, iki sınırı şahıs ve bir sınırı da bağ okumaktadır. Kaydın batısında yer alan bağ sınırının belli bir kimsenin bağı olarak tarif edilmemiş olması, her yere dikilebileceği gibi her zaman sökülüp kaldırılabilecek nitelikte olması nedenleriyle bu sınırın sabit sınır olarak kabulü mümkün değildir. Hal böyle olunca yerel bilirkişi ve tanıklarla teknik bilirkişi hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılarak sabit sınırları dikkate alınmak ve birbirleriyle bağlantısı sağlanmak suretiyle vergi kaydına kapsam tayin edilmeli, bu doğrultuda fen bilirkişisine, uygulanan vergi kaydının kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, dayanak vergi kaydının kapsamında kalan tüm taşınmazlar göz önüne alınarak vergi kayıt miktarı kadar yer verilmeli, dava konusu taşınmazların vergi kaydının miktarı ile kapsamı dışında kalan bölümleri yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesindeki koşullar davalı taraf yönünden değerlendirilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince yetersiz araştırma ve uygulama ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz..’’ olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; dosyaya kazandırılan bilirkişi raporlarına göre taşınmazın tarla vasfında olduğu, taşınmazların özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte olduğu, çekişmeli taşınmazların kadastro tespit tutanağında davalının 30 senedir taşınmazlarda nizasız ve fazılasız malik sıfatı ile zilyet olduğunun yazıldığı, mahalli bilirkişi beyanlarının da davalının 20 yıllık zilyetliğinin bulunduğu yönünde olduğu, 1937 tarihli ve 19 tahrir numaralı vergi kaydı sınırlarının taşınmazlara uyduğu, vergi kaydının 11000 m²’lik alanının bilirkişi raporunda A harfi ile gösterildiği, vergi kayıt miktarı kadar yer verildiğinin hususunun davalılar lehine delil olduğu, dayanak vergi kaydının dava dışı 1138 ve dava konusu taşınmazları kapsadığı dolayısıyla dava konusu 1286 ve 1085 parsel sayılı taşınmazların 1937 tarihli ve 19 tahrir numaralı vergi kaydının bir kısmının kapsamında kaldığı bu sebeple davalının dava konusu taşınmazın bulunduğu çalışma bölgesinde senetsizden edinilmiş taşınmaz miktarının Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesinde belirtilen 100 ve 40 dönüm sınırı açısından artık önem arz etmediği, davalının dava sırasında vefat etmiş olduğu, mirasçılarına paylaştırılması gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulü ile 1286 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, dava konusu 1085 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporunda "A" harfi ile gösterilen kısımdan geri kalan kısmının aynı parsel numarası ile tarla ... ile Hazine adına tapuya tesciline, "A" harfi ile gösterilen 11.000 m² yüzölçümlü kısmın ifrazı ile, tarla vasfı niteliğiyle, yeni parsel numarası verilerek Abdulaziz oglu ... mirasçıları arasında 8 pay kabul edilerek adlarına tesciline karar verilmiş, ve iş bu karar, asıl ve birleşen dosya davacısı ile asıl ve birleşen dosya davalılarından ... tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin 2 inci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin 2 inci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesi gereğince ONANMASINA, 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.