10. Hukuk Dairesi 2023/14143 E. , 2024/13621 K. MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1452 E., 2023/1389 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/350 E., 2023/177 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar ve davalılar ... ... Mad. San. ... İşletmeciliği ve Nak…
**10. Hukuk Dairesi 2023/14143 E. , 2024/13621 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1452 E., 2023/1389 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/350 E., 2023/177 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar ve davalılar ... ... Mad. San. ... İşletmeciliği ve Nakliye Tic. Ltd. Şti.ve ... ... vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine, davacıların istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde özetle, davacılar murisi ...'ın 13.11.2013 günü meydana gelen iş kazasında vefat ettiğini iddia ederek maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkillerden ...'ın sevk ve idaresindeki kamyonun yükleme sonucu yükün ağırlığı 10 bin tonu bulması nedeniyle aracın normal seyir hızının çok altında bir hızla seyir halinde olduğunu, kamyon sürücüsü davalı müvekkili ...'ın müteveffayı aracın camına asılmaması konusunda uyardığını, aracı lastiğinin zarar görmemesi için dikkatini kantardan çıkarken aracın sol tekerleğine yoğunlaştırması sonucu kazanın gerçekleştiğini, müvekili ... ... Madencilik şirketinin iş yerinde her türlü görev ve sorumluluk alanları iş güvenliği ile ilgili yapılacak işlemler talimatların ayrıntılı olarak yer aldığını, her türlü olumsuzluğa karşı sürecin tam olarak profesyonel bir zemine oturtulduğunu, müvekkili ...'ın çalışan işçilerin yapacağı işlerle ve yer altında karşılaşabileceği tehlike ve risklerle ilgili gerekli bilgileri verdiğini ve almış oldukları sertifika ve ehliyetlerinin bulunduğunu, işverence işçilere verilen kurslar ve eğitimlerin davalı şirketin A Sınıfı İş Güvenliği uzmanı tarafından verildiğini, bu bilgilerin noter onaylı iş güvenliği ve iş sağlığı defterlerinde mevcut bulunduğunu, kazanın tamamen kazalı işçinin kusurundan kaynaklandığını, müvekkillerine atfedilecek kusur bulunmadığını belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, "Asıl dava, birleşen 2019/176 Esas ve 2023/19 Esas sayılı davalar birlikte dikkate alınarak; I-Davalı ... yönünden asıl davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, II- Davalılar ... ve ... ... Madencilik şirketi yönünden davanın ve birleşen davaların kısmen kabülü ile kısmen reddine; 1-Davacı baba ...'ın maddi tazminat talebinin taleple bağlı kabulü ile murisinin iş kazası neticesinde ölümü nedeniyle talep edilen 10.000 TL maddi tazminatın ölüm tarihi olan 13.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... ... Madencilik şirketinden müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmasına, 2- Davacı anne ...'ın maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile murisinin iş kazası neticesinde ölümü nedeniyle hesaplanan 129.671,49 TL maddi tazminatın ölüm tarihi olan 13.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... ... Madencilik şirketinden müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, birleşen 2023/19 Esas sayılı dosya ile istenen fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Davacılar ... ve ...'ın manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile Davacıların iş kazası neticesinde çocuklarını kaybetmeleri nedeniyle duydukları elem ve üzüntünün derecesi, kazanın oluş şekli, ... ve davacıların yaşı, kusur durumu ve ekonomik koşullar dikkate alınarak takdiren her biri için ayrı ayrı 60.000,00 TL manevi tazminatın davacılar murisinin ölüm tarihi olan 13.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... ... Madencilik Şirketinden müşterek ve müteselsilen alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılar ... ... Mad. San. ... İşletmeciliği ve Nakliye Tic. Ltd. Şti. ve ... ... vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur raporlarına sundukları itirazlarının değerlendirilmediğini, müteveffanın olayın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, sürücü ...'ın, ceza yargılamasında sanık ve tanık beyanları ve ceza dosyasında mevcut görüntü kayıtları ile de sabit olduğu üzere; telaş içinde, hiç bir şekilde etrafına dikkat etmeksizin hatta önüne dahi bakmaksızın araç kullandığının açık ve net ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortada olduğunu, kazanın tamamen sürücü ...'ın eylemleri ile meydana geldiğinin net olduğunu, kantar görevlisi olan müteveffanın işini yapmasına da engel olarak ve kantar fişini beklemeden hareket etmesi nedeniyle de kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu, işverenin asli kusurlu olduğunun ortada olduğunu, sürücü ...'ın resmi kayıtlara göre yer altı işçisi olarak çalışır gösterildiğini, ancak fiilen yetkili ve ehil olmadığı işlerde çalıştırıldığının sabit olduğunu, diğer tüm kusurlu eylemlerinin yanında, işverenin yeterli işçi çalıştırmayarak ve sürücü ... tarafından telaş ve acele ile yapılan ve görüntülere yansıyan birden fazla işi uygun nitelikli ehil ve ehliyetli işçilere yaptırmamakla asli kusurlu olduğunu, yine rapor içeriğinde tespit edildiği şekilde, müteveffaya birçok iş verilerek çalıştırılmasının da işverenin yeterli işçi çalıştırmadığını ve iş sağlığı ve iş güvenliğini sağlamadığını ortaya koyduğunu, ceza yargılamasında sunulan itirazları ve hukuk yargılamasında sundukları kusura yönelik tüm itirazları bu aşamada da tekrar ettiklerini, hesap raporuna karşı itirazların değerlendirilmediğini, Mahkemenin duruşma ara kararından sonra ara kararı ile "...(asgari ücret artışları yansıtılmadan) davacı annenin zarar hesabı için ek rapor...'' şeklinde ek hesap raporu düzenlenmesi istendiğinin rapor içeriğinden anlaşıldığını ve tebliğ olunan bilirkişi raporuna itiraz sunulduğunu, rapor içeriğinde '' ...kök rapor tarihinden sonra asgari ücretteki artışlar yansıtılmadan...'' şeklinde açıklama yapılarak davacı anne yönünden ek hesap raporu düzenlendiğini, davacıların bilirkişi raporlarına karşı itirazlarını sunduğunu ve her aşamada tekrar ettiğini ve karara karşı yargı yoluna da başvurduklarını, bu durumda dahi usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceğinin açık olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararından sonra dosyanın bilirkişiye gönderilmesi kararında davacı ... yönünden rapor düzenlenmemesi yönünde ara karar verildiğini, bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması talebinin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, destek hesabına esas alınan ... gelirinin eksik hesaplandığını, ayrıca müteveffanın çalıştığı iş yerinin maden işyeri olması nedeniyle maden işlerinde çalışanların gelirine ilişkin mevzuat hükümleri dikkate alınmamış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirket sahibinin, iş yerinin tüm iş güvenliğinden sorumlu olan kişi olup, yukarıda da belirtildiği üzere işçi çalıştırma ve iş sağlığı ve iş güvenliğine yönelik önlemleri almamış olmakla kişisel kusurunun da bulunduğunu, ceza yargılamasında sanık olarak yargılandığını ve bilirkişi raporlarında kusurlu bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile ceza yargılamasında bilirkişi raporları ile kusurlu olduğu belirlenen iş yeri sahibine karşı husumet yöneltilmesi sonrasında, hukuk yargılamasında kişisel kusurunun olmadığı gerekçesi ile bu davalı yönünden aleyhe yargılama giderine hükmolunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı işverenin iş kazası yönünden şahsi kusuru bulunduğunu, ayrıca, bu davalı yönünden maddi tazminat yönünden ret vekillik ücretine hükmolunmasının usul ve yasaya aykırı olup 2017/560 Esas sayılı karar ile davacılar lehine kazanılmış hak oluştuğunu (Gerekçeli kararda vekillik ücreti yerine sehven manevi tazminat olarak yazıldığını), davacıların, kaza nedeniyle tek erkek çocuklarını kaybettiğini, yine kazanın oluş şeklinin ceza yargılaması dosyasında mevcut otopsi görüntüleri ile görüleceği üzere meydana gelen ölüm olayının ağırlığını, bir anne/babanın çocuğunu bu şekilde görmesinin yarattığı acının tarifinin bile olamayacağı da dikkate alındığında hükmolunan manevi tazminat miktarının oldukça düşük olduğunu, davacılar lehine yargılama gideri ve vekillik ücretinin eksik hükmolunduğunu, maddi tazminat yönünden hesaplanan vekillik ücretinin ayrı ayrı hesaplanması yerine toplam tazminat üzerinden hesaplanmak suretiyle eksik vekillik ücretine hükmolunduğunu, yine manevi tazminat yönünden toplam miktar üzerinden vekillik ücreti hesaplanması ve miktarına itiraz ettiklerini, davalılar lehine hükmolunan vekillik ücretlerinin ise fahiş hükmolunduğunu, manevi tazminat miktarı talebinin niteliği gereği reddolunan miktar için aleyhe yargılama giderine hükmolunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur. 2.Davalılar ... ... Mad. .. Ltd. Şti. ve ... ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; olayın meydana geldiği gün maden ocağındaki sahada davalı müvekkillerinden ...'ın, kamyon şoförü olarak görev yaptığını, gerçekleşen elim olayda müteveffanın cama asılması, davalı müvekkillerden ...’ın cama asılmaması konusundaki uyarısı ve akabinde aracın yükleme sonrası kantardan çıkarken aracın lastiğinin zarar göreceği kaygısıyla kontrollü çıkması gereği nedeniyle gerçekleşen elim olayda, davalı müvekkili ...’ın ve dosyada bulunan iş güvenliği teftiş evraklarından da anlaşılacağı üzere üzerine düşen sorumluluğu layıkıyla yerine getiren şirketin kusurlu tutulamayacağını, davalı müvekkillerden ...’ın sevk ve idaresindeki kamyon yükleme sonucu 10 bin tonu bulmuş olup, yük ağırlığı nedeniyle aracın normal seyir hızının çok altında bir hızla seyir halinde olduğunu, dosya içerisindeki CD çözümleri ve olay yeri ifade tutanakları, Zonguldak 1. Asliye Ceza Mahkemesi 2014/354 E sayılı dosya içerisindeki savunmaları ve deliller değerlendirildiğinde olayın, kamyon sürücüsü davalı müvekkili ...’ın müteveffayı aracın camına asılmaması konusunda uyarısı, aracı lastiğinin zarar görmemesi için dikkatini kantardan çıkarken aracın sol tekerleğine yoğunlaştırması gibi gereken tedbirin tam olarak alınması sonucu gerçekleştiğini, ... işçinin yer üstü işçisi olup, dosya içerisine alınan ve hükme esas alınan raporların da taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, vefat eden davacı murisinin işverence aldırılan eğitim, talimatlara ve alınan tedbirlere uyup uymadığının tam olarak ortaya konulmadan işverene yüklenen kusur oranına ilişkin yaptıkları itirazların mahkemece dikkate alınmadığını ve iş bu eksik içerikli raporun yerel Mahkemece hükme esas alındığını, dosya içerisinde aldırılan kusur raporunda maddi olguların denetime elverişli olmayıp, TBK'nın 55. vefat eden işçinin geride kalan hak sahiplerinin sürekli ve düzenli bir fiili desteğinin olduğu varsayımına dayanılarak hükmedilen maddi tazminatın emekli bir işçi olan müvekkili ... ve diğer müvekkilini ekonomik olarak altından kalkamayacağı bir yükün altına sokacağını, davalı müvekkili şirketin iş akdinden ... yasal yükümlülüklerinin harfiyen yerine getirdiğini, kazanın müteveffanın dikkatsiz ve tedbirsiz davranması sonucu gerçekleştiğini, ... ... Madencilik TTK 15 no.lu saha Sağlık ve Güvenlik Dökümanı içeriği ve (Yönerge, Talimat, Acil Durum Aksiyon Planı, Acil Eylem Planı) başlıkların iş yerindeki genel düzen ve disiplinin sağlanması ile ilgili profesyonel bir anlayış benimsediklerinin göstergesi olduğunu, doküman içeriğinde iş yerinde her türlü çalışanın görev ve sorumluluk alanları iş güvenliği ile ilgili yapılacak işlemler, yönergeler ve talimatların ayrıntılı olarak yer bulduğunu, ayrıca doküman içeriğinde kaza anında iş kazası aksiyon planına, acil durum ekiplerinin görevlerine yer verildiğini, gelişecek her türlü olumsuzluğa karşı sürecin tam olarak profesyonel bir zemine oturtulduğunu, trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan hallerin 84.m düzenlendiğini, Karayolları Trafik Kanunu'nun kazayla ilgili “asli kusurlu” sayılma hallerinde görüldüğü gibi ...'ın bu ihlallerden hiç birini yapmadığını, kazanın olduğu gün görev mahallinde ve kendi güzergahında araç kullandığını, kaza yeri krokisinde kantar ile ... plakalı kamyon arasının 7 metre, kamyonun kuzeyindeki duvar ile arasının 3,2 metre, güneyinde bulunan kömür stoğu arasının ise 10 metre olduğunun tespiti yapıldığını, ... ...’ın yayalara ait kusurlardan (47/1.d) maddesini ihlal ettiği, trafik güvenliği ile ilgili kurallara uymadığı (seyir halindeki aracın dışında basamakta tehlikeli olacak şekilde asılarak seyir etmek) ve kural ihlal ettiğinin ortada olduğunu, işçilerin kendilerine verilen eğitimler, talimatlar ile kendi emniyetlerini ve başkalarının emniyetlerini tehlikeye atacak her türlü davranıştan kaçınmalarının onlara verilmiş en büyük sorumluluk olduğunu, kazanın meydana gelmesindeki illiyet bağının ... ...’ın hareket halindeki kamyonun çamurluğuna binmesi ve ...’ın böyle bir hareketi beklememesi nedeniyle yoluna devam ederken gördüğü anda kamyonu durdurmaya çalışıp durana kadar müteteveffa ...’nın kamyonun kapı kolu ve camına asılı tutunduğu dış kısmında bulunan çamurluktan düşmesi, kazanın meydana gelmesindeki illiyet bağını oluşturduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin Kurum tarafından açılan rücu davalarında da istikrarlı bir şekilde uyguladığı üzere, ülkemize özgü ve güncel verileri içeren, “TRH 2010” tablosunun iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklı maddi tazminat davalarında da bakiye ömrün belirlenmesinde nazara alınması gerektiği, bu itibarla Mahkemece bu tablo esas alınarak hesaplama yapılmasının yerinde olduğu, kazanın oluşumunda tarafların kusur durumuna ilişkin bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 05.11.2011 tarihli raporda; kazanın iş organizasyonunda ve denetim yetersizliği yanı sıra kazalı işçi ve kaza olayı esnasında kamyon şoförünün de riskli davranışlarının kazanın meydana gelmesinde katkısı olduğu, tahkimatın uygun şekilde yapılıp yapılmadığı ve işin eğitim ve talimatlar doğrultusunda yerine getirilmesini güvence altına almak üzere etkin bir iş organizasyonu yapmada ve denetlemede yetersiz kalan davalı işveren şirketin %50, kantarda tartım işi gerçekleştirdikten sonra kömür yüklü kamyonu paketleme bunkerine taşınması esnasında kazalı ... işçi ...'ın kamyonunun sol kapısına asılarak seyahat etmek istemesi ve kamyon şoförü ...'ın da kamyonun sol kapısına asılan kazalıyı görmesine rağmen kazalının tehlikeli şekilde seyahatine izin vermesinden dolayı olayda %25'er oranında kusurlu olduklarının değerlendirildiği, bu rapordaki kusur oranlarının SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı Başmüfettişi tarafından hazırlanan tahkikat raporundaki kusur oranları ile uyumlu olduğu, kusur raporunun hükme esas alınmasının yerinde olduğu, ayrıca davalı ...'ın yargılandığı ceza davasında beraat ettiği ve kazanın meydana gelmesinde şahsi kusurunun bulunmadığının anlaşılmasına göre kişisel sorumluluğuna gidilemeyeceğinden aleyhine açılan davanın husumetten reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, davacı taraf davacının yer altı maden işçisi olması nedeniyle bu durum gözetilerek ücret tespiti gerektiğini iddia etmişse de; dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları, davacının işe giriş bildirgesi, soruşturma dosyası kapsamında alınan tanık beyanlarına göre davacının davalı iş yerinde kantarcı olarak çalıştığı yer altı maden işçisi olarak çalışmadığı, Maden Kanunu'ndaki ücrete yönelik değişikliğin de 11.09.2014 tarihinde gerçekleştiği dikkate alındığında davacının ücretinin bordrolarda belirtilen ücret olarak tespitinde bir hata bulunmadığının anlaşıldığı, davacı tarafça güncel asgari ücret artışlarının yapılan hesaplamada dikkate alınmamasının yerinde olmadığının ileri sürüldüğü, İlk Derece Mahkemesi kararının “TRH 2010” tablosunun iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklı maddi tazminat davalarında da bakiye ömrün belirlenmesinde nazara alınması gerektiği gerekçesiyle Dairenin kaldırma kararı ile kaldırıldığı, İlk Derece Mahkemesince de bu tablo uyarınca asgari ücret artışları hesaba yansıtılmadan ve işlemiş dönem sonu ve diğer veriler ... kalmak üzere davacının maddi tazminat miktarının tespit edildiği ve hüküm altına alındığı, İlk Derece Mahkemesince verilen ilk karara karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmuşsa da, maddi tazminat hesabına, hesaplama kriterlerine, ücrete yönelik istinaf talebinin bulunmadığı dikkate alındığında davacının ıslahına dayanak teşkil eden 17.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda esas alınan işlemiş (bilinen) devre yönünden davalı lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu, bu itibarla bu devre ve rapordaki diğer veriler sabit kalmak kaydıyla “TRH 2010” tablosu uygulanarak davacının maddi tazminat hesabı yapılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, somut olayın özelliğine göre davacı anne babanın birbirlerine desteği ile diğer çocuklarından alabilecekleri/ alamayacakları destek de dikkate alınarak; davacı baba için 20.000,00 TL maddi tazminat takdiri ve talebi ile bağlı kalınarak 10.000,00TL maddi tazminata hükmedilmesinin, hakkaniyete uygun, makul, dosya kapsamı ve oluşa uygun olduğundan tarafların davacı baba için hükmedilen maddi tazminatın miktarına yönelik itirazların yerinde olmadığı, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın oluş şekli ve olay tarihi dikkate alındığında davacılar için takdir edilen 60.000,00 TL manevi tazminat miktarının az olduğu kanaatine varıldığı, yapılan değerlendirmede izah edilen ilkeler ve dosya kapsamı değerlendirilerek davacılar lehine ayrı ayrı 80.000,00'er TL manevi tazminata hükmedilmesinin dosya kapsamına uygun olacağı, kabule göre de, davanın kabul ve reddedilen miktarları dikkate alındığında davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücretlerinin hatalı olarak takdir edildiğinin görüldüğü gerekçesiyle; "Asıl dava ve birleşen 2019/176 Esas ve 2023/19 E sayılı davalar birlikte dikkate alınarak; I-Davalılar ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, II-Davacılar vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, III-Davalı ... yönünden asıl davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, IV-Davalılar ... ve ... yönünden davanın ve birleşen davaların kısmen kabülü kısmen reddi ile 1-Davacı baba ...'ın maddi tazminat talebinin taleple bağlı kabulü ile murisinin iş kazası neticesinde ölümü nedeniyle talep edilen 10.000 TL maddi tazminatın ölüm tarihi olan 13.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... ... Madencilik Sanayi ... İşletmeciliği ve Nakliye Ticaret Limited Şirketinden müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmasına, 2- Davacı anne ...'ın maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile murisinin iş kazası neticesinde ölümü nedeniyle hesaplanan 129.671,49 TL maddi tazminatın ölüm tarihi olan 13.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... ... Madencilik Sanayi ... İşletmeciliği ve Nakliye Ticaret Limited Şirketinden müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, birleşen 2023/19 Esas sayılı dosya ile istenen fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Davacılar ... ve ...'ın manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile Davacıların iş kazası neticesinde çocuklarını kaybetmeleri nedeniyle duydukları elem ve üzüntünün derecesi, kazanın oluş şekli, ... ve davacıların yaşı, kusur durumu ve ekonomik koşullar dikkate alınarak takdiren her biri için ayrı ayrı 80.000,00'er TL manevi tazminatın davacılar murisinin ölüm tarihi olan 13.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... ... Madencilik Sanayi ... İşletmeciliği ve Nakliye Ticaret Limited Şirketinden müşterek ve müteselsilen alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalının iş kazası nedeniyle vefat etmesi sonucu yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. 74. ve 417. maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4. maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Davacılar vekilinin reddedilen manevi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ıncı maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. 3.Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2. Davacılar vekilinin reddedilen maddi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 22.06.2018 tarih 2016/5 E - 2018/6 sayılı kararında, "ana ve/veya babanın çocuğunun haksız fiil ve veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, destek ilişkisinin varlığının ispatı için Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından gelir bağlanması şartının aranmayacağı, destekten yoksun kalma tazminatı davalarında çocukların ana ve/veya babaya destek olduklarının karine olarak kabulünün gerektiği" kabul edilmiştir. 3. Destekten yoksun kalma tazminatı; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesinin 3. bendinde düzenlenmiş olup, “Ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların tazmini gerekmektedir”. Bu maddeye göre, haksız fiilin doğrudan doğruya muhatabı olmayan, ancak bu haksız fiil nedeniyle ortaya çıkan ölüm olayından zarar gören ya da ileride zarar görmesi güçlü olasılık içinde bulunan kimselere tazminat hakkı tanınmıştır. 4. İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesine göre ''Destekten yoksun kalma tazminatının doğumu için destek ile tazminat talebinde bulunan kişi arasında bir destek ilişkisi bulunmalıdır. Burada bahsedilen destek ilişkisi hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar. Destek ilişkisinin varlığında destek olunanın ihtiyaçlarının sürekli ve düzenli olarak karşılanması yer almaktadır. Burada ifade edilmek istenen süreklilik ve düzenlilik hali yardımın belirlenen zamanlarda ve belirli miktarlarda yapılması değil, eğer destek ölmeseydi yardımların devam edeceğine dair bir beklentinin bulunmasıdır. Eğer yardım devamlı destek saiki ile değil de, tek seferlik, geçici, düzensiz ya da gelişigüzel zamanlarda yapılıyor ve ileride yardımın devam edeceğine dair bir beklenti yaratmıyorsa, bu durumda desteğin sürekli ve düzenli olduğundan bahsetmek mümkün olmayacaktır". 5.Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümlerinden anlaşıldığı üzere; destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan yardımdır. Bu tazminatın amacı, ölüm olayı olmasaydı ölenin yardımda bulunduğu kimselere yardımda bulunmaya devam edeceğinin düşünülmesi ve ölüm olayının bu süreci kesmesi sonucu destekten yararlanan kimselerin uğradıkları zararın peşin ve toptan şekilde tazmin edilmesi, bu kimselerin ölüm olayından önceki durumlarına kavuşturulmasıdır. Eş deyişle amaç; destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. 6.Burada önemle üzerinde durulması gereken husus, sigortalının destek gücünün, ana ve/veya babanın destek ihtiyacı ile beklenilen destek şeklinin ve miktarının yaşam deneylerine uygun olması gereğidir. 7. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi hükmüne göre; "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler". 8.Türk Borçlar Kanunu'nun 51. maddesine göre ise; "Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler". 9.Bakım gücü-bakım ihtiyacı; bu konuda önemli olan, kimlerin yardımcı, kimlerin yardım gören olabilmeye elverişli oldukları değildir; somut olaylar ve belirli kişiler bakımından geleceğe uzanacak ve gelecekte dahi mümkün olabilecek biçimde kimlerin gerçekten yardımcı, kimlerin yardım gören olduklarıdır. Yardımcı (=destek) kavramı, bakım gücünü; yardım gören kavramı ise bakım ihtiyacını gerektirdiğinden, şayet bakım gücü yoksa destekten; bakım ihtiyacı mevcut değilse, yardım görenden söz edilemez. Bundan başka aradaki sıkı ilişki dolayısıyla birinin yokluğu durumunda diğerinin varlığı da düşünülemez. Bu yönden, destekten yoksun kalma davasında davalı taraf, bakım gücü ve bakım ihtiyacının olayda var olmadığını savunabilir. Tazmin alacaklısı sıfatiyle dava açmış olan davacı, yaşam deneyimleri ve olayların olağan yürüyüşü nedeniyle ispat yükünün yer değiştirmesi durumu söz konusu bulunmadıkça bakım gücünü ve bakım ihtiyacını ispat zorundadır (... Çenberci, İş Kanunu Şerhi-1978 Ankara, shf 846 ve devamı). 10.Bu durumda; destekten yoksun kalınan zararın belirlenmesinde, ölen sigortalının elde ettiği gelirin miktarına göre destek gücünün kapsamının ne olduğu, sürekli ve düzenli destek olup olmadığı ve davacıların destek ihtiyacının bulunup bulunmadığı varsa bu ihtiyacın ne şekilde karşılandığının dikkate alınması gerekir. 11.İçtihadı Birleştirme Kararında söz edildiği gibi, bakma kavramı; "Para ve para ile ölçülebilecek bir değer olabileceği gibi bir hizmet ifası ve yahut benzeri yardımlar şeklinde olabilir. Bu nedenle, desteğin yardımının yanızca parasal nitelikte olması bakım gücünün varlığı için koşul değildir". Ancak aksi kanıtlanmadıkça, sigortalının ileride yapacağı farazi desteklerden olan; ana ve babasının bakım ihtiyacı ileride gerçekleşirse bakım ihtiyacını gidermek, bazen ziyaret etmek, evlerinde yardım etmek, kendilerine alışveriş yapmak, yemek yapmak vs. gibi destekler hesaplanabilir nitelikte değildir. 12.Zira Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında davacı anne ve babanın destekten yararlandığının ispatı için kurumdan gelir bağlanması şartı aranmamakta olup, bunun bir sonucu olarak da davacı anne ve babanın destek tazminatı alacaklarının kurumdan bağlanan gelirin ödendiği süre ile sınırlı olduğunu kabul etmek açıkça İçtihadı Birleştirme Kararıyla amaçlanan sonucu bozucu mahiyettedir. 13. Öte yandan davacı anne ve baba tarafından Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi hükmüne göre; ölen sigortalının gelirinden kendisine sürekli destekte bulunduğu ileri sürülüp, Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesine göre maddi delillerle hesaplanabilir sürekli ve düzenli fiili bir desteğin varlığı da kanıtlanmamıştır. 14. O halde, Mahkemece, sigortalının anne ve babasına destek olacağı karine olarak kabul edilerek, Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51. maddeleri uyarınca, somut olayın özelliğine göre hesap edilebilir mahiyette destekten yoksunluk maddi tazminatı alacağının varlığının açıkça ispat edilememiş olması nedeniyle davacı baba yararına hakkaniyete uygun daha makul maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde bariz miktarda az olan maddi tazminatın hüküm altına alınması isabetsiz görülmüştür. 15.Öte yandan yargılama sürecinde davacılar vekilinin davacı anne yönünden maddi zararının tespiti için alınan hesap raporlarına itiraz ettiğinin, bu itirazlarını tekrarla istinaf yoluna da başvurduğunun anlaşılması karşısında 26.09.2022 tarihli hesap raporunda yapılan hesaplamalarda asgari ücret artışlarının yansıtılmaması, işlemiş dönem sonunun ileri çekilmemesi hatalı olmuştur. 16. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. 17. O halde, temyiz eden davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak, Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; 1. Davacılar vekilinin reddedilen manevi tazminatlara ilişkin temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 2. Davacılar vekilinin reddedilen maddi tazminatlara yönelik temyiz istemleri nedeniyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.