8. Hukuk Dairesi 2022/1275 E. , 2025/1420 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/804 E., 2021/1004 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/176 E., 2021/89 K. Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak orman parselinin bir bölümü hakkında genel mahkemede açılan tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl ve
**8. Hukuk Dairesi 2022/1275 E. , 2025/1420 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/804 E., 2021/1004 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/176 E., 2021/89 K. Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak orman parselinin bir bölümü hakkında genel mahkemede açılan tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı Hazine temsilcisi ile davalı ... İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılarak yeniden karar verilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Hazine temsilcisi ile davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro çalışmaları sonucunda, Artvin ili Yusufeli ilçesi ... köyü 110 ada 1 parsel sayılı 8.110.314,94 m2 yüzölçümündeki taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tespit edildiği, askı ilanlarının 05.08.2011-05.09.2011 tarihleri arasında yapıldığı, dava dışı ... tarafından kadastro tespitine karşı dava açılmış ise de Yusufeli Kadastro Mahkemesinin 02.10.2013 tarihli ve 2011/122 Esas, 2013/57 Karar sayılı kararıyla davanın askı ilan süresi içerisinde açılmaması nedeniyle Mahkemenin görevsizliğine ve kadastro tutanağının sicil oluşturulması amacıyla Yusufeli Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine karar verildiği, kararın kesinleşmesi üzerine taşınmazın tapuya tescil edildiği, 20.09.2018 tarihinde yapılan ifraz işlemiyle 110 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 110 ada 5, 6, 7 ve 8 sayılı parsellere ayrıldığı, dava konusu taşınmaz bölümlerinin bulunduğu 110 ada 5 parsel sayılı taşınmazın 8.104.400,58 m2 yüzölçümlü olarak ve orman vasfıyla Hazine adına tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Davacılar vekili, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin orman vasfı taşımadıklarını ve yıllardır davacılar ile murisleri tarafından tarım arazisi olarak kullanıldıklarını beyanla, her bir davacının kullandığı kısmın kendi adına tescili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın çekişmeli kısımlarının ifrazı ile fen bilirkişi raporuna ekli krokide (D) harfi ile gösterilen 463,56 m2'lik kısım ile (F) harfi ile gösterilen 119,65 m2'lik kısmın davacı ... adına, (J) harfi ile gösterilen 197,79 m2'lik kısmın davacı ... adına, (N) harfi ile gösterilen 78,93 m2'lik kısmın davacı ... adına, (C) harfi ile gösterilen 158,91 m2, (U) harfi ile gösterilen 126,25 m2, (Ü) harfi ile gösterilen 274,34 m2, (V) harfi ile gösterilen 322,50 m2'lik kısımların davacı ... adına, (K) harfi ile gösterilen 1.607,94 m2'lik kısmın davacı ... adına, (B) harfi ile gösterilen 1.859,54 m2, (Y) harfi ile gösterilen 358,48 m2, (A1) harfi ile gösterilen 136,33 m2'lik kısımların davacı ... adına, (M) harfi ile gösterilen kısmın davacı ... adına, (G) harfi ile gösterilen 260,41 m2'lik kısmın davacı ... adına, (E) harfi ile gösterilen 359,80 m2, (I) harfi ile gösterilen 327,90 m2, (P) harfi ile gösterilen 57,83 m2'lik kısımların davacı ... adına, (L) harfi ile gösterilen 77,15 m2, (Ö) harfi ile gösterilen 71,09 m2, (Z) harfi ile gösterilen 164,00 m2'lik kısımların davacı ... Çakmakçı adına, (H) harfi ile gösterilen 43,39 m2, (O) harfi ile gösterilen 109,82 m2, (S) harfi ile gösterilen 36,82 m2'lik kısımların davacı ... adına, (R) harfi ile gösterilen 364,56 m2'lik kısmın davacı ... adına, (A) harfi ile gösterilen 206,29 m2, (Ç) harfi ile gösterilen 122,01 m2, (T) harfi ile gösterilen 127,74 m2'lik kısımların davacı ... adına, (Ş) harfi ile gösterilen 241,57 m2'lik kısmın davacı ... adına tapuya tesciline" karar verilmiş; hükme karşı, davalı Hazine temsilcisi ile davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce; "dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilememiş olmasına ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Hazine temsilcisi ile davalı ... vekilinin esasa ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak; yargılama giderleri ve vekalet ücretinden her iki davalının müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerekirken sadece Hazinenin sorumlu tutulmasının isabetsiz olduğu belirtilerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırılan hükmün yerine geçmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi gereğince istinaf edenin sıfatı, aleyhe bozma yasağı ve usuli müktesep haklar da gözönüne alınarak yeniden hüküm tesis edilmesine" karar verilmiş ve iş bu karar, davalı Hazine temsilcisi ve Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro öncesi nedenlere dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince, çekişmeli taşınmaz bölümleri üzerinde, davacılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçeyle yukarıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de, varılan sonuç usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; imar-ihya yolu ile iktisap için 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 17 nci maddesinde belirtilen koşullar altında taşınmazın tasarruf edilmiş olması gerekir. Anılan maddeye göre orman sayılmayan, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen yerin para ve emek sarf edilmek suretiyle kültür arazisi niteliği kazandırılması ve bu olgunun tamamlandığı tarihten itibaren 20 yıldan fazla süreyle aynı Kanun'un 14 üncü maddesindeki koşullar altında tasarruf edilmesi halinde taşınmazın tesciline karar verilebileceği açıklanmış, son fıkrasında da il, ilçe ve kasabaların imar planları içerisinde bulunan yerlerin imar-ihya yoluyla kazanılması yasaklanmıştır. Kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile iktisap ise 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde düzenlenmiş olup ekonomik amaca uygun zilyetlikle özel mülkiyete konu olabilecek taşınmazların kazanılabileceği belirtilmiştir. Terk edilmiş dere yatakları, kayalık ve taşlık gibi taşınmazlar ancak imar-ihya yolu ile 3402 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi uyarınca iktisap edilebilirken, ham toprak, hali arazi, köy boşluğu gibi basit ameliye ile zilyet edilebilecek yerler ise aynı Kanun'un 14 üncü maddesi gereğince iktisap edilebilir. Somut olayda; dosya arasında yer alan ziraat mühendisi, harita mühendisi ve orman bilirkişi kurulu raporlarının içeriğinde; 1958, 1971, 1983 ve 2002 tarihli hava fotoğraflarında 28 parça çekişmeli taşınmazın dere ve yol arasında kaldığı, orman sınırlarından kesin olarak ayrıldığı, üzerinde tarımsal faaliyet yapıldığına dair emare olduğu; orman kurulu raporunda; halihazırda taşınmazlar üzerinde herhangi bir orman ağacı ya da kalıntısına rastlanılmadığı, alanların bir kısmının ekilmiş bostan olduğu ve çitle çevrildiği, diğer alanlarda da çeşitli yaş ve sayıda meyve ağacı bulunduğu, orman oluşmasına imkan verecek herhangi bir humus tabakası olmadığı, yoldan dökülen molozların toprak işlemesine engel teşkil ettiği, 1993 tarihli memleket haritasında açık fona boyalı olan ve üzerinde orman ağacı bulunmayan ve orman sayılmayan alanda kalan yer olduğu, derenin güneyindeki ormanla eğim farkı olduğu, meşcere haritasında Z-3 alanında kaldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu; ziraat mühendisi raporunda, arazilerin eğiminin 1958 yılından itibaren taş duvarlarla teraslama yapılarak %3-5'e düşürüldüğü, taşınmazın ormandan net şekilde ayrıldığı ve yol ile dere arasında tarım arazisi olarak yer aldığı, taşınmaz bölümleri üzerinde ayrı ayrı 20-35 yaşlarında incir, hurma, ceviz, şeftali ve üzümler olduğu, A1, V, Z ve Y bölümleri üzerine moloz ve hafriyat döküldüğü, jeolog bilirkişi raporunda, yörenin çok engebeli coğrafi yapıya sahip olduğu, 28 parselden 24 tanesinin bir arada ve yol ile dere arasında kalan ve eğimin %17 olduğu, parsel alanlarının akarsu kıvrım yayının iç kısmında olduğu için aktif yatak etkilerine açık olmadığı, geri kalan A1, V, Z, Y parsellerinin ise tamamen yoldan dökülmüş molozlar ile kaplı olduğu, bu molozun pasa denilen kaya ve kaya parçalarından oluştuğu, taşınmazların aktif veya pasif dereden etkilenmeyecekleri belirtilmiş ise de, raporlara ekli fotoğraflar ile hava fotoğrafları ve memleket haritalarının tetkikinde A1, V, Y ve Z bölümleri üzerinde hafriyat ve moloz yığını bulunduğu, herhangi bir kullanımın olmadığı, bu haliyle iktisap koşullarının şahıslar lehine oluşmadığı tereddütsüz olduğu gibi, kalan taşınmaz bölümlerinin de eski tarihli belgelerde aktif dere yatağı olarak görüldüğü, jeolog raporunda belirtildiği üzere dere yatağından duvar yapılmak suretiyle kurtulunmak istendiği, öte yandan taşınmazların heyelan etkisinde olup, dava konusu taşınmaz bölümlerinin kullanılmayan vaziyette olan komşu orman parselleri ile toprak yapısı ve bitki örtüsü bakımından benzerlik ve bütünlük gösterdikleri, aralarında herhangi bir ayırıcı unsurun da bulunmadığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, çekişmeli taşınmaz bölümleri üzerinde davacılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, soyut içerikli ve teknik bulgulara aykırı düşen bilirkişi raporlarına ve mahalli bilirkişi ifadelerine değer verilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı Hazine temsilcisi ile davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.