10. Hukuk Dairesi 2025/18201 E. , 2026/1677 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/72 E., 2025/2248 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 17. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/126 E., 2023/334 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırla…
10. Hukuk Dairesi 2025/18201 E. , 2026/1677 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/72 E., 2025/2248 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 17. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/126 E., 2023/334 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirketler bünyesinde yurt dışı tır şoförü olarak çalıştığını, çalıştığı dönemde asgari ücretin 640,00 TL civarında olmasına rağmen davacıya sabit ücretine ek olarak yurt dışı seferine çıkışı için ekstra ücret ödendiğini ve davacının aylık kazancının 2.000,00 TL olduğunu, davacının sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden değil asgari ücret üzerinden yatırıldığını, davalı şirketlerin davacının şahsına ödedikleri sabit maaşına ek olarak yapılan Euro ödemesi dışında sefer için gerekli olan yakıt, yol ve köprü geçiş ücretleri, gümrüklerde ödenecek vergi, harç ve benzeri ödemeler, şoför için zorunlu barınma ve gıda masraflarını şoföre ayrıca ödediklerini, asgari ücret üzerinden ödendiğinden davacının prim ödemelerinin eksik şekilde yatırıldığını ileri sürerek davacının gerçek sigorta prim matrahının tespit edilerek eksik yatırılan primlerin ikmal edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının 08.07.2009 tarihinde müvekkili firma bünyesinde çalışmaya başladığını ve 04.08.2011 tarihinde müvekkili tarafından haklı gerekçe ile iş akdinin sonlandırıldığını, 5510 sayılı Kanun gereğince prim ve diğer alacakları ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak on yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, bu bağlamda davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını ve hizmet tespit davalarında hak düşürücü sürenin 5 yıl olduğunu, hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığını belirterek davanın reddini istemiştir. 2. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum işleminin yerinde ve yasal mevzuata uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyasının 23.03.2023 tarihli duruşmada takipsiz bırakılıp, yine 03.10.2023 tarihli duruşmada takipsiz bırakıldığı, buna göre dosyanın taraflarca 2. kez takipsiz bırakılmasıyla 6100 sayılı HMK'nın 320/4 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; E-Duruşma talebinin delilleriyle varlığına rağmen UYAP sistemine gelen giden evrağa eklenmeyerek E-Duruşma talebinden duruşma zaptında bahsedilmeden ve E-Duruşma talebinin reddine dair kararın tarafına tebliğ edilmeden karar verildiğini, kendilerince 24 saat öncesinde E-Duruşma talebinde bulunulduğunu, başvuru süresinin 48 saat ile sınırlanmasının Mahkemeye ulaşma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğunu, ayrıca eldeki davanın hizmet tespit davası olduğunu ve kamu düzenine ilişkin olduğu hususu gözetilerek hakimin davadan el çekmesinin, müracaata bırakmasının, davanın açılmamış sayılmasına karar vermesinin işbu davalardan feragatin dahi mümkün olmaması ve sosyal güvenlik hukukuna dair olan bu davada hakimin davayı re'sen yürütme yükümlülüğü bulunduğundan verilen kararın hatalı olduğunu, hukuki dinlenilme hakkı ve eşitlik ilkesi başta olmak üzere anayasal haklarını dahi zedelediğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının prime esas kazancının tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.