T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 26/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/01/2026 (Ara Karar) NUMARASI : ... Esas DAVACI : ... VEKİLİ : Av.... DAVALI :... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan G.KAR…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 26/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/01/2026 (Ara Karar) NUMARASI : ... Esas DAVACI : ... VEKİLİ : Av.... DAVALI :... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan G.KARAR YAZIM TARİHİ : 27/03/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen ara kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili ihtiyati tedbir/haciz talepli dava dilekçesinde özetle; , Davacı müvekkili ... ile Davalı...., %50'şer pay sahipliğiyle ...... LTD. ŞTİ.'ni kurduğunu, ticaret şirketinin amacı ticari faaliyetlerinden kar edip ortaklarına paylaştırdığını, müvekkili mezkur şirketin kuruluş aşamasında davalı abisine duyduğu güvenle onu tek yetkili şirket müdürü olarak atanmasına muvafakat ettiğini, ancak bu güven, YIK m. 553 uyarınca ağır bir sorumluluk yüklenmiş olan davalının, müvekkili şirketten ve aile mülkiyetinden dışlamak için kurguladığı ağır bir kötü niyet stratejisinin kurbanı olduğunu, davalı müdürlük yetkisini eline aldıktan hemen sonra, şirketin ticari amacına hizmet etmek yerine, ilk olarak şirketin merkezi olan mülkiyeti hedeflemiş ve babaları henüz vefat etmeden önce (94 yaşındayken) mülkün çıplak mülkiyetini bağış yoluyla hileli biçimde kendi üzerine geçirdiğini, bu mal kaçırma planını uygularken davalı, müvekkilinin babasıyla olan ilişkisini kasten bozmuş mesnetsiz iddialar öne sürerek babanın müvekkiline karşı uzaklaştırma kararı almasına dahi neden olduğunu, davalı hukukun temel ilkelerini ve kardeşlik bağlarını hiçe sayarak, şirketi zarara uğratma eyleminin kökünü oluşturan derin bir kötü niyetle hareket ettiğini açıkça belli ettiğini, davalının bu kötü niyetli girişimi, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ... Esas sayılı dosyada alınan ihtiyati tedbir kararı ile somutlaştığını, Şirket kuruluşundan bugüne kadar kar etmediğini, davalı ....'un müdür ve paydaş olarak, yukarıdaki şahsi kötü niyetli amacına hizmet etmek üzere şirketi kasten zarara uğrattığını, TTK Madde 627 "Müdürler... görevlerini tüm özenle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, korumak zorundadırlar." hükmünü hiçe sayarak, şirket merkezi olan ticari ofisi, kira bedeli ödemeden kendi eşi ve oğluyla birlikte aile konutu olarak kullandığını, davalı şirketin kiracı olarak bulunduğu bu adreste hiçbir kira ödemesi yapmadığını, kira bedellerinin tamamı kiraya veren merhum babaya müvekkili tarafından ödendiğini ve buna ilişkin belgeler dosyaya sunulduğunu, bu fiilin, şirketin malvarlığını şahsi menfaatine tahsis ettiği ve sadakat yükümlülüğünün en ağır ihlali olduğunu, ayrıca davalı, hukuka aykırı şekilde gerekli toplantı şartlarına uyulmadan aldığı karar ile şirket merkezinin bulunduğu yerden şirketi taşıma kararı alındığını, müvekkili şirketin adres ve kiracı olarak bulunduğu yerden kesinliklikle şirketin taşınmasını kabul etmediğini, kiracı olarak bulunan yerde şirketin faaliyetlerine devam etmek iradesini taşıdığını, kaldı ki şirket merkez ofisinin taşımasını gerektirecek haklı bir sebep olmadığını, bunun altında yatan asıl amacın davalı taraf şirketin zararına sebebiyet vermek maksadıyla yapıldığını, bu bağlamda müvekkilin şirket merkezine gelişine ve şirket faaliyetlerine katılımına fiziki olarak mani olduğunu, bu sebepten şirket ile ilgili hesaplara erişimi bulunmayan müvekkilinin kira ödemelerini kiraya veren (merhum baba) hesabına şahsi ödeme yapmak durumunda kaldığını, özellikle şirket merkezinin bulunduğu yerin kira ödemeleri müvekkili tarafından ödeme yapıldığını, Bu eylemler, TTK Madde 630/3 "Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi... haklı sebep olarak kabul olunur." uyarınca davalının müdürlük görevinden haklı sebeple azlini gerektirdiğini, davalı gerekli çabayı göstermeyerek, şirketi kasten atıl bıraktığı, kira sözleşmesini feshettiği ve şirketin yıllık ortalama 1.000.000 TL potansiyel gelir elde etmesini engellediğini, TTK Madde 553/1 hükmü gereğince, "Yöneticiler... kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde... şirkete... verdikleri zarardan sorumludurlar." şirketin uğradığı kazanç kaybının (şimdilik 10.000,00 TL) davalıdan tahsil edilerek şirkete irat kaydedilmesi zorunlu olduğunu, davalının kötü niyetli tahliye planı dahilinde aldığı hukuka aykırı toplantı usülleriyle tesis edilen 11.08.2025 tarihli Ortaklar Kurulu Kararı , dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmesi nedeniyle mutlak butlan olup bu doğrultuda usulsüz toplantı sonrası alınan kararların geçerliliği olmayıp bu hususta müvekkili mutlak butlan ortaklar kurulu kararına noter vasıtasıyla ihtarda bulunulduğunu, müvekkilinin, yaklaşık 3 yıldır faaliyette olan ve kurulu tezgahi tahrip edilmemesi gereken şirketin tasfiyesini ve feshini kesinlikle istemediğini, aksine şirketin amacına uygun faaliyetine devam etmesini talep ettiğini, ancak %50 pay sahipliği ve davalının hem müdür hem de ortak olması nedeniyle davalının ortaklıktan çıkarılmasına yönelik Genel Kurul kararı alınması fiilen imkansız olduğunu, bu bağlamda, şirketin iki ortaklı olması nedeniyle çıkarma için aranan TTK Madde 621/1-h'deki nitelikli çoğunluğun sağlanamayacağı dikkate alınarak, Yargıtay'ın da kabul ettiği üzere: "TTK m. 621/1-h uyarınca, limitet ortaklıktan çıkarma isteğiyle mahkemeye başvurmak için şirket genel kurulunun hem sermaye payı, hem de ortak sayısı yönünden nitelikli çoğunluk oyu aranmakta ise de, bu hükmün iki ortaklı şirketler yönünden uygulanma kabiliyeti bulunmadığını, Zira, iki ortaklı şirketlerde haklı sebeple çıkarma için 2/3 oy çoğunluğunun sağlanması imkansızdır... bir ortağın diğerine haklı sebeple ortaklıktan çıkarma davası açabilme hakkının olduğu kabul edilmelidir.” (Yargıtay 11. HD. 05.06.2017 tarihli E. 709, K. 3376 sayılı kararı ve benzerleri) bu emsal kararlar ışığında mahkemenin fesih yerine, davalı ...'un haklı sebeple ortaklıktan çıkarılmasına ve payının müvekkiline devredilmesine karar vermesi, şirketin ticari hayatını koruyacak en adil ve yegane çözüm olduğunu, davalının azli ve ortaklıktan çıkarılma süreci boyunca şirketin yönetimsiz kalarak tasfiyeye sürüklenmesini önlemek amacıyla, şirket menfaatlerini koruyacak tarafsız bir yönetim kayyımının atanması zorunlu olduğunu, müvekkili ....'nın şirketin faaliyetine devam etme iradesi dikkate alınarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla: Davalı ...'un haklı sebeple şirket ortaklığından çıkarılmasına (ihracına), davalıya ait ortaklık payının, Mahkemece belirlenecek gerçek değeri üzerinden davacı ...'ya devir ve tesciline karar verilmesine, davalı ...'un Şirket Müdürlüğü görevinden haklı nedenle azline, şirketin uğradığı 100.000.00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsil edilerek Şirkete irat kaydedilmesine, Şirketin yönetimi için yönetim kayyımı atanmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin 15/10/2025 tarihli ara kararı ile; tüzel kişilerin yönetim organları ile yönetilmesi için asıl olup, dava konusu şirkette organ boşluğu bulunmadığı, bu suretle davacı vekilinin şirket yönetim organları ile alınabilecek bir karara yönelik tedbiren mahkemeden karar verilmesi talebinin şartları oluşmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nın 394/4 maddesi gereğince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin 21/11/2025 tarihli ara kararları ile ; dava konusunun ne olduğu, alacağın varlığı-miktarı yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından yaklaşık ispata elverişli deliller sunulmadığından davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi 07/01/2026 tarihli ara kararında; Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin 21/11/2025 tarihli ara kararında red edilerek karara bağlandığı, davacı tarafın ilgili ara kararı İstinaf edilmediği, davacı tarafın yeni delil niteliğinde bilgi, belge sunmadığı gözetilerek, 21/11/2025 tarihli ara kararda rücu talebinin reddini, ihtiyati haciz talebi 21/11/2025 tarihli ara kararda değerlendirilmiş olduğundan davacı vekilinin talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin tazminat alacağı ve diğer talepleri için yerel Mahkemede açılan davada, davalı - borçlunun mal kaçırmasını önlemek için sunulan ihtiyati haciz taleplerinin Yerel Mahkemenin 21/11/2025 tarihli ara kararı ile reddedildiğini, bu karara karşı, yargılamayı uzatmamak adına istinafa başvurulmadığını, ancak işbu ara kararın yeniden Yerel Mahkemece değerlendirilmesini ivedi nitelikteki koruyucu tedbir ve ihtiyati haciz kararı verilmesini yerel mahkemeden talep ettiklerini, Yerel Mahkemece "... Bütün bu hususlar birlikte nazara alındığında; dava konusunun ne olduğu, alacağın varlığı-miktarı yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından yaklaşık ispata elverişli deliller sunulmadığından davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiş..." gerekçesi ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verildiğini, bu dava konusu Şirketin, ...'daki taşınmazın daha iyi yönetilmesi amacı ile kurulduğu, davacı ve davalının babalarının isteğinin bu olduğu aşikar olup ilgili dilekçe ekindeki deliller ile de bunun ispatlandığını, dolayısıyla ihtiyati haczin şartlarının oluştuğunu, davalı taraf, davaya cevap verirken ilgili ilgisiz tüm taleplerini sıraladığını, hukuken alakasız talepleri sıraladığı gibi, bazı hususları da ikrar ettiğini, bu cevapların ve haksız taleplerin reddi gerektiğini, davalı ..., tarafların ortak olarak kurduğu şirketi atıl bıraktığı ve müvekkili zarara uğrattığını, bu durumun kendi beyanları ve ikrarları ile de sabit olduğunu, davalı ...'un ve Eşi ... (T.C. No: ...)'un, şirket fonlarını hesaplarına aktararak şirketi zarara uğratmasından dolayı, banka hesaplarının sorgusunun yapılarak, banka hesaplarına ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini, ..., ...'daki taşınmazın, Beach Club olarak kullanılan kısmını kiralayan ... Su Sporları Tur. İnş. Org. İth. İhr. Tic. Ltd. Şti. (Yetkilisi ...) tarafından ... 'un hesabına yatırılan kira bedellerine ilişkin davalının banka hesaplarına ihtiyati haciz kararı verilmesini, yine davalıya ait olan, şirket hesaplarından aktarılan paralarla alındığı aşikar olan 2022 Yılı sonrasında alınan plakası bilinmeyen aracın sorgusunun yapılarak, araç hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini, zira davalı tarafın verdiği cevapları ile kötü niyetinin ispatlandığını, İİK 257. Maddesinde belirtilen şartlar meydana geldiği, yaklaşık ispat kuralının gerçekleştiğini, bu nedenle de müvekkilin haklarının zarara uğramaması, tazminat alacağının imkansız hale gelmemesi içi, ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, alacağın varlığı ve muacceliyetinin ortada olduğunu, davalının bir şirket müdürü olarak TTK Md. 626'daki özen ve bağlılık yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiğini, bu nedenle şirketi atıl bıraktığını, kar elde etme potansiyelini yok etmiş olduğunu, şirket fonlarını şahsi menfaatlerine kullandığını, sermayeyi yok ettiği ve nihayetinde şirketi zarara uğrattığının sabit olduğunu, davalının, alacağın tahsilini tehlike altına aldığı (mal kaçırdırğı) da ortada olduğunu, davalı, zaten babasına ait ve şirketin kuruluş amaçlarından biri olan Taşınmazı, Bağış Yolu ile üzerine devraldığını, şirket kazancının, özellikle de ticari faaliyette bulunmayan ev hanımı olan eşinin (...un) hesabına aktarılması, bu şekilde şirketin parasının izinin kaybettirilmeye çalışılması, alacaklıdan bu paraların kaçırılması sık kullanılan bir yöntem ve bu yöntemin alacaklıdan mal kaçırma yöntemi olduğunu, davalının ve eşinin mal kaçırma eylemleri halen daha devam etmekte, davalının ve Eşi ...un bu paraları başka hesaplara aktarmak veya nakit olarak bankalardan çekmesi riski olduğunu, bu gerçekleştiği halde ise, telafisi imkansız zararlara yol açacak, müvekkilinin mağduriyeti ortaya çıkacağını, bu nedenle, ihtiyati haciz kararının ivedilikle ve derhal verilmesi hayati bir önem arz ettiğini, şirket müdürü olan davalının görevini kötüye kullandığı, haksız menfaat sağladığı, mal kaçırmaya çalıştığı ortada olduğundan, müvekkilinin alacağını tahsil imkanı riske girdiğini, bu nedenlerle yerel Mahkeme olan ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.01.2026 Tarihli ... Esas sayılı dosyası Ara Kararı'na karşı işbu itirazımızın kabulü ile işbu karar kaldırılarak; evveliyetle, tüm dosya kapsamında sabit olan borcunu dahi ödemekten kaçınan davalının mal kaçırma şüphesi açık olduğundan, davalının mal varlığı üzerine 100.000,00-TL ihtiyati haciz koyulması taleplerinin kabulünü, yargılama gideri ve mahkeme vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık ise ihtiyati tedbir/haciz talebine ilişkindir. İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına (önceden) geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati haciz HMK'nın 406/2 maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyati haciz şartları ve etkileri ise İİK'nın 257. maddesinde düzenlenmiştir. İİK'nın 257. maddesi "rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyati haciz ettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklindedir. İİK'nın 258/1. maddesi ise; ''Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.'' hükümüne yer verilmiştir. Buna göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıslarda olan taşınır ve taşınmaz malları ve alacaklarıyla diğer haklarını haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı ise, ancak borçlunun muayyen yerleşim yeri mevcut değil ise, borçlu taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da kaçar veyahut bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz kararı verilebilir. Eldeki davada; davacı vekilince talep edilen ihtiyati tedbir talebinin ilk derece mahkemesince 15/10/2025 tarihli ara kararla reddedildiği, yine davacı vekilince talep edilen ihtiyati haciz talebinin 21/11/2025 tarihli ara kararla reddedildiği, bu ara kararlara karşı süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı, davacı tarafça anılan ara kararlardan sonra yeni bir delil sunulmaksızın istinaf edilmeksizin kesinleşen ara karardan rücu talep edildiği, yeniden haciz talebinde bulunulduğu anlaşılmakla talep hakkında ilk derece mahkemesince daha önce karar verilmiş olduğundan yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair verilen ara kararda hukuka aykırılık bulunmadığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanaatiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasında verilen 07/01/2026 tarihli ara karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.26/03/2026 ... Başkan... Üye... Üye... Katip... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.