2. Hukuk Dairesi 2025/6744 E. , 2026/1692 K. "" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2203 E., 2025/465 K. DAVA TÜRÜ: Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, erkeğin davasının kabulü, lehine hükmedilen maddi tazminat miktarı, iştirak nafakası miktarı ve reddedil…
2. Hukuk Dairesi 2025/6744 E. , 2026/1692 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2203 E., 2025/465 K. DAVA TÜRÜ: Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, erkeğin davasının kabulü, lehine hükmedilen maddi tazminat miktarı, iştirak nafakası miktarı ve reddedilen yoksulluk nafakası talebi yönünden; davacı davalı erkek vekili tarafından ise katılma yoluyla; kusur belirlemesi, kadının davasının kabulü, kadın lehine hükmedilen tazminatlar, iştirak nafakası miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Davacı davalı erkek vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin incelenmesinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 361 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. 6100 sayılı Kanun'un 366 ıncı maddesi atfıyla 348 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile temyiz yoluna başvurabilir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar, davalı davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmiş, davalı davacı kadın vekilinin temyiz dilekçesi, davacı davalı erkek vekili Av. ...'na 02.06.2025 tarihinde tebliğ edilmiş; davacı davalı erkek vekili tarafından sunulan katılma yoluyla temyiz dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 23.06.2025 tarihinde verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı davacı kadın vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında kadın yararına hükmolunan maddî tazminat azdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 174 üncü maddesinin birinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddesi hükümleri ve kadının ıslah dilekçesi nazara alınarak, daha uygun miktarda maddî tazminat takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. 3.Yoksulluk nafakası talebinin kabul edilebilmesi için nafaka alacaklısının boşanma yüzünden yoksulluğa düştüğünün belirlenmesi gerekir. Yerel mahkemece, toplanan delillerden; davalı kadının sabit bir gelire sahip bulunduğu, boşanma sonucu yoksulluğa düşeceğinin ispatlanamadığı anlaşılmakla tarafların araştırılan sosyal ve mali durumları ile hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak davalı-karşı davacı kadının yoksulluk nafakası isteminin reddine karar verilmiştir. Yoksulluk nafakasının reddi yönünden kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; kadının çalıştığı, düzenli gelirinin bulunduğu, adına kayıtlı malvarlığı bulunduğu, bu nedenle yoksulluk halinin bulunmadığı görülmekle mahkemece kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi yerinde olduğu gerekçesi ile kadının bu yöndeki itirazının esastan reddine karar verilmiştir. Somut olayda dosya kapsamı toplanan deliller ve tarafların itirazları dikkate alındığında; Mahkemece yeniden usulünce tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının SGK kayıtları da dikkate alınarak etraflıca araştırılarak, kadının sürekli ve düzenli bir işte çalışıp çalışmadığının, çalıştığının tespit edilmesi halinde, çalışması karşılığında elde ettiği gelirin düzenli ve sürekli olup olmadığının, kadının emekli aylığı alıp almadığı, kadının üzerine kayıtlı taşınmazlardan gelirinin olup olmadığı, tarafların gelir durumlarının birbirlerine yakın veya denk olup olmadığının araştırılarak sonuca göre kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesi gerekirken, bu konuda eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı davalı erkek vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE, 2.Davalı kadın vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; a)Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının maddî tazminat miktarı ve yoksulluk nafakası yönünden BOZULMASINA, b)Davalı davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının temyiz edenlere iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.