Başvuru, davanın sonucunu etkileyecek nitelikteki iddiaların Mahkeme ve Yargıtay kararlarında karşılanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, davanın sonucunu etkileyecek nitelikteki iddiaların Mahkeme ve Yargıtay kararlarında karşılanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 15/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirilmesine gerek olmadığını belirtmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Kipaş Mensucat İşletmeleri A.Ş. (Şirket) Kahramanmaraş'ta tekstil üzerine faaliyet gösteren bir firmadır. A. Başvuru Konusu Davadan Önceki Süreç Başvurucu Şirketin bulunduğu yerleşim yerinin bağlı olduğu Belediye 19/6/2012 tarihinde başvurucu Şirkete yazdığı yazıyla 31/12/2004 tarihli ve 25687 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği ile 27/10/2010 tarihli ve 27742 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Atıksu Altyapı ve Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik (Yönetmelik) hükümleri gereği Şirketin sayaç kullanma zorunluluğunun bulunduğunu belirtmiştir. Yazıda, tebliğden itibaren otuz gün içinde gerekli tedbirlerin alınması ve atık su sayacı takılması hususu ihtar edilmiştir. Belediyenin Su ve Kanalizasyon Müdürlüğü tarafından düzenlenen 12/9/2012 tarihli tutanağa göre başvurucu Şirketin arıtma sistemine ait atık su borusunun bir sondaj çalışması sırasında zarar görmesi üzerine Şirkete ait fabrikanın atık sularının Belediyenin yağmur suyu hattına tahliye edilmesi için Belediyeden izin talep edilmiş, 6/9/2012-22/9/2012 tarihleri arasında fabrikanın atık suları yağmur suyu kanalına deşarj edilmiştir. Şirket 22/9/2012 tarihinde Belediyeye yazdığı yazıda; 22/9/2012 tarihi itibarıyla kendi atık su hatlarının devreye girdiğini, Belediyeye ait yağmur suyu hattının kullanılmadığını belirtmiştir. Belediyenin başvurucu Şirkete yazdığı 1/10/2012 tarihli yazıda on beş günlük kullanım karşılığı atık su bedeli olarak 993,53 TL tahakkuk ettirildiği belirtilmiş, Şirket 22/4/2013 tarihinde söz konusu faturayı faiziyle birlikte ödemiştir. Belediye, başvurucu aleyhine Kahramanmaraş İcra Müdürlüğünün E.2013/1820 sayılı dosyasında 22/3/2013 tarihli ve 185,37 TL'lik su faturasına dayalı olarak faiziyle birlikte toplam 070,40 TL bedel üzerinden ilamsız icra takibi başlatmış; başvurucunun itirazı üzerine takip durmuştur.B. Başvuru Konusu Dava Süreci Belediye; Şirketin birikmiş su borcu olduğunu, atık su alt yapı sistemlerini kullanan ya da kullanacakların bağlantı sistemi olup olmadığına bakılmaksızın kirlilik yükü ve atık su miktarı oranında yapılan harcamalara katılmak zorunda olduğunu belirterek su borcu ve atık su bedeli olarak 000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesi için Kahramanmaraş Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Yargılama sırasında 26/5/2014 tarihinde keşif yapılmış; inşaatçı bilirkişi 16/6/2014 havale tarihli raporunda başvurucu Şirkete ait fabrikadan çıkan atık suların fabrikanın arıtma tesisinde temizlenerek Erkenez Çayı'na deşarj edildiğini, işletmenin Belediyenin ulaşım hizmetinden yararlanıp herhangi bir alt yapı hizmetinden faydalanmadığını belirtmiştir. Mahkeme 18/7/2014 tarihli kararında belirttiği "Dava, davaya konu olan Kahramanmaraş ili . İlçesi, F.. Köyü, Mahallesi ... nolu parsel'de bulunan davalı işletmenin kullandığı atıksu ile ilgili Belediye gelirler kanunun üçüncü kısım (Harcama ve Katılma Payları) 97-98 ve maddeleri kapsamında tesisten faydalanan gayrimenkul sahiplerinden pay alınacağı hükmü kapsamında davacının ediminin yerine getirmemesi nedeniyle, atık su bedelinin tahsiline yöneliktir. Davalının davacı belediyenin atık su hizmetinden [faydalanmasına] rağmen atık su bedelini ödemediği anlaşıldığından..." gerekçesiyle davayı kabul etmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi 16/9/2015 tarihli kararında, usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek kararı onamıştır. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 12/5/2016 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Ret kararı 15/6/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, 15/7/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. A. Ulusal Hukuk Kanun Hükümleri 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Atıksuları toplayan kanalizasyon sistemi ile atıksuların arıtıldığı ve arıtılmış atıksuların bertarafının sağlandığı atıksu altyapı sistemlerinin kurulması, bakımı, onarımı, ıslahı ve işletilmesinden; büyükşehirlerde 20/11/1981 tarihli ve 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunla belirlenen kuruluşlar, belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeler, bunların dışında iskâna konu her türlü kullanım alanında valiliğin denetiminde bu alanları kullananlar sorumludur....Atıksu altyapı sistemlerini kullanan ve/veya kullanacaklar, bağlantı sistemlerinin olup olmadığına bakılmaksızın, arıtma sistemlerinden sorumlu yönetimlerin yapacağı her türlü yatırım, işletme, bakım, onarım, ıslah ve temizleme harcamalarının tamamına kirlilik yükü ve atıksu miktarı oranında katılmak zorundadırlar. Bu hizmetlerden yararlananlardan, belediye meclisince ve bu maddede sorumluluk verilen diğer idarelerce belirlenecek tarifeye göre atıksu toplama, arıtma ve bertaraf ücreti alınır....." 20/11/1981 tarihli ve 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "İSKİ'nin gelirleri aşağıdaki kaynaklardan sağlanır:a) Su satışı va kullanılmış suların uzaklaştırılmasına karşılık, tarifesine göre abonelerden alınacak ücretler,b) Belediye Gelirleri Kanunu uyarınca, su ve kanalizasyon tesislerinden yararlananlardan ilgili belediye adına alınacak katılma payları,..." 2560 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir: "Su satışı, kanalizasyon tesisi bulunan yerlerdeki kullanılmış suların uzaklaştırılması, septik çukurların boşaltılması giderleri için ayrı tarifeler yapılır. Bu tarifelerin tespitinde, yönetim ve işletme giderleri ile, amortismanları doğrudan gider yazılan (aktifleştirilmeyen) yenileme, ıslah ve tevsi masrafla ve (…) (2) bir kar oranı esas alınır. (2)Tarifelerin tespiti ile tahsilatla ilgili usul ve esaslar bir yönetmelik ile belirlenir.'' 2560 sayılı Kanun'un ek maddesi şöyledir:"Bu Kanun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanır." 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Belediyelerce veya belediyelere bağlı müesseselerce aşağıdaki şekillerde inşa, tamir ve genişletilmeye tabi tutulan yolların iki tarafında bulunan veya başka bir yola çıkışı olmaması dolayısıyla bu yoldan yararlanan gayrimenkullerin sahiplerinden meclis kararı ile Yol Harcamalarına Katılma Payı alınabilira) Yeni yol açılması;b) Mevcut yolların yüzde 40 nispetinde veya daha fazla genişletilmesi;c) Kaldırımsız ve bakımsız bulunan yolların, kaldırım veya parke kaldırım haline getirilmesi veya asfalt yapılması, kaldırım veya şose halindeki yolların da parke, beton veya asfalta çevrilmesi;d) Mevcut kaldırım veya parkelerin sökülüp yeniden düzenlenmesi,Yolların kaldırımlar da dahil olmak üzere (15) metreden fazla genişliklerine düşen giderler, belediyelere ait olup harç payına konu teşkil etmez.İki ve daha fazla yol kenarında bulunan gayrimenkuller için asıl cepheyi teşkil eden yoldan düşen pay tam, diğer yollara ait pay ise yarım olarak hesaplanır.'' 2464 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir: "Belediyelerce ve belediyelere bağlı müesseselerce, aşağıdaki şekilde kanalizasyon tesisi yapılması halinde, bunlardan faydalanan gayrimenkullerin sahiplerinden, Kanalizasyon Harcamalarına Katılma Payı alınır:a) Yeni kanalizasyon tesisi yapılması,b) Mevcut tesislerin sıhhi ve fenni şartlara göre ıslah edilmesi.İki ve daha fazla yol kenarında bulunan gayrimenkuller, hangi yoldaki kanalizasyona bağlanmış ise, payın hesabında o yola ait kanalizasyon giderleri nazara alınır." 2464 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Belediyelerce veya belediyelere bağlı müesseselerce beldede aşağıdaki şekillerde su tesisleri yapılması halinde, dağıtımın yapıldığı saha dahilindeki gayrimenkullerin sahiplerinden, Su Tesisleri Harcamalarına Katılma Payı alınır:a) Yeni içmesuyu şebeke tesisleri yapılması,b) Mevcut şebeke tesislerinin tevsii ve ıslahı.Birden fazla yol kenarında bulunan gayrimenkullere ait payın hesabında, bunların yalnız suya bağlandıkları yol üzerindeki uzunlukları esas alınır." Yönetmelik'in maddesi şöyledir:"(1) Atıksu altyapı yönetimlerinin verdiği su ve/veya atıksu hizmetlerinden yararlananlardan hem su hem de atıksu abonesi olanlar su sayacı, sadece atıksu abonesi olanlar atıksu sayacı taktırmakla ve işler durumda muhafaza etmekle yükümlüdürler. Ancak atıksu sayacı kullanılmasının teknik olarak mümkün olmadığı durumlarda bu yükümlülük aranmaz." Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" Kanalizasyon sistemlerine atıksu boşaltımı için uygulanacak temel ilkeler şunlardır;...d) Atıksu miktarının belirlenmesi için, içme suyu şebekesi haricinden su temin edenler, temin ettiği su miktarını alt yapı tesisleri yönetimine belgelemek ve bedeli karşılığındakanalizasyon sistemine bağlanmak zorundadır...." Yargı Kararları Yargıtay Hukuk Dairesinin 5/11/2018 tarihli ve E.2016/21536, K.2018/10970 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"..... dava konusu kanalizasyon ve su tesisleri harcamalarına katılım paylarına ilişkin usul ve esaslar 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nda ve bu kanuna dayalı olarak İç İşleri Bakanlığı tarafından çıkarılan 'Belediye Gelirleri Kanunu'nun Harcamalara Katılma Payları ile ilgili Hükümlerin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'te düzenlenmiş olup, bu bedellerin tahsilinde iş bu kanunda belirlenen düzenlemelerin (yol ve yöntemin) esas alınması gerekecektir. Davalı idarenin 2464 sayılı yasaya ve ilgili yönetmeliğe dayanmadan ve bu yasal düzenlemelerle sınırları çizilmiş olan kurallara uymadan kişilerden herhangi bir tahsilat yapması, bu nedenlerle mümkün değildir. Davalı idarenin ancak Belediye Gelirleri Kanunu çerçevesinde yapılacak hesaplama ile belirlenecek katılım payını, bu Kanunda düzenlenen sınırlamaları aşmamak ve kanuni prosedürü uygulamak kaydıyla, bu bedelleri hizmetten istifade eden taşınmazların şebeke veya kanalın tamamlanarak hizmete sunulduğu yahut mevcut şebeke tesislerinin tevsii ve ıslahı tarihinde maliki olan kişilerden Belediye Gelirleri Kanununun ve İç İşleri Bakanlığı yönetmeliğinin belirlediği usul ve sınırlar dâhilinde tahsil edilmesi gerektiği açıktır...." Yargıtay Hukuk Dairesinin 5/4/2018 tarihli ve E.2016/13423, K.2018/3600 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Dava konusu kanalizasyon harcamalarına katılma payı ile su tesisleri harcamalarına katılma payı, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun 87, 88, maddelerinde düzenlenmiş olup, ilgili yasal düzenlemelerde bu bedellerin, Belediyelerce ve belediyelere bağlı müesseselerce, kanalizasyon veya su hizmeti sunulması halinde bu hizmetlerden faydalanan gayrimenkullerin sahiplerinden belli koşullar ile alınabileceği düzenlenmiştir...." Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20/1/2016 tarihli ve E.2014/13-193, K.2016/16 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Kuyudan temin edilen kuyu suyunun yeşil alanlarda sulama suyu olarak kullanılması durumunda su ve atık su bedelinin ödenmeyeceği, ancak bu kuyu suyunun yeşil alan dışında kullanılıp (evde, işyerinde, wc, lavabo vs.) çıkan atık (kirli) suyun kanalizasyon tesisine deşarj edilmesi halinde tarife hükümlerine göre atık su bedelinin ödeneceği Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014,2013/13-508 E. 2014/39 K. sayılı kararında da belirtilmiştir.Somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki çekişmeli konu; davalının kullandığı kuyu suyunun nerelerde kullanıldığı ve kullanılan kuyu suyunun kanalizasyon bağlantısının bulunup bulunmadığı noktasında olup mahkemece davalı tesis içerisinde bulunan kuyu suyunun sadece yüzme havuzunda kullanılan kısmının kanalizasyona bağlı olduğu, kuyu suyunun sistemde kullanma suyu olarak kullanılmadığı, kuyu suyunun kullanıldığı diğer kısımlarda (bahçe sulaması, yangın hidrantı) kanalizasyon bağlantısının bulunmadığı, kanalizasyon bağlantısı tespit edilen davalı şirkete ait kuyu suyundan yüzme havuzunda kullanılan kısmına ait kanalizasyon atık su bedelinin ve gecikme zammı toplamının 551,02-TL olduğu yönünde kabulde isabetsizlik bulunmamaktadır...." Yargıtay Hukuk Dairesinin 11/2/2016 tarihli ve E.2015/2075, K.2016/1685 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Kural olarak, kendi taşınmazındaki kuyudan su çıkartarak kullanan kişinin fiili, kaçak su kullanımı olarak değerlendirilemez. Ancak kullanılan kuyu suyu kadar atık suyun üretildiği kabul edilerek, atık suların uzaklaştırılması konusunda verilen hizmetlerden yararlanılması ve atık suları kanalizasyon şebekesi vasıtasıyla binadan uzaklaştırması halinde, tarife ile belirlenen atık su bedelinden sorumlu olunacağı kabul edilir.Hukuk Genel Kurulunun ve Dairemizin istikrar kazanmış uygulamasına göre de; kendi taşınmazındaki kuyudan su çıkararak su kullanan kişi ve kuruluşlardan su bedeli alınamaz. Çıkarılan su; lavabo, wc, mutfak, araç yıkama gibi yerlerde kullanılarak atık su (kirli su) üretilmesi ve üretilen bu atık suyunda Belediyelerin bakım ve gözetiminde olan kanalizasyon tesislerine verilmesi hâlinde atıksu bedeli alınır. Şebeke suyunun; bağ, bahçe, çim ve ağaç sulanmasında kullanılması hâlinde atık su bedeli alınamaz, keza; kuyu suyunun da; bağ, bahçe, çim ve ağaç sulamasında kullanılması halinde su ve atık su bedeli alınamaz. Atık su kulanım bedelinden, fiili kullanım yapan gerçek ve tüzel kişiler kullanım süre ve miktarı ile sorumludur....'' Yargıtay Hukuk Dairesinin 9/12/2014 tarihli ve E.2014/12361, K.2014/16125 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Dairenin istikrar kazanmış uygulaması; kanalizasyon hizmetinden yararlanmayan kişi ve kurumlardan atıksu bedeli alınamaz......Dosyada bulunan ve davacı kurum tarafından bildirilen 10/4/2006 tarih, 9928 sayılı yazıya göre; davalının sahibi bulunduğu Kral Unlu Mamülleri Gıda ve San. Tic. AŞ'nin bulunduğu bölgede su ve kanalizasyon hattı olmadığının bildirildiği görülmüştür.Açıklanan mevzuat hükümleri dikkate alındığında, kanalizasyon hizmetlerinden yararlanmamasına rağmen, su kullanan ve atıksularını doğrudan veya dolaylı olarak kanala, alıcı ortamlara deşarj eden tesis ve işletmelerin özellikleri dikkate alınarak varsa sayaçla ölçülen sarfiyat üzerinden veya çalışan kişi sayısına bağlı olarak hesaplanan su tüketimi üzerinden kullanılmış suları uzaklaştırma bedeli alınacağı hükmünün tatbik edilebilmesi için, davalı tarafından sağlanan kanalizasyon hizmetlerinden yararlanma şartının gerçekleşmiş olması gerekir. ...davacı kurumun davalıya atıksu hizmeti vermediği tespit edilirse, yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak davacı kurumun davacıdan talep edebileceği bedelin “Kirliliği Önleme Payı” olduğu, ancak davacının kirlilik önleme payına yönelik tahakkuk yapmayıp, atık su bedeli talep ettiği gözetildiğinde, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir....''B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin maddesinin bir mahkeme önünde medeni hak ve yükümlülüğe ilişkin bir iddiada bulunma hakkını güvence altına aldığını, mahkemenin teşkilatı ve yargılamanın yürütülmesinin bu güvencenin kapsamında olduğunu (Golder/İngiltere, B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36), davalarda adil yargılanma koşullarını yerine getirme yükümlülüğünün ulusal makamlara ait olduğunu ifade etmiştir (Dombo Beheer B.v/Hollanda, B. No: 14448/88, 27/10/1993, § 33). AİHM; Sözleşme'nin maddesi adil yargılanma hakkını güvence altına alırken delillerin kabul edilme yöntemi konusunda herhangi bir kural koyma yetkisinin AİHM'de olmadığını, ulusal kanunlar tarafından bu hususların belirleneceğini, Sözleşme'deki hak ve yükümlülükleri ihlal etmediği sürece mahkemeler tarafından yapılan hataların giderilmesi görevinin de AİHM'de olmadığını belirtmiştir (Schenk/İsviçre, B. No: 10862/84, 12/7/1988, §§ 45, 46). Bu açıdan AİHM yaklaşımına göre yargılama süreci bütün olarak gözönünde bulundurulacak, bu süreçte delillerin nasıl sunulduğu da dâhil olmak üzere tüm deliller yönünden hakkaniyetsiz bir değerlendirme yapılıp yapılmadığı dikkate alınacaktır (Schuler-Zgraggen/İsviçre, B. No: 14518/89, 24/6/1993, § 66). AİHM'e göre tarafların ileri sürdükleri delillerin kabul edilebilirliği hususunda yerel mahkemeler belirli bir takdir yetkisine sahip olmakla birlikte mahkemelerin kararlarında yeterli bir gerekçe göstermeleri gerekir (Suominen/Finlandiya, B. No: 37801/97, 01/7/2003, § 36). Kararlarda gerekçe belirtilme zorunluluğu, mahkemelerin tarafları adil bir şekilde dinleme yükümlülüğüyle de doğrudan ilgilidir (Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/4/2007, § 85). Yargılama sırasında sunulan bir kısım delillerin mahkemece dikkate alınmaması şikâyeti ile ilgili olarak AİHM; mahkemenin başvurucunun bu yöndeki talebini gerekçesiz reddettiğini, kararda gerekçe olmamasının karara karşı etkili bir şekilde itiraz etme fırsatını da ortadan kaldırdığını belirterek başvuruda Sözleşme'nin maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (Suominen/Finlandiya, § 38). Khamidov/Rusya başvurusunda AİHM, öncelikle kanıtları en iyi şekilde değerlendirme ve hukuk kurallarını yorumlama pozisyonunda olan yerel mahkemelerin işlevini üstlenmek gibi bir görevinin olmadığını tekrarlayıp ilke olarak mahkeme kararı keyfî veya açıkça mantıksız ya da bir bütün olarak yargılama Sözleşme'nin maddesinin gerektirdiği ölçüde adillikten yoksun olmadığı sürece yerel mahkeme kararlarına müdahalede bulunmayacağını belirtmiştir. Khamidov/Rusya başvurusu, güvenlik güçleri tarafından özel mülke verilen zarar nedeniyle açılan tazminat davasının reddedilmesi üzerine yapılmıştır. Başvurucu, yerel mahkemeye tazminat talebini ispat etmek için birçok delil sunmuş; bu delillere karşı çıkılmaması ya da aksinin ispat edilmemesi nedeniyle başvurucunun iddiası sübuta ermiştir. Ancak yerel mahkeme açık ve net delillere rağmen başvuranın mülkünün İçişleri Bakanlığı tarafından işgal edildiği ve başvuranın mülküne zarar verenin davalı İçişleri Bakanlığı olduğu hususunun kanıtlanamadığı sonucuna ulaşmıştır. AİHM; Sözleşme'nin maddesi gereği yerel mahkemelerin tarafların argüman ve kanıtlarını uygun bir şekilde incelemekle yükümlü olduğunu, mevcut davada davayla ilgili daha önceki mahkeme kararı, resmî yazılar ve birçok delile rağmen yerel mahkemenin ne şekilde bu sonuca ulaştığının anlaşılamadığını, bu kararla başvurucu için aşırı ve ulaşılmaz bir kanıt standardı ortaya konulduğunu, kararın bu açıdan keyfî olduğunu belirterek tazminat talebi açısından Sözleşme'nin maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (B. No: 72118/01, 15/11/2007, §§ 170-175).