T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/979 Esas KARAR NO : 2025/1707 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 19/04/2024 NUMARASI : 2022/249 Esas, 2024/72 Karar DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavüzün Tespiti İstemli) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/979 Esas KARAR NO : 2025/1707 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 19/04/2024 NUMARASI : 2022/249 Esas, 2024/72 Karar DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavüzün Tespiti İstemli) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Op. Dr. ...'in işinde uzman ve tanınmış bir estetik ve plastik cerrahi uzmanı olduğunu, davalının da müvekkili ile aynı mesleği icra ettiğini, ancak müvekkilinin "op.dr. ... _" kullanıcı isimli instagram sosyal medya hesabından yapmış olduğu mesleki paylaşımlar davalı tarafından "..." kullanıcı isimli instagram sosyal medya hesabından kopyalanarak müvekkilinin izni olmadan paylaşıldığını, işbu sebepten ötürü haksız rekabet hukukundan kaynaklı tazminat davası açma ihtiyacı hasıl olduğunu, müvekkilinin işletme sosyal medya hesabından yapmış olduğu mesleki paylaşımlar davalı doktor tarafından müvekkilinin izni ve muvafakati olmaksızın paylaşılması suretiyle haksız kazanç elde edilmeye çalışıldığını veya elde edildiğini, davalı tarafından müvekkiline ait fotoğraflara ilişkin yapılan paylaşımlar alenen, kamuya açık alanda yapıldığını, davalının 22.000'in üzerinde takipçisi olduğu ve paylaşımı herkese açık bir sosyal medya hesabından yapıldığı düşünüldüğünde binlerce kişiye ulaştığı ortada olduğunu, davalı ile müvekkilinin aynı sektörde ve aynı alanda (estetik ve plastik cerrahi) faaliyet göstermiş olduğundan haksız rekabetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, fazlaya ilişkin dava ve hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; HMK madde 107 gereği belirsiz alacak davası olarak müvekkilinin işletme sosyal medya hesabından yapmış olduğu mesleki paylaşımlar davalı doktor tarafından müvekkilin izni ve muvafakati olmaksızın paylaşılması suretiyle haksız rekabetten kaynaklı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, müvekkilinin meslekteki şeref, onur ve saygınlığını rencide edecek nitelikte kişilik hakları ihlali içeren haksız fiili nedeniyle 20.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, TTK 56/c maddesi uyarınca haksız rekabetin ortadan kaldırılmasına/düzeltilmesine ve bu hususun tüketicilere ilan edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin işbu davada görevli olmadığını, taraflar işbu dosyada Türk Ticaret Kanunu anlamında tacir olmadıklarını, bu hususun dosyada mübrez 03/06/2021 tarih, 84329644/55180 sayılı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün müzekkere cevabında "... ve ...'in gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunamamıştır." şeklinde belirtildiğini, huzurdaki davanın konusu aynı maddenin devamında sınırlı olarak sayılan uyuşmazlıklar kapsamına da girmediğini, görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, müvekkili ...'in uzun yıllar boyunca mesleğini icra eden maruf Estetik ve Rekonstrüktif cerrah olduğunu ve Profesör unvanına sahip olduğunu, mesleğini Bakırköy İlçe sınırlarında icra ettiğini, karşı yanın ise yine Estetik ve Rekonstrüktif Cerrah olduğunu, mesleğini Şişli İlçe sınırlarında sürdürdüğünü, tarafların muayenehaneleri ve hasta profilinin tamamen farklı olduğunu, TBK 57. Maddesi uyarınca işbu davanın açılabilmesi için "müşterilerin azalması veya kaybedilmesi korkusunun ortaya çıkması" gerektiğini, somut olayda kanunun aradığı her iki unsurun da bulunmadığını, davacı yanın kopyalandığını ileri sürdüğü görseller vaka fotoğrafı olsa da davacı tarafından paylaşılan görsellerin genelinin Instagram sayfasında beyan edildiği üzere mesleki paylaşım niteliğinde değil reklam amaçlı olduğunu, nitekim, davacının sayfası bütün olarak incelendiğinde hikaye ve kısa tanıtım videolarında magazin ünlülerinin işbirliklerinin alenen görüldüğünü, müvekkilinin Instagram sayfasını yöneten dava dilekçesini tebliğ alan asistanı... tarafından görsellerin, müvekkilinin sayfasına bilgisi dışında konduğunu, işbu görseller çok kısa süre müvekkilinin sayfasında kaldıktan sonra davacının eşi tarafından aranan müvekkilinin görsellerin kaldırılması kendisinden rica edildikten sonra derhal uyuşmazlık konusu görselleri hesabından sildirdiğini, bu nedenle açılmış olan davanın ayrıca konusuz kaldığını, bu nedenle TTK 56/c hükmüne dayanılmasının da anlamsız olduğunu, davacı yanın maddi zararını beyanında somutlaştırmadığını, davacı yanın iddia ettiği maddi zarara dair somut bir gerekçesi de bulunmadığını, bu nedenle de karşı yanın taleplerinin somutlaştırması ispat yükünün davacıda olduğu göz önüne alındığında Mahkemece davacı tarafa süre verilmesi gerektiğini, davacı yanın kişilik haklarına herhangi bir zarar verilmediğini, davacı yanın ayrıca haksız rekabet ile ilgili müvekkili aleyhine bir tespit davası da ikmal etmediğini, bu nedenle dosyada kesin delil niteliğinde bir evrak mübrez olmayıp davacı yanın beyanlarından ibaret ve soyut bir dava açıldığını, müvekkiline hitaben söz konusu görselleri kaldırma yönünde ihtarname dahi keşide edilmediğini, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: ".... Davalının, davacıya ait olan iş ürünlerini kendisine ait sosyal medya hesabından yayınladığı, davacı yanın şifahi uyarısı ile kaldırdığı, davacı beyanları, alınan bilirkişi raporları ve davalı yanın kabul içeren savunması ile sabit olduğu anlaşılmıştır. Davalının kendi yönetim ve sorumluluğunda bulunan hesapta, çalışanı tarafından "sehven" olduğu iddia olunan eylemi de davacının kusur ve sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, davacının daha sonra uyarı ile görseli kaldırmasının yine oluşmuş haksız fiili ve bundan kaynaklanan davalının sorumluluğunu değiştirmeyeceği, bu itibarla FSEK 84. md. yollaması ile TTK kapsamında haksız rekabetin hukuki koşullarının oluştuğu kanaatine ulaşılmıştır. (Aynı yönde, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanı doktor davacının ameliyat öncesi-sonrası fotoğraflarının davacı yandan izin alınmaksızın kullanılması şeklinde gerçekleşen fiilin FSEK 84. md. kapsamında haksız rekabet oluşturacağı yönündeki mahkeme kararının onanmasına dair Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarih, 2015/5491 E., 2015/13272 K. sayılı içtihatı)Mahkememizce toplanan deliller ve alınan raporlara göre oluşmuş bulunan bu haksız fiil-haksız rekabetten kaynaklanan maddi zararın miktarının tayini mümkün olmamıştır. Ne var ki, davacının, davalıya ait iş ürününü kendi hesabından yayınlaması eyleminde davacının maddi zararı-davalının maddi kazancı bulunmadığı yönündeki sektör bilirkişisinin ayrık raporlarındaki tespitlere de mahkememizce hukuken iştirak edilmemiştir. Zira kusurlu davranışla haksız fiil gerçekleştiren tarafın bu eyleminin bir zarar doğurması gerektiğinin kabulü gerekir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de 06/02/2012 Tarih ve 2010/9780 E., 2012/1361 K. sayılı kararında aynı hususa dikkat çekmiştir: "Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davaya konu internet alan adının davalı şirketin çalışanı tarafından alındığı, davalının bu eylem nedeniyle BK 55 gereğince sorumlu olduğu ve eylemin haksız rekabet oluşturduğu, ancak davacının maddi bir zararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının eyleminin haksız rekabet olduğunun tespitine ve önlenmesine karar verilmiştir... davacı vekili müvekkilinin ticaret ünvanını içeren internet alan adının davalı tarafından kullanıldığını ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin kabulü ile birlikte davacının maddi zararının bulunmadığı gerekçesi ile maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamı itibarı ile mahkemece davalının eyleminin haksız rekabet oluşturduğu yönündeki değerlendirme isabetli olmakla birlikte, bu durumun davacı açısından maddi kayba yol açacağı kuşkusuzdur. Ancak somut olayda olduğu gibi zararın varlığı mevcut olup miktarın belirlenemediği hallerde BK'nun 42.maddesi gereğince zararın boyutu hakim tarafından belirlenmeli ve uygun bir tazminata hükmedilmelidir." Somut olayda haksız rekabete uğrayan davacının zararının tam olarak tespitinin mümkün olmaması nedeniyle BK 50/2 ve TTK 56/1 maddeleri çerçevesinde talep ve iddia olunan 1.000,00 TL maddi zarar ve tazminatın kabulüne karar vermek gerekmiştir.İhlal edilen hakkın boyutu, kusurun derecesi ve tarafların mali durumları nazara alınarak 20.000,00 TL manevi tazminatın yeterli ve dengeleyici olacağı kanaatine ulaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle;-Davacının davasının KABULÜ ile;-Davalının, davacıya ait iş ürününü yetkisiz ve izinsiz bir şekilde paylaştığı anlaşıldığından FSEK 84.maddesi çerçevesinde 1.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " Şeklinde karar vermiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf isteminde özetle;Emsal gösterilen gerekçeli kararda yukarıda numarası belirtilen kararda bir tarafın estetik cerrah, diğer tarafın ise hastane olduğunu, emsal olamayacağını, söz konusu olayda eylemin "yoğunluğu" gözetilerek dava kısmi olarak kabul edilmiş ancak huzurdaki davada bilirkişi raporları ile tespit olunduğu üzere müvekkilin görsellerinin sosyal medya hesabında bulunmadığı bilirkişice tespit edildiğini, görsellerin ne zaman yüklendiği, ne kadar kaldığı ve gerçekten davacı tarafa ait olup olmadığı dahi davacı tarafın sunduğu deliller kapsamında anlaşılamazken, delillerin haksız rekabete yol açtığı dosyanın tevdi olunduğu bilirkişilerce de tespit edilememişken ve davanın arabuluculuk aşaması da dahil olmak üzere aidiyetinin davacıya ait olduğu şüpheli görsellerin müvekkili hesabında bulunmadığı sabit iken yoğun olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğunu, davacının iddiasını ispatlayamadığını, her iki raporda da maddi zarar tespiti yapılamadığı gibi, iki ayrı Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrah bilirkişi hekimlerin dosya içeriğinde ayrıntılı beyanlarımızda da görüldüğü üzere özetle tarafların ticari amaçla paylaşım yapmalarının mümkün olmadığı, zararın somutlaştırılmadığı, hekimlerin hastanın izni ile dahi bu paylaşımları sosyal medyadan yapmalarının hekimlerin reklam yasağına aykırı olduğu tespit edildiğini,Her iki ayrık raporda da farklı hekim bilirkişilerinin aynı yönde yaptıkları açık tespite rağmen Yerel Mahkemenin haksız fiilin gerçekleştiğine dair kanaate varması ve davanın kabulüne karar vermesi hukuka aykırı olduğunu, 13.03.2024 tarihli celsede "Mahkememizce verilen açık görevlendirmeye rağmen görevini yerine getirmeyen bilirkişi Dr. ...'a ücret ödenmesi yönündeki ara karardan dönülmesine" ara kararı da hatalı olup kaldırılması gerektiğini,Hekimler hakkında reklam yasağına dair kanuni düzenlemelere aykırı olarak gizli reklam niteliğindeki tarihi ve yeri belli olmayan, gerçekten davacı hekimin hastalarına ait olup olmadığı dahi ispatlanmamış herhangi bir ayırt ediciliği olmayan, müvekkil tarafından yüklenmemiş, davacı tarafından müvekkiline telefonla bildirildiği anda derhal silinmiş fotoğraflar ile ilgili maddi ve manevi zarara uğrandığı yönündeki davacı iddialarının ispatlanamamasına rağmen bilirkişi raporlarının aksine davanın kabulü hukuka aykırı olduğunu, Davacı tarafın müvekkilinin kopyaladığını öne sürdüğü görsellerin mesleki paylaşım niteliğinde olmayıp reklam amaçlı olduğunu, davacının, hekimlerin reklam yasağına aykırı eylemleri hukuken korunabilir nitelikte olmadığını, Vaka görsellerinin davacı tarafın ameliyatlarına ait olup olmadığı belirsiz olduğunu, görsellerdeki dava dışı kişilerin kimliği belirsiz olup, davacıya dair fotoğraflarda ayırt edici herhangi bir emare de olmadığını, Tarafların tacir olmaması nedeni ile TTK hükümleri ile haksız rekabete ilişkin karar verilemeyeceğini, davacı tarafın bu görselleri hekimler hakkında reklam yasağına ilişkin düzenlemeler sebebi ile çoğaltmakta ya da yaymakta haklı olmadığını, FSEK 84, TTK 57'deki koşulların oluşmadığını, maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığını belirterek kararın kaldırılmasını davanın reddini talep etmiştir. GEREKÇE Dava, davalının, davacıya ait iş ürünlerini yetkisiz ve izinsiz bir şekilde paylaşması nedeniyle FSEK 84.madde kapsamında maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi, haksız rekabetin ortadan kaldırılması ve ilan istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; dosyada mevcut kök bilirkişi raporunda davaya konu görsellerin hususiyet arz etmediği, haksız rekabet kapsamında korunabileceği tespit edilmiştir. İlgili görseller, davacının sosyal medya sayfalarında da yer almış olup, davalı cevap dilekçesinde davacının eşi tarafından aranması üzerine görsellerin kaldırıldığını, görsellerin çalışanı tarafından kendisinin bilgisi dışında yayınlandığını savunmuştur. Bu durumda her ne kadar dava tarihi itibarı ile görseller kaldırılmış ise de, davacı ile aynı görseller paylaşılmış olmakla FSEK 84 maddesinde yer alan haksız rekabet koşullarının oluştuğundan mahkemece sektör bilirkişisinin hukuka uygun olmayan ayrık görüşüne itibar edilmeyerek ihlalin boyutu, kusur derecesi, tarafların mali durumları dikkate alınarak manevi tazminata hükmolunması ve hükmolunan manevi tazminat miktarı yerinde görülmekle davalı vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Davalı vekili maddi tazminat yönünden istinafa başvurmuş ise de; kabul olunan maddi tazminatın 1000TL olduğu, karar tarihi olan 19.04.2024 itibarı ile kararın maddi tazminat yönünden kesin nitelikte olduğu dikkate alındığından maddi tazminata ilişkin istinaf isteminin usulden reddi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı vekilinin manevi tazminat yönünden yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, -Davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf isteminin HMK 341/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gereken 1.434,51TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 1.006,91TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 10TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.25/12/2025