3. Hukuk Dairesi 2025/2350 E. , 2025/6349 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/894 E., 2025/861 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen …
3. Hukuk Dairesi 2025/2350 E. , 2025/6349 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/894 E., 2025/861 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı/birleşen davada davalı vekilleri Avukat ....ve Avukat ... ile davalı/birleşen davada davacı vekili Avukat ... ....’ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili; dava konusu akaryakıt istasyonlarının, taraflar arasında düzenlenen 24.12.2008 tarihli işletme sözleşmesi uyarınca işleticilik hakkının davalıya verildiğini, bu sözleşme ile tarafların satış üzerinden elde edilecek gelirin yarı yarıya bölüşülmesi hususunda anlaşmaya vardıklarını, ayrıca sözleşme uyarınca davalının akaryakıt istasyonları için toplam 60.000,00 TL kira ödemesi yapması gerektiğini, davalının yaklaşık 7 aydır kira ödemesi yapmadığı gibi nakit satışlardan elde ettiği gelirin % 50'sini de müvekkilinin hesaplarına aktarmadığını, bu nedenle 28.05.2013 ihtarname ile taraflar arasında düzenlenen 24.12.2008 tarihli işletmecilik sözleşmesinin feshedildiği ve sözleşmeye konu kiralananın teslimi ve borcun 2 gün içinde ödenmesinin ihtaren bildirildiğini, davalının istasyonu işletmeye devam etmekte olup müvekkilinin alacağının her geçen gün katlanarak arttığını ileri sürerek; 685.177,14 TL’nin 30.05.2013 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili; müvekkilinin akaryakıt istasyonları 22.12.2008 tarihinden, davalının sözleşmeyi feshettiğini öğrendiği 30.05.2013 tarihine kadar aralıksız işlettiğini, ihtarın tebliği ile müvekkilinin lisans sahibi davalının talebi üzerine akaryakıt aktarımını sonlandırdığını, davalının feshe dayanak yaptığı nedenin gerçeğe aykırı olduğunu, fesih tarihi itibariyle müvekkilinin borcu olmadığını, tam tersine davalıdan 2.191.627,61 TL cari hesap alacağı, 2.034.512,96 TL vergi yükü alacağı olduğunu, davalı tarafın sözleşmeyi haksız olarak feshettiği 28.05.2013 tarihinden sözleşmenin bitim tarihi olan 05.05.2019 tarihine kadar müvekkili şirketin fesih nedeniyle mahrum kaldığı kârını ödemek zorunda olduğu ileri sürerek; 2.191.627,61 TL cari hesap alacağı ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.034.512,96 TL vergi yükü alacağı ve 1.000.000,00 TL kâr kaybının ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile kâr kaybı alacağı talebini 22.831.820,09 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP 1.Asıl davada, davalı vekili; davacının sözleşmeyi feshettiği 28.05.2023 tarihi itibariyle müvekkilinin bir borcunun olmadığını, bu tarih itibariyle müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Birleşen davada, davalı vekili; davacının taleplerinin yasal dayanağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 29.09.2023 tarihli kararıyla; asıl davada davacının, davalı tarafından kendisinden saklanan nakit alacağa ilişkin bir delili olmadığı ve yine mali kayıtlara göre alacağının bulunmadığı, davacının alacağını kanıtlayamadığı, birleşen davada; bilirkişi raporu ile davacının kanıtlanan cari hesap alacak talebi 2.033.751,83 TL ve vergilerden dolayı rücu hakkına istinaden 2.034.512,96 TL alacak talebinin yerinde görüldüğü, birleşen dosya davacısının tespit edilen herhangi bir kusuru olmaksızın sözleşmenin feshedildiği, yeni bir bayilik oluşturulmasına ilişkin makul sürenin taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve sözleşmenin niteliğine uygun olmadığı, ürün kirası sözleşmelerinde ard arda yapılan yenileme sözleşmeleri ile belirsiz süreli hale gelen taraflar arasındaki sözleşmesinin taraflarca 6 aylık feshi ihbar süresi vermek koşuluyla her zaman nedensiz ve iradi olarak feshedilebileceği, birleşen dosya davacısının ancak 6 aylık kâr mahrumiyeti talep edebileceği gerekçesiyle; asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, 2.033.761,82 TL cari hesap alacağı, 2.034.512,96TL vergi yükünden kaynaklı alacak ve 2.419.283,43 TL kâr mahrumiyeti alacağı olmak üzere toplam 6.487.558,21 TL'nin 26.06.2013 temerrüt tarihinden işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 09.05.2024 tarihli kararıyla; asıl davada davacının alacağını kanıtlayamadığı, asıl davanın reddine karar verilmesinde hata bulunmadığı; birleşen davada, Mahkemece alınan raporla da tespit edildiği üzere, davacının cari hesap alacağının 2.033.751,83 TL olduğu, davalının sözleşmeden kaynaklı vergi ödemelerinden sorumluluğu nedeniyle adı geçen firma adına ödediği vergilerden dolayı rücu edebileceği miktarın 2.034.512,96 TL olduğu tespit edilmiş olmakla, bu miktardaki taleplerin kabulünün yerinde olduğu, kâr mahrumiyeti istemi yönünden taraflar arasındaki 24.12.2008 tarihli sözleşmenin 5 yıllık sürenin bitim tarihinin 24.12.2013 olduğu, ancak sözleşmenin fesih tarihi 28.05.2013 olmakla sözleşmenin bitim tarihinden 6 ay erken feshedildiği, bu durumda, davalı-birleşen davada davacının ancak 6 aylık kâr mahrumiyeti talebinde bulunabileceği gerekçesiyle, istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Dairece verilen 10.12.2024 tarihli ilamla; İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasında düzenlenen 24.12.2008 tarihli sözleşmenin, belirsiz süreli bir sözleşme olduğu ve 6 aylık feshi ihbar süresi vermek koşuluyla her zaman feshedilebileceği gerekçesiyle birleşen davada 6 aylık kâr kaybına hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesince ise; 24.12.2008 tarihli sözleşmenin 5 yıl süreli olduğu, sözleşmenin bitim tarihinden 6 ay erken feshedildiği, bu nedenle 6 aylık kâr kaybına hükmedilebileceği belirlenmek suretiyle, kararın gerekçesi değiştirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeni gerekçe ile yeniden davanın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl davada; davacı/birleşen dosya davalısının alacağının dayanaklarını sunamadığı, alacağını kanıtlayamadığı, asıl davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık olmadığı; birleşen davada, Mahkemece alınan raporla da tespit edildiği üzere davacının cari hesap alacağının 2.033.751,83 TL olduğu, davalının sözleşmeden kaynaklı vergi ödemelerinden sorumluluğu nedeniyle adı geçen firma adına ödediği vergilerden dolayı rücu edebileceği miktarın 2.034.512,96 TL olduğu tespit edilmiş olmakla bu miktardaki taleplerin kabulünün yerinde olduğu, kâr mahrumiyeti istemi yönünden, Rekabet Kurulunun 12.03.2009 tarihli genel duyurusu ve Kurul kararları uyarınca, 18.09.2005 tarihinden sonra yapılan sözleşmeler bakımından sözleşme süresi ne olursa olsun yapıldıkları tarihten itibaren ilk beş yıllık süre boyunca muafiyetten yararlanacağı, taraflar arasındaki 24.12.2008 tarihli sözleşmenin, 5 yıllık süreye göre bitim tarihinin 24.12.2013 olduğu, ancak sözleşmenin fesih tarihi 28.05.2013 olmakla, sözleşmenin bitim tarihinden 6 ay erken feshedildiğinden 6 aylık kâr mahrumiyeti olan 2.419.283,43 TL'ye hükmedilmesi ve taraflar tacir olduğundan alacağa avans faizi uygulanması gerektiği gerekçesiyle; asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, 2.033.761,82 TL cari hesap alacağı, 2.034.512,96TL vergi yükünden kaynaklı alacak ve 2.419.283,43 TL kâr mahrumiyeti alacağı olmak üzere toplam 6.487.558,21 TL'nin 26.06.2013 temerrüt tarihinden işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı/birleşen davada davalı vekili; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ürün kirası sözleşmesinden kaynaklandığını, yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak karar verildiğini, birleşen davanın kira sözleşmesi devam ederken açıldığını ve hukuki yarar bulunmadığını, kiracının teslim olgusunu ve kira bedellerini ödediğini ispat edemediğini, müvekkilinin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, birleşen davada davacının cari hesap alacağını ispat edemediğini, vergi alacağını talebinin rücuen alacak talebi olup davacının rücu edebileceği ödediği bir vergi bulunmadığını, kâr kaybına makul süre ile sınırlı olarak hükmedilmesi gerektiğini, gelir kaybı hesabının gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı birleşen davada davacı vekili; taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin bitiş tarihinin 05.05.2019 olduğunu, süre sonuna kadar kâr mahrumiyetine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; asıl davada alacak, birleşen davada alacak ve sözleşmenin feshinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa ilgili kanun maddelerinin doğru şekilde uygulanmasına göre, tarafların temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 40.000,00'er TL Yargıtay duruşması vekalet ücretlerinin karşılıklı alınıp taraflara verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.