3. Hukuk Dairesi 2016/3382 E. , 2016/6922 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki iştirak nafakasının artırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesinde; aradan geçen zamanda, çocuğun büyüdü
**3. Hukuk Dairesi 2016/3382 E. , 2016/6922 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki iştirak nafakasının artırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesinde; aradan geçen zamanda, çocuğun büyüdüğünü okula gittiğini, ihtiyaçlarının arttığını, üniversite sınavına hazırlandığını, nafakanın yetersiz kaldığını belirterek, nafakanın artırılarak aylık 600 TL'ye çıkartılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde; davacının sakatlık maaşı aldığını, ... oranına göre ödeme yaptığını belirterek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece; en son nafaka arttırım davasında nafakanın ... oranında arttırılmasına karar verilmiş olması, tarafların birinin koşullarında olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde bu anlaşmanın tarafları bağladığı, davacı tarafça koşullarda olağanüstü bir değişmenin olduğu ispat edilememiş olduğu, kaldı ki ödenmesi gereken 399,15 TL nafaka günümüz koşullarında davalının geliri ile uyumlu bir miktar olduğu gerekçesiyle, davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 182/2. maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır. Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf, ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer taraftan nafaka belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumları gözönünde tutulmakla birlikte, velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınması zorunludur. Nafaka takdir edilirken tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçları gözönünde bulundurulmalıdır. Somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgelerden; taraflar arasındaki iştirak nafakasının arttırımı davasında 16.01.2007 tarihli kararla müşterek çocuk lehine aylık 200 TL iştirak nafakasına ve nafakanın her yıl ... oranında artırılarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm verildiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, nafakanın her yıl ... oranında otomatik olarak artırılmasının, çocuğun ihtiyaçlarını karşılamada yeterli olup olmadığı ve dolayısıyla nafakanın yeniden belirlenmesinin gerekip gerekmediği hususundadır. Davayı konu nafakanın takdir edildiği tarihte küçük 10 yaşında olup, dava tarihi itibariyle 18 yaşını doldurmuş bulunmaktadır. Okula gitmekte, üniversite sınavına hazırlanmakta, ihtiyaçları, yaşı ve eğitimi nedeniyle olağanüstü artmış bulunmaktadır. Önceki ilamdaki, gelecek yıllardaki artış (...) hükmüne göre, kendiliğinden artan iştirak nafakası miktarının müşterek çocuğun değişen ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığı bir gerçektir. Öte yandan, taraflar arasında, nafakanın ödenen miktarı hususunda bir uyuşmazlık bulunduğuna göre; mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığı giderici bir karar verilmek zorundadır. O halde, mahkemece; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumları, ihtiyaçları ve hali hazırda ödenen nafakanın belirlendiği tarih ile iş bu dava tarihi arasında geçen süre nazara alınarak; nafakanın TMK'nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun olacak şekilde, artırılarak takdiri gerekmektedir. Yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde davanın reddine ilişkin hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.