8. Hukuk Dairesi 2023/2890 E. , 2024/7340 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2819 E., 2023/778 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/10 E., 2021/44 K. Taraflar arasındaki uygulama kadastrosu tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece …
**8. Hukuk Dairesi 2023/2890 E. , 2024/7340 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2819 E., 2023/778 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/10 E., 2021/44 K. Taraflar arasındaki uygulama kadastrosu tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının dahili davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, dahili davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Tekirdağ ili Çorlu ilçesi Önerler Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 506 parsel sayılı 16.250 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 435 ada 77 parsel numarasıyla 15.602,95 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı vekili; uygulama kadastrosu sırasında davacıya ait taşınmazın sınırlarının hatalı belirlenmesi nedeniyle yüzölçümünün eksildiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "mahkememizce yapılan değerlendirmede dava konusu taşınmazların sınırlarının her hangi bir ölçü, sınırlandırma ve tersimat hatası bulunmayan kesinleşmiş tesis kadastro paftası esas alınarak belirlenmesi gerektiği yönünde olduğu, uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı bu sebeple de mahkememizce bilirkişi raporunda belirtilen kesinleşmiş tesis kadastro paftasına göre yapılan hesaplamanın dikkate alındığı, dava konusu 506 parsel ile dava konusu 490 parsel arasındaki sınırda her hangi bir hata bulunmadığı bu sebeple 490 parsel maliklerine karşı açılan davanın reddi gerektiği, davacıya ait dava konusu 506 parsel sayılı taşınmazın eski 507 parsel sınırında da her hangi bir hata bulunmadığı, bu kısma ilişkin açılan dava ve talep olmadığı, dava konusu 506 parsel sayılı taşınmazdaki eksikliğin dava konusu 505 parsel ile yol tarafından kaynaklandığı, bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 171,89 m2 lik kısmın 505 parselden, B harfi ile gösterilen 60,93 m2 kısım ile C harfi ile gösterilen 342,78 m2 lik kısım yoldan çıkarılarak dava konusu 506 parsele eklenmesi gerektiğinin belirlendiği" kanaatiyle davacı tarafından davalı 490 parsel maliklerine karşı açılan uygulama kadastro tespitinin iptaline yönelik dava yönünden davanın reddine, diğer davalılar aleyhine açılan uygulama kadastro tespitinin iptaline yönelik davanın kabulüne, dava konusu (Eski 490) Yeni 435 ada 78 parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 22/A maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastro tutanağında belirtilen nitelik ve yüzölçümü ile tespit gibi tesciline, (Eski 505) Yeni 435 ada 76 parsel numaralı uygulama parselinden bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan müşterek rapor ve krokisinde A harfi ile gösterilen 171,89 m2 lik kısmın çıkarılması suretiyle yeni alanının 5.333.91 olarak tapuya tesciline, (Eski 506) Yeni 435 ada 77 parsel numaralı uygulama parseline bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan müşterek rapor ve krokisinde A harfi ile gösterilen 171,89 m2, B harfi ile gösterilen 60,93 m2 ve (C) harfi ile gösterilen 342,78 m2 lik kısmın eklenmesi suretiyle yeni alanının 16.178,55 m2 olarak tapuya tesciline karar verilmiş; hükme karşı, dahili davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, eski 490 parsele yönelik davanın reddine, eski 505 parsele yönelik ve yola yönelik davanın kabulüne, bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmın eski 505 parselden ifraz edilerek davacı adına kayıtlı 506 parsele eklenmesine, yine bilirkişi raporunda (B ve C) harfleri ile gösterilen kısımların ise paftasında yol olarak bırakılma işlemlerinin iptali ile 506 parsele eklenmesine karar verildiği, verilen kararın sadece ..., ... ve ... tarafından bilirkişi raporunda (B ve (C) harfi ile gösterilen kısma yönelik istinaf edildiği anlaşılmıştır. Toplanan deliller ve dosyaya sunulan bilirkişi kurulu raporuna göre, dava konusu taşınmazın 22/a kadastro çalışmaları sonucunda oluşan sınırların, ilk tesis kadastrosu sırasındaki zemin sınırıyla uyumlu olduğu, bilirkişi raporuna ekli 1970 yılına ait hava fotoğrafı ve güncel ortofoto haritasından da taşınmazın ilk tesis kadastrosundaki sınırlarıyla bire bir aynı olduğu, bir farklılık bulunmadığı, mahkemece 505 nolu parsele yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, ancak bu parsele yönelik verilen kararın istinaf edilmediği ve kesinleştiği, yine bilirkişi raporuna göre dava konusu eski 506 yeni 435 ada 77 parselin güneyinde yer alan yol sınırının 1970 yılında yapılan kadastro paftasıyla uyumlu olduğu ve zemindeki durumunda değişmediği, 22/A çalışmalarında eski kadastro paftası sınırlarının değişikliğe uğradığı ve raporda (B ve C) harfi ile gösterilen kısımların davacının kullanımında olmasına rağmen yol olarak bırakıldığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır" gerekçesiyle istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, dahili davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup dahili davalılar vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz eden dahili davalılardan ayrı ayrı alınmasına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.