(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/298 E. , 2007/718 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 10.7.2002 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.10.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek ger
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/298 E. , 2007/718 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 10.7.2002 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.10.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, 2068 parsel sayılı taşınmazın ... oğlu ...’a ait olduğunu, ancak tapu kaydında baba adının “...” olarak yazıldığını ileri sürerek malik ...’ın “...” olan baba adının “...” olarak düzeltilmesini talep etmiştir. Davanın kabulüne dair verilen karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir. Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir. İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır. Böyle bir davayı tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanısıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanununun 702.maddesinin son fıkrası ile ortaklardan herbirinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır. Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırkende aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir. 1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir. 2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir. 3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. 4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir. 5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir. Ayrıca, davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir. Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır. Tüm bu açıklamalardan sonra somut olaya döndüğümüzde; Dava konusu taşınmazda, malik ... oğlu ... olarak kayıtlıdır, nüfus kaydında ise ... ’ın baba adı ... olarak geçmektedir. Şimdi davacı, malikin kendisi olduğunu, baba adının yanlış yazıldığını ileri sürmektedir. Dava konusu taşınmazın kadastro tespit tutanağının edinme sütununda, öncesinde ... evlatları ... ve ... zilyetliğinde olduğu, ...’nin bir başka taşınmazdan payını aldığı, ...’un da ölümü üzerine mirasçılarının yaptıkları harici paylaşım sonucu taşınmazın ... oğlu ...’a bırakıldığı gerekçesiyle ... adına tespit ve tapuya tescil edilmiştir. Yukarıda değindiğimiz ilkelerden de anlaşılacağı üzere tapu kaydında isim düzeltme yolu ile kayıt malikinin değişmemesi önem arz etmektedir. Bu nedenle mahkemece bu hususa özellikle dikkat edilmelidir. Eldeki davada da davacı ... oğlu ... dışında ... oğlu ...’ın da bulunduğu kadastro tespit tutanağı içeriğinden anlaşılmaktadır. O halde mahkemece yapılacak iş, kadastro tespit tutanağında ismi geçen ... evlatları ... ve ...’nin vukuatlı nüfus aile kayıt tablolarının getirtilmesi, ...’un ... isimli bir çocuğunun bulunup bulunmadığının saptanması, tutanakta ismi geçen ... oğlu ... ile davacı ... oğlu ...’ın aynı kişi olup olmadığının tespitinden sonra sonuca gitmek olmalıdır. Tüm bu yönler üzerinde durulmadan eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle, BOZULMASINA, 30.1.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.