19. Ceza Dairesi 2016/9697 E. , 2017/5046 K. "İçtihat Metni" 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'na muhalefet suçundan sanık ...'nin, anılan Kanun'un 63/10 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43/1, 62 ve 52. maddeleri uyarınca 2.040,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Malkara Asliye Ceza Mahkemesinin 04/12/2015 tarihli ve 2015/439 esas, 2015/866 sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı'nın 25/04/2016 gün ve 2325 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekin
**19. Ceza Dairesi 2016/9697 E. , 2017/5046 K.** **"İçtihat Metni"** 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'na muhalefet suçundan sanık ...'nin, anılan Kanun'un 63/10 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43/1, 62 ve 52. maddeleri uyarınca 2.040,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Malkara Asliye Ceza Mahkemesinin 04/12/2015 tarihli ve 2015/439 esas, 2015/866 sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı'nın 25/04/2016 gün ve 2325 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/05/2016 gün ve KYB. 2016 / 195724 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu. Anılan ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, sanığın üzerine atılı suçun kabul edilen niteliği ve uygulanan kanun maddesi nazara alındığında, 5237 sayılı Kanun'un 75. maddesi kapsamına girip ön ödemeye tâbi bulunduğu ve anılan maddedeki "...Soruşturma giderleri ile birlikte, Cumhuriyet Savcılığınca yapılacak tebliğ üzerine on gün içinde ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz..." hükmü uyarınca kolluk görevlilerince yapılan tebliğin usulsüz olduğu değerlendirilmekle, Malkara Cumhuriyet Başsavcılığınca usulüne uygun ön ödeme ihtarı yapılmadan kamu davası açılmış olunduğu cihetle, Malkara Asliye Ceza Mahkemesince sanığa usulüne uygun şekilde ön ödeme ihtarı yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmediği, gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla, Gereği görüşülüp düşünüldü: Sanık hakkında kurulan hükme esas 5809 sayılı kanunu 56/4 maddesi yollamasıyla ceza içeren 63/10 maddesi ikinci cümlesi, "...ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarına aykırı hareket ederek bu işi bizzat yapanlar elli günden yüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır..." hükmünü amirdir. 5237 sayılı TCK'nın ön ödeme başlıklı 75.maddesi, "... (1) Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçların faili; a) Adlî para cezası maktu ise bu miktarı, değilse aşağı sınırını, b) Hapis cezasının aşağı sınırının karşılığı olarak her gün için otuz Türk Lirası üzerinden bulunacak miktarı, c) Hapis cezası ile birlikte adlî para cezası da öngörülmüş ise, hapis cezası için bu fıkranın (b) bendine göre belirlenecek miktar ile adlî para cezasının aşağı sınırını, Soruşturma giderleri ile birlikte, Cumhuriyet Savcılığınca yapılacak tebliğ üzerine on gün içinde ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz. Taksirli suçlar hariç olmak üzere, önödemeye bağlı olarak kovuşturmaya yer olmadığına veya kamu davasının düşmesine karar verildiği tarihten itibaren beş yıl içinde önödemeye tabi bir suçu işleyen faile bu fıkra uyarınca teklif edilecek önödeme miktarı yarı oranında artırılır. Özel kanun hükümleri gereğince işin doğrudan mahkemeye intikal etmesi halinde de fail, hakim tarafından yapılacak bildirim üzerine birinci fıkra hükümlerine göre saptanacak miktardaki parayı yargılama giderleriyle birlikte ödediğinde kamu davası düşer..." şeklindeki düzenlemeyle, soruşturma ve kovuşturma aşamasında, sanığa yapılacak ön ödeme ihtarının usulü, içeriği ve buna uyulması halinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verileceği veya kamu davasının düşeceği açıkça belirtilmiştir. Yukarıda yer alan düzenlemede, soruşturma veya kovuşturma aşamasında, atılı suçun alt sınırından hesaplanacak miktarda ön ödeme tebligatının savcılık veya mahkeme tarafından yapılacak tebliğ veya bildirim üzerine, sanığa hukuki sonuçları anlatılmak suretiyle ve ödeme için 10 günlük bir süre verilerek yapılması gerektiği anlatılmış, ancak adli kolluk memuru tarafından yapılabileceğine dair bir düzenleme koymamıştır. Kanunun bu hususta düzenleme yapmamış olması, adı geçen makamların dışında ön ödeme tebligatı yapması için başkaca hiçbir birime görev ve yetki vermediği anlamına gelmektedir. Kanun yararına bozmaya konu edilen dosya incelendiğinde; soruşturma aşamasında, Malkara Cumhuriyet Savcılığı tarafından Tekirdağ Cumhuriyet Savcılığına gönderilen talimatla sanığın ifadesinin alınması ve sanığa alt sınırdan tayin edilecek ön ödeme ihtarında bulunulması yönünde talimat gönderildiği, talimatın Tekirdağ Cumhuriyet Savcılığının bilgisi dahilinde adli kolluk birimleri aracılığıyla, sanığa 5809 sayılı kanunun 63/10 maddesine göre alt sınırdan hesaplanan 1.000 TL'nin 10 gün içinde ödenmesi halinde, şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verileceğinin ihtar ve bizzat elden tebliğ edilmek suretiyle yerine getirildiği, sanığın kolluk ifadesinde bu husustaki ön ödeme ihtarını, suçlu olmadığı için yerine getirmeyeceğini beyan ve ikrar ettiği, dolayısıyla ceza yargılaması sırasında kendisine verilen imkandan haberdar olduğu, soruşturma veya kovuşturma aşamasında bu talimata dair herhangi bir itirazı olmadığı gibi, kovuşturma aşamasında talimat mahkemesince yapılan sorgusu sırasında bu konuda suçsuz olduğuna inandığı ve ön ödemeyi de bu nedenle yerine getirmediği yönünde beyanda bulunduğu, kararı veren mahkemece sanığın eylemine uyan suçtan dolayı verilen ve alt sınırından başlayarak netice olarak verilen 51 gün adli para cezasının, sanığın sorgusunun yapıldığı talimat celsesinde, belirttiği aylık kazancına göre takdiren 40 TL olarak belirlenmesiyle neticeten 2040 TL adli para cezasına çevrildiği, miktar itibariyle kesin olan bu kararın, ön ödeme tebliğinin usulsüz olarak yapılması nedeniyle bozulmasının talep edildiği anlaşılmakla, Sanık hakkında yürütülen ön ödeme işlemlerinin ihbarnamedeki gibi usulsüz ve hatta kanunda verilmeyen görev ve yetkiyi kullanmak suretiyle yok hükmünde olduğu değerlendirilmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Malkara Asliye Ceza Mahkemesinin 04/12/2015 tarihli ve 2015/439 esas, 2015/866 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma gereği kararı veren mahkemece, yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre, sanık hakkında verilen önceki hükümde belirlenmiş cezadan daha ağır olmamak üzere yeniden bir hüküm verilmesine, 29.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.