17. Hukuk Dairesi 2006/4576 E., 2006/8147 K. 17. Hukuk Dairesi 2006/4576 E., 2006/8147 K. - KAZANILMIŞ HAK - TESPİTE İTİRAZ DAVASI- 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 14 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 40 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin verilen hüküm davacı A......... ve arkadaşları, katılan H...... ve davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünül
17. Hukuk Dairesi 2006/4576 E., 2006/8147 K. **17. Hukuk Dairesi 2006/4576 E., 2006/8147 K.** **- KAZANILMIŞ HAK - TESPİTE İTİRAZ DAVASI**- 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 14 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 40 ] **"İçtihat Metni"** Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin verilen hüküm davacı A......... ve arkadaşları, katılan H...... ve davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle: Katılan H...... 'nin dayandığı Eylül 1334 tarih 8 ve Temmuz 1928 tarih 6 nolu tapu kayıtlarının getirilmesi, başka parsellere revizyon görüp görmediğinin araştırılması, icra satış dosyası ile komşu parsellere ait dava dosyalarının getirtilmesi, mahallinde keşif yapılarak davacı A......... ve arkadaşlarının dayandığı Kanuni evvel 1288 tarih 79 nolu tapu ile katılanın dayandığı Eylül 1334 tarih 8 nolu tapu kayıtlarının sınırlarının yerine uygulanması, tapu ve vergi kayıtlarının taşınmaza uyması halinde kayıt miktar fazlası taşınmazların öncesinin ne olduğunun, kimden kaldığının, kimler tarafından zilyet edildiğinin sorulması gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra davacı A......... ve arkadaşlarının davasının kısmen kabul kısmen reddine, 24.3.2000 tarihli fen bilirkişi raporunda dava konusu 159 parselde 1/1 rakamları ile gösterilen 43590.43 metrekarelik kısım ile 1230.73 metrekarelik yol ve 160 parselde 1/2 ile ifade edilen 117385.25 metrekarelik kısmın davalı hazine adına tapuya tesciline, aynı raporda 159 parselden geriye kalan ve 2/1, 3/1, 4/1, 5/1, 6/1 rakamları ile gösterilen toplam 482439.92 metrekarelik alan ile 160 parselden kalan 2/2, 3/2, 4/2, 5/2, 6/2 rakamları ile gösterilen toplam 280159.59 metrekarelik kısımların davacı A......... ve arkadaşları adına tapuya tesciline, diğer davacı ve katılanların davasının reddine, katılan H...... kadastro tesbitinden sonraki hakka dayandığından mahkemenin görevsizliğine karar kesinleştiğinden dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm davacı A......... ve arkadaşları, katılan H...... ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece bozma ilamlarına uyulduktan sonra yapılan araştırma, inceleme ve uygulama dahi hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastroca her iki taşınmaz hazine yeri olduğu nedeniyle tarla vasfı ile hazine adına tesbit edilmiş, davacılar ve katılanlar ayrı kökten gelen tapu kayıtlarına dayanarak dava açmışlardır. Hükmüne uyulan 24.12.1996 günlü bozma ilamında dayanılan tapu kayıtlarının ilk tesislerinden itibaren intikalleri ile birlikte getirtilip gereği gibi yerlerine uygulanması, kayıtların herhangi bir parsele yada parsellere revizyon görüp görmediğinin araştırılması, katılan H......nin dayandığı kaydın iktisabında sözü edilen icra satış dosyasının getirtilmesi, uygulamanın komşu parsel kayıtları ile denetlenip doğrulanması, kayıt miktar fazlalıkları üzerinde kimlerin zilyet ettiğinin ve zilyetliklerinin süresinin araştırılması ve bu arada kayıt mitar fazlasının zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olması durumunda 3402 sayılı Kadastro Yasasının 14. maddesinin sınırlayıcı hükümlerinin göz önünde bulundurulması gereğine değinilmiştir. Hal böyle iken mahkemece kayıtlar düzenli bir şekilde ilk tesislerinden itibaren intikalleri ile birlikte getirtilmemiş, vergi kayıtları ve komşu parsellerin tutanakları ve dayanakları celp edilmemiş ve özellikle 410 nolu parselin kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mer'a olup olmadığı yönünden yeterli bir araştırma da yapılmamıştır. Bozma ilamına uyulmakla lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak mahkemeye de bozma gereklerini tam anlamı ile yerine getirme yükümlülüğü doğar. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek eksik inceleme ve uygulamaya dayalı olarak karar verilmiş olması doğru değildir, O halde, uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulması için öncelikle gerek davacıların dayandıkları K.evvel 1288 tarih 79 ve gerekse katılan H......nin dayandığı şubat 1312 tarih 77 nolu tapu ve intikali eylül 1334 tarih 8 ve ekim 1981 tarih 1 nolu tapu kayıtları ilk oluşturuldukları günden itibaren iktisap sebepleri, paydaş ve pay oranlarını vede intikallerini yansıtır biçimde yerel tapu sicil müdürlüğünden ve gerektiğinde Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığından istenmeli, aynı şekilde nısıf payla ilgili Suriye uyruklu müderris Sami Efendi adına kayıtlı olduğu bildirilen Teşrinievvel 1307 tarih 141 nolu tapu kaydı da yukarıda açıklanan biçimde intikalleri ile birlikte celbedilmeli, söz konusu kayıtların kadastro sırasında başka parsellere revizyon görüp görmedikleri tapu sicil ve kadastro müdürlüklerinden sorulup olduğunda tutanakları getirtilmeli, keza dayanılan vergi kayıtları (86 ila 89 tahrir nolu) ile parsellerin kadastro tutanakları ve dayanakları merciilerinden istenmeli, taşınmazlarla ilgili kadastro tutanağının edinme yerinde sözü geçen 1 nolu tutanak örneği getirtilmeli, daha sonra hayatta bulunmaları halinde önceki keşiflerde dinlenen yerel bilirkişiler ve tanıklarla tüm tesbit bilirkişileri eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak dayanak tapu kayıtları taşınmazları ve öncesini vede yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı ve yansız kişilerden oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla gereği gibi yerlerine uygulanarak aidiyet ve kapsamları duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgisine başvurulmalı, komşu parsellere revizyon gören kayıtların uygulaması yapılarak dava konusu taşınmazlar yönünü ne şekilde sınır okudukları belirlenerek uygulamanın denetlenmesi yoluna gidilmeli, aynı şekilde vergi kayıtlarının uygulaması yapılmalı, bu arada bitişik 408 ve 410 nolu parsellerin kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mer'a olup olmadığı yönünden yöntemine uygun mer'a araştırması yapılmalı ve bu konuda dinlenecek tanıkların elverdiğince yaşlı ve komşu köylerden olması ilkesine uyulmalı, 408 ve 410 nolu parsellerin davalı olmaları halinde dava dosyası getirtilip incelenerek özeti duruşma tutanaklarına geçirilmeli, katılanın dayandığı tapu kaydı ile ilgili icra satış dosyası (1979/71 )sayılı getirtilip incelenmeli, katılan H......nin satın alması kadastro tesbit tarihinden sonraki tarihe rastlamakla beraber, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 40. maddesi gereğince davasına bakılması gerektiği ve dolayısıyla isteğin incelenmesinin kadastro mahkemesinin görevinde olduğu düşünülmeli, kayıtların uyması ve de çakışmaları halinde hukuki değerini koruduğu sürece daha eski ve doğru temele dayanan tapu kaydına değer verileceği ve öncelik tanınması gerekeceği düşünülmeli, taşınmazlarda kimlerin hangi tarihten beri zilyet ettileri, değişik kişiler tarafından zilyet edilmesi halinde her birinin zilyetliğinde bulunan yerlerin taşınmazlar içerisindeki konum ve miktarları belirlenip krokisine aksetirilmeli, 408 ve 410 nolu parsellerin kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mera olduklarının belirlenmesi durumunda, tapu ve vergi kayıtlarının kapsamlarının yüzölçümleri ile geçerli olacağı ve kayıt miktar fazlalıklarının mer'adan kazanıldığının kabulü gerekip, kamu orta malı niteliğindeki yerlerin zilyetlikle iktisabına olanak bulunmadığı ilkesi dikkate alınmalı, fen bilirkişisine yapılan uygulamaları vede bilirkişi ve tanık sözlerini aksettirir biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönlerin göz ardı edilmiş olması doğru olmadığı gibi, Kabule görede, 12.7.1996 gün 1992/36-1996/27 sayılı önceki hükümle taşınmazların ½ payının davacı A......... ve arkadaşları adına tesciline karar verilip karar aleyhine temyiz yoluna başvurmamalarına karşın son hükümle ½ payın karşılığından çok fazla bir yerin tescili yoluna gidilerek karşı taraf yararına oluşan usulü kazanılmış hakkın ortadan kaldırılmış olması doğru olmadığı gibi her iki parselin yüzölçümleri toplamının 923250 metrekare olmasına karşın hazine ve davacılar adına (924805.92) metrekarelik yerin tescili yoluna gidilerek infazda duraksama yaratılmış olması da doğru değildir. Davacı A… …….. ve arkadaşları, katılan H...... ve davalı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere geri verilmesine 7.11.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.