Ceza Genel Kurulu 2017/1159 E. , 2022/662 K. "" Yargıtay Dairesi : (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi MLKP silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanıklar ..., ... ve ...’ın TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5, TCK’nın 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 6'şar ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna, cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen 29.03.2016 tarihli ve 204-154 sayılı h…
**Ceza Genel Kurulu 2017/1159 E. , 2022/662 K.** **"İçtihat Metni"** Yargıtay Dairesi : (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi MLKP silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanıklar ..., ... ve ...’ın TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5, TCK’nın 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 6'şar ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna, cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen 29.03.2016 tarihli ve 204-154 sayılı hükmün sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince 30.03.2017 tarih, 6354-3505 sayı ve oy çokluğu ile onanmasına karar verilmiş, Daire Üyeleri M. Öztunç ve M. Kurtaran; "... Somut olayda, sanıklar Hülya Yalçın ve ... dışındaki sanıklar yönünden dosya kapsamındaki ortaya konan delillerden mahkeme kararı ile hukuka uygun olarak yapılan telefon dinlemelerinden elde edilin tapeler, fiziki takip, uçak bilet ve rezervasyonlar, HTS kayıtları sanıkların savunmaları ile diğer delillere göre silahlı terör örgütü MLKP/ ESP silahlı terör örgütü ile hiyerarşik ilişki içinde olduklarını gösteren eylemlerindeki çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk nedeniyle örgüt üyesi oldukları sabit ise de; Sanıklar ... ve ...'ın KESK'e bağlı sendikaların üyeleri olup bazı sendikal faaliyetlerde bulundukları bu faaliyetlerin örgütsel bağının bulunduğuna dair dosyada yeterli delilin bulunmadığı gibi bu sanıkların örgüt hiyerarşisine dahil olduklarını gösterecek yeterlilikte eylem ve faaliyetlerinin de bulunmadığı anlaşılmakla sanıkların terör örgütü üyeliklerini ispatlamaya yetecek her türlü şüpheden uzak kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığından 'şüpheden sanık yararlanır' evrensel hukuk ilkesi gereği her iki sanığın 'terör örgütü üyelik suçu' sabit olmadığı..." düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 22.05.2017 tarih ve 314114 sayı ile; “... İtirazın konusu, sanıklar ..., ... ve ...'ın atılı suçtan mahkumiyetini gerektirir kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına dairdir. ... Sanıkların bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkûmiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat teorikte olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir. O hâlde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir ihtimale değil, kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Bu nedenle sanıkların mahkûmiyetinin gerektirir düzeyde, her türlü kuşkuyu ortadan kaldırabilecek ölçüde delil bulunmadığı....” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.