Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/3167 E. , 2024/3452 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/3167 Karar No : 2024/3452 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği / ... VEKİLİ : Av. ... DİĞER DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten ... adına velayeten ... ve ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davalı Hakkar
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/3167 E. , 2024/3452 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/3167 Karar No : 2024/3452 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği / ... VEKİLİ : Av. ... DİĞER DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten ... adına velayeten ... ve ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davalı Hakkari Valiliğince aleyhine olan kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 17/11/2012 tarihinde Hakkari ili, Yüksekova ilçesinde meydana gelen toplumsal olaylara polisin müdahalesi sırasında davacılardan ...'un sol gözüne gaz fişeğinin isabet ettiği ve sol gözünün görme yetisini %35 oranında kaybettiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini amacıyla yapılan başvuru üzerine tesis olunan 5233 sayılı Kanun kapsamında 1.343,85 TL tazminatın ödenmesine dair ... tarih ve ... sayılı Hakkari Valiliği Zarar Tespit Komisyonu işleminin iptali ile yaşanan yaralanma olayında idarenin sorumluluğunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık davacı ... için 100.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi, annesi ... için 50.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi, babası ... için 50.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davalı idarenin sunduğu güvenlik hizmetini yerine getirirken gereği gibi dikkat ve özen göstermediği, atılan gaz fişeğinin davacı çocuğun gözüne isabet ederek yaralanmasına sebep olması olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, ayrıca, dosya kapsamında davacı çocuğun toplumsal eylemlere katıldığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, davalı idare tarafından da bu yönde bir savunma yapılmadığı, bu yönde bilgi ve belge sunulmadığı görüldüğünden yaşanan olayda davacı çocuğun kusurunun olduğunun kabulünün mümkün görünmediği, maddi tazminat hesabı için yaptırılan bilirkişi raporunda, davacı ...'un sürekli beden gücü kaybı nedeniyle 322.841,05 TL tutarında efor tazminatının hesaplandığının belirtildiği, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek yeterlilikte olduğu, diğer taraftan, davacı (anne) ... için 50.000,00 TL maddi tazminat ve davacı (baba) ... için 50.000,00 TL maddi tazminat isteminden davacı vekili tarafından 25/04/2014 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile feragat edildiği görülmüş olup, bu nedenle söz konusu istemler hakkında feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, davacıların manevi tazminat istemlerine gelince, davacıda süreklilik arz eden bir görme sorunu bulunduğu, davacının olayın meydana geldiği tarihte 10 yaşında olduğu, vücuduna acı veren ve sağlığının bozulmasına neden olan bir durum olduğu anlaşılmakta olup takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarece ...'a ödenmesi gerektiği, ... ve ... için ise çocuklarının anılan olay sebebiyle yaralanması sonucu duyulan elem ve ızdırap sebebiyle her biri için ayrı ayrı 5.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 10.000,00 TL manevi tazminatın, davalı idarece davacılara ödenmesi gerektiği, diğer taraftan, ...'un 125.000,00 TL manevi tazminat, ... için 95.000,00 TL manevi tazminat ve ... için 95.000,00 TL manevi tazminat isteminden 25/04/2014 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile feragat edildiği görülmüş olup, bu nedenle söz konusu istemler hakkında feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, Hakkari Valiliği Zarar Tespit Komisyonu'nun 22/11/2013 tarih ve 626 sayılı işlemi yönünden yapılan incelemede; işlemin idarenin bütünlüğü ilkesi kapsamında değerlendirilerek, davalı idareye yapılan ön başvurunun reddi olarak değerlendirilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı, bu itibarla davaya konu olabilecek bir işlem olmadığından incelenmeksizin ret kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle ...'un toplam 322.841,05 TL maddi tazminat istemi ile davacıların toplam 60.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüne, ...'un fazlaya ilişkin 25.000,00 TL'lik manevi tazminat isteminin ise reddine, ...'un 80.000,00 TL maddi ve 125.000,00 TL manevi tazminat isteminden, ...'un 50.000,00 TL maddi ve 95.000,00 TL manevi tazminat isteminden ve ...'un 50.000,00 TL maddi ve 95.000,00 TL manevi tazminat isteminden feragat edildiğinden bu tazminat talepleri yönünden feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, Hakkari Valiliği Zarar Tespit Komisyonu'nun ... tarih ve ... sayılı işlemi yönünden ise davanın incelenmeksizin reddine, kabul edilen toplam 322.841,05 TL maddi tazminatın başlangıçta talep edilen 20.000,00 TL'sinin davalı İçişleri Bakanlığı'na başvuru tarihinden, kalan 302.841,05 TL'sinin ise miktar artırım dilekçesinin kayda girdiği 09/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ...'a ödenmesine, kabul edilen toplam 60.000,00 TL manevi tazminatın davalı İçişleri Bakanlığı'na başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; kesin hükmün sonuçlarını doğuran davadan feragat talebinden sonra feragati etkisiz kılacak şekilde miktar artırımı talebinde bulunulamayacağı, bununla birlikte, olayda Mahkeme kaydına 06/05/2014 tarihinde giren feragat dilekçesi tarihi itibarıyla davacılar vekilinin davadan feragat etme konusunda yetkisinin bulunmadığının anlaşıldığı, Mahkemece verilen 26/12/2014 tarihli ara kararı ile durum davacı vekiline bildirilerek, bu yetkiyi içeren vekaletname ve talep sunulmasının istenildiği, aynı şekilde davacılardan da kısmı feragatin işleme konulması isteniyorsa bizzat kendileri tarafından imzalanan dilekçe ile açıkça talepte bulunmaları gerektiğinin istenildiği, ara kararı üzerine davacılar vekili tarafından, feragat yetkisinin de bulunduğu yeni vekaletnamenin dosyaya sunulduğu ancak yeni bir feragat dilekçesi ile davadan kısmı feragat talebinde bulunulmadığı, davacılardan ise yalnızca ...'un davacı vekili tarafından önceden Mahkemeye sunulan feragati kabul ettiğini bildirdiği, davacı ...'un beyanı diğer davacıları bağlamadığından ve davacılar vekili tarafından feragat yetkisinin verildiği vekaletnameden sonra yeni bir feragat dilekçesi Mahkemeye sunulmadığından, davacı ... için dava değerinin artırılmasına ilişkin 09/10/2017 tarihinde kayda giren dilekçenin geçerli olduğu sonucuna varıldığı, davacı ... dışındaki diğer davacıların maddi ve manevi tazminat talepleri hakkında kısmen karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm hatalı ise de bu kısmın istinaf edilmediği, sonuç olarak, istinafa konu kararın kabule ilişkin kısmının kaldırılmasını gerektiren bir durum bulunmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin istinaf başvurusunun belirtilen açıklama ile reddi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı Hakkari Valiliği tarafından, toplumsal olay sonucu patlatılan gaz fişeği ile yaralanan davacının zararının 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması gerektiği, gözündeki yaralanmasına rağmen tüm vücudunda yaralanma yaşadığı değerlendirilmesi ile hesap yapılmasının hatalı olduğu, manevi tazminata faiz işletilemeyeceği, idarelerin harçtan muaf olduğu iddialarıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü kısmen reddi ile temyize konu kararın kısmen gerekçeli onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyanın incelenmesinden, 17/11/2012 tarihinde Hakkari ili, Yüksekova ilçesinde terör örgütü sempatizanlarınca örgüt liderinin cezaevi koşullarının iyileştirilmesi amacıyla başlatılan açlık grevine destek amaçlı düzenlenen gösteride uyarılara rağmen dağılmayan gruplara gazlı müdahalede bulunulduğu, davacı ...'un toplumsal olay yaşanırken evine gitmek üzere orada olduğunun, toplumsal olaylara polisin müdahalesi sırasında atılan bir gaz fişeğinin ...'un sol gözüne isabet ettiğinin ileri sürüldüğü, davacının görme yetisini %35 oranında kaybetmesi nedeniyle uğranılan zararın tazminine yönelik olarak İçişleri Bakanlığına yapılan başvurunun 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmek üzere Hakkari Valiliğine gönderildiği, Hakkari Valiliğince 5233 sayılı Kanun kapsamında 1.343,85 TL tazminatın davacılara ödenmesine yönelik ... tarih ve ... sayılı Zarar Tespit Komisyonu işleminin tesis edildiği, davacının anılan ödemeyi kabul etmemesi üzerine davacılar vekili ile 17/12/2013 tarihinde uyuşmazlık tutanağının imzalandığı, davacılar tarafından söz konusu Zarar Tespit Komisyonu işleminin iptali ile yaşanan yaralanma olayında idarenin sorumluluğunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle 23/01/2014 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, olaya ilişkin olarak yürütülen ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma numaralı dosyası ile olayın faili tespit edilemeyerek daimi arama kararı verildiği, davacı ...'un ... İlçe Emniyet Müdürlüğü Çocuk Büro Amirliği tarafından alınan 17/11/2012 tarihli ifadesinde, 17/11/2012 tarihinde evlerinin yakınındaki fırından ekmek almak üzere ailesinin kendisini gönderdiğini, yaşanan olaylardan dolayı fırının kapalı olduğunu ve evine dönerken kaçan göstericileri gördüğünü, ne olduğunu görmek için arkasını dönüp bakmak istediğinde sol gözüne havada duman çıkararak gelen bir madde çarptığını, daha sonra etrafının dumanlarla kaplandığını, gözünü açtığında Yüksekova Devlet Hastanesinde olduğunu ifade ettiği, Yüksekova Devlet Hastanesi acil servisi tarafından düzenlenen 17/11/2012 tarihli konsültasyon raporunun muayene özetinde ise; "Sol gözde total görme kaybı ve korneaskleral perforasyon" şeklinde not düşüldüğü görülmektedir. Diğer taraftan, dosya kapsamına davacılar tarafından sunulan 14/11/2013 tarihli Hakkari Yüksekova Devlet Hastanesi raporunda, davacının görme sisteminde özür olduğu, teşhisin "sol protez göz, sol göz travma sekeli" şeklinde konulduğu, özür oranının %32 olduğu ve raporun sürekli olduğunun belirtildiği, 22/08/2013 tarihli Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Sağlık Kurulu Özürlü Raporu'nda ise, davacının görme sisteminde özür olduğu, teşhisin "sol eviserasyon" şeklinde konulduğu, özür oranının %35 olduğu ve raporun sürekli olduğunun belirtildiği görülmektedir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu; 5. maddesinde, devletin temel amaç ve görevlerinin, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak olduğu; 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan (maddi ve manevi) zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdarenin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetler sonucunda, idare ile bireyler arasında bireyler zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı maddi zararlar yanında manevi zararların da idarece tazmin edilmesini sağlayan bir hukuksal kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle bireylerin malvarlığında ortaya çıkan eksilmelerin ya da çoğalma olanağından yoksunluğun giderilebilmesini, yine bu surette oluşan manevi zararların karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır. İdare, Anayasamızın 125. maddesinde de belirtildiği üzere, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Bunun yanında, idarenin faaliyet alanıyla ilgili önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği bir takım zararları da nedensellik bağı aramadan tazmin etmesi gerekmektedir. İdarenin kusura dayalı ya da kusursuz sorumluluğu yanında, Anayasanın öngördüğü sosyal hukuk devleti anlayışına uygun olarak ve bu temel üzerinden, kollektif sorumluluk anlayışı çerçevesinde bilimsel ve yargısal içtihatlar ile geliştirilen sosyal risk ilkesi, Anayasanın yukarıda öngördüğü amaçların gerçekleştirilmesine yöneliktir. Esasen bilimsel ve yargısal içtihatlara dayalı olarak geliştirilmiş olsa da, Anayasanın 6. maddesinde öngörüldüğü üzere, hiç bir organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisini kullanamayacağına göre, sosyal risk ilkesi de tazminat hukukunun temel prensiplerine kaynak oluşturan Anayasa hükümlerine dayanılarak kabul edilmiştir. Daha açık bir şekilde vurgulamak gerekirse, terör olaylarından zarar gören bireylerin maddi ve manevi zararlarının idari yargı mercilerinin toplumsal risk ilkesi uyarınca tazminine ilişkin kararları, konuyu düzenleyen genel bir yasa olmadığından, doğrudan Anayasanın öngördüğü ilkelere dayanmış; bu ilkeler Danıştay tarafından yorumlanarak uygulanabilirlik kazanmıştır. Sosyal risk ilkesi ile toplumun içinde bulunduğu koşullardan kaynaklanan, idarenin faaliyet alanında meydana gelmekle birlikte, yürütülen kamu hizmetinin doğrudan sonucu olmayan, toplumsal nitelikli riskin gerçekleşmesi sonucu oluşan, salt toplumun bireyi olunması nedeniyle uğranılan özel ve olağandışı zararların da topluma pay edilerek giderilmesi amaçlanmıştır. Genel bir ifade ile "terör olayları" olarak nitelenen eylemlerin, Devlete yönelik olduğu, Anayasal düzeni yıkmayı amaçladığı, bu tür olaylarda zarar gören kişi ve kuruluşlara karşı kişisel husumetten kaynaklanmadığı bilinmekte ve gözlenmektedir. Sözü edilen olaylar nedeniyle zarara uğrayan kişiler, kendi kusur ve eylemleri sonucu değil, toplumun bir bireyi olmaları nedeniyle zarar görmektedirler. Belirtilen şekilde ortaya çıkan zararların ise, özel ve olağandışı nitelikleri dikkate alınıp, terör olaylarını önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemeyen idarece, yukarıda açıklanan sosyal risk ilkesine göre, topluma pay edilmesi suretiyle tazmini hakkaniyet gereği olup, sosyal devlet ilkesine de uygun düşecektir. Bu amaçla, yasa koyucu tarafından kabul edilerek yürürlüğe konulan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında zararların tazminine yönelik yapılan idari başvurular Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da etkili bir başvuru yolu olarak görülmektedir. 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunun 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir." hükmüne; 2. maddesinde, "Bu Kanun, 3713 sayılı Kanunun 1 inci, 3 üncü, 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar." hükmüne; "Karşılanacak zararlar" başlıklı 7.maddesinde, "Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır:a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar. b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri." hükmüne, 8. maddesinde, "7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de gözönünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir." hükmüne yer verilmiş, "Yaralanma, sakatlanma ve ölüm hâllerinde yapılacak ödemeler" başlıklı 9. maddesinde ise, nakdi ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve sakatlık derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usullerin yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanmıştır. 20/10/2004 tarih ve 25619 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin "Bilgi ve belgelerin toplanması" başlıklı 10. maddesinde, "Komisyon ilgili kamu kurum ve kuruluşlardan başvuru konusu ile ilgili her türlü bilgi, belge ve yardım isteyebileceği gibi, adli ve askeri teşkilat ile kolluk kuvvetleri dışında kalan diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanları bilirkişi olarak da görevlendirebilir. Komisyon, gerekli gördüğü uzmanları çalıştırabilir veya bunlardan görüş alabilir. Komisyon tarafından görevlendirilen kamu görevlileri öncelikli olarak komisyon tarafından verilen görevleri yerine getirirler." ayrıca "Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde yapılacak ödemeler" başlıklı 21.maddesinde ise; yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında nakdî ödeme yapılacağı hükme bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Temyize Konu Kararın Davacı ...'un Maddi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi: Dava dosyasında mevcut olan bilgi ve belgeler dikkate alındığında, davacılar tarafından polisin attığı gaz fişeğinin ...'un gözüne isabet etmesi sonucu olayın yaşandığı ileri sürülmekte ise de Savcılık dosyasının incelenmesinden olayla ilgili olarak yapılan araştırmada olay yerini gösterir herhangi bir güvenlik kamerası ve mobese kamerası bulunmadığından olayı gerçekleştiren kişi ya da kişilerin tespitinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olmakla birlikte, dava konusu olay ile aynı tarihli olan davacıya ilişkin hastane kaydı ve ifade tutanağında da belirtildiği üzere davacının terör örgütü yandaşı grup tarafından gerçekleştirilen toplumsal olaylar esnasında yaralandığının sabit olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim yaşanan olay Hakkari Valiliğince sosyal risk kapsamında değerlendirilerek davacı ...'un yaralanması sebebiyle uğradığı zararların tazmini yoluna gidilmiş ancak teklif edilen tutar davacılar tarafından kabul edilmemiştir. Bütün bu tespit ve değerlendirmeler ışığında, her ne kadar davacının yaralanması olayının yaşanan toplumsal bir olay esnasında meydana geldiği açık olsa da davacıların ileri sürdüğünün aksine dava konusu olayın kolluk kuvvetlerince atılan gaz fişeğinin davacının gözüne isabet etmesi şeklinde cereyan ettiğini ispata yönelik herhangi bir bilgi veya belgenin bulunmaması, bunun yanında olaya ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında olayın kolluk kuvvetinin kusurlu eyleminden meydana geldiğine dair bir tespit yapılamadığının anlaşılması karşısında, dava konusu olayın meydana gelmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun ya da illiyet bağına dayalı kusursuz sorumluluğunun bulunduğuna hükmedilmesinin hukuken mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak, davacı ...'un yaralanmasına neden olan toplumsal olaya ilişkin yukarıda yer verilen tespitler değerlendirildiğinde, olayın terör örgütü yandaşları tarafından gerçekleştirildiğinın açık olduğu ve davacının terör eylemleri sırasında yaralandığı, olayın Devlete yönelik olduğu, Anayasal düzeni ve toplumsal barışı yıkmayı amaçladığı, zarar gören davacılara karşı kişisel bir husumetten kaynaklanmadığı, bir başka anlatımla toplumsal bir riskin gerçekleşmesi niteliğinde olduğu anlaşıldığından, yaralanma olayının sosyal risk ilkesinin yasalaşmış hali olan 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği konusunda duraksama bulunmamaktadır. Bu itibarla davacı ...'un maddi tazminat isteminin 5233 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik uyarınca karşılaması gerekirken olayda hizmet kusurunun bulunduğu gerekçesiyle genel hükümlere göre maddi tazminata hükmedilmesinde ve maddi tazminata yönelik istinaf başvurusunun reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. B) Temyize Konu Kararın Davacıların Manevi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere davacı ...'un yaralanmasına ilişkin olayda illiyet bağı kurulamadığından olayda idarenin hizmet kusuru ya da kusursuz sorumluluğu bulunmamakla beraber olay nedeniyle ortaya çıkan ve 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanmayan manevi zararın sosyal risk ilkesi kapsamında genel hükümlere göre tazmin edilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, davacıların manevi tazminat isteminin idarenin kusur sorumluluğu yerine sosyal risk ilkesine göre karşılanması gerekmekte ise de temyize konu kararın anılan kısmında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı Hakkari Valiliğinin temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacıların manevi tazminat istemine yönelik kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, davacı ...'un maddi tazminat istemine yönelik kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 25/09/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.