Başvurucu, 7/4/2008 tarihinde Pendik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı alacak davası sonunda davanın reddine karar verildiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir.
Başvurucu, 7/4/2008 tarihinde Pendik Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı alacak davası sonunda davanın reddine karar verildiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir. Başvuru, 21/8/2013 tarihinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 22/11/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Birinci Bölümün 12/12/2013 tarihli ara kararı gereğince başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının 7/1/2014 tarihli görüş yazısı 13/1/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş olup, başvurucu vekili 27/1/2014 tarihinde Bakanlık görüşüne karşı beyan dilekçesi sunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 7/4/2008 tarihinde H.U. mirasçıları aleyhine Pendik Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, 2/8/1975 tarihinde H.U’dan Marmara Adasında bulunan taşınmazı 000 TL bedel karşılığında, haricen düzenlenen “Arsa Satış Anlaşma Tutanağı” ile satın aldığını, satış bedelini ödediği halde taşınmazın devir ve tesliminin gerçekleştirilmediğini ileri sürerek, ödediği bedelin denkleştirici adalet ilkesine göre mirasçılarından tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, 18/9/2008 tarih ve E.2008/131, K.2008/303 sayılı ilamla; yetkili mahkemenin ya davalının ikametgahı mahkemesi ya da sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, talep halinde dosyanın Marmara Adası Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 27/2/2009 tarih ve E.2009/988, K.2009/2568 sayılı kararıyla; davanın taşınmazın aynına yönelik olmayıp, ödenen paranın iadesine ilişkin olduğu, para alacağının 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun maddesine göre alacaklının ikametgahında ödenmesi gerektiği, dolayısıyla yetkili mahkemenin alacaklının ikametgahı mahkemesi olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Pendik Asliye Hukuk Mahkemesince bozma kararı sonrası yapılan yargılama sonunda, 3/5/2012 tarih ve E.2009/281, K.2012/318 sayılı ilamla; sözleşmeye dayalı alacağın mülga 818 sayılı Kanun’un maddesine göre 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, 2/8/1975 tarihli adi yazılı şekilde düzenlenen “Arsa Satış Anlaşma Tutanağı”na göre taşınmazın davacıya teslim edilmediği, bu durumda zamanaşımının satış tarihinden itibaren başlaması gerektiği belirtilerek, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 18/2/2013 tarih ve E.2012/24442, K.2013/3763 sayılı kararıyla; “dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına” karar verilmiştir. Karar düzeltme istemi üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 4/7/2013 tarih ve E.2013/16783, K.2013/18414 sayılı ilamıyla; “dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre HUMK’un maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteminin reddine” karar verilmiştir. Karar, 23/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 818 sayılı mülga Kanun’un maddesi şöyledir:“Alacaklı hakkını kısmen veya tamamen istifa edemediği takdirde borçlu kendisine hiç bir kusurun isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bundan mütevellit zararı tazmine mecburdur.” 818 sayılı mülga Kanun’un maddesi şöyledir:“Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde, her dava on senelik müruru zamana tabidir.” 7/6/1939 tarih ve E.1936/31, K.1939/47 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu Kararı şöyledir:“Her ne kadar gayrimenkulün haricen satışına ve satış vaadine müteallik akit ve muameleler kanunen muteber bulunmamış ise de satıcının memuru mahsus huzurunda ferağın icrasını ve aksi takdirde almış olduğu bedelin iadesini taahhüt etmiş ve alıcının da aralarında takarrür eden bedeli bu şartla satıcıya vermiş olmasına ve şu suretle şartın tahakkuk etmediği takdirde bedelin iadesi müteahhidünbih bulunmasına göre bu taahhütten doğan borçların haklı bir sebep olmaksızın mal iktisabından tevellüt eden borçlar mahiyetinde olmadığından hadisede Borçlar Kanununun maddesinde yazılı müruruzaman müddeti kabili tatbik bulunmadığı ve mezkur kanunun maddesi mucibince kanunda başka suretle bir hüküm mevcut olmayan her dava 10 senelik müruruzamana tabi tutulduğu cihetle bu misilli davalar 10 senelik umumi müruruzaman hükümlerine tabi olduğu gibi satıcının rıza ve ihtiyariyle taahhüdünü ifa edebileceğine göre bunun icrasını beklemek zaruretinde bulunan alıcı için ancak şartın tahakkuk etmediği ve ferağ ümidi münkati olduğu takdirde bedelin istirdadını davaya selahiyet geleceğinden müruruzamanın da paranın verildiği tarihten değil, satıcının birrıza ferağdan nükul ve imtina ettiği zamandan başlayacağına 1939 tarihinde ekseriyetle karar verildi.”