8. Hukuk Dairesi 2014/24200 E. , 2015/21572 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Muhdesat Aidiyetinin Tespiti ... ile ... ve müşterekleri aralarındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasının reddine dair .... 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 17.09.2013 gün ve 100/370 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: . Davacı ... vekili, tarafların murisi ... adına tapuda kayıtlı 731 pars
**8. Hukuk Dairesi 2014/24200 E. , 2015/21572 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Muhdesat Aidiyetinin Tespiti ... ile ... ve müşterekleri aralarındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasının reddine dair .... 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 17.09.2013 gün ve 100/370 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: . Davacı ... vekili, tarafların murisi ... adına tapuda kayıtlı 731 parsel üzerindeki evin murisin sağlığında davalılardan ... tarafından yapıldığını ancak 30.03.1985 tarihli senetle bedeli de ödenerek davacıya satıldığını, 30 yıldır da davacının kullanıp, bakım ve onarımını yaptığını açıklayarak evin mülkiyetinin (muhdesatın) davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalılardan ... vekili, davanın reddini savunmuştur. Davalılardan ... davayı kabul etmiş, diğer davalılar usulüne uygun tebligata rağmen bir cevap vermemişlerdir. Mahkemece, toplanan delillere göre muhdesatın davalı ... tarafından meydana getirildiği, satış senedindeki imzanın davalı ...'ye ait olmadığının anlaşıldığı, tanıkların ortak beyanlarında da bu hususun ifade edildiği, mülkiyetin tespitine ise karar verilemeyeceği ancak muhdesatın tespitine karar verilebileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu muhdesatın üzerinde bulunduğu 1836 m2 miktarındaki avlulu kargir ev ve müştemilatı vasfındaki 731 parsel tapuda tarafların murisi ... adına 25.05.1981 tarihinde tapulama yolu ile tescil edilmiş olup, sunulan mirasçılık belgesinden de ...'ın 25.05.1981 tarihinde öldüğü, geride davacı ile davalıların kaldığı görülmektedir. Davacının dayandığı 30.03.1985 tarihli adi yazılı senette, evin ... tarafından davacı ...'e satıldığı yazılı ise de bu senetle ilgili halen ceza mahkemesinde özel belgede sahtecilik suçu sebebiyle derdest dava bulunduğu anlaşılmaktadır. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukuku'nda muhdesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır (TMK 722, 724, 729 m.ler). Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. Ne var ki; çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespitini de kapsadığı kabul edilmelidir. Muhdesatın aidiyeti isteğiyle açılan bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması(6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında güncel hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şart olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde, davanın dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir(HMK 114/1-h, 115 m.) Olayda, iddianın ileri sürülüş şekline göre dava tarafların murisi ... adına tapuda kayıtlı 731 parsel üzerindeki evin davacıya ait olup, evi meydana getiren ... tarafından davacıya satılmış olduğunun tespitine ilişkindir. Talebin bu niteliğine göre hem binayı meydana getirenin kim olduğunun, hem de davacıya satışının irdelenmesi gerekir. Bu ise ancak eda davası ile görülebilecek bir uyuşmazlıktır. İnfaz kabiliyeti olmayan tespit davası ile hem muhdesatın aidiyetinin hem de tapuda kayıtlı bir taşınmaz üzerindeki evin haricen adi nitelikli senetle satışının geçerli olup olmadığının incelenmesi ve eda davası sonucunu doğuracak şekilde tespite ilişkin hüküm kurulması mümkün değildir. Öğreti ve uygulamaya göre, muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitinde hukuki yarar var ise de; eda davasının açılmasının mümkün olduğu hallerde tespit davası açılamaz. Mahkeme tarafından da nitelendirme "davacı muhdesatın mülkiyetinin tespitini istemiş ise de incelemeye konu olan hususun muhdesatın kim tarafından meydana getirildiğinin tespitine yöneliktir" şeklinde yapılmıştır. Bu açıklamalar karşısında davacı tarafından eda davası niteliğinde açılacak davada, muhdesat niteliğindeki evi meydana getirdiği konusunda ihtilaf bulunmayan davalı ...'nin bu evi davacıya senetle sattığı, senedin geçerli olduğu ileri sürülebileceğine göre eldeki tespit davasında iki talebin birlikte ileri sürülmesi yerinde olmadığına, toplanan delillere göre muhdesatın da davalılardan ... tarafından meydana getirildiği anlaşıldığına göre Mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, ve 24,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 4,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 01.12.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. Dava, miras ortaklığına dahil ve bu sebeple elbirliği mülkiyetine tabi taşınmaz için açılan satış suretiyle ortaklığın giderilmesi davasında "ön sorun" olarak ortaya çıkan, taşınmaz üzerindeki muhtesatta hangi elbirliği malikinin (davacının) alacak hakkı (kişisel hak) sahibi olduğunun tespitine karar verilmesine ilişkindir. Taşınmaz üzerindeki muhtesatta alacak hakkı sahipliği konusunda, ortaklığın giderilmesi davasının açıldığı... Sulh Hukuk Mahkemesi'nde mirasçılar arasında anlaşma olmayınca, ve bu ön sorunun çözümü ......Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevi kapsamında kalmadığından;.... Asliye Hukuk Mahkemesinde iş bu tespit davası açılmıştır. Bu tespit davasındaki HMK. 106/2. maddesi uyarınca aranması gereken güncel hukuku yarar; ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen taşınmaz üzerindeki muhtesatın satış bedeline etki eden değerinden (satış parasından), hangi mirasçı veya mirasçıların yararlanacağı noktasındadır. Muhtesat tespiti davası açma yönünden; muhdesatın, tespiti talep eden mirasçı tarafından bizzat meydana getirilmesi ile muhtesata ilişkin kişisel hakkın diğer mirasçı(lar)dan veya bir başka kişiden devren alınmış olması bir farklılık yaratmaz. Zira, yukarıda açıklandığı gibi tespit kararı verildiği takdirde alınacak ilam; ortaklığın giderilmesi davası sonucu yapılacak olası satışta, satış parasının dağıtımına etkili olacaktır. Hakkını tespit ettiren; miras/veya paylı mülkiyet payı dışında ayrıca tespite konu muhtesat nedeniyle ayrıca pay alabilme imkanına sahip olacaktır. Somut olayda, muhtesatın davalı-mirasçılardan ... tarafından meydana getirildiği toplanan delillerle sabit olmuştur. Davacı muhtesatın davalı ... tarafından sunduğu adi yazılı satış belgesiyle (senediyle) kendisine devredildiğini iddia etmiş; davalı ... senedi ve imzasını inkar etmiştir. Mahkemece senetteki imzanın davalı ...'ye ait olup olmadığı konusunda sadece istiktap (huzurda yazı yazdırma) suretiyle alınan imza karşılaştırılmasına dayalı bilirkişi incelemesi yaptırılmış önceden atılmış, karşılaştırmaya elverişli imza örnekleri getirtilmemiştir. Bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği tarihte 6100 sayılı HMK'nun yürürlükte olduğundan imza (sahtecilik) incelemesinin HMK'nun 211. madddesindeki sıra ve tertip çercevesinde yapılması gerekirken, mahkemece buna uyulmamıştır. Mahkeme davanın reddi gerekçesinde, hem imzanın davalı ...'ye ait olmadığını; hem de davacının kendisinin meydana getirmediği muhtesatı devren almış ise; tespit davası açamayacağına dayandırmıştır. Mahkemenin devren almaya ilişkin red gerekçesi yukarıda açıkladığım gibi yerinde değildir. İmza incelemesi ise kanuna uygun şekilde yapılmamıştır. Hükmün bu nedenle usulünce imza incelemesi yapılmak, imzanın davalı ...'ye ait olduğunu kanıtlanması halinde, davanın kabulüne karar vermek üzere bozulması gerektiğini düşünüyoruz. 01.12.2015