Başvuru, bir kişinin üzerindeki bombayı patlatması sonucu meydana gelen ölüm olayı hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, bir kişinin üzerindeki bombayı patlatması sonucu meydana gelen ölüm olayı hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 8/5/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve ekleri ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından (Cumhuriyet Başsavcılığı) temin edilen soruşturma dosyasına göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliğinin girişinde 1/2/2013 tarihinde bir kişinin üzerindeki bombayı patlatması sonucu Büyükelçilikte çalışan iki güvenlik görevlisi ile bir kişi yaralanmış, diğer güvenlik görevlisi A. ise hayatını kaybetmiştir. Başvurucular A.nın eşi ve çocuklarıdır. Canlı bomba olayının gerçekleştirilmesini silahlı bir terör örgütü üstenmiştir. Olay sırasında patlatma eylemini gerçekleştiren terör örgütü üyesi de ölmüştür. Olay hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen ve derhâl açılan soruşturma kapsamında failin kimliği bir silahlı terör örgütünün üyesi olan E.Ş. olarak tespit edilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olay yeri incelemesi, ölü muayenesi ve çeşitli kriminal inceleme raporlarının temin edilmesi gibi birçok soruşturma işlemi gerçekleştirilmiş ve gerçekleştirilmeye devam etmekte olup soruşturma halen derdesttir. Cumhuriyet Başsavcılığının talepleri üzerine Ankara 3 No.lu Hâkimliğince (TMK madde ile görevli) 12/2/2013 tarihinde ve Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 1/7/2015 tarihinde 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin üçüncü fıkrasındaki hükme dayalı olarak soruşturmaya ilişkin kısıtlama kararları verilmiştir. Başvurucu Yasemin Akarsu'nun 5/2/2013 tarihinde müşteki olarak beyanı alınmıştır. Soruşturma dosyasının incelenmesi neticesinde yalnızca başvurucu Yasemin Akarsu'nun 18/11/2014 tarihli dilekçeyle soruşturma dosyasının fotokopisini ve başvurucular vekilinin 20/1/2014 tarihli dilekçeyle, terör olaylarında ölenlerin yakınlarına aylık bağlanması imkânından yararlanabilmek amacıyla Olay Yeri Tespit Tutanağı'nın bir örneğinin verilmesini talep ettiği, aynı tarihte başvuruculara bu belgelerin verildiği tespit edilmiştir. Her ne kadar olayı gerçekleştiren terör örgütü üyesi olay sırasında ölmüş olsa da Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olayın gerçekleşme şartlarının netleştirilmesi, failin ulusal ve uluslararası çapta örgütsel bağlarının ortaya çıkarılması amacıyla soruşturmaya devam edildiği, soruşturmanın amacının tehlikeye düşmemesi ve yeni delillerin elde edilmesi için soruşturmada kısıtlama kararı bulunduğu da gözetildiğinde derdest olan dosyada Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olay tarihinden bu yana gerçekleştirilen soruşturma işlemlerine kararda yer verilmemiştir. Başvurunun incelenme tarihi itibarıyla Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma derdest olup başvurucular 8/5/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Yaşam hakkı" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur... "B. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) yaşam hakkı kapsamında etkili soruşturmaya ilişkin belirlediği ilkeler şöyledir:- Soruşturma makamlarının yaşama hakkıyla ilgili konulardan haberdar olduğunda kendiliğinden harekete geçmeleri (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, B. No: 24746/94, 4/5/2001, § 105)- Soruşturma makamlarının bağımsız olmaları (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, § 106)- Soruşturmanın sorumluların tespitini ve cezalandırılmasını sağlayabilecek şekilde etkili olması, bu kapsamda olayı aydınlatmaya yarayabilecek bütün delillerin toplanması (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, § 107)- Soruşturmanın makul bir süratle tamamlanması (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, § 108)- Yürütülen soruşturmanın ve sonuçlarının kamu denetimine açık olması, her olayda ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmalarının sağlanması (Hugh Jordan/Birleşik Krallık,§ 109) AİHM'e göre, gerçekleşen bir ölüm olayı hakkındaki soruşturmanın etkili sayılabilmesi için yerine getirilmesi gerekli ilkelerden birisi de yukarıda belirtildiği üzere yürütülen soruşturmanın ve sonuçlarının yeterince kamu denetimine açık olması ve ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmalarının sağlanmasıdır (Giuliani ve Gaggio/İtalya [BD], B. No: 23458/02, 24/3/2011, § 304; Hugh Jordan/Birleşik Krallık, § 109; Mustafa Tunç ve Fecire Tunç/Türkiye [BD], B. No: 24014/05, 14/4/2015, § 179). Bununla birlikte üçüncü kişilere ya da başka soruşturmalara zarar verebilecek hassas bilgiler içerdiği durumlarda soruşturma belgelerinin açıklanması veya yayımlanması, Sözleşme'nin maddesi kapsamında mutlak bir gereklilik olarak değerlendirilemez. Dolayısıyla soruşturmanın kamuya veya mağdurun yakınlarına açıklığı şartı, soruşturmanın diğer aşamalarında da sağlanabilir (McKerr/Birleşik Krallık, B. No: 28883/95, 4/5/2001, § 129; Giuliani ve Gaggio/İtalya, § 304). Dahası Sözleşme’nin maddesi soruşturma mercilerine, ölenin bir yakınının belirli bir soruşturma tedbirinin alınması için yaptığı her talebi karşılamaları şeklinde bir yükümlülük yüklemez (Ramsahai ve diğerleri/Hollanda [BD], B. No: 52391/99, 15/5/2007, § 348; Velcea ve Mazăre/Romanya, B. No: 64301/01, 1/12/2009, § 113). Son olarak AİHM'in ölüm olayına ilişkin maddi delillerin toplandığı, ilgili olabilecek tanıkların ifadelerine başvurulduğu, silah ve benzeri maddi bulgular üzerinde gerekli teknik incelemelerin yapıldığı, özellikle de tanıkların olası katillerin teşhisine imkân sağlayacak net bilgiyi sunamamış olduğu tespitini yaptığı olaylarda daimî arama kararı verilip uzun bir süre ilerleme kaydedilememiş ve/veya başvuranların yakınlarını öldürenlerin kimliklerinin tespit edilememiş olmasına bağlı olarak soruşturmanın etkisiz olduğu sonucuna ulaşılamayacağını kabul ettiği ifade edilmelidir (Sabuktekin/Türkiye, B. No: 27243/95, 19/3/2002, §§ 97-103; Amaç ve Okkan /Türkiye, B. No: 54179/00, 54176/00, 20/11/2007, §§ 50-59, Behçet Taş/Türkiye,B. No: 48888/09, 10/3/2015, §§ 40-47).