T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2026/630 KARAR NO : 2026/1033 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/04/2024 NUMARASI : 2023/698 E - 2024/227 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 09/04/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2026/630 KARAR NO : 2026/1033 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/04/2024 NUMARASI : 2023/698 E - 2024/227 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 09/04/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu ...'in müvekkili şirketin abonesi olduğunu, davalının abonelik adresinde sağlanan enerji bedeline karşılık olan 28.02.2022, 04.04.2022, 05.05.2022, 02.06.2022 ve 17.06.2022 son ödeme tarihli fatura bedellerinin günü geçmiş olmasına rağmen ödemediğini, tüketim faturalarını ödemeyen davalı borçlu hakkında MTS 2022/856890 sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının verdiği itiraz dilekçesi ile iş bu icra takibine kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davalının itiraz dilekçesinde bir borcu bulunmadığı iddiasıyla takip konusu borca, faize ve ferilerine itirazda bulunduğunu , davalının tükettiği elektrik bedelini ödemediği gibi yapılan icra takibine de itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, dava açılmadan önce zorunlu arabulucuya başvurulduğunu ve sonuç alınamadığını beyanla, davalının takibe haksız itirazının iptali ile %20’den az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesi vermemiştir. Mahkemece;davanın taraflar arasındaki abonelik sözleşmesinden kaynaklandığı ve davalının tüketici olduğu tespit edilmiş olmakla dava tarihinde yürürlükte bulunan düzenlemelere göre davanın Tüketici Mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesi ile; "Mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine" karar verilmiştir. Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; davalının elektrik tüketiminin olağan tüketici kullanımının sınırlarının dışında olduğunu,davalının taşınmazı mesken olarak kullanmadığından ticari işletme vasfında kullandığı ve tacir sıfatına haiz olduğunu, açılan işbu davada asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, bu sebeple mahkemenin verdiği görevsizlik kararının hukuka aykırı olduğunu beynla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınrılı olarak yapılan inceleme sonucunda; Dava,ödenmediği ileri sürülen fatura bedellerinin tahsiline ilişkin yapılan takibe karşı itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı taraf davalının ticari işletmeyi tacir sıfatıyla işlettiğini bu sebepte elde açılan davada bu sıfata haiz olmaması sebebiyle görevsizlik kararının verilmesinin kaldırılmasını talep etmiştir. Türk Ticaret Kanununa göre;"Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medeni Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ila 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ila 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ila 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ila 554, havale hakkındaki 555 ila 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ila 580 inci maddelerinde, d) Fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.'' hususları belirtilmiştir. Yukarıdaki düzenlemeye göre, bir uyuşmazlığın ticari dava sayılması için TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafında tacir olması ve ticari işletmeleri ilgili hususlardan doğması, yahut tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın “a-f” bentlerinde sayılan hususlardan doğması gerektiği açıktır. Somut olayda TTK'nın 4. maddesinin "a-f" bentlerinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı, nispi ticari dava niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunda ise her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması kriterinin bulunması gerekmektedir. Somut olayda karşı tarafın tacir veya tüketici olup olmadığı irdelenmelidir. Dosyada davacının tacir olduğu ve kendisi için ticari iş sayılacağı kesindir. Ancak davalı gerçek kişinin tacir olup olmadığı hususu tartışılmalıdır. Somut olayda ilk derece mahkemesinin yazdığı müzekkerelere gelen cevaplar incelendiğinde, Ticaret Sicilinden gelen yazı cevabında davalının tacir olmadığı, Zincirlikuyu Vergi Müdürlüğünden gelen cevapta ise" Dairemize en son beyan ettiği 01-12/2010 dönemi Gelir Vergisi beyannamesinin işletme usulüne göre verildiği ve dönem beyannamesinde zarar beyan ettiği tespit edilmiş, dolayısıyla ödevlinin 213 sayılı V.U.K. 'un 177. maddesine istinaden 2.Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatının aşılmadığı anlaşıldığı "belirtilmiştir. Dosyaya sunulan cevabi müzekkere içeriklerinden davalı tarafın tacir olmadığı bellidir. Bu sebepten dolayı ortada ticari dava yoktur. Burada dikkat edilmesi gereken ilk derece mahkemesinin tüketici mahkemesi için görevsizlik kararı vermesi gerekip gerekmediği hususudur. Somut olayda davalının tüketici sıfatına haiz olup olmadığı incelendiğinde mevzuatımızda şu hükümler mevcuttur. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3.maddesinde ; Tüketici ; Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek tüzel kişiyi, Satıcı; Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketici ye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, '' Tüketici işlemi; Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlı, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.'' tanımlaması yapılmıştır. 6502 sayılı Kanun’un 73. maddesine göre “Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Tüketici Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ; dava konusu elektrik borcunun ait olduğu yerin işyeri "dükkan" nitelikli olup,tarife grubunun ise "ticarethane" olduğu görülmektedir.Mevcut taşınmazın dükkan olduğu görülerek mesken olarak kalmaya elverişli olmadığı için davalının, tüketici sıfatına haiz olmadığı görülmektedir. Ticarethane sıfatıyla kayıtlı aboneliklerde ise davacının bu abonelik dolayısıyla tacir sıfatının olması halinde görevli mahkeme Ticaret Mahkemesi, tacir sıfatının olmaması halinde ise (esnaf vb. serbest meslek mensubu) görevli mahkeme genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının, davalı şirket nezdinde ticarethane aboneliğinin bulunduğu, dosya kapsamında davacının Ticaret Sicil kaydının bulunmadığı, yine esnaf odası kaydının bulunmadığı ve vergi kaydının bulunmadığı, davacının tacir olduğuna dair dosyaya yansıyan bir iddia ve delilin de bulunmadığı anlaşılmakla; uyuşmazlığa Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmaktadır. "Somut uyuşmazlıkta, davacı davalı ile arasındaki abonelik sözleşmesi gereğince elektrik tüketim bedelinin ödenmemesi nedeni ile bedelin tahsilini talep etmekle; aboneliğin bulunduğu yerin dükkan olduğu, yapılan araştırmada ise davalının tacir niteliğinde bulunmadığı, davalının da tüketici sıfatına sahip olmaması sebebiyle ilk derece mahkemesinin Tüketici Mahkemesi için görevsizlik kararı vermesi hatalıdır. Bu itibarla, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla mahkemece Asliye Hukuk mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden,davacının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1-a-3. maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1-a-3 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla,Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine, Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/04/2026