Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ---- ile ibraz ettiğini, davacının ------ ibraz ettiği çekin sahte olduğunu, çekteki imzanın davacıya ait olmadığını, davalı ---- çeki incelemeden ödeme yaptığını, mağduriyetin giderilmesi için ----- sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin itiraz üzerine durduğunu belirtmiş, -------sayılı takip dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalılar aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesin
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dava dışı ... Ticaret Limited Şirketine asansör yaptırdığını ve davalı tarafça periyodik yapımlarının yapıldığını, 17.06.2012 tarihinde asasörde meydana gelen iş kazasında yaralanan işçilerin Gebze İş Mahkemesinde ayrı ayrı maddi ve manevi tazminat davaları açtıklarını, müvekkili şirketin işçilere yaptığı, ödemelerden, davalının kusuru oranında sorumluluğu bulunduğundan Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/85 Esas sayılı dosyasında rücu davası açıldığını, yargılama sırasında şirketin terkin edildiğinin öğrenildiğini, davaya devam edilebilmesi için şirketin ihyasının gerektiğini ileri sürerek, Tasfiye Halinde ... Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Ticaret Sicil Memurluğu vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin TTK.32 madde hükümlerine göre usulüne uygun işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirketin tasfiye memurunda olduğunu, müvekkilinin dava açılmasına sebep olmadığını bildirmiş, davanın husumet yönünden reddine, müvekkilinin yargılama giderleri ile sorumlu tutulmamasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tasfiye memuru ...' davaya cevap vermemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ile Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/85 esas sayılı dosyasında davanın görülebilmesi için davaya konu terkin edilen şirketin ihyası zorunlu bulunmakla davanın kabulü ile şirketin ihyasına, şirketi temsil etmek üzere son tasfiye memuru davalı ...'un görevlendirilmesine karar vermek gerekmiş, davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün yasal hasım olması dava açılmasına sebebiyet vermemesi ve davacının İş Mahkemesinde açtığı davanın şirketin terkin edilmesinden önceki tarihe ait olması karşısında tasfiye memurunun dava ve icra takibinin varlığından haberdar olmasına rağmen tasfiyeyi sonuçlandırarak şirketin sicilden terkinini usul ve yasaya aykırı olarak yaptığı, davacı tarafın ihya davası açmasına sebebiyet verdiği gözönünde tutularak davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamış, davalı tasfiye memuru sorumlu tutulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulü ile dava dosyasıyla sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına, davalının tasfiye memuru olarak atanmasına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı tasfiye memuru vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı Tasfiye Memuru ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Yasal süresi içerisinde 10.07.2018 tarihinde davaya cevap süresinin uzatılması hususunda vekil tarafından mahkemeye dilekçe verildiğini, ancak vekilin 11.07.2018 günü Adnan Oktar Suç Örgütüne yönelik operasyon kapsamında tutuklanması nedeniyle cevap dilekçesi ve delil listesinin sunulamadığını, vekilin 16.01.2019 tarihinde tahliye olmasına rağmen kendisine tebligat yapılmadığından yargılamada hazır bulunulamadığını, müvekkilinin ekonomik durumunun iyi olmaması nedeniyle ayrı bir vekil görevlendiremediği gibi kişisel sorunları nedeniyle duruşmaları da takip edemediğini, ilk derece mahkemesince yazılı yargılama usulüne göre yargılama yapıldığını, ancak sözlü yargılama gününün HMK'nın 184-186. maddeleri uyarınca usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, sözlü yargılama gün ve saatine ilişkin duruşma zaptının vekile ait adresin bağlı bulunduğu muhtarlığa 19.03.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, duruşma zaptında delil ve tanık listesinin verilmesinin istendiğini, ancak mahkemece ertesi gün henüz ara karardan haberdar olunmadan karar verildiğini, yazılı yargılama usulünde sözlü yargılamaya ait usule uyulmamasının bozma nedeni olduğunu, müvekkilinin tasfiyeyi usulüne uygun şekilde sonuçlandırdığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.