4. Hukuk Dairesi 2013/260 E. , 2013/18056 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 13/12/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14/06/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından haz
**4. Hukuk Dairesi 2013/260 E. , 2013/18056 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 13/12/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14/06/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yoluyla kişilik haklarının ihlali nedeniyle manevi tazminat davasıdır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, taraflarca temyiz edilmiştir. Davacı, .... ... milletvekili olduğunu ve aynı zamanda .... Çevre Komisyon Başkanı olarak görev yaptığını, ... Parti Merkez Yürütme Kurulu Üyesi olan davalının 15/10/2010 tarihinde haber kanalına verdiği röportajda kullandığı ifadelerin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu ileri sürerek davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir. Davalı, dava konusu edilen ifadelerin siyasi görüş ve düşünceleri açıklama niteliğinde olduğunu, siyasi kişiliklerin eleştiriye açık ve tahammüllü olmaları gerektiğini belirterek istemin reddini savunmuştur. Mahkemece; davalının röportaj sırasında davacı ile ilgili kullandığı ifadelerin gerçeğe uygun olmadığı ve davacının kişilik haklarını zedeleyici mahiyette olduğu gerekçesi ile istemin kısmen kabulüne karar vermiştir. Dosyada mevcut bilirkişi raporu içeriğinden, davacının milletvekili olduktan sonra ortağı olduğu şirketin 2007 ve 2008 döneminde cirosunda yıllık ortalama 4.078.634,00 TL'lik artış meydana geldiği ve artışın 97.500,00 TL'lik bölümünün ihale gelirinden oluştuğu bakiye 3.981,134 TL'lik kısmının ise diğer gelirlerden elde edildiği, davacının 04/03/2009 tarihinde şirket hisselerini devrettiği anlaşılmıştır. Dava konusu ifadeler bir bütün olarak incelendiğinde; genel olarak davacının milletvekili olduktan sonra ortağı olduğu şirketin çevre ihalelerini alarak gelirlerinde meydana gelen artışın gündeme getirildiği, toplumun ilgisini çeken ve güncel bir konuda, eleştirel değerlendirme yapıldığı, özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, söylemlerin sert eleştiri düzeyinde kaldığı anlaşılmıştır. Gerek Dairemizin gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin istikrar kazanmış uygulamalarında siyasetle uğraşan kişilerin kendilerine yönelik sert, ağır ve hatta incitici eleştirilere de katlanması gerektiği, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğünün sadece "zararsız ve ilgilenmeye değmez olarak görülen bilgi ve fikirler değil aynı zamanda rahatsız eden, şaşırtan ve gücendiren ifadelerinde bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş ve ifade özgürlüğü olmadan "demokratik bir toplum"dan söz edilemeyeceği vurgulanmıştır. “ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne göre siyasetçilere yönelik eleştirinin sınırı özel kişiler için olandan daha geniştir ve bu durum günümüzde yerleşik bir ilke haline gelmiştir.(Örneğin, Brasilier c. France, Req.No.71343/01, 11/04/2006, para.41) ” (İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa -Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Kapsamında Bir İnceleme, Prof.Dr.Sibel İnceoğlu) Davacı ve davalının siyasi kişilik olmaları da dikkate alındığında davacının sert eleştirilere katlanması gerekir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle istemin kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 19/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.