Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının, birleşen davalardan her biri için aleyhe yüklenen vekâlet ücreti nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının, birleşen davalardan her biri için aleyhe yüklenen vekâlet ücreti nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 28/12/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun T. Eğitim Vakfı Haydarpaşa Öğrenci Yurdu kantininde 7/11/2008 tarihinde kantin sorumlusu olarak başladığı iş akdi 20/9/2010 tarihinde feshedilmiştir. Başvurucu 11/10/2010 tarihinde T. Eğitim Vakfı, Müflis Gıda Sanayı Ticaret A.Ş. (Eski unvanı K. Et Hazır Yemek Gıda Üretim ve Dağıtım Sanayi Ticaret Ltd. Şti.) ve N. aleyhine Üsküdar İş Mahkemesinde ( İş Mahkemesi) iş sözleşmesinden kaynaklanan 330 TL talepli alacak davası açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde iş akdinin haksız feshedildiğini, ihbar tazminatının ödenmediğini, çalışma süresinin Sosyal Güvenlik Kurumuna eksik bildirildiğini, dinî bayramlar hariç saat 00-00 arasında çalıştığını, öğle tatili kullandırılmadığını belirterek ihbar ve kıdem tazminatları ile fazla çalışma ve genel tatil ücretine hükmedilmesini istemiştir. Başvurucu, İş Mahkemesinde açılan davaya konu fesih sebebiyle aynı davalılar aleyhine 7/5/2012 tarihinde Üsküdar İş Mahkemesinde ( İş Mahkemesi) bu defa temerrüt ihtarnamesinde belirtilen dört aylık ücret alacağının ödenmeyen kısmı olan 894,88 TL için alacak davası açmıştır. İş Mahkemesi 30/10/2012 tarihli kararıyla, davanın İş Mahkemesindeki dava ile birleştirilmesine, birleşen dosyanın İş Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. İş Mahkemesinde görülmekte olan dava İstanbul Anadolu İş Mahkemesi ( İş Mahkemesi) esasına kaydedilmiş, İş Mahkemesi 19/11/2013 tarihli kararıyla davanın kısmen kabul kısmen reddine karar vermiştir. Temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay Hukuk Dairesi (Daire) 13/10/2014 tarihli kararıyla davanın adi ortaklık sebebiyle zorunlu dava arkadaşı olan T. Otomatik Satış Sistemleri Gıda İşletme Pazarlama Sanayi Dış Ticaret A.Ş.ye dava dilekçesinin gönderilerek taraf teşkilinin sağlanması ve işyeri vekili olan davalılardan N.ye karşı açılan davanın husumet yokluğu sebebiyle reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle İş Mahkemesi kararını bozmuştur. İş Mahkemesi 15/12/2015 tarihinde Daire kararına uyulmak suretiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar vermiştir. Dairenin 27/10/2016 tarihli kararıyla İş Mahkemesi kararının ücret alacağı ve ihbar tazminatı yönünden bozulmasına karar verilmiştir. İş Mahkemesi 16/5/2017 tarihli kararıyla davanın kısmen kabul kısmen reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinde; birleşen İş Mahkemesinde açılan dava yönünden davalı N. adına açılan davanın husumetten reddine, N.nin kendisini vekil ile temsil ettirmesinden dolayı başvurucu aleyhine 980 TL vekâlet ücretine, ücret alacağı talebinden 784 TL'nin kabulüne ve 784 TL başvurucu lehine vekâlet ücretine, reddedilen kısım için başvurucu aleyhine 110 TL vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Asıl dava yönünden ise davanın N. yönünden husumetten reddine, başvurucu aleyhine 980 TL vekâlet ücretine, 059,63 TL kıdem tazminatına, 180,43 TL genel tatil alacağına, 401,93 TL hafta tatili alacağına, 165,69 TL fazla çalışma alacağına, ihbar tazminatı talebinin reddine kabul edilen miktar üzerinden başvurucu lehine 980 TL, reddedilen miktar üzerinden 980 TL başvurucu aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Başvurucu; davaların birleştirilerek tek dava hâline geldiğini, her bir dava yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu da belirterek diğer itirazlarıyla birlikte mahkeme kararını temyiz etmiştir. Temyize konu karar Dairenin 9/11/2017 tarihli kararıyla onanmıştır. Nihai karar 4/12/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu 28/12/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. İlgili Mevzuat 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı bendi şöyledir: “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” 2/1/2017 tarihli ve 29936 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Bir davanın takibi sırasında ..., başka bir davanın bu davayla birleştirilmesi ... durumunda, her dava için ayrı ücrete hükmolunur."B. Yargıtay İçtihadı Yargıtay Hukuk Dairesinin 1/10/2013 tarihli ve E.2013/1505, K.2013/23916 numaralı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...6100 sayılı HMK’nun 297/ maddesi gereğince bir davada istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olup, davaların birleştirilmesi durumunda da, asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız, müstakil davalar olması nedeniyle, hüküm kısmında her bir dava hakkında o davaya ilişkin vekalet ücretleri ve mahkeme masraflarıyla birlikte ayrı ayrı hüküm kurulması zorunludur. Somut olayda, mahkemece asıl ve birleşen davada talep edilen alacak miktarları yönünden, mahkeme masrafları ve vekalet ücretleri ile birlikte ayrı ayrı hüküm kurulmamış olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. ..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 1/2/2018 tarihli ve E.2016/8338, K.2018/690 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun297/ maddesinde; hüküm kısmında isteklerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu düzenlenmiştir. Öte yandan birleşen davalar birlikte görülmekle birlikte ayrı dava olma özelliğini korumaya devam eder. Bu nedenle her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiğinde kuşku yoktur. Ne var ki, somut olayda asıl ve birleşen dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmamış olması (ecrimisil yönünden istenilen dönemler ve taraflar da gözetilmek suretiyle) doğru olmadığı gibi6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 297/ Maddesi gözetilerek her bir dava hakkında harç, yargılama masrafı ve vekalet ücreti bakımından da ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi doğru değildir. ..."