7. Ceza Dairesi 2009/13871 E. , 2012/29815 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : 4389 sayılı Kanuna muhalefet HÜKÜM : Hükümlülüğe, hak yoksunluğuna Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Sanık müdafinin yasal süresinden sonra vaki temyiz isteğinin, 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 317. madd…
**7. Ceza Dairesi 2009/13871 E. , 2012/29815 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : 4389 sayılı Kanuna muhalefet HÜKÜM : Hükümlülüğe, hak yoksunluğuna Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Sanık müdafinin yasal süresinden sonra vaki temyiz isteğinin, 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE, 05.11.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Ankara 2.Ağır Ceza Mahkemesince 08.05.2007 tarihinde sanık müdafinin yüzüne karşı "tefhim ve tebliğden itibaren 7 gün içinde temyiz mercii olan Yargıtay yolu açık olmak üzere" verilen karara karşı sanık müdafinin Ankara 2.Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesine verdiği 15.05.2007 tarihini taşıyan temyiz dilekçesinin bu yer hakimince tarih belirtilmeden "Tevzi Muh.No. 2007/503 şerhiyle havale edilip ilgili büroya gönderildiği, burada nöbet muhabere defterinin 503 sırasına 17.05.2007 tarihli kayıt yapılıp aynı gün acele posta servisiyle Ankara 2.Ağır Ceza Mahkemesine sevk edildiği belirlenmiştir. 1- Sanık müdafiinin Ankara 2.Ağır Ceza mahkemesine gönderilmek üzere İstanbul 8.Ağır Ceza mahkemesine sunduğu temyiz dilekçesi 15.05.2007 tarihini taşımaktadır. İlgili hakim tarafından yapılan havale şerhine tarih konulmamıştır. Bundan sonra nöbet muhabere defterine yapılan kayıt işlemlerinin aynı gün icra edildiğini kesin olarak kanıtlayan kesin bilgi mevcut değildir. Temyiz dilekçesinin 17.05.2007 tarihinde muhabere defterine kaydı aleyhe yorumlanamaz. 2 - 5271 sayılı CMK.nun, 34/2, 231/2 ve 232/6 maddeleri uyarınca, temyiz süresinin ne zaman başlayacağı hususu Ceza Genel Kurulu ve ceza dairelerince "hükümde başvuru süresi başlangıcının belirtilmemesi" yada "yasa yolu bildiriminde bulunulurken yanıltıcı şekilde hem tefhim hemde tebliğden söz edilmesi, hükmü temyiz etme hakkı bulunanlar yönünden" yanıltıcı nitelikte bir eksiklik olarak değerlendirilmekte ve temyiz hakkı bulunanlara (müdafii ve vekiller dahil) yeniden usulüne uygun yasa yolu bildirimi yapılması yoluna gidilmekte, bu tebligat yapılmadan ve tefhime nazaran süreyi geçirdikten sonra temyiz edenlerin temyizi de yanıltılma nedeniyle süresinde kabul edilerek, esastan incelenip, sonuçlandırılmıştır. Ceza Genel Kurulunun 06.07.2010 gün ve 2/148-155, 30.11.2010 tarih ve7/229-240, 09.02.2010 gün ve 6/26-18, 22.12.2009 gün ve l/233-305, 13.02.2007 tarih ve 8-31 sayılı karaları da aynı doğrultuda olup bu uygulama belirli bir istikrar da kazanmış iken Ceza Genel Kurulunun 13.12.2011 gün ve 6/247-261 sayılı kararı ile yukarıda belirtilen uygulama aksine kararlar verilmeye başlanmıştır. Bu tarihe kadar Ceza Genel kurulu ve Ceza Daireleri tarafından anılan biçimde verilen hükümler ülke çapında uygulanır hale gelmiş ve yargıçlar, C.savcıları ve avukatlar açısından bilinir ve uygulanır bir seviyeye ulaşmıştır. Bu nedenle anılan tarihe kadar, yargı kararlarına güvenerek, somut olayda olduğu gibi mahkeme kararında tefhim ve tebliğden itibaren 7 gün içinde temyiz yoluna başvurabileceği bildirilenlerin, tefhimden itibaren 7 günlük süre geçtikten sonra vaki temyizleri süresinde kabul edilerek dosyanın esastan incelenmesi gereklidir. Yargı kararlarına güvenip ona uygun davrananlar hayal kırıklığına uğratılmamalıdır. Aksi takdirde yüksek yargıçlar, mahkemeler yanılabilir, ancak müdafiler, vekiller ve vatandaşlar yanılmaz sonucu doğabilir. Devlet vatandaşlarını yanıltmamalıdır. Hukuk devleti aynı zamanda vatandaşlarına hukuk güvenliği sağlayan devlettir. Yukarıda açıklanan iki nedenden dolayı, sanık müdafiinin temyizinin süresinde kabulü ile dosyanın esastan incelenmesi gerektiği düşüncesini taşıdığından, sayın çoğunluğun temyiz isteğinin yasal süresinden gerçekleştiği gerekçesiyle reddi görüşüne katılmıyorum.