(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/10698 E. , 2008/11447 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.08.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.05.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... Aşıcı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incel
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/10698 E. , 2008/11447 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.08.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.05.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... Aşıcı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Davalılardan 966 parsel maliki davayı kabul etmiş, 950 ve 949 parsel malikleri savunmada bulunmamış, 964 parsel maliki uygun alternatif belirlenmesini istemiştir. Mahkemece, dava kabul edilerek bilirkişi krokisinde kırmızı ve ... ile boyalı taşınmaz bölümlerinden davacının 965 parseli yararına geçit tesis edilmiştir. Hükmü, 964 parsel maliki davalı temyiz etmiştir. Gerçekten, davacının maliki bulunduğu 965 parselin geçit ihtiyacı içerisinde olduğu dosyada toplanan delillerle sabittir. Ne var ki; Türk Medeni Kanunun 747/2. maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Denilebilir ki, geçit istemli davalarda geçit ihtiyacı içerisinde olan taşınmaz malikinin dava konusu üzerinde tam bir tasarruf yetkisi yoktur. Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir. Somut olayda ise; mahkemece bilirkişinin krokide 1 numaralı güzergah olarak işaretlediği kırmızı boyalı yer üzerinden geçit kurulmak suretiyle 964 parsel iki ayrı taşınmaz haline getirilmiş, böylelikle 964 parselin kullanım şekli ve bütünlüğü bozulmuştur. O yüzden, uygun geçit güzergahının 964 parsel bütünlüğü bozulmaksızın veya başka parseller üzerinde aranıp bulunması, bunun sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekir. Değinilen bu husus gözetilmeksizin davanın yazılı olduğu şekilde kabulü bozma nedenidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 13.10.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.