1. Hukuk Dairesi 2011/1503 E. , 2011/2696 K. "" MAHKEMESİ : ADANA 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/05/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, Hazine adına kayıtlı 937 (98) sayılı kadastro parselinin önce Seyhan Belediyesinin 38 nolu imar düzenleme bölgesinde, daha sonra da Adana Büyükşehir Belediyesinin Encümen Kararları ile imar uygulamasına tabi tutulduğunu, Encümün Kararlarının iptali için idare mahkemesinde dava açıldığını ileri sürüp, kadastral parsele isabet…
**1. Hukuk Dairesi 2011/1503 E. , 2011/2696 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ADANA 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/05/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, Hazine adına kayıtlı 937 (98) sayılı kadastro parselinin önce Seyhan Belediyesinin 38 nolu imar düzenleme bölgesinde, daha sonra da Adana Büyükşehir Belediyesinin Encümen Kararları ile imar uygulamasına tabi tutulduğunu, Encümün Kararlarının iptali için idare mahkemesinde dava açıldığını ileri sürüp, kadastral parsele isabet eden kısmının tespiti ile Hazine adına tescili suretiyle eski hale iadesinin sağlanması, olmazsa tazminat istemiştir. Davalılar ve dahili davalı, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, idari işlemin ayakta olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . . raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, imar öncesi geometrik ve mülkiyet durumunun ihyası, olmazsa tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 937 (98) parsel sayılı taşınmazın ihdasen Hazine adına tescil edildiği, taşınmazın gerek Seyhan Belediyesince gerekse sonradan Adana Büyükşehir Belediyesince imara tabi tutulduğu ve oluşan imar parsellerinden Hazineye de tahsis yapıldığı, Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığınca yapılan 28.2.2007 tarih 419, 420 ve 421 sayılı Encümen Kararlarına karşı imar uygulamalarının idari yargı yerinde iptal edildiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, tapu sicillerinin tutulması kamu düzeni ile ilgili olup, bazı prensiplere bağlıdır. Bunlardan ilki tescil, bir diğeri sicilin güvenirliği ve aleniyeti, ötekisi Hazinenin kusursuz sorumluluğu ve sonuncusu ise tescilin geçerli bir hukuki sebebe dayanması, başka bir ifade ile sicilin illetten mücerret bulunmamasıdır. Eğer sicil illetten mücerret ise yani dayanağı hukuki sebep ortadan kalkmış ise tescilin T.M.K.'nun 1025.maddesi hükmü uyarınca yolsuz tescil durumuna düşeceği ve sicilin iptalinin gerekeceği tartışmasızdır. Esasen, davacı çekişme konusu taşınmazda sicilin dayanağının idari yargı yerinde iptal edildiğini ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır.