10. Hukuk Dairesi 2024/7651 E. , 2025/6266 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/704 E., 2024/787 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/96 E., 2023/281 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulü ile birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bö
**10. Hukuk Dairesi 2024/7651 E. , 2025/6266 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/704 E., 2024/787 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/96 E., 2023/281 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulü ile birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında asıl ve birleşen davanın reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalıya ait işyerinde çalışmakta iken 05.03.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle yaralanarak % 18 oranında malul kaldığını, bu maluliyet nedeniyle Zonguldak 2. İş Mahkemesinin 2013/549 Esas sayılı dava dosyası ile maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, bu dosyada verilen kararın Yargıtayca onanarak kesinleştiğini, bu maluliyet nedeniyle müvekkilinin sağ kolunun ampute kaldığını, SS YSK'nın 21.10.2019 tarih, 77/18553 karar sayılı raporu ile maluliyetin düzeltme kaydıyla % 40'a yükseldiğini, müvekkilinin çalışma gücünü kaybederek daimi ve geçici şekilde çalışamaz durumda istirahatli kalarak maddi ve manevi zararlara uğramasına yol açan kazanın davalının kusurundan ve istihdam ettiği diğer şahısların dikkatsiz, tedbirsiz, ihmalkar ve kusurlu davranışlarından meydana geldiğini, müvekkilinin kazaya maruz kalarak bugüne kadar olduğu gibi geleceğe yönelik de maddi zararlara uğradığını ileri sürerek fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 10,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talebinde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada zamanaşımı olduğunu ve davanın mükerrer olarak açıldığını, olay nedeni ile davacının herhangi bir maluliyetinin bulunmadığını, maluliyet tespitinin ilgili mevzuata uygun olmadığını, olayda tespit olunan maluliyet arasında uygun neden-sonuç bağının bulunmadığını, davacının gerekli özeni göstermediğini, zamanında kontrol ve tedavi işlemlerini yaptırmadığını, bu nedenle maluliyetin ortaya çıktığını, dava konusu olayda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kusurun tamamının kaza geçiren davacıda olduğunu, davanın reddine karar verilmesi talebinde bulunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle asıl davanın kabulü ile birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Öncelikle işbu davanın artış değil, YSK'nın "düzeltme" kararı ile maluliyet oranını %40 olarak belirlemesi üzerine düzeltme kararı nedeni ile oluşan bakiye maddi zararların tazmini talebine ilişkin olduğunu belirttiklerini, -İş kazası maluliyet oranı yanlış değerlendirme ile %18 olarak tespit edilmişse de sonrasında düzeltme kararı ile %40 olarak belirlendiğini, bu halde müvekkilinin maluliyetinin en baştan beri %40 olduğunu, ancak Zonguldak 2. İş Mahkemesi 2013/549 Esas sayılı dosyasında maddi zarar %18 maluliyet üzerinden hesaplandığından bu dava ile müvekkilinin maluliyeti en baştan beri %40 olarak kabul edildiğinden, aradaki bakiye zararın tazmininin istendiğini, -Bu sebeple davalının istinaf dilekçesinde iş kazası dosyasında artma kabul edilemeyeceği yönündeki istinaf istemlerinin reddi gerektiğini, -Dosyada alınan kusur raporu ile müvekkiline %20 oranında kusur izafe edildiğini, müvekkiline izafe edilen işbu kusuru kabul etmediklerini, müvekkilinin iş kazasının gerçekleşmesinde hiçbir kusuru bulunmadığını, -Hüküm altına alınan maddi tazminat miktarının düşük olduğunu, dosyada aldırılan 05.09.2023 tarihli hesap raporunun hatalı olduğunu, müvekkilinin ücretinin eksik hesaplandığını, müvekkilinin maddi zararının çok daha fazla olması gerektiğini, kusur oranına yaptıkları itirazları tekrarla kusur oranı hesap raporunda hatalı uygulandığını, asgari ücret değişikliğinin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, -Zonguldak 3. İş Mahkemesi 2023/51 Esas, 2023/159 Karar sayılı dosyasındaki ek davanın reddine dair verilen kararın hatalı olduğunu, -Zonguldak 3. İş Mahkemesinin 2023/51 Esas, 2023/159 Karar sayılı ek dava dosyasında reddedilen ek dava miktarı yönünden davalı ... lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, -Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Madde 13-(4) "Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur" şeklinde olduğunu, -Ek davanın, ana davadan bağımsız ayrı bir dava olduğunu, yani bu maddeye göre ek davada maddi tazminat isteminin tamamının reddedildiğinden davalı lehine 17.900 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Dava iş kazası sonucu meydana gelen iş göremezlik oranı nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğunu, -İş kazası dosyalarında artma kabul edilemeyeceğini, davanın reddi gerekirken aksi yönde kabulünün Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, Mahkemenin kararının aksi yönde ise de dosyada aldırılan hesap raporunun hatalı olduğunu, -Zonguldak 2.İş Mahkemesinin 2013/549 Esas sayılı dosyasında davacının 05.03.2013 tarihinde kaza sonucu oluşan %18 maluliyeti için 62.315,00 TL maddi tazminata hükmedildiğini, davacı vekilinin aynı kaza nedeniyle davacının maluliyetinin %40 a yükseldiğini iddia ettiğini, ekte sundukları Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 2016/16656 Esas ve 2017/944 Karar sayılı ilamında ‘fark maluliyet nedeniyle açılan eldeki davanın kesin hüküm nedeniyle reddi’ gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulduğunu, iş bu dava da; 05.03.2013 tarihli iş kazası nedeniyle oluşan %18 maluliyetin %40 a çıktığı gerekçesiyle maddi tazminat talebini içerdiğini, öncelikle davanın kesin hüküm nedeniyle reddini talep ettiklerini, mahkemenin aksi kanaatte ise de -Hesap raporunda %40 maluliyete göre rapor alınması ve 2013 yılı esaslı dava dosyasında ödenen 62.315,00 TL'nin maddi zarardan düşülmesinin hatalı olduğunu, hakkaniyete aykırı yapılan hesaplama vekileden kurumun fazla ödeme yapmasına ve mağduriyetine yol açacağını, davanın reddi talebinin kabul görmediği takdirde %22 fark maluliyete göre hesap aldırılması gerekirken %40 maluliyete göre güncel verilere göre rapor aldırılıp, 2013 esaslı dava dosyasında yapılan ödemenin düşülmesi vekileden kurumun aleyhine sonuç doğurduğunu, kaldırma kararında yeniden hesap raporu aldırılması gerekçesiyle hükmün kaldırılmadığını, buna rağmen Mahkemece hesap raporunun aldırıldığını ve vekileden kurum aleyhine 3.109.116,78 TL'ye hükmedildiğini, -Dosyada aldırılan kusur raporunun farazi verilere dayandığını, tekli bilirkişiden rapor aldırıldığını ve yeniden kusur raporu aldırılması yönündeki itirazlarına Mahkemece itibar edilmediğini, -Maddi tazminattan BK 52 gereğince hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, davacının da iş kazasının oluşumunda kusuru olduğunu, -Tazminatın amacının, uğranılan zararın olabildiğince gerçeğe ve hukuki yapıya uygun biçimde giderilmesi olduğunu, ancak tazminat ediminin, belli koşulların gerçekleşmesi halinde, zarar göreni mahvedecek boyuta ulaşmaması, yaşamı için zorunlu vasıtalarından yoksun bırakılmamasının arzulandığını, -Doktrinde ise zarar miktarının olağanüstü ölçüde büyük olması halinde 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 43. maddesinde (TBK.m.51) yer alan somut olayın özellikleri gereğince hakimin indirime gidebileceği savunulduğunu, bu duruma örnek olarak, ölen kimsenin çok yüksek gelire sahip olması ve bu nedenle de gelir kaybının ve destekten yoksun kalma tazminatının çok yüksek olması gösterildiğini, İsviçre Federal Mahkemesinin de zararın önce-den öngörülemeyen olağanüstü boyutlarda olması halinde, bunun bir indirim sebebi teşkil edebileceği yönünde kararları bulunduğunu, zarar miktarının önceden öngörülemeyecek şekilde olağanüstü ölçüde büyük olması halinde Türk Borçlar Kanunu’nun 51. maddesinde (818 s. Borçlar Kanunu m.43) yer alan somut olayın özellikleri kriteri uyarınca hakimin halen daha bir indirime gitmesinin mümkün olması gerektiğini, bunun için Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesinin ikinci fıkrasında (818 s. Borçlar Kanunu m.44/f.2) öngörülen şartların gerçekleşmesine ve özellikle söz konusu tazminatın ödenmesinin tazminat yükümlüsünü yoksulluğa düşürecek olmasına da gerek bulunmadığını, -Maddi zararın fazlalığı ve kurumlarının darboğazda bulunduğu için ücretlerini ödemekte güçlük çektiği gibi hususlar göz önüne alınarak BK.51 ve 52. maddeleri gereğince hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, -Kurumlarının ekonomik ve sosyal durumları zararın niteliği ve derecesi müvekkili idarenin içinde bulunduğu mali sıkıntı ve olayın meydana geliş biçimi nazara alındığında ve nefaset kaideleri ve zararın geleceğe yönelik varsayımlara dayalı hesaplanması, gerçekleşmesi muhtemel zararın bu gün peşin olarak ödeneceği hususları gözetildiğinde de BK 52 fıkra 2'ye göre hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, -BK 52 fıkra 2:Zarara hafifi kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet gerektirirse hakim tazminatı indirebilir, -Zarardan, tüm peşin sermaye değeri düşülmediği takdirde sigortalı veya hak sahipleri aynı zarar için hem işverenden tazminatın tümünü almak hem de kurumdan gelir almak yoluyla, mükerrer yararlanma durumuna geleceğini, -Maddi zarar sigortalının zararlandırıcı sigorta olayından önce ve sonraki durumu arasında oluşan farktan ibaret olduğunu, maddi zararın saptanmasında hüküm gününün dayanak alınması ve hüküm günündeki duruma göre zarar tutarının hesaplanması gerektiğini, zarar tazminatın tavan noktası olduğunu, hüküm altına alınacak tazminat zararı aşamayacağını, zarara neden olan olay nedeniyle olaydan zarar gören sigortalı ya da ölüm halinde hak sahipleri bir fayda da sağlamışsa zararı doğuran olayla bağlantılı faydaların zarardan indirimi gerektiğini, buna zararın denkleştirilmesi denildiğini, aksi halde zararlandırıcı olay zarar gören tarafı zenginleştirdiğini, -İş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan zararın giderilmesi istemine ilişkin olarak açılan tazminat davaları nitelikçe sigortaca karşılanmayan zararın giderilmesi istemini amaçladığını, -Dolayısıyla zarar hesabının, Sosyal Güvenlik Kurumunca bağlanan gelirin hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan artışlar nazara alınarak hesaplanan tüm peşin sermaye değeri düşülmek suretiyle yapılması gerektiğinin kabulü gerektiğini, aksi takdirde zarardan, bağlanan gelirin hüküm tarihine en yakın tarihteki artışlar nazara alınarak hesaplanan peşin sermaye değeri düşülmediği takdirde sigortalı veya hak sahipleri aynı zarar için hem işverenden tazminatın tümünü almak hem de kurumdan gelir almak yoluyla mükerrer yararlanma durumuna geleceğini, işte buna engel olmak için hüküm tarihine en yakın tarihteki artışlar gözetilerek hesaplanan peşin sermaye değerinin düşülmesinin zorunlu olduğunu, -Öte yandan Sosyal Güvenlik Kurumunun işverene yalnızca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin kusuru oranında rücu edebilmesi, davacı zararının hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre hesaplanan en son peşin sermaye değeri miktarı kadar karşılandığı gerçeğini değiştirmeyeceğini, -Zarardan tüm peşin sermaye değerinin düşülmemesi davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, olayda işverenin kusuru bulunmaması halinde SGK tarafından rücu edilemeyeceğinden zarardan peşin sermaye değeri hiç düşülmemekte, davacı maluliyeti nedeniyle hem SGK'dan aylık ya da iş göremezlik ödemesi almakta hem de işverenden zararının tamamını tahsil ettiğini, bu durum tazminat kavramının sigortaca karşılanmayan zararın giderilmesi amacına aykırılık oluşturduğunu, işverenin olayda kusurlu bulunmaması ya da az kusurlu bulunması aleyhine sonuç doğurduğunu, bu da adalet anlayışına ters olduğunu, -Yukarıda belirttikleri üzere hesaplanan maddi zarardan sigortalıya bağlanan tüm peşin sermaye değeri ve ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin tümünün düşülerek hüküm kurulması gerekirken; ilk peşin sermaye değerine ve geçici iş göremezlik ödeneğine kusur uygulanarak, zarardan kusursuz miktarın düşümü suretiyle yapılan hesabın yanlış ve bozmayı gerektirdiğini, -Pasif dönem için zarar hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, -Bilirkişinin davacının 60 yaşından sonraki pasif dönem (çalışma yaşının bittiği dönem) için hesap yapmasının hatalı ve yanlış olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.09.2006 tarih ve 2006/ 10-627 E., 2006/ 599 K.sayılı Kararında; “ Zira, çalışma gücünün yitirilmesinden kaynaklanan zararın hesabı çalışma yaşamı süresiyle sınırlı olarak yapılabilecektir. Kazanç kayıplarının belirlenmesinde, işçinin aktif olduğu iş görebilme dönemi dikkate alınır. Kişinin daha fazla efor sarf ederek çalışma yaşamını sürdürebildiği ve bu çalışmasına dayalı olarak pasif yaşam dönemini güvence altına alabildiği durumlarda, kişinin pasif yaşam süresi için bir kazanç kaybından ve kazanma gücü kaybına dayalı zararından da söz edilmesi mümkün olmayacaktır” görüşüne yer verilerek yerel mahkeme kararının bu sebeple bozulduğunu, -Ayrıca, davacıya ömür boyu ödenmek üzere maluliyet gelirinin bağlandığını, davacının, çalışma dönemi bitince hem yaşlılık geliri hem de maluliyet gelirini (bu gelir tespit tarihinden itibaren ödenmektedir) iki ayrı dosyadan, iki ayrı hesaptan, iki ayrı hesap cüzdanıyla ömür boyu alacağını, -Sigortalının 50-60 yaş arası dönemde yılın tamamını çalışarak geçireceği varsayımına göre hesap yapılmasının hatalı olduğunu, -Davacının 50- 60 yaş arası yılın tamamını düzenli olarak asgari ücretli işte çalışarak geçireceği varsayımı ülke gerçeklerine uygun olmadığını, genç nüfusun yoğunluğu ve işsizlik oranının her yıl azalmayıp, hızla arttığı bir ortamda 50-60 yaşındaki kişinin düzenli, sabit bir işte ücretli olarak çalışabileceğinin kabulü ve bu dönem için bu şekilde hesap yapılmasının hatalı olduğunu, biz bu konudaki itirazlarını yazılı olarak Mahkemeye sunduklarını, Mahkemece bu döneminde hesaptan çıkarılıp ona göre hüküm tesisi yoluna gitmesi gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; taraflar arasında daha önce sonuçlanan Zonguldak 2. İş Mahkemesinin 05.05.2016 tarih, 2013/549 Esas ve 2016/666 Karar sayılı ilamı ile davacının 05.03.2013 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazasından dolayı sürekli iş göremezliği nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasının yargılamasının yapıldığı, söz konusu davada, davacının sürekli iş göremezlik oranının Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi raporu ile %18 olarak tespit edildiği ve kontrol muayenesinin gerekmediğinin belirtildiği, Mahkemece %18 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden maddi tazminat isteminin kabulüne manevi tazminat isteminin reddine karar verildiği, söz konusu kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 20.03.2017 tarih, 2017/14176 Esas ve 2017/2135 Karar sayılı ilamı ile tarafların temyiz itirazları reddedilerek kararın onanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça %40 sürekli iş göremezlik oranına dayanılarak maddi tazminat istemli belirsiz alacak davası açılmış ise de Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından düzenlenen 03.07.2014 tarihli Sağlık Kurulu Kararında davacının 05.03.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik derecesinin %18 ve kontrol muayenesinin gerekmediğinin belirlendiği, anılan oran üzerinden yargılama yapılarak hüküm verildiği, verilen kararın taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 2016/14176-2017/2135 E.K.sayılı kararı ile onanmasına karar verildiği, Yargıtayca İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasından sonra davacının Yüksek Sağlık Kuruluna başvurusu üzerine Yüksek Sağlık Kurulu tarafından 21.10.2019 tarihli karar ile davacının 05.03.2013 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeni ile sürekli iş göremezlik oranının düzeltme kaydı ile %40 olarak tespit edildiği, davacının sürekli iş göremezlik oranında değişen ve gelişen bir durum olduğu ispat edilmediğinden ispatlanamayan asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Davalının istinaf başvusu yerindedir. Birleşen dava dosyası yönünden ise ...Somut uyuşmazlıkta; asıl dava belirsiz alacak davası türünde açılmış olup, ilk karar istinaf incelemesi için sıra beklemekte iken davacı vekili tarafından 03.03.2023 tarihinde maddi tazminat alacağı için 1.000.000,00 TL bedelli ek dava açılmış, ilk karar Dairemizce istinaf incelemesi yapılıp karar kaldırıldıktan sonra ek davanın asıl dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir.Mahkemece belirsiz alacak davasında alacağın tamamının dava konusu yapıldığı ve belirsiz alacak davasına konu edilen alacaklar bakımından ek dava açılamayacağı dikkate alınarak birleşen ek davanın derdestlik dava şartı sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken asıl davada yapılan bedel arttırım dikkate alınarak birleşen davanın esastan reddedilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kamu düzeni nedeniyle kabülüne karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle ve sürekli iş göremezlik oranının değiştiğini kesinleşen dava dosyasında esas alınan sürekli iş göremezlik oranının farklı olduğu, her iki hükmün birbiri yönünden kesin hüküm teşkil etmeyeceğini beyanla Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370.maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.