3. Ceza Dairesi 2022/35211 E. , 2024/4217 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1067 E., 2022/657 K. SUÇ :Silahlı terör örgütüne üye olma, Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme, Terör örgütü propagandası yapmak. HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında terör örgütü propagandası yapma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sa…
**3. Ceza Dairesi 2022/35211 E. , 2024/4217 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1067 E., 2022/657 K. SUÇ :Silahlı terör örgütüne üye olma, Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme, Terör örgütü propagandası yapmak. HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında terör örgütü propagandası yapma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, hükmün temyizinin mümkün olmadığı aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak itiraz incelemesi yapılmak üzere İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi gerektiği belirlenerek; İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: IV. GEREKÇE A. Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden sanık müdafinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi karar başlıklarında suç tarihinin "15.07.2018" yerine "2018" olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiştir. Yapılan UYAP sorgulamasında, sanık hakkında terörizmin finansmanın önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet suçundan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/15 Esasına kayıtlı dosyasının olduğu, ilk yargılamadaki iş bu dosyada sanığın 15.07.2018 tarihinde kadar olan örgütsel faaliyetlerine iddianamede yer verildiği, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/15 Esasına kayıtlı dosyasında ise 15.07.2018 önceki ve sonraki eylemlerine yer verildiği anlaşılmakla, dosyaların getirtilip incelenerek dosyaların iddianame tarihi en eski olan mahkemede birleştirilmesi ile aynı eylem ve faaliyetlerden dava açılıp açılmadığı ve hukuki kesinti oluşup oluşmadığı da tespit edilip tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. B. Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme suçu yönünden sanık müdafinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280). Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 inci maddesinin 7 inci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Bu açıklamalar ışığında temyiz istemi değerlendirildiğinde; Sanık ...'ın dosya kapsamına göre ... kod adlı örgüt mensubunun sözde anmasında gösterilmesi için hazırlanacak olan videonun hazırlanmasına aracılık etmekten ibaret eyleminin tek başına silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme oluşturmayacağı, bu nedenle CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar vermek gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. C. Sanık ... hakkında terör örgütü propagandası yapma suçu yönünden sanık müdafinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; Sanığın 15.07.2018 tarihinde, İstanbul İli Sancaktepe İlçesi Halkların Demokratik Partisinin binasının içinde PKK/KCK terör örgütünün mensuplarını ve örgütün faaliyetlerini övücü pankart ve malzemelerini ilçe binasında bulundurmaktan ve dış giriş kapısı önünde ... ve ...'a ait tahta üzerinde sprey boya ile yapılmış resimlerinin asıldığı somut olayda; Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 09.02.2016 tarih ve 2015/7466 Esas 2016/1025 sayılı Kararında açıklandığı üzere; olay tarihi ve yeri, sanığın muhatap kitle üzerindeki etkisi, gözetildiğinde, asıldığı iddia edilen posterin terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini öven, meşru gösteren ya da bu yöntemlere başvurulmasını teşvik eden bir muhteva içermediğinin anlaşılması, asıldığı iddia edilen pankartın ele geçirilmemiş olması, pankartı sanığın astığının tespit edilememesi, bina içerisindeki malzemeleri sanık tarafından temin edildiğinin somut verilerle ispatlanmamış olması karşısında; sanığın beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan hüküm yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 12.05.2022 tarihli ve 2021/1067 Esas, 2022/657 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.03.2024 tarihinde karar verildi.