Başvuru, işveren ile arasındaki güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle iş sözleşmesinin feshedilmesi üzerine açılan işe iade davasında davanın sonucuna etkili iddianın kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; işveren ile arasındaki güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle iş sözleşmesinin feshedilmesi üzerine açılan işe iade davasında davanın sonucuna etkili iddianın kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 21/12/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: 4/12/1981 doğumlu başvurucu, 2/4/2013 tarihinden itibaren Borsa İstanbul A.Ş. (Şirket) nezdinde sözleşmeli bir şekilde uzman yardımcısı olarak çalışmaya başlamıştır. En son iş analisti uzman yardımcısı konumunda çalışırken 18/7/2016 tarihinde iş sözleşmesi feshedilmiştir. Başvurucu, feshin geçersizliğinin tespitine ve işe iadesine karar verilmesi talebiyle 21/7/2016 tarihinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde, feshin gerekçesinin açıklanmadığını ifade etmiştir. Çalışma süresi boyunca herhangi bir şekilde bildirim yapılmadığı gibi savunması da alınmadığını belirtmiştir. Dava konusu feshinhaksız, belirsiz, gerekçesiz ve usule aykırı olduğunu ileri sürmüştür. İstanbul İş Mahkemesi (Mahkeme) 8/12/2016 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararda, başvurucunun iş akdinin Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile iltisaklı olduğunun değerlendirilmesi neticesinde feshedildiği ifade edilmiştir. Fesih nedenine göre başvurucunun 1/9/2016 tarihli ve 29818 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 673 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (673 sayılı KHK) maddesi uyarınca işe geri alınma yönünde talepte bulunamayacağı belirtilmiştir. Başvurucu, karara karşı 21/12/2016 tarihinde istinaf yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde, olağanüstü hâle dayanılarak çıkarılan kararnamelerin fesih tarihinden sonra olması nedeniyle fesih işleminde bu kararname hükümlerinin uygulanamayacağını belirtmiştir. Dava konusu uyuşmazlığın çözümünde, fesih işleminin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan olağan hukuk kuralları uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür. Şirketin iş akdinin feshine ilişkin şekil şartlarının hiçbirine uymadığı gibi belirttiği fesih sebeplerinin de doğru olmadığını ifade etmiştir. Terör örgütü ile herhangi bir bağlantısı bulunmamasına rağmen haksız ve masumiyet karinesini ihlal edecek şekilde sözleşmesinin feshedildiğinden Mahkemece bu konuda araştırma yapılmaksızın karar verildiğinden yakınmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 16/11/2017 tarihinde istinaf başvurusunu kabul ederek Mahkeme kararını kaldırmış ve davayı kabul etmiştir. Kararda, başvurucunun FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğuna dair delil bulunmadığı ifade edilmiştir. Davalı Şirket tarafından süresinde karara karşı temyiz yoluna başvurulmuştur. Yargıtay Hukuk Dairesi (Yargıtay) 22/10/2018 tarihinde temyiz talebini kabul ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuş ve davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"Dosya içeriğine göre; davacının iş sözleşmesi 2016 tarihinde 'hizmetlerine ihtiyaç duyulmaması' gerekçesiyle feshedilmiştir. Ancak davalı vekili cevap dilekçesindeki açıklamalarında; FETÖ/PDY terör örgütüne üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilmek (kanaat olarak) suretiyle davacının iş akdinin feshedildiği belirtmiş olup, temyiz aşamasında Dairemiz’in 2018 tarih, 2018/944 Esas /- 2018/4634 Karar/ sayılı ilamı sonrası gelen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından düzenlenen 2018 tarih, 2017/ 119100 soruşturma dosyasında 'S.Ç.nin şüpheli sıfatıyla yer aldığı, soruşturmanın derdest olduğu' belirtilmiştir. Bu halde; davalı savunmasına göre davacının FETÖ/PDY ile ilgi, iltisak ya da irtibatı bulunduğu konusunda davalı işveren açısından şüphe feshini gerektirir yeterli delil olduğu, terör örgütü ile irtibat veya iltisakı bulunduğuna dair şüphe bulunan bir işçiyi çalıştırmaya devam etmenin, davalı işverenden beklenemeyeceği feshin, şüphe feshinin şartlarını taşıdığı ve geçerli nedene dayandığı anlaşıldığından davanın reddi gerekirken kabulü hatalıdır." Nihai karar, başvurucuya 7/12/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, karara karşı 21/12/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu hakkında 2017 yılında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin soruşturma başlatılmıştır. Söz konusu soruşturmaya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 7/3/2019 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararda, başvurucunun Bank Asyada belirli bir dönem hesabı bulunsa da 31/12/2013-24/12/2014 tarihleri arasında para artışı ya da yeni bir hesap açtırmadığı ifade edilmiştir. Başvurucu hakkında 15/7/2016 tarihinden sonra herhangi bir işlem yapılmadığı, FETÖ/PDY kapsamında değerlendirilen dernek ve sendikalarda kaydının bulunmadığı belirtilmiştir. ByLock kaydının da bulunmaması karşısında başvurucunun FETÖ/PDY'yle organik bağı bulunduğuna dair kamu davası açmaya yeterli delil bulunmadığı ve Bank Asyada bulunan hesaplarında örgüt liderinin talimatıyla gerçekleştiğini gösterecek herhangi bir hareketin bulunmadığı söylenmiştir. Karara karşı Şirket tarafından yapılan itiraz İstanbul Sulh Ceza Hakimliğinin 19/7/2019 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir. A. Mevzuat Hükümleri İlgili mevzuat için bakınız Berrin Baran Eker [GK], B. No: 2018/23568, 2/7/2020, §§ 20-B. Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/11/2018 tarihli ve E.2015/22-2715, K.2018/1720 sayılı kararı şöyledir:"... şüphe feshinin söz konusu olabilmesi için iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güveni yıkmaya elverişli, objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphe mevcut olması ve ayrıca olayın aydınlatılması için işverenin kendisinden beklenebilecek bütün çabaları göstermesine karşın eylemin gerçekleştiğinin kanıtlanamaması gerektiğinden, somut uyuşmazlıkta davacının sabit olan, doğruluk ve bağlılığa uymayan nitelikteki eyleminin şüphe feshi teşkil etmediği de açıktır. ..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 3/10/2018 tarihli ve E.2018/10430, K.2018/20956 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde değerlendirme yapılacak olursa, somut olayda davacının iş sözleşmesinin feshi ile ilgili yasal dayanakların 4857 sayılı İş Kanunu ile birlikte Bakanlar Kurulu kararı ile ülke genelinde ilan edilen Olağanüstü Hal kapsamında çıkartılan kanun hükmünde kararnameler olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Söz konusu kararnamelerin iş sözleşmesi ile çalışan işçilere yönelik hükümleri incelendiğinde, gerek 667 sayılı KHK’nin maddesi gerekse 673 sayılı KHK’nin maddesinde bu kanun hükmünde kararnameler kapsamında iş sözleşmesi feshedilen işçilerin bir daha yeniden doğrudan veya dolaylı olarak eski işinde veya benzer işlerde görevlendirilemeyecekleri, bunların işe iadesinin mümkün olmadığı şeklinde emredici nitelikte düzenlemelerin yer aldığı görülecektir. Bu yasal düzenlemelerin nitelik itibariyle, kamu düzenine ilişkin ve açıkça emredici nitelikte olduğu değerlendirildiğinde, açılacak davalarda taraflarca hazırlama ilkesine üstünlük tanınamayacağı göz önüne alınmalıdır. Bu itibarla, ilgili kanun hükmünde kararnameler kapsamındaki fesihlere ilişkin olarak açılan işe iade davalarında, taraflarca hazırlama ilkesi yerine istisnai nitelikteki kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulanması gerekmektedir.Buna göre görülmekte olan davada, sözleşmenin feshine dayanak bilgi ve belgelerin mahkemece resen araştırılması gerekmekte ise de, dosyada sadece Erzurum Cumhuriyet Baş Savcılığına davacı hakkında soruşturma veya kovuşturma olup olmadığı yönünde yazılan yazı cevabi ile yetinildiği, bu yönde başkaca bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davacının iş sözleşmesinin feshine dayanak objektif değerlendirmelerin neler olduğu, hangi bilgi ve belgelerin feshe gerekçe yapıldığı davalı bankadan sorularak; bunun yanında resen araştırma ilkesi kapsamında davacı hakkında mevcut ise adli ya da idari soruşturma evrakları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın Terörle Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve İstihbarat ile ilgili birimlerinden ve Bilgi Teknolojileri Kurumu’ndan getirtilmeli, varsa davacı ile ilgili bilgi ve belgeler ile yine Bank Asya nezdinde açılmış mevduat hesapları, hesap hareketleri ve bankacılığa ilişkin işlemler olup olmadığı sorulmalı, tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeyle yazılı gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davacının davasının kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 26/11/2018 tarihli ve E.2018/11097, K.2018/25472 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Taraf iradesine öncelik verilmesi sadece davanın açılmasında değil, yargılama sırasında taraflara ait bir çok usul işleminde de kendisini gösterir...Yani, yargılamada esas olan, dava malzemelerinin taraflarca toplanması ve mahkemeye sunulması olarak tanımlayabileceğimiz 'taraflarca hazırlama (getirilme) ilkesi' dir. Bu ilkenin geçerli olduğu davalarda, dava malzemelerinin mahkemeye tam olarak getirilmemesinin sorumluluğunu taraflar üstlenmiş olup; hakim, kural olarak tarafların ileri sürmediği vakıaları ve belirli bir delili kendiliğinden araştıramaz ve taraflara hatırlatamaz. Diğer yandan, kamu düzenini ilgilendiren davalarda, irade serbestisinin ve taraf iradesine tanınan üstünlüğün bir sonucu olan 'taraflarca hazırlama ilkesi' yerine, kendiliğinden (resen) araştırma ilkesinin uygulanması esastır. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda; hâkim, davanın ispatı için gereken bütün delillere kendiliğinden başvurur; taraflar da yargılama bitinceye kadar delil gösterebilirler. Bu davalarda bir bakıma, dava ile ilgili olguların hazırlanmasında, tarafların yanında, hakimin de görevli olması söz konusudur.Bu açıklamalar karşısında kamu ya da özel hukuk tüzel kişiliği de olsa işçinin terör örgütleri ile irtibatının bulunması halinde bu durumun hem kamu güvenliğini hem de özel güvenliği tehdit edeceği açıktır. Bu nedenle davalı tarafın cevap dilekçesi ile davacının iş akdinin .../... bağlantısı bulunduğuna dair kuvvetli şüphe duyulması sebebi ile feshedildiğini belirttiği görülmekle; eldeki davada taraflarca hazırlama ilkesi yerine istisnai nitelikteki kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulanması gerekmektedir."