Başvuru, 1968 yılında yapılan kadastro çalışması ile 221 sayılı Kanun gereği Hazine adına tescil edilen ortak murislerine ait taşınmaz için 2007 yılında açtıkları tazminat davası reddedilen başvurucuların, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiaları hakkındadır.
Başvuru, 1968 yılında yapılan kadastro çalışması ile 221 sayılı Kanun gereği Hazine adına tescil edilen ortak murislerine ait taşınmaz için 2007 yılında açtıkları tazminat davası reddedilen başvurucuların, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiaları hakkındadır. Başvuru, 5/3/2013 tarihinde İstanbul İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 20/12/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 19/9/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvurunun bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının görüş yazısı, 17/11/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş, başvurucu vekili Adalet Bakanlığının cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içinde 1/12/2014 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucuların ortak murislerinin (anneleri) 1/3 hissesine sahip bulunduğu İstanbul İli Beyoğlu İlçesi Şişli Mahallesi 1795 yevmiye, 250 cilt, 2 sırada kayıtlı taşınmaz, 5/1/1961 tarihli ve 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun’a dayanılarak 1968 yılında yapılan kadastro işlemi ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adına kaydedilmiştir. Başvurucuların ortak murisi, 1968 yılında, İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı aleyhine müdahalenin men’i davası açmıştır. İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi 4/6/1970 tarihli ve E.1968/427, K.1970/379 sayılı kararıyla davayı kabul etmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 25/12/1970 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur. Bozma kararı sonrasında İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi, 29/6/1971 tarihli ve E.1971/438 K.1971/538 sayılı kararıyla 221 sayılı Kanun şümulüne giren taşınmazın aynına ilişkin dava açma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Temyiz edilen kararı inceleyen Yargıtay Hukuk Dairesi, 15/11/1971 tarihli ve E.1971/9059, K.1971/7140 sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararını onamıştır. Başvurucuların men-i müdahale davasına konu ettikleri taşınmazın da yer aldığı 16 adet taşınmaz bir araya getirilerek oluşturulan 315 pafta, 2086 ada, 1 parsel olarak tapuya kaydedilen taşınmaz için Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 26/7/1971 tarihinde kıymet takdir komisyonunca takdir edilen bedel İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına ödenerek söz konusu taşınmaz kamulaştırılmıştır. Başvurucular, 5/10/2007 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) murislerine ait taşınmaza hiçbir bedel ödenmeden kamulaştırmasız el atıldığı iddiasıyla tazminat davası açmışlardır. Başvurucuların iddialarına karşı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı dava konusu taşınmazın 1946, 1966, 1982 ve 2009 hava fotoğraflarında anıt olarak tespit edildiği, Hürriyet-i Ebediye anıtının yapımına 1909 yılında karar verildiği ve 1911 yılında yapıldığı, söz konusu taşınmazın mülkiyetinin 1956 yılından önce Belediyeye geçtiği, daha sonra bir kısmının Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırıldığı ve 221 sayılı Kanuna göre 2 yıllık dava açma süresinin fazlasıyla geçtiği belirtilmiştir. Davanın devamı sırasında 221 sayılı Kanun’un maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “tazminat” kelimesi Anayasa Mahkemesinin 17/1/2008 tarihli ve E.2004/25, K.2008/42 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonrasında başvurucular, 28/9/2009 tarihli dilekçeleriyle taleplerini 000 TL’ye ıslah ettiklerini ve taşınmazın bedeli yerine tazminat istediklerini bildirmişlerdir. Mahkeme 26/5/2011 tarihli ve 2007/315, K.2011/218 sayılı kararıyla iki yıllık dava açma süresinin fazlasıyla geçirildiği ve davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Başvurucuların temyiz talebini inceleyen Yargıtay Hukuk Dairesi 5/6/2012 tarihli ve E.2012/1764, K.2012/11909 sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararını aynı gerekçe ile onamıştır. Karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 24/12/2012 tarihli ve E.2012/24289, K.2012/28015 sayılı kararıyla reddedilmiş ve karar aynı tarihte kesinleşmiştir. Kesinleşen karar başvurucuya 6/2/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 5/3/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk 221 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, kamulaştırma işlerine dayanmaksızın, kamulaştırma kanunlarının gözönünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkuller ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır.” 221 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“Birinci maddede yazılı gayrimenkuller tapuda kayıtlı ise, kayıt sahipleri veya mirascıları ancak fiili tahsis tarihindeki rayiç üzerinden gayrimenkul bedelini istiyebilirler. Tapuda kayıtlı olmayan gayrimenkuller hakkında fiili tahsis tarihinden itibaren on sene geçmemiş ise o tarihte zilyedlikle iktisap şartları tahakkuk eden zilyedleri veya mirasçıları birinci fıkra hükmünden faydalanabilirler. Herhalde gayrimenkule müdahalenin men'i (İptal ibare: Anayasa Mah.nin 17/01/2008 tarihli ve E. 2004/25, K. 2008/42 sayılı Kararı ile.) * davası dinlenmez.” 221 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“Gayrimenkulün bedelini dava hakkı bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene sonra düşer.” 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”