TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 20... KARAR NO : 20... BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALILAR : VEKİLİ : DAVA : Alacak (Ortak ile diğer ortak ve şirket arasında) DAVA TARİHİ : 30/05/2024 KARAR TARİHİ : 21/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2026 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacının iddiaları: Davacı tar…
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 20.... Esas - 20.... T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 20... KARAR NO : 20... BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALILAR : VEKİLİ : DAVA : Alacak (Ortak ile diğer ortak ve şirket arasında) DAVA TARİHİ : 30/05/2024 KARAR TARİHİ : 21/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2026 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacının iddiaları: Davacı taraf davalı şirketin %90 hissesine sahip olduğunu, %10 hisse sahibi diğer ortak davalı ....'ın aynı zamanda tek müdür olduğunu, müdür ....'ın şirketin ihtiyacı olduğundan bahisle davacıdan sürekli para istediğini, şirkettin hesaplarının blokeli olduğu inancıyla davacının değişik tarihlerde çok kez yurt dışından .....'ın ya da eşi ...'nin hesabına paralar gönderdiğini, ayrıca davalı şirketin .... Şti'ne olan borcunun da yine davacı tarafından ödendiğini, şirkete ait araçların bakım bedelleri olarak davacının şirket müdürü olan ....'a 3.300 Euro daha para verdiğini, davacının yurt dışından gönderdiği yabancı plakalı araçların iki yıl kullanıldıktan sonra tekrar davacıya gönderildiğinde araçların kötü kullanımdan kaynaklı değer kaybının bulunduğunu ve bu suretle de davacının zarara uğradığını, davalılara yaptığı bu ödemelerin iade edilmediğini ve sebep olunan zararının karşılanmadığını belirterek davacı tarafından yapılan ödemelerin ve davacının zararının tespiti ile şimdilik 500 TL alacağın ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili; Şirketin hesapları üzerinde bloke olması sebebiyle davacı tarafından farklı hesaplara paralar gönderildiğini kabul etmiş, bu paraların pandemi sürecinde şirket için kullanıldığını belirtmiş, şirketin işlerinde kullanılan iki aracın iki yıl içerisinde meydana gelen değer kaybının normal kullanımdan kaynaklandığını savunmuş ve davanın reddini istemiştir. Davacının aynı dava dilekçesi ile hem şirkete karşı ortaklıktan çıkma talepli dava hem de davalıların her ikisine karşı alacak talepli dava açmıştır. Bu davaların birbirinden bağımsız davalar olması itibariyle davacı tarafından davalı şirket aleyhinde açılan şirket ortaklığından çıkma davası bu dosyadan tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmiştir. Eldeki davanın konusu alacak talebine ilişkindir. Davacı vekili 21/01/2026 tarihinde feragat dilekçesi sunmuş, taraflar arasında anlaşma sağlandığını, davalı taraftan vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığını belirtmiştir. Davalılar vekili de 21/01/2026 tarihli dilekçesi ile taraflar arasında anlaşma sağlandığını belirtmiş ve vekalet ücreti ile yargılama gideri talebinin bulunmadığını bildirmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 313 ve devamı maddeleri uyarınca; sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir. Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir. Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. Ancak irade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptali istenebilir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraf vekillerinin beyanları ve yukarıda anılan HMK hükümleri kapsamında, davacı ve davalının sulh oldukları, sulhun yargılamaya son veren ve kesin bir hükmün sonuçlarını doğuran taraf işlemlerinden olduğu anlaşılmış ve sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Dava hakkında sulh sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, 2-Sulh ilk celseden sonra vuku bulduğundan alınması gereken maktu harcın üçte ikisi olan 488,00-TL harçtan peşin harcın mahsubu ile eksik 60,40-TL nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Taraf beyanları nazara alınarak taraflar lehine vekalet ücreti hükmolunmasına yer olmadığına ve taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 5-Arabuluculuk sarf ücreti olan 3.800,00-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile istinaf kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.21/01/2026 Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır