1. Hukuk Dairesi 2010/7302 E. , 2010/9026 K. "" MAHKEMESİ : TRABZON 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/03/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, davalıların kayden malik olduğu 1513 ada, 12 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını, devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısmın tapu kaydının iptali ile terkinine ve yapıların yıkımına ka…
**1. Hukuk Dairesi 2010/7302 E. , 2010/9026 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : TRABZON 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/03/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, davalıların kayden malik olduğu 1513 ada, 12 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını, devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısmın tapu kaydının iptali ile terkinine ve yapıların yıkımına karar verilmesini istemiştir. Bir kısım davalılar, idarece belirlenen kıyı kenar çizgisinin tespitine ilişkin karar tebliğ edilmediğinden kendileri için bağlayıcı olmadığını, idari yargıda açılan iptal davasının sonucunun beklenmesi ve mahkemece ilgili Yasa ve yönetmeliklerde belirtilen yöntemlere uygun kıyı kenar çizginin belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı yasa ile değişik 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesine eklenen 3. fıkra 2 ve 3. cümle ve geçici 10. maddedeki düzenlemeler karşısında 10 yıllık hak düşürücü sürenin hazine yönünden dolduğu gerekçesiyle davanın reddine ve yargılama giderlerinden davacı yanın sorumlu tutulmasına karar verilmiştir. Karar, davacı Hazine tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, çekişme konusu taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin özel mülkiyete konu edilemeyeceği iddiasına dayalı tapu kaydının iptali, sicilden terkini ve muhdesatın yıkımı isteklerine ilişkindir. Mahkemece 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesine eklenen 3. fıkra 2 ve 3. cümle ve geçici 10. maddedeki düzenlemeler gözetilerek davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı hazine üzerinde bırakılmasına ve taraflar yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu ..ada, 12 sayılı parselin kadastro tespit tutanağının 03.05.1971 tarihinde kesinleştiği, davanın 04.01.2008 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 14 Mart 2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa’nın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Yasası’nın 12. maddesinin üçüncü fıkrasına “Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dâhil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır.” cümlesi ve aynı Yasa’nın 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Yasa’ya “Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.” şeklindeki geçici 10. madde eklenmiştir.