1. Hukuk Dairesi 2011/4340 E. , 2011/5650 K. "" MAHKEMESİ : ELAZIĞ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/12/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanı M...’nın, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak toplam 20 parça taşınmazını davalılara satış suretiyle temlik ettiğini ileri sürerek, miras payı oranında tapu iptal tescil isteğinde bulunmuştur. Davalılar, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanı…
**1. Hukuk Dairesi 2011/4340 E. , 2011/5650 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ELAZIĞ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/12/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanı M...’nın, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak toplam 20 parça taşınmazını davalılara satış suretiyle temlik ettiğini ileri sürerek, miras payı oranında tapu iptal tescil isteğinde bulunmuştur. Davalılar, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; miras bırakan M...’nın 28.09.1984 tarihli akitle dava konusu taşınmazlar dahil olmak üzere birçok taşınmazını davalılar M...ve S...’a satış suretiyle temlik ettiği, davalıların miras bırakan’ın oğlu olan M...’nin çocukları (torunları) olduğu anlaşılmaktadır. Davacı (miras bırakanın kızı) anılan temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.