1. Ceza Dairesi 2023/8119 E. , 2025/2899 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1045 E., 2023/1179 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1
**1. Ceza Dairesi 2023/8119 E. , 2025/2899 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1045 E., 2023/1179 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü; I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.02.2023 tarihli ve 2022/392 Esas, 2023/36 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 62/1, 53/1. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 30.05.2023 tarihli ve 2023/1045 Esas, 2023/1179 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri özetle: eksik ceza tayin edildiğine, suçun tasarlanarak işlendiğine, takdiri indirimin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir. 2. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın suça iştirak ve yardım etmediğine, suç işleme kastı olmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, öldürme kararının ne zaman aldığının ve belli bir hazırlıkla eylemlerin gerçekleştirdiğinin kesin olarak saptanamadığı, oluşan şüpheli durumun sanık aleyhine yorumlanamayacağı, bu itibarla tasarlamanın koşullarının bulunmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, katılan ... vekili ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde bozma nedenleri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Sanık hakkında hüküm kurulurken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Hadjianastassiou/Yunanistan, 16.12.1992; Van de Hurk/Hollanda, 19.04.1994; Hiro Balani/İspanya 09.12.1994; Ruiz Torija/İspanya, 09.12.1994) kararlarında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesinde, 5271 sayılı Kanun'un 34, 230 ve 289. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.05.2015 tarih ve 2014/145 Esas sayılı kararı uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirebilmesi için, sonuca etkili tüm argümanların, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması, olayın ne şekilde gerçekleştiğine dair kabulün tam olarak bulunması gerekirken, sanığın eylemlerinin ayrı ayrı net bir şekilde tespit edilmediği ve somut delillerle ilişkilendirilmediği, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilleri, delilleri ve nitelendirilmeleri ile buna göre hükümler kurulması icabettiği nazara alınmadan, açıklanan ilkelere uyulmadan, sadece ilgili mevzuat hükmüne atıfta bulunularak; "... Sanığın, müteveffa diğer sanıkla birlikte asli fail olarak TCK'nın 37/1 maddesi kapsamında atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi yerine beraatine karar verildiği şeklindeki bozma ilamı dikkate alınarak sanığın TCK'nun 37/1. maddesi delaletiyle mütevveffa diğer sanıkla birlikte asli fail olarak müsnet suçu işlediği sabit görülmekle ..." şeklindeki yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması, 5271 sayılı Kanun’un 289/1-g maddesi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır. 3. Kabule göre de; sanık ile ...'in askerlik arkadaşı oldukları, ...'in eski kız arkadaşı maktulü unutamadığı ve maktulü takip ettiği, maktul hakkında bilgi edinmeye çalıştığı, maktulün bu nedenle ... hakkında şikayetçi olduğu, olay günü ...'in sanığı mangal yapmak için Niğde'ye çağırdığı, sanığın da alacağını da alma düşüncesi ile aracıyla Niğde'ye geldiği ve ... ile buluştukları, maktulün de olay tarihinde üniversite sınavı için Niğde'ye geldiği, sanık ile ...'in çarşıda bir çiğ köftecide oturdukları esnada ...'in maktulü görmesiyle birlikte maktulü takip etmeye başladıkları, ancak bir süre sonra maktulün izini kaybettikleri, birlikte sanığa ait aracın yanına gittikleri ve torpido gözünden ...'in kendisine ait silahı yanına aldığı, tekrardan çiğ köfteciye gittikleri, sanığın yemek yediği sırada ...'in telefonla konuşarak maktulün kaldığı yeri öğrendiği ve paket yaptırarak bir kağıda "... Butik Ev Apart" yazdığı, sanık ile beraber maktulün kaldığı aparta gittikleri, ...'in sanıktan otel görevlisine kağıdı gösterip kendisini çiğ köfteci olarak tanıtarak maktulün kaldığı oda numarasını öğrenmesini istediği, sanığın oda numarasını öğrendikten sonra ... ile birlikte maktulün odasının önüne çıkıp zile bastıkları, maktulün Muhamed'in sesini tanıyarak kapıyı açmayacağını düşündüklerinden sanığın yemek getirdiğini söyleyerek maktule kapıyı açtırdığı, ...'in bir anda içeri girerek kapıyı kapattığı ve sanığı dışarıda bıraktığı, ...'in maktule ateş ederek öldürdüğü ve sonrasında kendi kafasına ateş ederek intihar ettiği, içeriden silah sesleri geldiğini duyan sanığın emniyete gidip yaşananları anlattığı olayda; ...'in fail olarak işlediği eyleme hareketleriyle suçun işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştıran, eylemleri 5237 sayılı Kanun'un 37. maddesi kapsamında doğrudan doğruya birlikte işleme seviyesine ulaşmayan sanığın "yardım eden" sıfatıyla aynı Kanun'un 39. maddesi uyarınca cezalandırılması yerine, iştirakin derecesinde yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde 5237 sayılı Kanun'un 37. maddesi uyarınca fail sıfatıyla cezalandırılmalarına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünün (2) ve (3) numaralı paragraflarında açıklanan, hükmün gerekçesiz olması ve sanığın kasten öldürmeye yardım etme suçundan cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi nedenleriyle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 30.05.2023 tarihli ve 2023/1045 Esas, 2023/1179 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.04.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Gerekçeli karar hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6 ncı maddesinde açıkça zikredilmemiş ise de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından içtihadî olarak geliştirilerek varlık kazanmış bir hak olup “adil yargılanma hakkı”nın en önemli unsurlarından biri olarak belirtilmiştir. Buna göre AİHM, mahkemelerin her türlü kararlarında gerekçeye yer verilmesi yükümlülüğüne değinerek aksi durumun, adil yargılanma hakkının ihlâli ile neticeleneceğine işaret etmiştir Gerekçeli karar hakkı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Anayasa) tarafından ise alenî bir şekilde güvence altına alınmıştır. Anayasa’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” şeklindeki düzenleme ile gerekçe, ilgilisi için bir hak olmanın yanı sıra bütün mahkemeler için de anayasal bir yükümlülük olarak öngörülmüştür. Ayrıca Anayasa’nın, Temel Haklar ve Ödevler kısmında yer alan “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesine, 03.10.2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesiyle eklenen “adil yargılanma hakkı”nın da bir unsuru olarak kabul edilmekte (… Ataş, B. No: 2013/1235, 13.06.2013.) ve Anayasa Mahkemesi tarafından incelenen bireysel başvurulara konu edilebilmektedir. Gerekçeli karar hakkı, Türk hukuk sisteminde anayasal düzenlemeye ek olarak kanunî olarak da güvence altına alınmıştır. 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi; “Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır.” şeklinde emredici hüküm içermektedir. Temel bir insan hakkı olan gerekçeli karar hakkı, gerek uluslararası gerek ulusal hukukî metinlerle güvence altına alınmış olup mahkeme kararlarında gerekçeye yer verilmemesi ya da yetersiz gerekçeye yer verilmesi durumlarında gerekçeli karar hakkının ihlâli gündeme gelecektir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 11.04.2019 tarihli, 2018/9-593 Esas ve 2019/314 Karar sayılı kararında; “Gerekçe, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya muhtevasına uygun açıklamasıdır. Bu nedenle, gerekçe bölümünde hükme esas alınan veya reddedilen bilgi ve belgelerin belirtilmesi ve bunun dayanaklarının gösterilmesi, bu dayanakların da, geçerli, yeterli ve kanuni olması gerekmektedir. Kanuni, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime imkân sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır.” şeklindeki açıklamalar ile hükmün, dayanağını, denetlenebilirliğini, ikna ediciliğini gerekçe bölümünden alacağı vurgulanmıştır. Suça iştirak için öncelikle faillerin bir suçu işlemek konusunda iştirak iradelerini ortaya koymaları ve anlaşmaları gerekir. İştirak iradesi suç işlenmeden önce veya en geç suçun işlenmesi sırasında ortaya çıkmış olmalıdır. İştirak iradesinin mevcudiyeti için, her şerikin diğer faillerle birlikte belirli bir suçun işlenmesine katıldığını bilmesi gerekir. İştirakin kabulü için failde, suça iştirak iradesi olmalıdır. Yani suça katılanlar önceden, belli bir suçu işleme konusunda aralarında anlaşmalı, irade birliğine varmalıdırlar. Kararlaştırılan bir suç işlenirken, faillerden birisinin diğerlerinden habersiz bir başka suçu daha işlemesi halinde ise önceden anlaşma olmadığı için, ikinci failin icrasına yardım etmeyen diğer failler, bu suçtan sorumlu tutulmazlar.Herhalde failin başkasının fiiline katıldığını bilmesi ve bunu istemiş olması lazımdır. İstenmemiş olan neticenin husulünde her failin sadece tesadüfî olarak fiillerinin birleşmiş olması iştirake yeterli değildir. Bir suça iştirak ettiğini bilmeyen kimsenin bu cehaleti kastı ortadan kaldırır. İştirak halinde suç işlenmesi halinde, iştirakin nevini saptamak için faillerin karar verme ve icra safhalarındaki tüm hareketlerinin nazara alınması ve topluca değerlendirme yapılması gerekmektedir. Kast insanın iç dünyası ile ilgili bir kavram olup, kastın açıkça ifade edilmediği durumlarda, iç dünyaya ait bu olgunun dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak belirlenmesi yoluna gidilmektedir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin saptanması için, eylemin bir evresindeki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm kanıtların birlikte değerlendirilmesi gerekir. Suç işleme kararının aynı suç konusunda alınması gerekir.Yeni ceza yasası kusur teorisini benimsediğini ileri sürmesine rağmen, iştirak konusunda irade teorisini esas almış gözükmektedir. Zira kusur teorisi nedensellik bağından sarfı nazar edemez. İştirak anlaşmasına konu hareket işlenirken kastı aşan bir netice meydana gelmişse, bundan tüm ortaklar kusurları derecesinde sorumlu olurlar. Sanıklardan birisinin kendince başka bir amaçla mağdura yönelik yaptığı eylemden sonra diğer sanık veya sanıkların ani bir kasıtla beklenmeyen ağır veya başka nitelikteki suçlardan iştirakten sorumlu tutulmaları TCKnın 20. maddesindeki ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine aykırılık teşkil edecektir. Sanıkların olay yerine geliş veya bulunma amaçları, hangi suç veya suçlar için harekete geçildiği, silahlı veya silahsız olaya katılmaları, suç veya suçlara hangi hareket veya hareketlerle katıldıkları, hangi aşamada olaya katıldıkları, olayların seyir aşamaları, basit düzeyde katılınan suçun şeriklerden birinin ani bir kastı ile ağırlaşıp yani amaç suç dışı bir sonuca ulaşıp ulaşmadığı, basit bir düzeyde bir suç amaçlanmış iken çok ağır bir neticeyle karşılaşılacağını tahmin etme durumunda ağır eylemi yapmayan şeriklerin bu olaya başlangıç aşamasında dahi katılıp katılmayabilecekleri adil bir sonuca ulaşmak için doğru bir şekilde değerlendirilmelidir. Amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit bulunan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu açıklamalar ışığında; Niğde 1 ağır Ceza mahkemesinin sanığın maktülün ölümü olayında suça yardım kastının olmadığı değerlendirilmek suretiyle şeklindeki gerekçesiyle CMK'nun 223/2-c maddesi uyarınca beraatine dair kararı istinafen inceleyen Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesi'nin 26/09/2022 tarih 2022/595 E-2022/1698 K sayılı kararında belirtilen Sanığın, müteveffa diğer sanıkla birlikte asli fail olarak TCK'nın 37/1 maddesi kapsamında atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi yerine beraatine karar verildiği şeklindeki bozma ilamı dikkate alınarak sanığın TCK'nun 37/1.maddesi delaletiyle mütevveffa diğer sanıkla birlikte asli fail olarak müsnet suçu işlediği sabit görülmekle ,sanık müdafiinden sanık hakkında TCK'nın 39/1-39/2-c maddesinin uygulanmama ve TCK'nın 37/1.maddesi delaleti ile TCK'nın 81/1. Maddesinin uygulanması ihtimaline binaen ek savunması da alınmış olmakla sanığın eylemine uyan TCK'nun 81/1.maddesi uyarınca mahkumiyetine,TCK'nun 62.maddesinin sanık lehine değerlendirilmesine karar verilmiş ise de; Hükmün gerekçesi olarak gösterilen bu paragrafta sanığın savunmasının neden kabul edilmediği ve delilerin değerlendirmesi açık bir şekilde yapılmadığından mahkeme kararında sadece delilerin gösterilmesinin gerekçe olarak değerlendirilemeyeceği yani yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan hüküm verildiği dikkate alınarak hükmün öncelikle gerekçesizlik sebebiyle bozulmasına karar verilmesi kabule göre de, Niğde 1 ağır Ceza mahkemesinin 2021/337 E-2021/387 K sayılı dosyasında isabetle belirtildiği üzere; Maktulü öldüren ... ... ile sanık ... ...'nın 2017 yılı Eylül ayında Tekirdağ ilinde birlikte 7-8 ay askerlik yaptıklarından dolayı arkadaş oldukları,sanık ...'ın askerlik bitimi İstanbul ilinde yaşadığından dolayı ölen ... ile telefonda görüştükleri,sanığın son 1 yıl içerisinde Nevşehir İli Derinkuyu ilçesine tatlıcı dükkanı açtıktan sonra Niğde iline gelerek bir kez yüz yüze görüştükleri,bir seferde ölen ...'in sanığın köyüne geldiği ve bir seferde sanığın dükkanın bulunduğu Derinkuyu ilçesine giderek görüştükleri,bu süreçte sanık banka borçlarından ölen ...'e bahsettiği ve ...'in de bahis oynayan bir abi var, 10.000-TL getir, onu 22.000-TL yapacağız dediği ve sanığında kredi kartından 2021 yılı Şubat ayı gibi 10.000-TL çekerek ...'e verdiği,...'in de bahisçiye verecek diye sanık beyanına göre parayı ablasına teslim ettiği, sanık ...'ın parayı sormasına rağmen ...'in kazandık dediği, ancak sürekli sanığı oyalayarak parayı vermediği,yine sanığın beyanına göre 2020 yılı Aralık ayı veyahut 2021 yılı ocak ayında ...'in sanığa bir sevgilisi olduğunu ve 3 yıl birliktelikten sonra ayrıldıklarını,nişan yaptıklarını, evliliğe doğru gittiklerini, daha sonra kızın başka bayanlarla mesajlaşmasını gördüğünü, bu yüzden ayrıldıklarını ve kendisinin çok pişman olduğunu sanığa söylediği ve sanığında ...'in bu durumdan dolayı sürekli ağladığını beyan ettiği, ...'in maktulün köyüne dahi gittiği ve maktul ile ailesi arasında bir takım olaylar yaşandığı ve olayların adliyeye intikali sonucu taraflar arasındaki olaylar nedeniyle maktul ...'in sanığa maktul ve babasını avukat gibi aramasını istediği , sanığın bir kez çaldırdığı ve diğerini de aramadığı halde ...'e aradım cevap vermediler dediği, olay tarihinden önce en son 2021 yılı mart ayında ...'in Derinkuyu'ya gittiği ve sanıkla orada görüştükleri, ...'in daha sonra sanığa sürekli Niğde'ye gel mangal yakarız dediği ve en son Haziran ayında yine sanığı Niğde ye çağırarak mangal yakacağız ve ayrıca tanıdığı birisininde içerisine tatlı konulan buzdolabı olduğunu vede borcuna artı olarak bu dolabı da kendisine vereceğini söyleyerek Niğde ye çağırdığı,sanığın da olay tarihi olan Cuma günü sanığın konum göndermesi ile Bor İlçesine 50 ABL 241 plaka sayılı aracı ile geldiği, ...'in evinin önüne vardığında ...'in de araca bindiği ve belinden çıkardığı silahı aracın torpido gözüne koyduğu, Sanığın beyanına göre daha önceki görüşmelerinde de kendisinde silah olduğunu gördüğü ve olay günüde silahı sorduğunda ...'in dursun dediği, daha sonra ...'in aracı Niğdeye sür dedği ve sanığında aracı sürerek Niğde İl merkezine geldikleri, sanığın mangal işini sormasına rağmen ...'in maktulün Niğde'ye geleceğinden bahsettiği,bunu maktulün köyünden birinin kendisine haber verdiğini söylediği ve araçta iken ...'in Ulukışla-Niğde seferini yapan aracın firmasını arayarak şöforünün numarasını alıp sanığın telefonuna kaydederek aradığı , otobüste kısa boylu kapalı bir kız var mı, hayat mamat meselesi konuşmam lazım şeklinde şoföre sorduğu, sanığın beyanına göre şoförün bilgi vermediği, Niğde il merkezine geldiklerinde sanığın araç kitlenmiyor demesine rağmen ...'in tabacayı torpido da bıraktığı ve birlikte çiğ köftecinin önünde çay içerlerken ...'in maktulü gördüğü ki sanığın beyanına göre ...'in maktulün oraya geleceğinin önceden bildiği, burada otururlarken 15-20 metre mesafede ...'in işte kız geldi deyip sanığa masaya on lira bırak dediği, maktulü takip ettiği esnada maktulün sürekli mağazalara girdiği ve bekledikleri esnada sanığın beyanına göre ...'in sanığa evde masanın altında 20.000-TL para var, evin anahtarını sana vereceğim, gidip alacaksın dediği, sonrasında sanığa mağazaya girerek maktule bakmasını istediği,sanığın magazaya girerek baktığı , kendi beyanına göre bakmış gibi yaparak ...'e maktulü görmediğini söylediği, daha sonra ...'in sanığa yan mağazaya bak dediği ve sanığın da yan mağazanın alt katına inerek etraftan bir iki resim çekerek sanığa yolladığı ve maktulün burada da olmadığını söylediği ve hadi gidelim dediği, ...'in önce silahı araçtan alalım dediği, silahı alarak çiğ köfteciye gitikleri,sanık içeride çiğ köfte yerken ...'in dışarıda telefonla konuştuğu,sanık dışarı çıktığında ...'in içeri girerek çiğ köfte paketi yaptırdığı ve oradan kalem alarak not kağıdına ''... Butik Ev'' yazdığı ve dışarı çıkarak sanığa Yasemin'in yerini öğrendiğini ve sanığa Yasemin ile konuşmak için Butik Aparta giderek çiğ köfte siparişi getirdiği söylemek suretiyle kaldığı odayı öğrenmesini istediği ve içerisinde çiğ köfte bulunan poşeti sanığa vererek apart'ın yerini ona gösterdiği,25/06/2021 tarihi Butik Aparttan alınan kamera görüntüleri CD inceleme tutanağından da anlaşılacağı üzere saat 17:41 de maktulün 5.katta bulunan odanın koridorun da göründüğü, sanığında saat 18:02 de Butik Apatın kapısına geldiği,apartın kapısı ile apart görevlisini bulunduğu yazıhane kapısının yan yana olduğu,sanığın önce yazıhane kapısından girerek görevliye not kağıdını göstererek çiğ köfte siparişi olduğunu söylediği görevlinin de maktulün 5.katta kaldığını ve oda numarasını söylediği,ancak o gün apart görevlisi olan mahkememizce kendisine ulaşılamayan tanık Yossıf Ali Alı'nın maktulü iç hattan telefonla arayarak böyle bir siparişi olup olmadığını sormadığı,Butik Apartta çalışan tanık ...'in işletmede daha önce gelen siparişlerde müşteriye haber verilmediğini, ancak bu olaydan sonra artık haber verdiklerini beyan ettiği,daha sonra görevlinin apartın içten ve otomatik açılan kapısını açtığı ve sanığın yazıhaneden çıkarak Apartın kapısından içeri girdiği ve ...'i aradığı ve ...'i de içeri aldığı,saat 18:06 da da ...'in içeri girdiği,18:07 de her ikisinin birlikte asansöre doğru yürüdüklerinin görüntülendiği, mahkemece duruşmada izlenen ve gözlem yapılarak sanığa da izletilen cd görüntüsü olan 8 numaralı kamera görüntüsünün 18:08:53 zaman dilimli ... ... ve sanığın maktul ...'in kaldığı odanın bulunduğu merdiven boşluğuna geldiklerinde sanığın duraksayarak ellerini yukarıya doğru kaldırdığı,diğer ... ...'ın kamera kaydından çıkıp sanığın tekrar yanına gelerek tekrar kamera kaydına girdiği, sanıkla konuştuğunun gözlemlendiği ve bu husus sanığa sorulduğunda ise sanık ''Ben orada ellerimi kaldırarak "Sen hallet sen konuş" dedim, o da yanıma gelerek, benim sesimi tanır, kapıyı açmaz dediğini beyan ettiği , ...'in kapının ziline bastığı ve sanığında çiğ köfte siparişi var dediği esnada maktulün kapıyı araladığı ve ...'in kapıyı tutarak sanığa sen git ben biraz sonra geleceğim dediği,sonrasında sanığın beyanında da belirttiği üzere asansöre binip aşağı düğmesine basıp inerken 3-4 el silah sesi duyduğu ve telefonun konumuna yazarak Emniyet Müdürlüğüne gitiği ve sonrasında Muhamed'in maktulü ve kendisini tabancayla öldürdüğü kabul edilen olayda; Sanığın savunmasında parasını kurtarmak için ...'in o gün gönlünü hoş tutarak ...'in evde 20.000-TL para var onuda anahtarı vereceğim git al dediğinden dolayı sesini çıkarmadığını,amacının parasını kurtarmak olduğunu,bu nedenle istediğini yaptığını,...'in kedisine amacının sadece kızla konuşmak olduğunu söyleyerek kendisine yalvardığını,kendisinin de yardımcı olmak adına böyle bir şey yaptığını söyleyerek suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş olup, Olay sonrası sanığın silah sesini duyması neticesinde 25/06/2021 tarihli tutanaktan ve tanık olarak dinlenilen emniyet müdürlüğünün nizamiye giriş kapısında o gün nöbetçi olan polis memurları ... ve ...'nın beyanlarından da anlaşılacağı üzere sanığın olay saatinin hemen akabinde saat 18:20 sıralarında beyaz kapalı kasa 50 plakalı aracı ile hızlı bir şekilde nizamiyenin önüne geldiği, tanıkların aracın durmayarak nizamiye kapısına vuracağını düşünerek dışarı çıktıkları, aracın kapıya 1 metre kala durduğu,araçtan sanığın indiği, telaşlı ve şok halinde ağlar vaziyette Arkadaşım vurdu, kızı vurdu şeklinde 2-3 defa tekrarladığı,başım belaya girdi dediği ve şahsın panik halinde olduğunu anlayarak onu içeriye aldıkları, yaklaşık 10 dk sonra şahsın kendisine geldiği ve sonrasında sanığın olayı anlatması üzerine Cinayet Şube ekiplerine haber verilerek sanığın bu ekiplerce alınması,sanığın olağan akışta kaçmayarak bu şekilde emniyet müdürlüğüne gitmiş olması hususu,sanığın maktulün bulunduğu kattaki merdiven başında ellerini kaldırarak sen hallet sen konuş diyerek odanın kapısına gitmek istememesi ancak ...'in maktulün kendisinin sesini tanıyacağını söyleyerek sanığı zorlaması,sanığın parasını almak adına olay günü ...'in bu isteklerini yerine getirmesi hususları hep birlikte değerlendirildiğinde sanığın maktülün ölümü olayında suça yardım kastının olmadığı mahkememizce değerlendirilmek suretiyle şeklinde gerekçesiyle CMK'nun 223/2-c maddesi uyarınca beraatine dair gerekçenin dosya kapsamına uygun bulunmasıyla birlikte, Sabıkasız olan sanığın " ... silahı sürekli taşıyordu bu nedenle kendisinden şüphelenmiyordum, kendisi bana yardım et diye yalvarıyordu, çok sevdiğini söylüyor ağlıyordu, böyle bir şey yapacağını bilsem yanına yaklaşmazdım, ilk defa başıma böyle bir iş geldi, ben hayatımda kimsenin kalbini kırmadım, ben böyle bir şey yapsam Allaha nasıl hesap vereyim " şeklindeki beyanları olayın şoku sonrası duruşmada ağlaması, maktülü tanımadığı için Maktulle herhangi bir husumetinin olmaması , ... ...'ın maktülü öldüreceğini bilmesi veya anlaması halinde makulün kaldığı odaya kendisini de girmesi gerektiği, asansörden inerken silah seslerini duyması üzerine olayın meydana geldiği odaya girmediği için ... ...'ın intihar ettiğini ve ayrıca ...'in maktülü öldürüp öldürülmediğini de bilmeden kaçmadan vakit geçirmeden hemen navigasyon yardımı ile doğrudan polis karakoluna giderek teslim olması, Maktulün ... ... tarafından öldürüleceğini bilmesi veya anlaması halinde bu olaya katılır mıydı sorusuna verilecek cevabın sanık ...'ın olay sonrası hareketlerine bakıldığında katılmayacağı sonucuna ulaşılması( yukarıdaki tutanakta belirtilen "sanığın kullandığı aracın durmayarak nizamiye kapısına vuracak şekilde aracın kapıya 1 metre kala durduğu,araçtan sanığın indiği, telaşlı ve şok halinde ağlar vaziyette Arkadaşım vurdu, kızı vurdu şeklinde 2-3 defa tekrarladığı,başım belaya girdi dediği ve şahsın panik halinde olduğunu anlayarak onu içeriye aldıkları, yaklaşık 10 dk sonra şahsın kendisine geldiği " şeklindeki tespit) Maktulün öldürürülmesi ve maktülü öldürecek olan ... ...'ın intiharı sonrası ...'den de alacağını da alamadan kendisinin de hapse girecek olması sebepleriyle bu olaya katılmasının akla mantığa uymadığı , Suça iştirak iradesinin olay öncesi veya sırasında olması halinde sanığın fırsat var iken kaçması gerektiği de, dikkate alındığında sanık ...'ın ... ...'ın kendisini kandırdığını bilmeden Maktulle görüşecekleri ve makule herhangi bir şey yapmayacağı sözünü de almasının etkisiyle sonuç olarak ... ... tarafından kandırılmış olduğu , ... ...'ın kendisini aldatıldığını , yani kullanıldığını anlamadan olaya katılmış olduğu, suça İştirak iradesi olmadığı dikkate alınarak CMK'nun 223/2-c maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiği kanaatindeyim.