Başvuru, tutuklama kararı nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın adil bir şekilde yürütülmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; tutuklama kararı nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın adil bir şekilde yürütülmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 29/4/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından yapılan soruşturma sürecinde başvurucu 16/10/2012 tarihinde gözaltına alınmış ve sonrasında İstanbul 3 No.lu Hâkimliğin (TMK madde ile görevli) 19/10/2012 tarihli kararıyla tutuklanmış, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (TMK madde ile görevli) 3/12/2012 tarihli iddianamesiyle de anılan suçlardan hakkında kamu davası açılmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin (TMK madde ile görevli) 31/12/2013 tarihli kararıyla başvurucunun müsnet suçlarının oluş ve kabule göre tek suç teşkil edip bu suçların terör örgütüne silah ve patlayıcı temin etme vasfında gerçekleştiği kabul edilerek bu suçtan eylemine uyan 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı ve 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun maddesinin birinci fıkraları uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"Sanık baştan beri atılı suçlamaları reddetmiş ise de, sanık [Ü.nün] arama anından itibaren, kolluk, savcılık ve sorgu hakimliğinde, müdafii huzurunda vermiş olduğu ısrarlı ve istikrarlı beyanlarından suça konu eşyanın sanık tarafından bırakılmış olduğunu belirtmesi, sanıkların, olay günü aynı saatlere denk gelen, beyanlar ile uyumlu kamera kayıtları, sanıkların gün içinde bu fiil için birlikte hareket ettiklerinin en büyük kanıtıdır.Yine Yusuf Demir ile kardeşi olan [] arasında geçen telefon konuşmalarında, [Ü.Ş.nin] ikametine bırakılan bombalı çantadan bahsedildiği, sanık Yusuf çantayı bıraktıktan bir gün sonra, 2012 tarihinde kardeşi sanık [] ile yaptığı ve kendisinin de içeriğini kabul ettiği (yorumlanmasını reddettiği) telefon görüşmesinde:Yusuf DEMİR:......dedim sen 10 gibi çocuktan alabilir misin ya?[]: Alsam da yarın vermeyecem mi sanaYusuf DEMİR: tamam en azından onda kalmasın alsan bile sen de kalsın.[]: Yo yo sabah alıyım ben o zaman ondanYusuf DEMİR: tamam söyle o zaman gelir sabah alırım diye,[]: He arıyım derim ben sabah gelir alıyımYusuf DEMİR: Tamam ama şey yapmasın söyle[]: Yo yo birşey yapmazŞeklindeki konuşmalardan, bu konuşmaların olayın hemen ertesi günü, yakalamadan iki gün önce gerçekleşmesi ve olayla uyumlu olması, sanık Yusuf un bu konuşmayı net olarak açıklayamaması, (kitap parasına ilişkin olduğuna dair beyanlarının ise konuşmalardaki gizleme çabaları ile uyumlu olmadığı), bu nedenle sanık Yusuf bu konuşmayı sanık [Ü.deki] suça konu çanta ile ilgili yapmış olduğu tezini güçlü kılmaktadır.Sanık Yusuf savunmalarında sosyalist bir düşünceye sahip olduğunu, eğitim sendikası faaliyetlerinde bulunduğu, bu yöndeki sosyal çalışma ve etkinliklere basın açıklamalarına katıldığını ancak yasa dışı bir etkinliğe katılmadığını, bunların örgtsel faaliyet gibi gösterilmeye çalışıldığını belirtmiştir. Sanığın dosyadaki tape kayıtları ve fotoğraflara göre çok sayıda etkinlik ve basın açıklamasına katıldığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda tape kayıtlarına göre:Klasör 2 dz 214-324 syf aralarında özetlenen konuşmalardan: sanığın 2012, 2012, İstanbul, 2012 günü Ankara ilinde, 29-30-31 mart tarihlerinde yine İstanbul ilinde gerçekleşen ve güvenlik güçlerince müdahale edildiği anlaşılan yasa dışı gösterilere çok defa katıldığı, konuşma içeriklerine bakıldığında organize edenler içinde olduğunun anlaşıldığı, sanık bu gösterilerde polis müdahalesine maruz kaldığını gaz ve su yediğini, direndiklerini yolu kapattıklarını ve sair fiillerde bulunduğunu ifade etmiş, savunmalarında iddia ettiği gibi tamamı yasal gösteriler olmadığı anlaşılmış bulunmaktadır.Bu nedenlerle, sanık [Ü.nün] istikrarlı beyanları, ele geçen malzemeler, sanıkların eylemin oluştuğu tarihte olaydan hemen önceki birlikteliklerini gösteren kamera görüntüleri, sanığın kardeşi ile yaptığı görüşme ve örgütsel eğilimi dikkate alındığında, sanık Yusuf DEMİR'in oluş ve anlatıma uygun olarak suça konu patlayıcı malzemeleri diğer sanıkla işbirliği içinde hareket ederek, sanık [Ü.de] muhafaza edilmek ve daha sonra örgütsel eylemlerde kullanılmak üzere bulundurmak fiilini işlediği kanaatine varılmıştır."Başvuru dilekçesi ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan inceleme sonucunda başvurucunun anılan tutuklama kararına karşı itiraz yoluna başvuruda bulunup bulunmadığı belirlenememiştir. Başvurucu 29/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun 31/12/2013 tarihinde temyizi üzerine dava dosyası Yargıtaya gönderilmiştir. Başvuru tarihi itibarıyla dava dosyasının temyiz incelemesinde olduğu görülmüş, UYAP üzerinden yapılan inceleme sonucunda başvuru tarihinden sonra Yargıtay Ceza Dairesinin 23/6/2014 tarihliilamı ile başvurucu hakkındaki mahkûmiyet kararının onandığı anlaşılmıştır.